<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dünya Bizim Kültür Portalı</title>
    <link>https://www.dunyabizim.com</link>
    <description>Türkiye'nin entelektüel birikimi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dunyabizim.com/rss/tarihte-bugun" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 18 Aug 2026 04:13:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/rss/tarihte-bugun"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA['Gül Yetiştiren Adam'ın yazarı: Rasim Özdenören]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/gul-yetistiren-adamin-yazari-rasim-ozdenoren</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/gul-yetistiren-adamin-yazari-rasim-ozdenoren" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Gül Yetiştiren Adam", "Çok Sesli Bir Ölüm" ve "Denize Açılan Kapı" gibi eserlerin yazarı, usta edebiyatçı Rasim Özdenören'in vefatının üzerinden 4 yıl geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Özdenören, İstanbullu mühendis Hakkı Özdenören ile Kahramanmaraşlı Ayşe Hanım'ın oğlu olarak 1940'ta Kahramanmaraş'ta dünyaya geldi.</span></span></p>

<p><span><span>Şair Alaeddin Özdenören'in ikiz kardeşi olan yazar, ilkokula Kahramanmaraş'ta başladı, babasının görev yeri değişikliği nedeniyle Malatya'da devam etti. İlkokulu 1952'de tamamlayan Özdenören, 1955'te Tunceli Ortaokulundan mezun oldu.</span></span></p>

<p><span><span>Rasim Özdenören, Kahramanmaraş Lisesi'nde, edebiyatla yakından ilgili Erdem Bayazıt, Hasan Seyithanoğlu, Sait ve Cahit Zarifoğlu kardeşlerle arkadaş oldu.</span></span></p>

<p><span><span>Öğrencilik yıllarında arkadaşlarıyla Türkiye'nin önde gelen edebiyat dergilerini izleyip, yerel gazetelerde sanat sayfaları düzenlemeye başlarken, birlikte o dönem yayınına ara verilen Maraş Lisesi'nin "Hamle" dergisini yeniden çıkardılar.</span></span></p>

<h3><span><span><strong><span style="color:red">İlk hikayesi Varlık'ta 1957'de yayınlandı</span></strong></span></span></h3>

<p><span><span>Usta yazarın ilk hikayesi, "Akarsu", Varlık dergisinde 1 Ocak 1957'de çıktı. Aynı dergide, "Kasap" ve "Bayır Dereden Öyküler" adlı eserleri de yayınlandı. Özdenören'in ilk hikayeleri 1957-1958 arasında Türk Sanatı ve Arayış dergilerinde okuyucuyla buluştu.</span></span></p>

<p><span><span>Usta kalem, edebi hayatı için bir dönüm noktası olan lise öğrenimini 1958'de tamamladı.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span>Üniversite öğrenimi dolayısıyla ailesiyle İstanbul'a taşınan Özdenören, İstanbul Üniversitesi'nde İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsünü 1964'te, Hukuk Fakültesi'ni ise 1967'de bitirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Sezai Karakoç ile 1962'de tanışan yazar, 1964-1965'te Yeni İstiklal gazetesinin sanat sayfasını yönetti, 1950'li yıllarda yazdığı, "Eskiyen", "Oda", "Yolda", "Kan Otları", "Mani Olunmuş Adam", "Ricat", "Çark", "Sabah", "Koridor" ve "Düğüm" adlı hikayelerini aynı sayfada yayımladı.</span></span></p>

<p><span><span>Türk hikayesinde yerlilik unsurunu benimseyen Özdenören, 1969'da Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan, Erdem Bayazıt ve Alaeddin Özdenören ile "Edebiyat" dergisinin kurucuları arasında yer aldı.</span></span></p>

<h3><span><span><strong><span style="color:red">1969'da Edebiyat dergisinde yazıları yayınlandı</span></strong></span></span></h3>

<p><span><span>Başarılı edebiyatçı, üniversitenin ardından gittiği Ankara'da, Devlet Planlama Teşkilatı'nda (DPT) uzman yardımcısı olarak işe başladı.</span></span></p>

<p><span><span>Akif İnan ve Erdem Bayazıt gibi isimlerle 1969'da, Nuri Pakdil'in yayımladığı "Edebiyat" dergisinde yazılar kaleme alan Özdenören, "Kalkınma İktisadı" konulu yüksek lisans çalışması için 1970'te ABD'ye gitti.</span></span></p>

<p><span><span>Usta yazar, New Mexico Üniversitesi'nde tezini tamamlayamadan geri dönerek, eylül 1971'de Ayşe Çalkaya ile Kahramanmaraş'ta evlendi. Çiftin Ömer Ümran ile Merve adını verdiği iki çocuğu dünyaya geldi.</span></span></p>

<p><span><span>Bursa'da yedek subay personel okulunda 1972'de 6 ay eğitim gören yazar, kışla görevi için mart 1973'te Şırnak'a gitti. Askerliğini 1974 şubatında tamamladı.</span></span></p>

<h3><span><span><strong><span style="color:red">"Çözülme" 1973'te, "Çok Sesli Bir Ölüm" 1984'te televizyona film olarak uyarlandı</span></strong></span></span></h3>

<p><span><span>Rasim Özdenören, 1975'te Kültür Bakanlığına bakanlık müşaviri olarak atandı, 1977-1978'de müfettiş olarak çalıştı.</span></span></p>

<p><span><span>Kültür Bakanlığındaki görevinden 1978'de ayrılan yazar, 1980'de DPT'de yeniden çalışmaya başladı. Burada uzman, yayın ve temsil dairesi başkanlığı, genel sekreter yardımcılığı ve müşavirlik gibi çeşitli görevlerde bulunduktan sonra genel sekreter iken 2005 yılında bu kurumdan emekli oldu.</span></span></p>

<p><span><span>Cahit Zarifoğlu, Mehmet Akif İnan, Erdem Bayazıt ve Alaeddin Özdenören ile 1976'nın sonunda "Mavera" dergisini kuran yazarın, hikaye ve yazıları Varlık, Türk Sanatı, Arayış, Hamle, Dost, Soyut, Yeni İstiklal, Diriliş, Edebiyat, Mavera, Yeni Devir, Yeni Zemin, Yedi İklim, Kaşgar, Hece, Zaman, Yeni Şafak, Yeni Dönem'de yayımlandı.</span></span></p>

<p><span><span>Özdenören, 1967'de ilk kitabı "Hastalar ve Işıklar"ın ardından 1973'te "Çözülme", 1974'te "Çok Sesli Bir Ölüm" adlı kitaplarını okuyucuyla buluşturdu.</span></span></p>

<p><span><span>Prag'da yapılan Uluslararası TV Filmleri Yarışması'nda Jüri Özel Ödülü'nü kazanan "Çok Sesli Bir Ölüm" 1984'te, "Çözülme" ise 1973'te televizyona filmi olarak uyarlandı.</span></span></p>

<p><span><span>Yazarın "Çarpılmışlar" kitabı 1977'de, "Gül Yetiştiren Adam" romanı 1979'da, "Denize Açılan Kapı" eseri 1983'te, Hz. Yusuf kıssasından yola çıkarak kaleme aldığı "Kuyu" 1999'da, "Ansızın Yola Çıkmak" ile "Hışırtı" 2000'de, "Toz" ise 2002'de okuyucuyla buluştu.</span></span></p>

<p><span><span>Bütün eserleri İz Yayıncılık'tan çıkan usta isim en son aylık yayımlanan Hece dergisinin yayın yönetmenliğini üstlenmişti.</span></span></p>

<p><span><span>Özdenören, yazdığı eserlerle Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, TBMM Üstün Hizmet Ödülü ve Necip Fazıl Kısakürek Saygı Ödülü gibi pek çok ödüle layık görüldü.</span></span></p>

<p><span><span>Usta edebiyatçı, 82 yaşındayken Ankara'da hayata gözlerini yumdu, cenazesi Eyüp Sultan Mihrişah Valide Sultan Haziresi'ne defnedildi.</span></span></p>

<p><span><span>Eserlerinden bazıları şöyle:</span></span></p>

<p><span><span><strong>Hikaye:</strong> Hastalar ve Işıklar (1967), Çözülme (1973), Çok Sesli Bir Ölüm (1974), Çarpılmışlar (1977), Denize Açılan Kapı (1983), Kuyu (1999), Hışırtı (2000), Ansızın Yola Çıkmak (2000), Toz (2002)</span></span></p>

<p><span><span><strong>Roman:</strong> Gül Yetiştiren Adam (1979)</span></span></p>

<p><span><span><strong>Deneme:</strong> İki Dünya (1977), Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler (1985), Yaşadığımız Günler (1985), Ruhun Malzemeleri (1986), Yeniden İnanmak (1987), Kafa Karıştıran Kelimeler (1987), Çapraz İlişkiler (1987), Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı? (1987), Müslümanca Yaşamak (1988), Red Yazıları (1988), Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti (1996), Ben ve Hayat ve Ölüm (1997), İpin Ucu (1997), Acemi Yolcu (1997), Kent İlişkileri (1998), Yüzler (1999), Köpekçe Düşünceler (1999), Eşikte Duran İnsan (2000), Yazı İmge ve Gerçeklik (2002), Aşkın Diyalektiği (2003), Düşünsel Duruş (2004) Siyasal İstiareler (2009), Açık Mektuplar (2014), Edebiyat ve Hayat (2012), Hadislerin Işığında Hz. Muhammed (2018)</span></span></p>

<p><span><span><strong>Çeviri:</strong> Hayvan Çiftliği (George Orwell, 1964), İslam’da Devlet Nizamı (Mevdudi, 1967), İslam Devletinde Mali Yapı (Dr. S.A. Sıddıki, 1972)</span></span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Tarihte Bugün</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/gul-yetistiren-adamin-yazari-rasim-ozdenoren</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2023/07/gul_yetistiren_adam_in_yazari_rasim_ozdenoren_h49077_52049.jpg" type="image/jpeg" length="84993"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşamı boyunca anlam arayışını sürdüren Ayşe Şasa, vefatının 9. yılında anılıyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/yasami-boyunca-anlam-arayisini-surduren-ayse-sasa-vefatinin-9-yilinda-aniliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/yasami-boyunca-anlam-arayisini-surduren-ayse-sasa-vefatinin-9-yilinda-aniliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşamı boyunca hakikati bulmaya çalışan, arayış ve anlam bulma yolunda ilerlerken yazın dünyasına eserler veren ve Türk sinema dünyasında senarist olarak tanınan Ayşe Şasa'nın vefatının ardından 9 yıl geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">am adı Ayşe Mihriban Şasa olan usta senarist ve yazar, 1 Şubat 1941'de İstanbul Amerikan Hastanesi'nde Çerkez anne ile bir taraftan Çerkez diğer taraftan Güney Doğu aşiretine mensup bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Yetişme çağındayken dadılara teslim edilen Şasa, bir açıklamasında çok yalnız ve bedbaht bir çocukluk yaşadığını söylemişti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Şasa, doğumundan itibaren yaklaşık 12 yıl süren ve farklı mürebbiyelerin eğitimi altında geçirdiği yabancı dadı yönetimini "çocukluk ülkemde hükmünü sürdüren bir rejim" olarak adlandırmıştı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><b><span style="color:red">Zor bir çocukluk geçirdi</span></b></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Hayatını en çok etkileyen insanlardan birisi olarak dedesini gösteren Ayşe Şasa'nın hayatında dedesinin savaşçı doğası, küçükken kendisine anlattığı savaş hikayeleri, üslubu, dinginliği ve alçak gönüllülüğü izler bıraktı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Şasa, Doğu minyatürlerine karşı olan ilgisini bu anılardan gelen çağrışımlarla ilişkilendirmiş, minyatürlerdeki evreni dedesinin kişiliğiyle, serüvenciliğiyle ve doğasıyla özdeşleştirmişti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Mürebbiyelerin sert tutumları ve ailesinin ilgisizliği nedeniyle korkular içinde bebeklik döneminden çocukluk çağına geçen Şasa'nın daha sonra yaşayacağı şizofren belirtilerinin temelini de korku figürleri, yalnızlık teması ve aidiyet problemi oluşturdu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">"Batılılaşma modasının trajik bir maraz olarak ortalığı kemirdiği bir döneme denk düşüyor benim çocukluğum." diyen Şasa, küçük yaşlarda ayrıca ailesinin Batı hayranlığı sebebiyle bale, piyano ve yabancı dil dersleri aldı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Şasa, Aydın İlkokuluna bir yaş erken başladı. Yazılarında okulda çok ezik ve zavallı olduğundan bahseden Şasa, arkadaşları tarafından alay edildiğini ve hocaları tarafından da kötü muamele gördüğünü belirtmişti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Başarısız geçen ilkokul yıllarının ardından ve dadılar döneminin bitmesiyle yatılı olarak, şimdiki adı Robert Koleji olan Arnavutköy Amerikan Kız Kolejine giriş sınavında derece yaparak okulu kazanan Şasa, buradan 1960'ta mezun oldu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><b><span style="color:red">Çevresinin sahip olduğu özellikleri sürekli eleştirerek, bir arayış içerisinde oldu</span></b></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Yaşadığı zaman diliminde Türkiye'nin en zengin ailelerinden birine sahip olan Ayşe Şasa, toplumun yoksullukla can çekiştiği bir ortamda servet içinde yaşamasını daima sorguladı. Şasa, kendisinden beklenen zengin kız rolü yerine entelektüel bilgi arayışıyla kainattaki varlığının sebebini, çevresinin sahip olduğu özellikleri sürekli eleştirerek, bir arayış içerisinde oldu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Usta yazar, henüz 12-13 yaşlarında kendi çapında "Çiftehavuzlar Postası" adında bir dergi çıkardı. Derginin içeriğine karikatürler, gazetelerden kesilmiş kupürler ve resimler yerleştirirdi. Ayrıca dergide, arkadaşları hakkında yorumlar ve şaka içerikli yazılar kaleme aldı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Öğrencilik yıllarından itibaren sinemaya ilgi duymaya başlayan Şasa, "Yaşadığımız Yıllar" adlı ilk oyununu liseden mezun olacağı yıl yazdı. Oyun, Ardından tiyatro oyuncuları ve yazarlar tarafından övgüyle bahsedildi. Şasa, 1963-1965 yılları arasında Robert Kolej'in İdari Bilimler Bölümü'ne devam etti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Başarılı senarist, hayatının "dönüm noktası" olarak tanımladığı, okul arkadaşlarının vasıtasıyla yazar Kemal Tahir'le tanışıp güçlü bir dostluk kurdu. Kemal Tahir, Şasa'ya hayatında dönüm noktası olacak, "Maskaralık yaptığın sürece seni alkışlarlar. Ciddi bir şey yaptığında kimse suratına bakmaz, yolunu ona göre seç." sözünü söylemişti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Şasa, Tahir'le buluşma anını şöyle anlatmıştı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">"…O günlerde arkadaşlarım beni Kemal Tahir adlı, adını pek de duymamış olduğum bir romancının Suadiye'deki evine götürdüler. Daha ilk bakışta çarpıcı kişiliğinden ve konuşma üslubundan etkilendiğim Kemal Tahir, beni şöyle bir süzdü. Çehresini nedense Sokrat'a benzettiğim Kemal Tahir'e o an inanmış, güvenmiştim. Onu daha yakından tanımaya, izlemeye karar vermiştim. Ortaya koyduğu ölçü ile bütün hayatımı belirleyecekti..."</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><b><span style="color:red">İnziva döneminde düşünsel anlamda kendisini değiştirdi</span></b></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Yönetmen, yapımcı ve senarist Atıf Yılmaz'a asistanlık yapan Şasa, 1963'te senaryo yazmaya başladı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Kendisini sinemaya adayan Şasa, bunun nedenlerini de şu şekilde dile getirmişti:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">"Yavaş yavaş sinema üzerine eğiliyorum, sinemanın içine girmek, senarist olmak gayesi ön plana çıkıyor. Bunun bir sebebi o yıllarda hayata dair söyleyecek bir sözümün olmayışını fark etmem. İlk elde bir yazar olmaktansa, bir yazıcı olmayı tercih edeceğim. Diğer bir sebebi de Türk sinemasının fevkalade hor görülen bir şey olması, bu bendeki muhalefet duygusunu kamçılıyor. Annem ressam olmamı istiyor, Cevat Çapan tiyatrocu olmamı salık veriyor. Ama ben sinema senaristliği düşünüyorum. Çünkü sinema sanattan bile sayılmıyor Türkiye'de henüz. Halka ait, sıradan bir eğlence türü olduğu için aşağılanıyor."</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">"Sinema, yaratıcısının bilinçaltını ayna gibi dışa vuran bir sanat." diyen Şasa, 1972 yılında yayınlanan "Utanç" filmine imza attı. Şasa, filmde çocukluğunda yaşadığı Yahudi-Hristiyan etkisiyle kendi iç dünyasında yaşanan çalkantılı durumu beyaz perdeye yansıttı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">İlk evliliğini 18 yaşındayken Atilla Tokatlı ile yapan Şasa, ikinci evliliğini yönetmen Atıf Yılmaz ile gerçekleştirdi. İlk evliliğin ardından Boğaziçi Üniversitesi'nde İşletme Bölümüne başlayan Şasa, eğitimini yarıda bırakarak sinema dünyasına geri döndü.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Ayşe Şasa, 1980'li yıllarda geçirdiği ağır rahatsızlık sonrası sinema dünyasından da 10 yıl uzak kalırken, bu süreçte üçüncü eşi usta senarist Bülent Oran kendisine destek oldu. İnziva döneminde düşünsel anlamda kendisini değiştiren Şasa, daha bilimsel, sezgici bir hayat sürmeye başladı ve bu yeni yaşam tarzı, eserlerine de yansıdı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><b><span style="color:red">İbnü'l Arabi'nin "Fusüsu'l-Hikem" kitabıyla İslam'a yöneldi</span></b></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Londra'da psikolojik tedavi görürken Şerif Mardin'in hediye ettiği bir kitap kataloğunda gördüğü İbnü'l Arabi'nin "Fusüsu'l-Hikem" kitabının çevirisini 1981'de okuduktan sonra çok etkilenen Şasa, İslam'a ve İslam tasavvufuna yönelmesinin, bütünüyle bu kitaba bağlamış ve 18 yıl boyunca yaşadığı ağır sinir hastalığından bütünüyle kurtulduğunu ifade etmişti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Senaryoları, yazıları ve kitaplarıyla, daima Türk sinemasının ve kültür hayatının merkezinde yer alan usta senarist, 1993'te sinemayla ilgili "Yeşilçam Günlüğü" adlı denemeleri okuyucuyla buluşturdu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">"Son Kuşlar", "Ah Güzel İstanbul", "Utanç" ve "Gramofon Avrat" gibi filmlere senarist olarak imza atan Şasa, "Bir Ruh Macerası", "Yeşilçam Günlüğü", "Delilik Ülkesinden Notlar", "Şebek Romanı" adlı kitapları kaleme aldı. Şasa, Sadık Yalsızuçanlar ve İhsan Kabil ile "Düş Gerçeklik Sinema", Ömer Tuğrul İnançer ve Berat Demirci ile de "Vakte Karşı Sözler" kitaplarını kaleme yazdı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Ayşe Şasa, 1963'te "Çapkın Kız", 1965'te "Son Kuşlar" ve "Murat'ın Türküsü", 1966'da "Toprağın Kanı" ve "Ah Güzel İstanbul", 1967'de "Harun Reşid'in Gözdesi", "Balatlı Arif" ve "Kozanoğlu",1968'de "İlk ve Son", "Köroğlu" ve "Cemile",1971'de "Battal Gazi Destanı", "Unutulan Kadın", "Güllü" ve "Yedi Kocalı Hürmüz", 1972'de "Utanç" ve "Cemo", 1973'te "Kambur", 1981'de "Deli Kan", 1982'de "Hacı Arif Bey", 1983'te "Ve Recep ve Zehra ve Ayşe", 1984'te "Ölmez Ağacı", 1986'da "Merdoğlu Ömer Bey", 1987'de "Gramofon Avrat", 1988'de "Arkadaşım Şeytan", 1989'da "Hiçbir Gece", 1992'de "Her Gece Bodrum",1993'te ise "Kanayan Yara Bosna" adlı yapımların senaryosuna imza attı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">"Delilik Ülkesinden Notlar" kitabı Şubat 2003'te piyasaya sunulan Şasa, son olarak 2008'de "Dinle Neyden" isimli filmle sinemaya dönüş yaptı.</span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Entelektüel bir kişiliğe sahip olan Şasa, sürekli okuyan ve kendini geliştiren bir kadın profili olarak İslami toplumda da yankı uyandırdı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="color:#212529">Evini bir okul haline dönüştürerek, gençlere kapısını açan usta yazar, bir süre zatürre rahatsızlığı sebebiyle tedavi görmesinin ardından, 16 Haziran 2014'te hayatını kaybetti ve Sahrayıcedid Mezarlığı'na defnedildi.</span></span></span></span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Tarihte Bugün</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/yasami-boyunca-anlam-arayisini-surduren-ayse-sasa-vefatinin-9-yilinda-aniliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Jun 2023 14:01:36 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2023/06/yasami_boyunca_anlam_arayisini_surduren_ayse_sasa_vefatinin_9_yilinda_aniliyor_h48853_9aad4.jpg" type="image/jpeg" length="39505"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şairler Sultanı Necip Fazıl Kısakürek]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/sairler-sultani-necip-fazil-kisakurek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/sairler-sultani-necip-fazil-kisakurek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk edebiyatında "Üstad" diye anılan ve Baki'den sonra ikinci "Sultanu'ş Şuara" unvanına sahip olan, şair, yazar ve mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek, Türk düşünce hayatında, fikirleri ve eserleriyle derin izler bıraktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">"Çile", "Ben ve Ötesi", "Kaldırımlar", "Örümcek Ağı", "Aynadaki Yalan", "Tohum", "Bir Adam Yaratmak" ve "Reis Bey" gibi, kaleme aldığı çok sayıda şiir, roman, tiyatro ve hikaye ile Türk edebiyatına damgasını vuran Necip Fazıl Kısakürek, vefatının 40. yılında yad ediliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Edebiyat dünyasında daha çok şiirleriyle tanınan ve Türk Edebiyatı Vakfı tarafından 1980'de "Sultanu'ş Şuara" (Şairler Sultanı) unvanı verilen Kısakürek, Abdülbaki Fazıl Bey ile Mediha Hanım'ın çocuğu olarak 26 Mayıs 1904'te Çemberlitaş'ta dünyaya geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Dedesi Maraşlı Kısakürekzade Mehmet Hilmi Bey'in Çemberlitaş'taki konağında çocukluğunu geçiren usta şair, 5 yaşında dedesinin yardımıyla okumayı öğrendi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Mahalle mektebinde başladığı öğrenimine Fransız Papaz Mektebi, Amerikan Koleji ve Rehber-i İttihad okullarında devam eden şair, ilkokulu Heybeliada Numune Mektebi'nde tamamladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kısakürek, 1916'da Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Akseki ve Hamdullah Suphi Tanrıöver'in de öğretmenlik yaptığı Deniz Harp Okuluna girdi ve buradaki hocalarının etkisiyle edebiyata ilgi duymaya başladı.</span></span></p>

<h3><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><b><span style="color:red">İlk şiirleri Yeni Mecmua'da yayımlandı</span></b></span></span></h3>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmed Kudsi Efendi gibi önemli edebiyatçılarla tanıştığı Darülfünun Edebiyat Medresesi Felsefe Bölümü'nde eğitime başlayan Kısakürek'in ilk şiiri "Kitabe", 1923'te Ziya Gökalp'in kurduğu, Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı "Yeni Mecmua" dergisinde yayımlandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><img alt="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/yazi2.jpg" style="margin: 5px; float: left; width: 423.993px; height: 322.998px;" />Kısakürek, dönemin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1924'te açılan yurt dışı eğitim bursu sınavını kazanarak 20 yaşında Paris'teki Sorbonne Üniversitesi'ne Felsefe okumak üzere gitti. Paris'te bohem hayat sürdüğü için okulunu ihmal eden şair, 1925'te Türkiye'ye dönerek ilk şiir kitabı "Örümcek Ağı"nı çıkardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Usta şair, 1928'de yayımladığı "Kaldırımlar" eserinde yer alan, kitapla aynı ismi taşıyan şiiriyle okurun yanı sıra edebiyatçıların da hayranlığını kazandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Aynı yıllarda Fikret Adil'in Asmalı Mescit'teki pansiyon odasında, Peyami Safa, ressam İbrahim Çallı, Tanburi Cemil Bey'in oğlu Mesut Cemil ve gazeteci Eşref Şefik gibi ünlü isimlerle arkadaşlık yapan Kısakürek, 1930'da Ankara'da İş Bankası'nın genel muhasebe şefi olarak çalışmaya başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kısakürek 1931'de, Ankara'da çıkarılan "Hakimiyet-i Milliye" gazetesinde değerlendirme yazıları yazdı, Taksim Taşkışla'da bir buçuk yıl süren askeri eğitimin ardından subaylık yaptı.</span></span></p>

<h3><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><b><span style="color:red">Abdulhakim Arvasi ile hayatı değişti</span></b></span></span></h3>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">İlk iki kitabındaki şiirleriyle yeni şiirlerini 1932'de "Ben ve Ötesi" adlı kitabında toplayan usta şair, hayatının en önemli dönüm noktasını 1934'te büyük İslam alimi Abdulhakim Arvasi ile tanışarak yaşadı.<img alt="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/Fw81f4IXwAEIvJi.jpg" style="margin: 5px; float: right; width: 307.998px; height: 518.982px;" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Şair Kısakürek, Arvasi ile tanışmadan önceki hayatını "Tam 30 yıl saatim işlemiş, ben durmuşum. Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum." dizeleriyle özetlerken bundan sonraki edebi çalışmalarını maneviyat odaklı yaptı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Muhsin Ertuğrul'un tavsiyesiyle tiyatro eserleri de yazmaya başlayan başarılı edebiyatçı, 1935'te "Tohum", 1937'de "Bir Adam Yaratmak" oyunlarını kaleme aldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">"Tohum" eseri halk tarafından çok ilgi görmeyen şair, "Bir Adam Yaratmak" eserinin sahnelenmesiyle birlikte "Türk Shakespeare'i" olarak anılmaya başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Usta şair bu yıllarda edebiyatçılarla ortak çalışmalarını sürdürerek 1936'da "Ağaç" dergisini kurdu ve başyazarlığını yaptı. Dönemin önemli entelektüelleri ve edebiyatçılarını bu çatı altında toplayan Kısakürek'in ilk dergi macerası 17 sayı sürdü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Fatma Neslihan Baban ile 1941'de evlenen Kısakürek'in bu evlilikten Mehmed, Ömer, Ayşe, Osman ve Zeynep isimli çocukları dünyaya geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Necip Fazıl Kısakürek, 1939-1943'te Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Devlet Konservatuvarı ve İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinde dersler verdi.</span></span></p>

<h3><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><b><span style="color:red">Fikirlerini Büyük Doğu üzerinden anlattı</span></b></span></span></h3>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">İlk kez Eylül 1943'te haftalık yayına başlayan ve dönemin ünlü isimlerinin yer bulduğu "Büyük Doğu" dergisinde Kısakürek, ilerleyen yıllarda kitaplaştıracağı "İdeolocya Örgüsü" köşesindeki yazılarında tarih muhasebesi yaparak ideal devlet anlayışına dair fikirlerini ortaya koydu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kısakürek, toplam 512 sayıya ulaşan ve Özdemir Asaf, Peyami Safa, Nihal Atsız, Cemil Meriç, Sait Faik, Samiha Ayverdi gibi birçok ismin yazılarının yayımlandığı dergide "Adıdeğmez", "İstanbul Çocuğu", "Fa", "Tenkitçi", "N.F.K.", "Ne-Mu", "Ahmet Abdülbaki", "Abdinin Kölesi", "Bankacı", "Be-De", "Dilci", "İstanbullu", "Muhbir" gibi müstear isimlerle de yazı yazdı.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Birçok kez mahkemelik olan usta kalemin yönettiği "Büyük Doğu" dergisi, çeşitli nedenlerden 14 kez kapatılıp yeniden açıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yazıları sebebiyle ilk defa 1949'da cezaevine giren Kısakürek, aynı yıl yapılan seçimlerin ardından Demokrat Parti iktidarının çıkardığı Af Kanunu ile serbest kaldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Usta edebiyatçı, kendi dergisi haricinde yazılarını "Yeni İstanbul", "Son Posta", "Babıalide Sabah", "Bugün", "Milli Gazete", "Her Gün" ve "Tercüman" gazetelerinde de kaleme aldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Necip Fazıl Kısakürek'in "baş eser" olarak tanımladığı "Çile" şiiri 1962'de okuyucuyla buluşurken döneminin edebiyatçılarından büyük beğeni aldı.</span></span></p>

<h3><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><b><span style="color:red">Etkili konferanslarıyla gençliği etrafına topladı</span></b></span></span></h3>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Dergiyi Büyük Doğu Hareketi'ne dönüştüren Kısakürek, 1963'ten itibaren Türkiye'yi dolaşarak fikirlerini "Hitabeler", "İman ve Aksiyon" "Komünist İhtilali", "Dünya Bir İnkılap Bekliyor" ve "Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu" başlıklı konferanslar aracılığıyla yaymayı sürdürdü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kısakürek, etkili konuşma yeteneği ve kalabalıkları coşturan hitabetiyle dönemin gençleri arasında "üstad" olarak anılmaya başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Türk Edebiyatı Vakfınca 1980'de "Sultanu'ş Şuara (Şairler Sultanı)" unvanı verilen usta edebiyatçı, Baki'den sonra bu unvanı alan ikinci şair olarak tarihe geçti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Şair Kısakürek, 1980'de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü, 1981'de Milli Kültür Vakfı Armağanı, 1982'de ise Türkiye Yazarlar Birliği "Üstün Hizmet Ödülü"nü aldı.</span></span></p>

<h3 style="text-align: center;"><img alt="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/Necip-FAzıl.jpg" style="margin: 5px; width: 605.984px; height: 350.995px;" /></h3>

<h3><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><b><span style="color:red">Edebiyat hayatına 100'e yakın eser sığdırdı</span></b></span></span></h3>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Şiirde olduğu kadar Türk fikir, siyaset ve sosyal hayatında derin izler bırakan, pek çok önemli ismin hayatına da yön veren Kısakürek, "Künye", "Sabır Taşı", "Çerçeve", "Para", "Vatan Şairi Namık Kemal", "İdeolocya Örgüsü", "Son Devrin Din Mazlumları", "Halkadan Pırıltılar", "Çöle İnen Nur", "Maskenizi Yırtıyorum", "Ulu Hakan II. Abdülhamid Han", "Kanlı Sarık", "Sonsuzluk Kervanı", "At'a Senfoni", "Sahte Kahramanlar", "Her Cephesiyle Komünizm", "Babıali", "Ahşap Konak" ve "Reis Bey"in de aralarında bulunduğu çok sayıda esere imza attı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaklaşık 80 yıllık ömrüne sayısız yazı, "Ağaç", "Rapor" ve "Büyük Doğu" adlarıyla çıkardığı dergi, düzineleri aşan konferans ve söyleşilerle 100'e yakın eser sığdıran Kısakürek, Erenköy'deki evinde 25 Mayıs 1983'te vefat etti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Türkiye'nin her tarafından binlerce gencin katıldığı Fatih Camisi'ndeki cenaze namazının ardından usta edebiyatçı, Eyüp Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Star gazetesi her yıl, Kısakürek'in manevi ve kültürel mirasını yaşatmak amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle "Necip Fazıl Ödülleri"ni takdim ediyor.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Tarihte Bugün</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/sairler-sultani-necip-fazil-kisakurek</guid>
      <pubDate>Thu, 25 May 2023 11:22:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2023/05/sairler_sultani_necip_fazil_kisakurek_h48641_8b4f4.jpg" type="image/jpeg" length="14761"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
