<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dünya Bizim Kültür Portalı</title>
    <link>https://www.dunyabizim.com</link>
    <description>Türkiye'nin entelektüel birikimi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dunyabizim.com/rss/hikmet" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 03 Jul 2026 15:20:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/rss/hikmet"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Mevlid-i şerif merasimini ilk kim tertip etmiş?]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/mevlid-i-serif-merasimini-ilk-kim-tertip-etmis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/mevlid-i-serif-merasimini-ilk-kim-tertip-etmis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sevgili Peygamberimiz'in (s.a.s) âlemi teşrif ettiği Rebiülevvel ayı, asırlar boyunca Müslümanlar tarafından bayram olarak kutlanan mübarek bir iklimdir. Ahmed Sadreddin yazdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Müslümanlar</strong>, <strong>Rasul-i Zişan Efendimizin</strong> âlemi teşrif gününü bin yıllardır kutluyorlar. Bu kutlamalarla <strong>Efendimizin</strong> (s.a.s) doğduğu <strong>Rebiülevvel</strong> ayı, mü'minlerin bir diğer bayramı olmuş. <strong>Hz. Peygamber</strong>'in doğumunu resmi olarak ilk kez <strong>Fatımîler</strong>'in kutladığı söylense de, o günlerden çok önce 12 Rebiülevvel'de <strong>Cenab-ı Fahr-i Âlem’in</strong> dünyaya geldiği ev, <strong>Mekke</strong> tarafında bulunan Müslümanlar tarafından, <strong>Medine-i Münevvere</strong>'deki kabr-i şerifi de, şehir ve çevresindeki <strong>Rasulullah</strong> âşıklarınca ziyaret edilirmiş.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İbn Cübeyr</strong>, Mekke'deki bu ziyaret ve merasimlere bizzat şahit olduğunu ve bu münasebetle Hz. Peygamber'in doğduğu evin bütün gün ziyaretçilere açık tutulduğunu aktarır. Hz. Peygamber'in (s.a.s) âlemi teşrif gününde yapılan merasimler, asırlar boyu devam etmiş, ilerleyen dönemlerde çeşitli değişikliklerle özünü koruyarak günümüze kadar gelmiş. <strong>Mevlid-i Nebi</strong> merasimleri, Fatımîler döneminde resmi mahiyet kazanmış. Tamamen resmi olan bu törenlere devletin ileri gelenleri ve ulema davet edilir, üzeri tüllerle örtülü saray balkonlardan birinde oturan halifenin huzurunda, <strong>Kahire</strong>'nin üç hatibi art arda vaaz edermiş.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#ff0000"><strong>Gökböri Rasulullah Âşığı imiş </strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Güçlü ve sahih rivayetlere göre bugünkü şekliyle ilk <strong>Mevlid-i Şerif</strong> merasimi, <strong>Erbil Atabeyi Muzafferüddin Gökböri </strong>tarafından tertip edilmiş. Muzafferüddin Gökböri, hayırseverliğinin yanısıra, Rasulullah'a karşı beslediği derin muhabbeti ile de meşhur bir devlet adamıdır. <strong>Sevgili Peygamberimize</strong> (s.a.s) olan hasbi muhabbetinin izharı olarak, büyük meblağlar harcayarak tertip ettiği mevlid merasimleri de meşhurdur.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Selahaddin Eyyübî</strong>'nin eniştesi olan Muzafferüddin Gökböri'nin mevlid merasimlerine büyük önem verdiğini duyan <strong>Erbil</strong>'e yakın bölgelerdeki fakihler, sûfîler, vaiz, kurra ve şairler <strong>Muharrem</strong> ayından başlayarak Rebiülevvel'e kadar şehre akın ederlermiş. Melik Gökböri, mevlid münasebetiyle kale kapısından şehrin yakınında bulunan <strong>Hanekah Kapısı</strong>’na kadarki alanda 20 ahşap kulübe yaptırır, biri kendisine ait olur, diğerlerini de emirlerine tevzi edermiş. Birkaç katlı bu kulübeler süslenir, hanende ve maskotlar görevlendirilerek halkın eğlenmesi sağlanırmış.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#ff0000"><strong>Rebiüvvel'de bayram edilirdi </strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mevlidü'n-Nebi</strong> merasimleri müddetince Hz. Peygamber'in (s.a.s) muhabbeti ile bayram eden halka ziyafetler verilir, Muzafferuddin Gökböri, her gün ikindi namazından sonra bu kulübelere gelerek, hepsini teker teker gezer, musiki dinler, şenlikleri takip edermiş. Akşam olunca da Hanekah’a gider, orada geceler ve sema edermiş. Sabah namazından sonra ava çıkan Gökböri, öğleden sonra kaleye döner ve mevlid gecesine kadar günlerini bu şekilde geçirirmiş.</p>

<p style="text-align:justify">Mevlid gecesi akşam namazı kalede kılındıktan sonra, fener alayı düzenlenerek ve meşalelerle Hanekah’a gidilirmiş. Ertesi gün Melik Gökböri, kendisi için kurulan ahşap bir kuleden eğlenceleri ve askerî törenleri takip eder, civar beldelerden gelen vaizlerin sıra ile yaptıkları vaazlarını dinlermiş.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#ff0000"><strong>İlk mevlid Gökböri'ye ithaf edilmiş </strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Huzuruna çıkanların tebriklerini kabul eden melik, ileri gelen sivil ve askeri görevlilere, bu merasimler dolayısıyla Erbil'e gelen fakihlere, vaizlere, kurraya, şairlere hil'atlar giydirir ve hediyeler dağıtılırmış. Gününü bu şekilde geçiren Gökböri, Hanekah’ta geceleyerek sema ile meşgul olurmuş. Muzafferüddin Gökböri'nin, 300 bin dinar tahsisat ayırdığı bu benzeri görülmemiş merasim ve şenlikler her sene tekrar edilir, mevlid merasimleri sona erince, uzak yerlerden gelenlere hediyelerle beraber yol harçlıkları da verilerek memleketlerine gönderilirmiş.</p>

<p style="text-align:justify">Muzaferüddin Gökböri'nin merasimlere kazandırdığı bir diğer yenilik ise, ilk mevlid kitabının onun zamanında ve ona ithaf edilerek yazılmasıdır. Devrin hadis âlimlerinden Ebu'l<strong>-Hafız Hattab b. Dihye el-Endelûsî</strong>, Erbil şehrine geldiğinde melikin merasimlere önem verdiğini görmüş ve “<strong>Kitabi't Tenvîr fî Mevlidi's Siraci'l Münir</strong>” adında bir mvelid kaleme almış. Kitabın sonuna da, Melik Gökböri hakkında uzun bir kaside eklemiş ve hükümdar tarafından bin dinarla ödüllendirilmiş.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#ff0000"><strong>Osmanlı sultan camilerinde toplanırmış </strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Osmanlı Devleti</strong>’nde ise ilk resmî mevlid merasimleri, <strong>Sultan III. Murad Han</strong>’ın saltanatı zamanında tertip edilmiş. Fakat çok daha önceleri resmi olmayan merasimler tertip edilmiş. Osmanlı'da mevlid törenleri saray, konak ve evlerin yanı sıra, padişahın katıldığı mevlid alayının ardından, bir selâtin yani sultan tarafından yaptırılmış camide icra edilirmiş. <strong>Topkapı Sarayı</strong>’ndaki merasimler ise, kimi zaman <strong>Ağalar Camii</strong>, kimi zaman da <strong>Çinili Köşk</strong>'te gerçekleştirilirmiş. <strong>Devlet-i Âliye</strong>'nin son dönemlerinde ise ekseri, <strong>Sultanahmed Camii</strong>, zaman zaman da <strong>Eyüp Sultan</strong>, <strong>Bayezid</strong>, <strong>Eminönü Valide Sultan Yeni Camii</strong>, <strong>Nusretiye</strong> ve <strong>Yıldız Cami</strong>'lerinde mevlid merasimleri düzenlenirmiş. Merasimlerde padişahla birlikte, sadrazam, şeyhülislam, vezirler ve diğer devlet adamları özel kıyafetleri ile katılırlarmış.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#ff0000"><strong>Cumhuriyete kadar bayram imiş </strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Rebiülevvel'in 12. günü Medine-i Münevvere'de ise resmi tatil olur, kaleden toplar atılır, insanlar güzel elbiselerini giyer ve adeta bir bayram kutlar gibi birbirlerini tebrik ederlermiş. Mescid-i Nebevî'de gecelenir, sabaha karşı ise <strong>Bâb-ı Nisâ</strong> önünde toplanılır, güneş doğduktan sonra bir hatip hadis okur ve padişaha dua edermiş. Devamla mevlid bahirleri okunur, yapılan dua ile merasim sona erer, şerbetler ikram edilir ve dağılıtırmış. Devletin resmi bayram olarak ilan ettiği 12 Rebiülevvel, 1910 yılına kadar her sene kutlanmış, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte ise bayram olmaktan kaldırılmış.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ahmed Sadreddin</strong> yazdı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/mevlid-i-serif-merasimini-ilk-kim-tertip-etmis</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 18:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/haber/2014/01/10/mevlid-1.jpg" type="image/jpeg" length="83506"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Allah Büyüktür]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/allah-buyuktur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/allah-buyuktur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Allah kudreti ve azametiyle büyüktür. Allah, yaratması ve yaratırken ki ilmi ve letafeti, inceliği ile büyüktür. Allah şefkati, merhameti, affediciliği ile büyüktür. Nitekim “rahmetim gazabımı geçmiştir” demektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p aria-level="1" paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{3}" paraid="1742994049" role="heading">Gün içinde birkaç kere söyler ya da duyarız bu sözü: Allah büyüktür. Bir sıkıntının içinde kıvranırken, çaresiz gibi görünen bir hastalıkla aciz kalmışken dilimizden dökülüverir: Allah büyüktür. Çarelerin ve umudun tükendiğini hissettiğimiz zamanlardaki sığınıştır: Allah büyüktür. Bizim için zor hatta imkânsız olduğunu bildiğimiz her çıkmazın, çözümünün Allah için çok kolay olduğunu bilmenin inanışıdır: Allah büyüktür.&nbsp;&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{25}" paraid="1896649340">Onun büyüklüğünü anlayacak hiçbir ölçü yok elimizde. Allah büyüktür derken ‘büyük’ kelimesinin neyi ifade ettiğini bile bilmiyoruz. Bizim yapamadığımızı yapan, gücümüzün yetmediğine gücü yeten olarak düşündüğümüz bir ölçü de onu anlatmak için çok cılız kalıyor. Yarattığı kâinata, kurduğu eşsiz sisteme, ilme, güzelliğe bakarak saygı ve hayranlık duysak dahi büyüklüğünü anlayamıyoruz. Allah Teâlâ’yı ancak kendisi biliyor ve bize haber verdiği kadar öğreniyoruz. Şura Suresi 5. Ayet:&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{43}" paraid="1904101169">“Nerede ise gökler O’nun azametinden tâ üstlerinden çatlayacak gibi titreşiyorlar. Melekler Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzünde bulunan kimseler için mağfiret diliyorlar. İyi bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.”&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{49}" paraid="1016570025">Allah kudreti ve azametiyle büyüktür. Allah, yaratması ve yaratırken ki ilmi ve letafeti, inceliği ile büyüktür. Allah şefkati, merhameti, affediciliği ile büyüktür. Nitekim “rahmetim gazabımı geçmiştir” demektedir. Devasa gezegenleri, uzayı yaratan Allah, gözle görülmeyen mikropların, içinde ciddi enerji taşıyan atomların da yaratıcısıdır. Allah, makroda ve mikroda büyüktür.&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{63}" paraid="613445042">F. Attar Mantıku’t-tayr adlı eserinin giriş bölümünde anlatır:&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{69}" paraid="518281044">-“Ey hakkı tanıyan, O’nu kendisinden başkasıyla kıyas etme. Allah kıyasa sığmaz.&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{79}" paraid="2094732335">Ey Allah’ım! Ne şaşılacak şey ki bütün zerreler sarhoş olmuş seni arıyorlar.&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{85}" paraid="569768100">Hâlbuki sen o kadar meydandasın ki bu yüzden büsbütün gizlenmişsin, bu yüzden kimse senin cemalini görememiş.&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{93}" paraid="2018221729">Her şeyden önce sen vardın, her şeyden sonrada sen var olacaksın.”&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{99}" paraid="240947407">Bu konuyu anlamak için hiçbir ölçüye sahip olmadığımız için, aczimizi ve sığınışımızı izhar eden büyüklüğe yöneleceğiz. Kur’an-ı Kerim de anlatılan peygamberler de öyle yapmışlar.&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{105}" paraid="572961259">İnancını değiştirmediği için Nemrut tarafından ateşe atılan İbrahim aleyhisselâm, aczini bilip O’na sığındı. Üzerine fırlatıldığı ateşten dağ, gül bahçesine dönüverdi. Akılla değil, imanla anlaşılabilecek bir hikâyedir bu. Kulu inanmış ve yalnız bırakılmamıştır. Allah büyüktür.&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{121}" paraid="1149392641">Sabrını bütün zamanlara örnek olarak hediye eden Eyüp aleyhisselâm’da, O azameti büyük Allah’ın imtihanı ile karşılaşınca aczini idrak etti, teslim oldu. Hastalığını şikâyet etmeden kabullendi. Bedenini saran kurtlar yere düştüğünde aç kalmasınlar diye alıp tekrar tenine bıraktı. Ne şikâyet etti nede şifa diledi. Sadece sabretti. Hastalık kalbine ve diline ulaşınca korktu ve niyaz etti. “ Allah’ım, seni zikredememekten korkuyorum, şifa sendendir.” Dedi. Rabbi O’nu duydu ve ayağını yere vurmasını söyledi. Eyüp Peygamber söyleneni yapınca yerden bir pınar kaynadı. Bu pınarın suyu hastalığına şifa oldu ve eski sağlıklı haline döndü.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{135}" paraid="1348818255">Musa Peygamber’in denizi ikiye bölen asası, İsmail peygamberi kesmeyen bıçak; gökten inen koç,&nbsp; Yunus peygamberi karnında gezdiren balık, Efendimiz (sav) yar-i gârı ile mağaraya sığındığında beliren güvercin ile örümcek O’na güvenmenin yegâne yol olduğunu gösteren örneklerdir. Bunlar gelip geçmiş sıra dışı yaşanmışlıklar mıdır? Yoksa geçerliliğini her dem koruyan yol gösterici işaretler midir? Çıkmazlarda sıkışıp kalmış bir insan Allah’a sığındığında önüne bir yol açılacaktır. Balığın değilse de bir denizaltının içinde denizin derinliklerinde problem yaşayan insanlara Yunus Peygamberin duası çare olacaktır. Uçak hava boşluğuna denk geldiğinde ya da fırtınanın içinden sarsılarak geçerken İbrahim Peygamberin ateşe mancınıkla fırlatıldığı anda ki teslimiyeti imdada yetişecektir. Zahirde ya da içimizde karşılaştığımız düşmandan korunmak için mağaraya sığındığımızda ‘Allah bizimle beraberdir’ inanışı ve teslimiyeti örümcek ağından perdeler ve güvercin kanadından setlerle bize siper olacaktır.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{165}" paraid="1055603016"><em>-“Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.” Talak-7&nbsp;</em></p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{171}" paraid="1923238411">Doğrusu ceddimiz&nbsp; ‘Allah büyüktür’ sözünü gayet iyi anlamışlar. Yaşadıkları coğrafya cengâver kılmıştı onları ve savaşmayı bir sanat haline getirmişlerdi. ‘ölürsek şehit, kalırsak gazi oluruz’ şiarıyla cenge bayram yerine gider gibi gittiler ve mutlak Galib’in Allah olduğunu bildiler. Diğer milletlerin anlayamadığı ve ‘Türklerin ne yapacağı kestirilemez’ dedikleri durumun arkasındaki hakikatte tam olarak bu teslimiyetti. Savaş sanatının zirvesi mehteran idi. Gâh düşmana korku salan, gâh kendi askerine şevk veren mehter musikisi, ‘Allah u Ekber, Allah u Ekber’ diyerek bu teslimiyeti diri tutar. Eşlik ettiği ordu, batıda ağaç denizine, doğuda çöllere aynı cesaretle dalar ve muzaffer olarak çıkar. Fethedilen yerlere ise yollar, köprüler, hanlar ve hamamlar inşa edilerek yeni vatan kılınan beldelere hizmet götürülür. Ecdadımızın yapılarda gösterdiği sadelik camilerde değişir ve iç mekânlar hatlarla, çinilerle tezyin edilir. Bu camiler duruşları ile “Allah büyüktür” lafzını sessizce ilan ederler.&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{231}" paraid="289302298">&nbsp;Tekbir, İbrahim Peygamber oğlu İsmail Peygamberi kurban etmek üzere götürdüğünde, İsmail Peygamberin teslimiyeti ve bıçağın kesmeyip gökten Cebrail Aleyhisselâm ile koç inmesi sırasında dile getirilmiş bir mübârek sözdür. Atalarımız tarafından da tam bu noktadan anlaşılmış; savaşta, mimaride, musiki de kısacası hayatın her alanında temel düstur olmuştur.&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{243}" paraid="589537877">Sadettin Ökten Hoca, Yahya Kemal’in Rüzgârıyla adlı kitabında ecdadın tekbire verdiği kıymeti anlatır.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{e639f248-7a0a-4fd9-a193-97e6125234e8}{249}" paraid="874156566">“Ecdad bu mübarek lafzı musikinin semavi nağmeleri ile terennüm etmeye başlar. Kadim medeniyetimizde Tekbir’in lafzı, Itrî’nin segâh bestesi ile birlikte özümüzde hissettiğimiz, oraya nakşettiğimiz bir bütündür. Tekbir dendiği zaman mutlaka segâh makamının tab’ında var olan vakur ve muktedir, aynı zamanda mütevekkil ve mahzun ruh ahvalini aksettiren Itrî bestesi terennüm edilir. Tekbir’in ortaya çıkışına sebep olan kutlu hadise ile segâh makamındaki bestesi arasındaki muhteşem ahenk Osmanlı zevk-i seliminin bir başka zirvesidir. İslam medeniyetinin ilk bakışta çok basit ve muhtasar gibi görünen bu muhteşem tecellisi kadim musikimizin büyük dehası Itrî’ye nasip olmuştur.”&nbsp; Günümüzde de bir araya toplanarak yapılan okumalarda, mevlitlerde segâh tekbir aynı şevk ile okunmaktadır.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{48bdec44-bd1c-4d1e-b5d0-d834d8ce7b4c}{12}" paraid="505773641">Dünya ve içindekiler yalnızca Allah’a malum bir bilinmeze giderken, zalimin cüreti mazlumun feryadının arttığı günlerden geçerken acz ile sığınıyoruz, Allah büyüktür. Tarık Suresi’nin son üç ayeti yapmamız gerekeni haber verir;&nbsp;</p>

<p paraeid="{48bdec44-bd1c-4d1e-b5d0-d834d8ce7b4c}{20}" paraid="1242915780"><em>-“Onlar tuzak kuruyorlar *Bende tuzak kurarım* Onun için sen kâfirlere biraz mühlet ver”&nbsp;</em></p>

<p paraeid="{48bdec44-bd1c-4d1e-b5d0-d834d8ce7b4c}{28}" paraid="669914789">Nedametle boynu bükük seslendi; “Efendim siz olmasaydınız çoktan savrulup gitmiştim. Haddi aştım. Hakkınızı helâl edin” dedi. Mübarek tebessüm etti, dünya biraz daha aydınlandı. Usulca ‘Allah büyüktür’ dedi.&nbsp;</p>

<p paraeid="{48bdec44-bd1c-4d1e-b5d0-d834d8ce7b4c}{28}" paraid="669914789"><strong>Nursema Maraşî Dünya Bizim için kaleme aldı.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/allah-buyuktur</guid>
      <pubDate>Mon, 12 May 2025 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2025/05/basliksiz-1-8.jpg" type="image/jpeg" length="24986"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek ve Şeyh Abdülhakim Arvasi]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/necip-fazil-kisakurek-ve-seyh-abdulhakim-arvasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/necip-fazil-kisakurek-ve-seyh-abdulhakim-arvasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmet Türbesi’nin son türbedarı olan Ahmet Amiş Efendi’nin çok sayıda hikmetli sözü mevcuttur.Bu sözlerinden birinde Ahmet Amiş Efendi şöyle diyor: “Kimi insan gözüyle, dokunur, kimi insan sözüyle dokunur. Kimi insan özüyle dokunur. Özüyle dokunanlar, Evliyaullah'tır.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Evliyaullah'ın özüyle dokunması vakasının yeryüzünde çok sayıda örnekleri bulunuyor. Bunlardan pek maruf olan iki adetini paylaşacağız.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Bunlardan biri şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek ile Şeyh Abdülhakim Arvasi Efendi’nin karşılaşması ve bu karşılaşma ile yeni bir hayatın başlamasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Bir diğer karşılaşma ise felsefeci mütefekkir Nurettin Topçu ile Şeyh Abdülaziz Efendi'nin karşılaşması ve bu karşılaşma ile başka yeni bir hayatın başlamasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Mehmet Kırkıncı Hocaefendi, Necip Fazıl Kısakürek ile Seyyid Abdülhakîm Arvâsî’nin karşılaşmasını, Necip Fazıl Kısakürek’in ağzından Hatıraları'nda şöyle anlatıyor: “Necip Fazıl Kısakürek Erzurum’a gelmişti."Temelli Palas'ta misafirim. Sabah namazından sonra seni orada bekliyorum. Gel ikili sohbet edelim" dedi.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Sabahleyin Kurşunlu Camii imamı İnam Hoca Efendi'yi yanıma alarak otele gittim. Elbisesini giymiş, bizi bekliyordu. Bize kahve ısmarladı. Büyük Doğu'nun ehemmiyetini anlattı. "Bu derginin her evde her gencin cebinde olması lâzım" dedi.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ben de eskiden Hocam Hacı Faruk Efendi sayesinde Büyük Doğu'yu çokça okuduğumu söyledim. Sohbetimiz bir hayli sürdü. Bir ara kendisine,“Bana yakan gözlerle bir kerecik baktınız,</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ruhuma derin temel çivisini çaktınız." mısralarıyla kimi kastettiğini sordum.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Sorumdan çok memnun olmuştu. Şunları anlattı: "Ben Fransa'dan döndüğümde manen bir boşluk içindeydim. Bir gün vapurla Üsküdar'dan İstanbul'a gidiyordum. Yanıma Abidin (Dino) Bey geldi. Kendisine:‘Abidin Bey, dedim. İçim yığın yığın istifhamlarla dolu, ruhumu kemiriyorlar. Bu kâinatın bir mana ifade ettiğini biliyorum. Fakat o manayı tam yakalayamıyorum. Sen buna ne dersin?’</span></span></p>

<p style="text-align: center;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><img alt="Necip Fazıl Kısakürek ve Şeyh Abdülhakim Arvasi" class="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/ara-gorsel_395.jpg" style="margin: 5px; width: 600px; height: 247px;" /></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">O zamanlar Abidin Bey abdestli namazlıydı.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">'İstersen gel seni âlim bir hocanın yanına götüreyim. O sana bunları anlatır' dedi.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">'Şimdiye kadar görüştüğüm hiçbir hoca beni tatmin edemedi' dedim.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">'Denemesi bedava. Bir gidelim' dedi.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ben de Abidin Bey’i kırmadım, teklifini kabul ettim.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Bir gün ikindi vaktinde sözünü ettiği hocanın camisine gittik. Namaz bitmişti. İmamın önünde bir rahle vardı. Yüksekçe bir yere oturmuş, etrafını çeviren cemaate nasihat ediyordu. Ben biraz geride oturup dinlemeye başladım. Baktım ki, imam benim şüphelerim üzerinde duruyor, şüphelerimi lif lif tahlil ediyordu. Vaazdan sonra Abidin Bey kalkıp yanına gitti. Daha önceden tanıştıkları için elini öptü ve beni tanıştırdı. İmamla göz göze geldik. İşte o iki mısra bu bakışmanın ifadesidir" dedi ve ilâve etti:"İşte o imam, Abdülhakim Arvasî Hazretleri idi." (Kırkıncı,2004:175)</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:11px;"><em><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kaynak: Tefekkür Düşünce Merkezi</span></em></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/necip-fazil-kisakurek-ve-seyh-abdulhakim-arvasi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Sep 2023 02:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2022/05/necip_fazil_kisakurek_ve_seyh_abdulhakim_arvasi_h46182_15a17.jpg" type="image/jpeg" length="61281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akif Emre: Deprem göründüğü gibi değildir]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/akif-emre-deprem-gorundugu-gibi-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/akif-emre-deprem-gorundugu-gibi-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Deprem sarsıcıdır. Varoluşsal sarsıntıdır. İnsan “ben”in özüne ilişkin kainat, yaratıcı, öte, sonsuzluk gibi temel tasavvurlarını yeniden gözden geçirir." Merhum Yazar Akif Emre'nin 27/10/2011 tarihli yazısını önemine binaen hatırlatıyoruz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p fragment="17aa6170e6d" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Deprem sarsıcıdır. Sadece ayağımızın altındaki zemini sarsmaz, o sarsıntı varoluş idrakimizi de sarsar. İnsanın sabit bildiği, kimi zaman kibirle, kimi zaman güvenle, kimi zaman delercesine yürüdüğü zemin sarsılmıştır. Bir türlü kabul etmek istemese de fani olduğunu bildiği yerin, yani dünyanın geçiciliğini deprem idrak etmesini sağlar.</span></span></p>

<p fragment="14b02031f37" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Deprem sarsıcıdır. Varoluşsal sarsıntıdır. İnsan “ben”in özüne ilişkin kainat, yaratıcı, öte, sonsuzluk gibi temel tasavvurlarını yeniden gözden geçirir.</span></span></p>

<p fragment="145c577f95d" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Bir hatırlatıcı olarak deprem dünyayı mekan tutmaya, faniliği unutmaya eğilimli yapımızı sarsar. Depremin yerle bir ettiği evler, söndürdüğü ocaklar; sarsılmaz bir hakikatin, ölümsüz gerçeğin işaret taşıdır.</span></span></p>

<p fragment="d69b2e7113" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Olanca maddi tezahürüne rağmen deprem insan için metafizik bir ürpertiye dönüşür.</span></span></p>

<p fragment="84a2ad730d" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Sosyal yapıları, kurguları sarsar… Siyasal projelerin insanlar arasına ördüğü duvarları sarsar, yıkar deprem… Bu anlamda depremin sarsıcı etkisi inşa edicidir. Fedakârlığı, yardımlaşmayı, kardeşliği yeniden hatırlatır, inşa eder. Bir yandan aramızdan aldıklarından ayrılır, diğer yandan görmediğimiz bilmediğimiz nicelerle buluşuruz.</span></span></p>

<p fragment="166544ce640" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Deprem sahte hakikatleri de sarsar, yerle bir eder… İnsanın dünyayı güzelleştirme misyonunu unuttuğu yerde nasıl çirkinleşebildiğini gün yüzüne çıkarır. Her sarsıntı; kazanma hırsıyla yükseltilen binaları, binlerce insanın hayatına mal olan rant ekonomisinin iki yüzlü sahtekarlığını adeta suratımıza çarparcasına haykırır. Moloz yığınları ve yıkıntılar altında can veren canların hayatı pahasına yükseltilen ahlaksız, haksız kazançların iç yüzünü ortaya çıkarır.</span></span></p>

<p fragment="1607ba29b9b" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yeryüzünü sonsuza dek mülk edinenlerin, bu mantıkla toprağı mutlaklaştıranların, toprak düzenini tanzim eden siyasetin ne kadar adaletli olup olmadığını sorgular… Mülkün mutlak sahibini hatırlatır her artçı sarsıntı… Evrensel iktisadi hakikat diye dayatılan kuramların, düzenlerin alt üst oluşunun tarihe geçen kaydıdır rasathanelerin kaydettikleri…</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p fragment="f6414c7624" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Toplumları dizayn eden, zihinlere siyasal ideolojileri indoktrine eden mütekebbir ideologların kendi faniliklerini gün yüzüne çıkarır…</span></span></p>

<p fragment="156bde4192" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Öte yandan deprem kaynaştırır, bu faniliğin küçük hesaplarla gönül kırmaya değmeyeceğini hatırlatır, sevmediklerinizle bile kaynaştırır. Yıkılan binalar gibi küçük hesaplarımız, öfkelerimiz, kıskançlıklarımız, kinlerimiz; hasılı adeta putlaştırdığımız zaaf heykellerimiz teker teker devrilir.</span></span></p>

<p fragment="e373c210e7" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Altını üstüne getirirken toprağın üstündekini altına gömer, acıyı içimize gömeriz. Çünkü başkalarının ölümü bize kendi ölümümüzü hatırlatır. Deprem bir hatırlatmadır. Her dem unuttuğumuz mutlak gerçeği acı, gözyaşı ve pişmanlık duygusuyla hatırlatmadır.</span></span></p>

<p fragment="15a76a01b5a" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Binlerce yıl bu topraklarda yaşamamıza, sayısız deprem ve yıkımla karşılaşmamıza rağmen büyük unutkanlığımızı hatırlatmadır deprem... Sorumsuzluğumuzu, gelecek nesillerin hayatlarını çaldığımızı, kurduğumuz şehirlerin büyük bir yalan üzerine inşa edildiğini hatırlatıyor tekrar tekrar…</span></span></p>

<p fragment="143083a1002" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yıkılan binaların devlet binası olmasından devletin devlet gibi olmadığına ve elbirlik devleti kazıklamanın hazzına kadar milleti katlettiğimizi hatırlatma değilse nedir bu deprem!</span></span></p>

<p fragment="c5eeff6662" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Alt üst olan sadece toprak değil kurgulanmış gerçeklerimiz, yaldızlı nutuklar arkasına gizlemeye çalışılan sahte uygarlığımızın çürük yapısıdır.</span></span></p>

<p fragment="c87a11a1d7" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Deprem, insanlık adına kalmışsa, birazcık merhamet ve şefkat duygusunu da iptal ederek ırkçı bir ayrımcılığın tohumlarını ekebilecek katılıkta insanları da aramızda barındırdığımızı hatırlatıyor…</span></span></p>

<p fragment="326777a07d" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Deprem onca canı alırken yıkıntılar arasında 14 günlük canı koruyan merhametin tecellisidir.</span></span></p>

<p fragment="326777a07d" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Akif Emre</span></span></strong></p>

<p fragment="326777a07d" style="text-align: justify;"><span style="font-size:11px;"><em><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kaynak: Yeni Şafak</span></em></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/akif-emre-deprem-gorundugu-gibi-degildir</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Aug 2023 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2023/02/deprem_gorundugu_gibi_degildir_h48048_724c1.jpeg" type="image/jpeg" length="33387"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek'in kaleminden Hz. Hüseyin ve Kerbela]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/necip-fazil-kisakurekin-kaleminden-hz-huseyin-ve-kerbela</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/necip-fazil-kisakurekin-kaleminden-hz-huseyin-ve-kerbela" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek, Peygamber Halkası kitabında Hz. Hüseyin ve Kerbela olayını anlatıyor. İstifadenize sunuyoruz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-top:11.25pt; margin-right:0cm; margin-bottom:11.25pt; margin-left:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:20.25pt"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:#333333">Hazreti Hüseyin Kûfe’ye gitmek için sefer hazırlığını tamamlamakla meşgul… Tam yola çıkacağı sırada, evvela Ömer b. Abdürrahman, sonra İbni Abbas, karşısına çıktılar ve yalvardılar:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:11.25pt; margin-right:0cm; margin-bottom:11.25pt; margin-left:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:20.25pt"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– <b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Kûfe’ye gitme! Oranın halkı dönektir. Sen Arabın efendisi bulunuyorsun! Hicaz halkı senin peşindedir. Mekke’de kal ve biat imkânını burada hazırla! Eğer Iraklılar vaadlerinde sadıksa ne diye seni çağırıyorlar; yığınlar halinde buraya gelsinler!</span></b> Eğer mutlaka Hicaz’dan ayrılman gerekse Kûfe gibi netameli bir yere gideceğine, hiç olmazsa Yemen’in kaleleri kuvvetli, arazisi dağlık ve her türlü korunmaya müsait, halkı da senin baba dostların… Gitme, ya Hüseyin, Kûfe’ye gitme!</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hazreti Hüseyin mukabelede bulundu:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Öğütleriniz babaca, ilginiz de kardeşçe… Ama benim buradan çıkmam ve Kûfe yolunu tutmam, artık bir oldu-bitti hükmündedir. Bana selâmet dilemekten başka size vazife kalmamıştır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Tekrar yalvardılar:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Hiç olmazsa ev halkını ve yakınlarını beraber götürme!</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hazreti Hüseyin bu tavsiyeyi de dinlemedi. Kader o türlü hükmünü yerine getirdi ki <b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Peygamber torununa hiçbir mantık tesir edemedi. Çoluğunu çocuğunu, bütün yakınlarını topladı ve Irak istikametinde Mekke’den yola çıktı. Biraz ileride şair Ferzedak’a rastladı ve sordu:</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Halk ne düşünüyor, halleri nasıl?</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Büyük şair ve hikmet adamı, şu cevabı verdi:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Halkın kalbi seninle ama kılıçları senin düşmanlarınla… Kaza ve kader gökten iner ve Allah dilediğini işler. </span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">O sırada Abdullah Bin Cafer’in oğulları yetişti. Babalarının bir mektubunu Hazreti İmama verdiler.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Mektup, kendisi yetişinceye kadar ileriye gitmemelerini rica ediyordu. <b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Hazreti Hüseyin yoluna devam etti. Kûfe’deki hâdiselerden habersiz olduğu için yola çıktığını ve yakında Kûfe’ye ulaşacağını bildiren bir mektup yazıp yakınlarından biriyle oraya gönderdi.</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Mektubu götüren Kadisiye’de yakalandı. Küfe Valisi Ubeydullah’a gönderildi ve onun emriyle öldürüldü.<br />
Hazreti Hüseyin hep yoluna devamda… Yolda bazı kimseler kendisine katıldı. <b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Yol almaya devam ettiler. Sa’lebiye mevkiinde Müslim Bin Akîl’in öldürüldüğü haberini aldılar. Bütün kafile gözyaşları içinde kaldı. Bazı dostları tekrar rica ettiler:</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">– Dön, geriye dön, ya İmam!</span></span></b></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Müslim’in kardeşleri atıldılar:<br />
– Ya kardeşimizin intikamını alırız yahut biz de onun gibi şehitlik şerbetini içeriz! Başka türlüsü olamaz!<br />
Hazreti Hüseyin bu dileği doğru buldu ve yine yola devam emrini verdi. Birkaç konak sonra, <b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Müslim’in arkasından gönderdiği süt kardeşi Abdullah’ın da Ubeydullah tarafından şehit edildiği haberi geldi. Kafilede teessür ve ıstırap büsbütün arttı. Yine yola devam…</span></b><br />
Şeraf Nehri geçildikten sonra, karşıdan görünen bir alay süvari…Bunu görünce sağ tarafta bir dağa saptılar.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: center;"><img alt="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/erenlerin_bahcesinden_bir_gul_drendeli_ktip_zde_bekynin_kitb_i_kerbelsi_h41713_2c351.jpg" style="margin: 5px; width: 706px; height: 431px;" /></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Atlılar da onları takip etti ve karşılarına kondu. Atlıların başında Hür Bin Yezîd isimli bir adam… Namaz vakti gelince Hazreti Hüseyin’in müezzini ezan okudu. Hazreti İmam’ın arkasında cemaatle namaz kılındı. Hür Bin Yezid de askerleriyle birlikte Hazreti Hüseyin’e uydu ve namazı edâ etti. Namaz bitince Hazreti İmam bir hutbe okudu ve dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Biat için Kûfeliler tarafından edilen davet üzerine geldim!</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hür cevap verdi:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Biz seni davet edenlerden değiliz! Biz, seni bulup Kûfe’ye kadar senden ayrılmamaya memuruz!<br />
Bunun üzerinedir ki, Hazreti Hüseyin, ilk defa olarak, maiyetindekilere, atlarına binip geri dönmeleri için emir verdi.<br />
Fakat Hür bu emre mâni oldu:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Ne Medine’ye gidebilirsiniz ne de Kûfe’den başka bir yere!</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Tutuklanmış bulunuyorlardı. Atlarına bindiler ve sol tarafa doğru yol aldılar. Hür ve atlıları, peşlerinde…</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Biraz ilerleyince, karşılarına Küfe ve civarından birkaç kişi çıktı. Hür, bunları Hazreti Hüseyin ile görüştürmemek istedi. Fakat Hazreti Hüseyin’in sert ısrarına karşı duramadı ve görüşmelerine razı oldu. Gelenler, Kûfelilerin hâlini ve Müslim ile öbürlerinin nasıl gaddarca şehit edildiklerini anlattılar. İçlerinden biri şöyle dedi:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Senin dostun az, düşmanın da çok… Gel bizim oymağımızın bulunduğu dağa çekilelim! O dağda, düşman üzerimize derya misali asker gönderse yine bir şey yapamaz! On gün geçmeden civar kabileler de imdadımıza gelir. Efendileri olduğum yirmi bin Tâi’nin, hemen emriniz altında toplanmasını taahhüt ediyorum.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black"><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Hazreti Hüseyin:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Allah sana iyi akıbet ihsan etsin. Fakat şimdilik bizim yolumuzu değiştirmemiz güçtür! d<span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">edi, gelenlerden ayrıldı ve Muharrem’in ikinci günü Kerbela sahrasına kondu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">Kerbela’ya inişin ertesi günü, karşılarında, 4000 kişilik bir kuvvet… Kumandanları Ömer b. Saad…</span></span></b><br />
<span style="color:black"><b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Ubeydullah’ın adamı Ömer, derhal Hazreti Hüseyin’e bir elçi gönderdi ve sordu:</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">– Niçin geldiniz?</span></span></b></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">– Kûfeliler istedi, ben de geldim. İsteklerinden caydılarsa ben de döner giderim.</span></span></b><br />
<span style="color:black"><b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Ömer bu cevabı dört nala, Ubeydullah’a bildirdi. Gelen emir:</span></b><br />
<b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">– Evvelâ Yezîd’e biat teklif et! Kabul ederse ne âlâ!.. Etmezse sularını kes ve Hüseyin’i, diri veya ölü, ele geçir!..</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black"><b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Teklif edildi:</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black"><b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">– Yezîd’e biat et ya Hüseyin!</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black"><b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">– Asla!..</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Bunun üzerine Ömer, su ile Hüseyin’in arasına girmek üzere beş yüz atlı gönderdi. Atlılar suyu tuttu ve Hazreti Hüseyin, cephesi ve cenahından kuşatılmış,<br />
çöl ortasında susuz ve yardımsız, kala kaldı.<br />
<b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Suyu tutanlardan bir lanetli, Hüseyin’e şöyle haykırdı:</span></b><br />
<b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">– Bir damlasını tadamadan, suya baka baka öleceksin!</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">Peygamber torunu dua etti:</span></span></b></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">– Ya Rabbi, sen bu adamı susuzlukla helak et!</span></span></b></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">O adam birdenbire hastalanacak, hastalığı suya doyamamak olacak ve kırbalarla su içtiği halde susuzluktan kıvrana kıvrana can verecektir.</span></span></b><br />
<span style="color:black"><b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Hazreti Hüseyin o gece Ömer’le tenhada, görüştü:</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">– Bırakın beni, ya Medine’ye döneyim yahut kâfirlerle çarpışmak üzere Türkistan taraflarına gideyim! Yahut doğru Şam’a yollanayım!</span></span></b><br />
<span style="color:black"><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Ömer bu teklifleri beğendi ve hemen Ubeydullah’a yazdı. Ubeydullah da mektubu okuyunca hoşlandı ve:</span><br />
<span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">– Ne güzel teklifleri!.. Kabul ettim! Birinden birini seçelim! dedi. Fakat huzurunda bulunan Şemir isimli korkunç nasipsiz, hemen Ubeydullah’ı önledi:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Sen ne yapıyorsun? Hazır eline düşmüşken fırsatı nasıl kaçırıyorsun? Bilmiyor musun ki, bu adam, nereye gitse taraftar toplar, kuvvetlenir ve senin başına belâ kesilir? Hususîyle, gece, Ömer’i bir kenara çekip yalnızca konuşmuş… Şüpheli durum! Sen Ömer’e yaz, etrafındakilerle beraber buraya gelmesini Hüseyin’e teklif etsin!.. Gelecek olursa hakkında kararı sen verirsin. Dilersen cezalandırır, dilersen affedersin!..</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">Ubeydullah bu zehirli telkinlerin ağına düştü ve Ömer’e emir yazdı:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Hüseyin’e, yanındakilerle beraber bana gelmelerini teklif et! Kabul ederse, hepsini al, getir! Kabul etmezse onunla cenkleş, hepsini yere ser ve atlara çiğnet!<br />
<span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Emri de Şemir’e verdi:</span><br />
<span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">– Şayet Ömer emrime karşı koyacak olursa başını kes ve bana gönder! Sana yetki veriyorum!</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: center;"><img alt="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/Adsız_41.png" style="margin: 5px; width: 641px; height: 360px;" /></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Böylece kumandayı eline almaya kadar muvaffak olan hain, cebinde mektup ve yetki kâğıdı, yola çıktı ve Muharremin dokuzuncu günü Kerbela’ya vardı. Ömer, getirdiği nâmeleri gözden geçirdikten sonra Şemir’in karanlık suratına baktı ve nefretinden bu surata tüküreceği geldi. Ağzına gelen suçlandırıcı lafları etti; fakat hilekâr Şemir’in telkinlerine <span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">kapılmakta o da gecikmedi. Kendisini yüksek rütbelerin cazibesiyle avlayan Şemir’in emrine baş eğdi ve akşama doğru askerine Hüseyin’i her yandan kuşatma emrini verdi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hazreti Hüseyin, böyle geç vakit yapılan kuşatma hareketinin sebebini sormak için kardeşi Abbas’ı gönderdi. Abbas, artık karşı tarafla cenk halinde bulundukları cevabını aldı. Hazreti Hüseyin, Abbas’ı tekrar göndererek şu istekte bulundu:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">– Cengi yarın sabaha kadar erteleyelim…</span></span></b></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">Ömer bu dileğe müsbet cevap verdi. Peygamber torununun maksadı kendi ev halkına ve yakınlarına gereken öğütleri vermek ve o geceyi ibadet ve istiğfarla geçirmekti.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">Etrafındakileri topladı ve söze başladı:</span></span></b></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">“Allahım; sana hamd ederim ki, bize nübüvvetle ikram ettin. Bizde, hakkı işitir kulaklar, hakkı görür gözler, hakkı benimser kalbler yarattın. Bize Kuranı bildirdin ve din ilmini öğrettin. Bizi, sana şükredici kullarından eyle! Bundan sonrası şu ki, ben, yakınlarımdan daha vefalı ve hayırlı dost, ev halkımdan da daha şefkatli ve bağlı görmedim. Allah hepinize, benden ötürü, hayırlı ihsanlarda bulunsun… Ancak, sanırım ki şu karşımızdaki düşmanla hesaplaşmanın vadesi bu akşam<br />
dolmaktadır. Son meydan yarındır. Bu bakımdan hepinize izin veriyorum; üzerinizde bana ait bir borç kalmamış olarak, yâni serbestçe ve rahatça bu gece gidebilirsiniz! Bu geceyi deve diye kullanınız, fırsatı kaçırmayınız ve gecenin karanlığına bürünüp uzaklasınız! Her biriniz ev halkımızın birinin elinden tutup gitsin. Hepiniz Allah’ın lütuflarına eriniz! Köylere, kasabalara yayılın ki, Allah üzerinizden mihnet ve meşakkati kaldırsın. Düşmanlar, benimle boğuşmak, beni alt etmek azminde… Beni elde ederlerse başka bir şey istemezler.”</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">Hazreti Hüseyin’in oğulları, kardeşleri ve kardeşlerinin oğulları, hep beraber atıldılar:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">– Seni bırakarak gitmeyi ve senden sonra yaşamayı Allah bize göstermesin!</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">Cevap aldılar:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">– Oğullarım, kardeşlerim, yeğenlerim! Müslim’in şehit düşmesi yeter! Size ben izin veriyorum; gidiniz!..</span></span><br />
<span style="color:black">– Ya halka ne diyelim! Büyüğümüzü, efendimizi, babamızı, kardeşimizi, en hayırlı amcamızı, ok atmadan, tek yara almadan bıraktık mı diyelim? Vallahi bu durumu ebedî olarak kabul etmeyiz!..</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hepimiz, nefslerimizi, mallarımızı, yakınlarımızı sana feda eder, ölünceye dek senin yanında dövüşürüz!<br />
Müslim b. Avsecetül Esedî ayağa kalkıp haykırdı:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Seni yalnız mı bırakmak? Öyleyse senin hakkını korumak bahsinde Allaha hangi mazereti gösterelim? Vallahi mızrağımı düşman göğsünde kırıncaya ve kılıcımı kabzasına kadar parçalayıncaya dek senden ayrılmam! Silâhım olmasa bile senin uğrunda ölünceye kadar taşlarla dövüşürüm!</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Daha birçok sadakat ve bağlılık sözü…</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hazreti Hüseyin hepsine dua etti.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Ebû Zer-ül Gıfâri’nin kölesi kılıcını silerken öyle dokunaklı mısralar okudu ki, onlan işiten Hazreti Hüseyin’in kızkardeşi Zeynep, çığlık kopararak bayıldı.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Zeynep ayılınca başucunda Hazreti Hüseyin’i buldu:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Kardeşim; Allah’a sığın! Bil ki, bütün dünya ehli ölür, sema ehli de baki kalmaz. Allah’ın zatından başka her şey helâktedir. Annem, babam ve kardeşim benden daha hayırlıydılar. Öldüler.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Bundan sonra Hazreti Hüseyin sabaha kadar ibadet ve istiğfarla meşgul oldu.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Şafak vakti… Kerbela çölü, gerine gerine uyanmakta… <b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Tek saniye uyamamış olan Hazreti Hüseyin yakınlarını sabah namazını kıldırıyor. Yanan kalblerin kandilinde pırıldayan Allah ismi…</span></b> Ufukta gittikçe koyulaşan kızıllıklar…</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hazreti Hüseyin atlı ve yaya, 70 – 80 kişilik maiyetini safa dizdi. Sağ ve sol yanlarına, maiyetindekilerden en güvendiklerini koydu, bayrağı da bir eminine verdi ve kendisi merkeze geçti.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Binlerce askere karşı yalnız 70 – 80 insan…</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">İlerledi ve karşısında, Müslümanlık iddiasındaki askerlere haykırdı:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">“Ey insanlar! Sözüme kulak verin! Aceleye kapılmayın! Ben size vacip olan şeyi söyleyeyim: Gelişimden ötürü özrümü bildiriyorum! Özrümü kabul ve sözümü doğrularsanız, saadet kazananlardan olursunuz! Özrümü kabul etmez ve lâfımı dinlemezseniz, istediğinizi yapmakta hürsünüz!”</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hazreti Hüseyin bu noktada durdu. Zira kız kardeşleri iç paralayıcı şekilde ağlamaya başlamıştı.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="color: black; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"><img alt="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/126fb640cb4257bef988b2497472209e.jpg" style="margin: 5px; float: left; width: 344px; height: 430px;" />Hazreti Hüseyin onlara döndü ve kendilerini sükûnete getirinceye kadar uğraştı. Sonra tekrar askerlere hitap etti:</span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">“Ey insanlar!.. Beni herkese nispet edin ve düşünün; ben kimim? Vicdanınıza baş vurun, nefslerinizi suçlandırın; bakalım benim kanım size helâl midir, öldürülmem caiz midir? Ben Peygamberimizin kızıyla amca oğlunun çocuğu değil miyim? Şehitlerin Efendisi Hamza, babamın amcası, Cennette uçan Cafer benim amcam değil midir? Allanın Resulü, kardeşimle benim için, siz cennet gençlerinin efendileri ve sünnet ehlinin göz bebeklerisiniz, dememiş midir? Şüphe yok ki bu dediğim şeyde beni doğrularsınız. Eğer yalanlıyorsanız, içinizde Cabir Bin Abdullah’a yahut Ebû Said veya Sehl b. Saad’a yahut da Zeyd Bin Erkam’a veya Enes’e sorun! Haber verirler! Yok mu, içinizde bir yasaklayıcı ki, benim kanımın akıtılmasına engel olsun?”</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="color: black; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;">Bu arada Şemir dilini uzatmak ve Hazreti Hüseyin’in sözünü kesmek istedi. Habib b. Mutahhar onu paylayıp sus turdu. Hazreti İmam devam etti:</span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">“Eğer söylediklerimde bir şüpheniz varsa yahut Peygamberimizin torunu olduğum üzerinde tereddüt geçiriyorsanız, biliniz ki bugün doğudan batıya kadar Allah Resulü’nün benden başka torunu yoktur! Söyleyin, öldürdüğüm bir mazlumun kanını mı, üstüne oturduğum bir malın ziyanını mı, yoksa bir yaralamanın kısasını mı istiyorsunuz benden? Ne istiyorsunuz? Ey Şit b. Reb’â, Ey Haccâr b. Ebcer, Ey Kays b. Eşi’at ve Ey Yezûl b. Hars, Kûfe’ye gelmem için bana mektup yazmadınız mı?”</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hazreti Hüseyin bir ân durup cevap bekledi. İsimlerini saydığı adamlar:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Hayır, biz böyle bir şey yapmadık! diye bağırdılar.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hazreti İmam cevap verdi:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Yaptınız! Fakat şimdi inkâr ediyorsunuz! Mademki artık beni istemiyorsunuz, bırakın, dönüp gideyim yerime!</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Düşman safından Kays b. Eşi’at atılıp bağırdı:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Ya Hüseyin, Ubeydullah’ın hükmüne baş eğip biati kabul etmiyor musun?</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hazreti Hüseyin cevap verdi:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– İşte bu dediğin, hiçbir zaman olamaz! Ve atından indi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Züheyr isimli biri atını sürüp ortaya geçti ve iki tarafa birden kan dökmemelerine dair en dokunaklı sözleri söylediyse de tesiri olmadı.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Şemir haini ok attı. Züheyr geri çekildi. Ve o anda, sahnelerin en ulvîsi meydana geldi; Hazreti Hüseyin’i ilk kuşatan atlıların kumandanı Hür, Peygamber torununun tarafına geçti. Atını Hüseyin’e doğru sürdü, önünde durdu ve nida etti:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">– Senin tarafına geçiyorum! Şu ana kadar işlediğim suçları affet!</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hür’ün cenkten kaçınma öğütlerine de okla cevap verdiler.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Sonradan gelen kumandan Ömer Bin Saad ilerleyerek okunu attı ve haykırdı:</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">– İşte cengi açıyorum! Davranın!</span></span></b></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Ok yağmuru…</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Ziyad’ın kölesi Yesar ile Ubeydullah’ın kölesi Salim, meydana çıktılar ve er dilediler. Hazreti Hüseyin tarafından Abdullah Bin Umeyr-ül-Kelbî çıkıp ikisini, kılıcını iki kere kaldırıp indirmekle yere seriverdi. Boğuşma da bütün dehşetiyle başladı. Hazreti Hüseyin’in yetmiş iki kişiden ibaret yakınları, binlerce asker, kılıç, mızrak, balta ve gürz altında doğrandılar, delindiler, kırıldılar ve ezildiler.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hazreti Hüseyin’in iki oğlu, altı kardeşi, Hazreti Hasan’dan iki yeğeni, daha nice yakını, dostu ve akrabası…</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Bütün bu şehit olanlar, iki günden beri dudaklarını ıslatmaya bile tek damla su bulamamış insanlar.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Nihayet ortada Hazreti Hüseyin kaldı. Kim ve ne olduğunu anlatan mısralar okuyarak atını düşman saflarına sürdü. Bir anda, etrafına üşüşen üşüşene… Su yerine üzerine ok fışkırırken kılıçlar ve mızraklar da başında ve göğsünde işledi ve iki Cihan Efendisi’nin, sırtında taşıdığı torunu, atından düştü. Kâinata ve topyekûn varlığa kıymak isteyecek kadar hain bir el uzandı ve o kutsî başı bedeninden ayırdı.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Geride kalan kadın ve çocukları da esir ettiler. <b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Esirler arasında zevcesi Errübâb, kız kardeşleri Zeynep ve Ümm-ü Kelsûm, kızları Sekine ve Fâtıma, bir de oğlu Ali Zeynelâbidin…</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hazreti Hüseyin’in vücudunda yetmiş iki kılıç ve mızrak yarası…</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Bütün gerçek Müslümanlar dövündü. Yüzlerce, binlerce şair, kezzap gibi kalbleri eriten mersiyeler söylediler ve gök kubbe altında bir peygamber torununa, dünya yaratıldı yaratılalı vâki olmayan, olmasına da imkân bulunmayan bu zülüm karşısında vicdanları şahlandırdılar.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Cinlerin bile yakıcı mersiyeler okuyarak dövündüklerini duyanlar oldu.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><b style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="color:black">Tarihte en büyük şehitlerden birinin kesik başını Kûfe’ye götüren müfreze, bir konak ileride mola verirken dibinde oturdukları duvardan bir el çıktı ve Hüseyin’i öldürenlerin, yarın Hesap Günü ne cevap vereceklerini soran iki mısra aynı duvara kanla yazdı. Bu askerî birlikten kaçanlar, silâhını</span></span></b></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black"><b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">atıp bir adım gitmeyeceğini haykıranlar, çıldıranlar oldu.</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Mansur b. Ammar, bu iki mısranın, Nübüvvetten 300 yıl önce bir taşa yazılı olarak Rum illerinde bulunmuş olduğunu rivayet eder.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Hüseyin’in şehit olduğu gün, insanların yüzüne değil, tabiata bakmak lazımdır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Gündüz vakti ortalık kapkara kesildi. Hatta bir aralık yıldızlar bile göründü. Peşinden korkunç bir kızıllık çöktü. O gün kanlı yağmur yağdığını ve Kerbela’da hangi taş kaldırıldıysa altında kan sızıntısı görüldüğünü söylemeye kadar gidenler olmuştur. Hüseyin’in başını gövdesinden ayırmış olan <b><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Sinan adlı insanlık yüz karası, mübarek kafayı bir de fahriye okuyarak Ubeydullah’ın önüne koyunca, Küfe Valisi, destanlık cinayetin bizzat tertipçisi olduğu halde dayanamadı ve Sinan’ın başını vurdurdu.</span></b></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Kerbela hâdisesine karışanlardan hepsi, şu veya bu türlü belâlarını buldular. Bir zaman sonra Muhtar Bin Ubeyd askeriyle Kûfe’ye girdi ve Kerbela işine katılanlardan altı bin kişiyi öldürdü. Ubeydullah, Şemir ve Ömer b. Saad de bu arada cezalarını buldular ve en büyük ceza âlemine geçtiler.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="color: black; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;">Kerbela’ya katılanlardan her birinin belasını bulduğuna dair en güzel nakil, Yakup b. Süfyan’ınkidir: Bir gece oturmuş, Kerbela faciasından bahsediyorduk. Mecliste bulunanlardan biri, bu vak’aya katılanlardan belâsını bulmadık hiç kimse kalmadığını ileriye sürdü. Y</span><b style="color: black; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"><span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">ine mecliste bulunanlardan bir ihtiyar, kendisini öne attı ve Kerbela’ya katılanlardan ve Hüseyin’in öldürülmesine yardım edenlerden olduğu halde o güne kadar hiçbir belaya uğramadığını söyledi. O ân odada yanan kandillerden biri sönecek hale geldi. İhtiyar kandili alıp fitili düzeltmek isterken sıçrayan bir kıvılcımla sakalı tutuştu.</span></b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><span style="color:black">Meclistekiler ihtiyarı söndürmeye davrandılarsa da başaramadılar. Sakalını bastırdığı entarisi ve bütün vücudu alevler içinde kaldı. İhtiyar, koşarak kendisini, kenarında bulunduğumuz Fırat’a attı ve yana yana boğularak öldü.</span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"></p>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span style="vertical-align:baseline"><i><span style="color:black">Necip Fazıl Kısakürek, Peygamber Halkası, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul</span></i></span></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/necip-fazil-kisakurekin-kaleminden-hz-huseyin-ve-kerbela</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Jul 2023 20:19:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2023/05/sonsuzluk_kervani_pesinde_zek_ve_muhabbet_dolu_ustad_in_ardindan_h48680_6bcf1.jpg" type="image/jpeg" length="89640"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/ramazanda-aile-hayati-ve-cocuk-terbiyesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/ramazanda-aile-hayati-ve-cocuk-terbiyesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Kendi hafızalarınızı yoklayınız! Orada Ramazanlarla oruçlarla, teravihlerle, sahurlarla, hatimler ve mukabelelerle, pideler, tatlılar, ziyafetler, kandiller, minarelerle ilgili ne kadar çok ve güzel, sevimli ve özlemli çocukluk hatıraları vardır!" Prof. Dr. M. Esat Coşan anlatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Ne mutlu ki Ramazan-ı Şerife kavuşmuş bulunuyoruz. Hadis-i şeriflere göre bu ay, gerçek bir bereket mevsimidir. Allahu Teâlâ bu ayda müminleri hayırlara gark eder; rahmetini onlar üzerine yayar ve saçar; günah ve hatalarını bağışlar; dualarını, dileklerini kabul eder; mümin kulların bu ayda gösterdiği canlılık ve gayrete, ibadetlere devamlarına, hayırlardaki yarışmalarına nazar buyurup meleklerine onlarla mübahat ve iftihar eyler. Bu ayda maddi ve manevi alemlerde değişmeler olur, göklerin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapatılır, şeytanlar zincire vurulur, cennet bezenir, melekler yerlere iner kullarla musafaha ederler. Bu ay içinde bin aydan daha hayırlı bir gece “Kadir gecesi” saklıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Manevi yönden, şer kuvvetleri dizginlenmiş, hayır imkânları çoğaltılmış ve şartlar müsaitleşmiş olan bu ay, kulların batıldan hakka, günahtan sevaba, hatadan tevbeye, kötülükten iyiliğe, fesattan ıslaha gafletten takvaya dönmesi için çok kıymetli bir fırsattır. Bu fırsat iyi değerlendirilmeli, elden kaçırılıp heba edilmemelidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Ramazan mümin kullara yıllık bir yetiştirme kursu, terbiye devresidir. Ömür boyu her yıl müminler bu ayda ruhi egzersizlerle uğraşır, arzularımı yenmeyi, iradelerine hâkim olmayı öğrenir, nefislerini ıslaha alışırlar; oruç ve ibadetlerle manevi duyguları gelişir, derunî hayatın sırlarına aşinalıkları artar; hassas, merhametli, şefkatli, rikkatli, hayır sever, halis ve safi kimseler haline gelirler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Çocukların ruhi inkişafı ve dini-ahlaki eğitimi açısından da Ramazan’ın, bu aydaki aile içi yaşantının müstesna bir değeri ve etkisi vardır. <b>Kendi hafızalarınızı yoklayınız! Orada Ramazanlarla oruçlarla, teravihlerle, sahurlarla, hatimler ve mukabelelerle, pideler, tatlılar, ziyafetler, kandiller, minarelerle ilgili ne kadar çok ve güzel, sevimli ve özlemli çocukluk hatıraları vardır!</b> Dikkat edilsin ki bunlar; bizim dini hissiyatımızın, ruhi yapımızın, ahlaki davranışlarımızın en sağlam temellerini oluşturmuşlardır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">O halde ailece Ramazan yaşantınıza dikkat ve özen gösteriniz sevgili okuyucular; Ramazan’ın simgesi olan ibadet ve davranışları aceleye getirmeyiniz, tadını çıkara çıkara, sindire sindire ifa ediniz; dini vazifelerinizi angarya gibi değil, seve seve, bir düğün ve şenlik havası içinde yapınız.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Bu cümleden olarak çocuklarınıza özel itina gösteriniz; onları tatlılıkla, öpücüklerle sahura muhakkak kaldırınız; onlar kız ise güzel oyalı namaz başörtüleri, erkekse işlemeli alımlı takkeler, sevimli değerli tesbihler, özel seccadeler tahsis ediniz, “bunlar sizin” deyiniz, güzel ve temiz pak giydiriniz, tarayıp donatınız ta ki şahsiyetleri o yolda gelişsin. Küçücük avuçlarını açıp masum masum dua etmelerini öğretiniz çünkü belki de sadece onlar hürmetine başımıza taş yağmaktan kurtuluyoruz. Ailece hanım, bey, çocuklar beraberce camiye, teravihe gidiniz. Çocuklarınızı mutlaka sabah namazlarına götürünüz, mukabele dinletiniz. Uyku ve istirahatlerini gündüzün müsait zamanlarında sağlarsınız. Uyku bahanesiyle ibadetlerden geri kalmalarına asla izin ve fırsat vermeyiniz, onları küçükten ters alışkanlıklara kendi ellerinizle itmeyiniz. Vaazlara cumalara götürünüz; daha sonra da ne aldığını hatırında ne kaldığını sorup kontrol ediniz. Kur’an-ı Kerim öğretiniz, hatim indirtiniz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Bütün bunları yaparken de hediyelerle, güleç yüzle yaptırınız, zorbalık ve sertlik göstermeme şartına çok dikkat ve riayet ediniz. Sevdirerek, özendirerek yapmasını sağlayınız. Dondurmaları, çikolataları, şekerleri, balonları, oyuncukları, meyveleri, mükafatları devreye sokunuz. Ta ki ruhları, hafızaları en tatlı Ramazan hatıralarıyla dolsun, dimağları Hakk’a kulluk etmenin deruni lezzetine alışsın.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Böylece Ramazanımızın daimi bir bayram ve ebedi bir düğün haline dönüşmesini dileriz sevgili okuyucular!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><i><span style="line-height:107%">Prof. Dr. M. Esat Coşan<br />
Kadın ve Aile dergisi</span></i></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/ramazanda-aile-hayati-ve-cocuk-terbiyesi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Apr 2023 09:47:24 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2023/03/ramazanda_aile_hayati_ve_cocuk_terbiyesi_h48274_a7740.jpg" type="image/jpeg" length="59349"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aylardan Ramazan, Mevsim Oruç]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/aylardan-ramazan-mevsim-oruc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/aylardan-ramazan-mevsim-oruc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayattan bir şeyleri çıkarıp oruca alan açmak ancak aşkla olur. Baştan sona niyet, samimiyet ve kararlılık, bilinçli bir tercih, alışkanlıkları baştan ayağa değiştiren bir terbiye ve program. Oruç; durağanlıktan, donukluktan, monotonluktan çeker alır, harekete ve eyleme yöneltir insanı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">İçinden geçtiğimiz şu zor zamanlarda, zor imtihanlarla sınandığımız zor günlerde adeta içimizin daraldığı, gönlümüzün hüzünlendiği bir zaman diliminde, yeni bir inşirah olarak gökten inen müjdeli bir haber gibi geldi hanelerimize oruç. Yıpranan sinirlerimizi, hüzünlenen kalbimizi, daralan ruhumuzu emanet olarak taşıdığımız bedenimizi yeniden inşa etmek için baharla birlikte, yeni bir sayfa açarcasına yepyeni bir mevsim olarak açtı kapılarını doğudan batıya. Kuru bir dalda işaret fişeği gibi açan sürgün misali; baharın, yeniden dirilişin müjdecisi oldu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Oruç, her yıl yeni sayfalar eklenerek büyüyen, zenginleşen ve güzelleşen bir kitap. Herkesin bir oruç kitabı var, namaz kitabı olduğu gibi. Oruç kitabının sayfaları henüz çocukluktan çıkmadan yazılmaya/çizilmeye başlanır. Çocuklar pek heveskârdırlar o ilk sayfaları doldururken. O ilk sayfalar ne renkli, ne duygulu, ne heyecanlı sayfalardır öyle. Tekne oruçları, kuş oruçları… Âdeta zamanın durduğu iftar sofraları, ezanla verilen komutun yine bir ezanla sona ermesi, teravih için camilere koşuş, bereketli sahurlara uyandırılmaları için can atmaları… Ne çok hikâye, ne çok hatıra vardır o ilk sayfalarda, ne güzel sayfalardır o sayfalar. Gençlik sayfaları başlar sonra. Oruç da çocukluktan çıkmıştır artık, yeni bir boyut kazanmış, sorumluluklar başlamış bilinç artmıştır bunda böyle. Bu yeni anlam bütünlüğü içinde tercihte bilincin arttığı en kıymetli günlerdir oruç kitabının gençlik sayfaları. Olgunluk sayfaları ise hayatın akışı içerisinde ağır sorumlulukların altına giriş. Dünya telaşı ve koşuşturmanın içinde bir aylık yavaşlama, durup düşünme ve arınmadır. Yaşlılık evresinde ise birikmiş bir oruç tecrübesi, bedenin yaşlanmasına karşın ruhun diriliği. Bütün bir hayat boyunca biriktirilen, hatıralarıyla, hikâyeleriyle zenginleşen riyasız arı duru bir kitap. Her yeni oruç mevsiminde oruç kitabını yeniden okumalı bence herkes.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Hz. Ali’ye atfedilen şu söz ne kadar manidar: <b>“Dünya beni haramından men etti, ben onun helalinden de geçtim.”</b> İşte bu tam bir aşk işi. Hayattan bir şeyleri çıkarıp oruca alan açmak ancak aşkla olur. Oruç, alışılagelmiş düzeni bozarak, yeme içme vb. bedeni ihtiyaçları yerine getirmeden de ayakta durmanın adı. O nedenle bağımlılıktan, yeme içme düşkünlüğünden kurtulmak ve özgürleşmektir oruç. Baştan sona niyet, samimiyet ve kararlılık, bilinçli bir tercih, alışkanlıkları baştan ayağa değiştiren bir terbiye ve program. Oruç; durağanlıktan, donukluktan, monotonluktan çeker alır, harekete ve eyleme yöneltir insanı. Her ne kadar süregelen alışkanlıklarımızı yapmayarak, sanki pasif bir eylemsizlik olarak görülse de aslında tam bir hareketlilik, tam bir eylem halidir oruç. Taarruza maruz kalan algılarımıza nüfuz eder öncelikle. Sadece bedenen yapılan bir eylem değil, önce ruhumuza, zihnimize nüfuz edip ruhun bedene galebe çalması, bedenin istek ve arzularına gem vurulması. Dörtnala koşan hayatın akışı içerisinde dizginleri yeniden ele alış, biraz yavaşlama, fert fert biriken en büyük direniş, en etkili eylem.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Bir ay boyunca gün be gün, eleyerek, arıtarak duru bir şekilde bayrama hazırlar oruç insanı. Üzerinden bir oruç ay’ı, bir Ramazan geçmiş insanlar yüzlerinden belli ederler kendilerini. Oruç kitaplarına Kur’an, muhabbet, şefkat, merhamet ve sabır dolu bir oruç sayfası eklemenin haklı gururuyla yürürler bayram namazına. Seher vaktinden kuşluk vaktine kadar tekbirler ve kuşlar doldurur bütün boşlukları. Çocuklar büyüklerinin ellerini öper, <b>“Allah tekrarına erdirsin”</b> duasını alırlar büyüklerinden. Ne güzel duadır o dua.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Allah en güzel şekliyle bayrama ve tekrarına erdirsin. Tekrarına eremeyenlere rahmet, Ramazan’ı kalbi kırık hüzünle geçirenlere sabır ve metânet…</span></span></span></p>

<p><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">İstanbul: 29 Mart 2023/07 Ramazan 1444</span></span></span></i></p>

<p><i><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Turgut Akça</span></span></span></i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/aylardan-ramazan-mevsim-oruc</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Mar 2023 08:23:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2023/03/aylardan_ramazan_mevsim_oruc_h48267_cf2fc.jpg" type="image/jpeg" length="63686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İmam Gazali'den oruç ve Ramazan'a dair]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/imam-gazaliden-oruc-ve-ramazana-dair</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/imam-gazaliden-oruc-ve-ramazana-dair" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Yemek içmeyi terk etmeye, azaları da katmalıdır. İnsan dilini gıybetten, gözünü haram olana bakmaktan ve diğer azalarını günahlardan muhafaza eder. Kalbi kötü düşüncelerden, vesveselerden koruyup, kalbi ancak Allah'ı zikre tahsis etmelidir."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Resûlullah Aleyhisselam Efendimiz, bir hadis-i kudsîde buyuruyor ki: “Allah buyurur; Ademoğlunun her iyi amelinin mükafatı, on mislinden yediyüz misline kadar kat kat verilir. Ancak oruç böyle değildir. O'nun mükafatını bizzat ben vereceğim. Kulum şehvetini ve yemeğini benim için terk eder. Oruç tutan için iki ferahlık vardır. Biri iftar ederken diğeri Rabbine kavuştuğu zaman. Allah katında, oruç tutanın ağız kokusu misk kokusundan daha hoştur.”</span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Yine Resûlullah Efendimiz buyuruyor ki, “Her şeyin kapısı vardır. İbadetin kapısı da oruçtur.” Orucun bu hasletlere malik olmasının iki sebebi vardır. Oruç, nefsin heva ve arzularından men edilmesine dayanan gizli bir ameldir ki, ona ancak Allah muttali olur. Allah'dan başka hiç bir kimse muttali olamaz. O, namaz, zekat ve diğer ameller gibi değildir. </span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;"><span style="color: rgb(255, 0, 0);"><strong>Oruç, esrarı itibarı ile üç derecedir</strong></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Oruç, şeytanı kahreder. Şeytan Allah'ın düşmanıdır. Bu düşman ancak şehvani arzular vasıtası ile kuvvetlenir. Açlık ise şeytanın aletlerinden olan bütün şehvani istekleri yok eder. Bunun içindir ki, Resul-i Ekrem aleyhisselam “Şeytan ademoğlunun kan damarlarında dolaşır. Şeytanın dolaştığı kanalları açlıkla tıkayınız.” buyuruyor. Bu hadis-i şerif, Resûlullah Efendimizin bir diğer hadis-i şerifinin manasını apaçık ortaya koymaktadır: “Ramazan ayı girdiği vakit, bütün cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar bağlanır. Bir nidacı, nida ederek der ki: “Ey hayrı isteyen koş, ey şerden isteyen vazgeç.”</span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Bil ki oruç, mikdarı itibarı ile üç derecedir ve yine oruç esrarı itibarı ile üç derecedir. Orucun mikdarı itibari ile derecelerinin en aşağı olanı, Ramazan ayında oruç tutmakla iktifa etmektir. En alası ise Hazreti Davud orucudur. Hazreti Davud'un orucu, gün aşırı oruç tutmaktır, yani bir gün tutup bir yemektir.</span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Hadis-i şerifte varid olduğuna göre, bu şekil oruç tutmak yılın hepsini oruçlu geçirmekten daha efdaldir. Ve yine o oruç, oruçların en efdalidir. Onun sırrı da şudur; senenin tümünde oruç tutan kimse için oruç tutmak adet halini alır ve oruç tutmakla nefsinde bir kırıklık, şehvani isteklerinde bir eziklik ve kalbinde bir sevinçlik his etmez. Çünkü, nefis ancak kendisini zaafa düşürecek şeyle müteessir olur. O şeyde nefis alışkınlık elde ederse ondan mütessir olmaz. Bu uzakta değildir. Çünkü doktorlar ilaçların içiminde alışkanlıktan men ederler ve derler ki; ilaç içmekte alışkanlık haline gelen kimse hastalandığı vakit, alıştığı o ilaçtan fayda bulamaz. Zira, onun vücudu o ilaca alışmış olduğundan ilacın tesirini bulamaz. </span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Bil ki, kalblerin tıbbı, bedenlerin tıbbına yakındır. O, Resûlullah Aleyhisselamın, Abdullah bin Ömer'in (r.a) kendisine oruç hakkında sorduğu vakit, buyurduğu hadisin bir sırrıdır ki, Resûlullah Aleyhisselam, İbn Ömer'e “Bir gün oruç tut ve bir gün tutma.” buyurdu. İbni Ömer (r.a) de “Ben ondan daha faziletlisini istiyorum” dedi. Bunun üzerine Resûlullah Aleyhisselam; “Ondan efdali yoktur.” buyurdular. </span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Bunun içindir ki Resûlullah Aleyhisselam felan kişi bütün seneyi oruçlu geçirdi denildiğinde, “O ne oruç tuttu ve ne de iftar etti.” buyurdular. Hatalarla Kur'an-ı Kerim okuyan bir adam hakkında Hazreti Aişe'ye “Şüphesiz bu ne Kur'an okudu, ne de sustu” buyurduğu gibi. </span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;"><span style="color: rgb(255, 0, 0);"><strong>Yeme içmeyi terk etmeye, azaları da katmalıdır</strong></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Orta dereceye gelince; o yılın üçte birinde oruç tutmaktır. Haftanın Pazartesi ve Perşembe günlerini oruç tutar, buna Ramazan ayını da eklersen senin dört ay, dört gününü oruçlu geçirmiş olursun ki o da üçte birinden fazladır. Fakat, Kurban Bayramı'ndaki teşrik günlerinden birinin oruçsuz geçeceğine göre fazlalık üç güne düşer. İki bayramda iki gün oruç tutulması doğru olmadığında tutulmayan günler üç gün olur ki, fazla olan gün bir gün olur. </span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Fazla olan diğer bir günün hesabını yaptığında onu bilirsin ve böylece tutulan günler senenin üçte biri olan dört ay olur. Bundan az oruç tutmak sana yaraşmaz. Zira o, yani yılda dört ay oruç tutmak, hem hafiftir, hem de sevabı çoktur. </span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Orucun esrarının üçüncü derecesine gelince; o, yemek içmeği terketmekten ibaret olan oruçtur. Bu derecelerin en ednasıdır. Çünkü, yemek içmekten kaçınırlar fakat, azaların yapacakları küçük ve büyük günahlardan kaçınmazlar. Bu avamın tuttuğu oruçtur. O da, onların isimle kanaat etmeleridir. </span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Yemek içmeği terk etmeye, azaları da katmalıdır. İnsan dilini gıybetten, gözünü haram olana bakmaktan ve diğer azalarını günahlardan muhafaza eder. Kalbi kötü düşüncelerden, vesveselerden koruyup, kalbi ancak Allah'ı zikre tahsis etmelidir. Bu orucun kemali olduğu gibi en has ve en iyi olan kimselerin orucudur. </span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Sonra orucun bir sonu var ki onunla kemal bulur. O da, şüpheli dahi olmayan helal yemekle iftar etmektir. </span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Gündüz yiyemediğini yemek suretiyle helal olan yemekten çok yememelidir. Böyle yapan bir öğünde iki öğünün yemeğini yer, midesini doldurup ağırlaştırır ve şehvetini kuvvetleştirir, orucun sırrını yok eder. Onu gece kalkıp namaz kılmaktan uzaklaştırarak tembelliğe sevk eder. Çok kere sabah namazından önce uyanmaz. Bunların hepsi zarar ve ziyandır. Oruçtan elde edilecek faide çok defa bu zarar ve noksanı karşılayamaz. </span></span></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"></p>

<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;"><strong>Ahmed Sadreddin</strong> alıntıladı</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/imam-gazaliden-oruc-ve-ramazana-dair</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Mar 2023 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2019/04/imam_gazali_den_oruc_ve_ramazan_a_dair_h20909_9ade7.jpg" type="image/jpeg" length="39522"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan geldi! Bu yılki Ramazan Programınızı Hazırladınız mı?]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/ramazan-geldi-bu-yilki-ramazan-programinizi-hazirladiniz-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/ramazan-geldi-bu-yilki-ramazan-programinizi-hazirladiniz-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıllar içerisinde binlerce kişiye Arapça öğreterek Kur'an-ı Kerim'i anlayarak okumasına vesile olmuş, Fatma Serap Karamollaoğlu hocamızdan, bizlere Ramazan ayı için bir program önermesini rica ettik. Kendi programını paylaştı. İstifadenize sunuyoruz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><b><span style="color:red">Ramazan geldi! </span></b></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Ramazan Türkçeleşmiş bir Arapça kelimedir. Manası hakkında iki farklı görüş vardır: “Ramaz” kelimesi güneşin sıcaklığının şiddetinden son derece kızmasıdır. Çok kızgın yere “ramda” denir. Kızgın yerde yalın ayak yürümekle yanmak demektir. Bu aya “Ramazan” denmesinin bir sebebi; <b>bu ayın günahları yakmasıdır.</b> Bu ayda açlık, susuzluk hararetinden ıstırap çekilir. Ya da oruç hararetinden günahlar yakılır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Ramazan “yağmur” demektir. Yaz sonunda güz mevsiminin başlangıcında yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına gelir. Bu yağmur yeryüzünü yıkadığı gibi şehr-i Ramazan da ehl-i imanı günahlardan yıkayıp kalplerini temizlediği için bu isim ile isimlendirilmiştir. (Elmalı Hamdi Yazır) </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="color:#212529">Ramazan ayı Kur’an’ın nazil olmaya başladığı bir aydır. Bunun için türünün en iyisi manasında kerim olmakla vasıflanır.</span></span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="color:#212529"><span style="background:white">Peygamber Efendimiz her sene Cebrail Aleyhisselam’la karşılıklı o zamana kadar inen Kur’an ayetlerini okurmuş.</span> </span></span><span lang="EN-GB"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="color:#212529">Vefat ettiği sene bu mukabeleyi iki kere baştan sona Kur’an’ı okuyarak yapmışlar.</span></span></span></span><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%"><span style="color:#212529"> <span style="background:white">Mukabele geleneği buna dayanarak ortaya çıkmıştır.</span></span></span></span></span></span><br />
 </p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><b><span style="line-height:107%"><span style="color:red">Bu yılki Ramazan programınızı hazırladınız mı? </span></span></b></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Ben her sene Ramazan ayını değerlendirmek için önceden bir program yaparım. Günlerce önceden Ramazan ayıyla buluşmanın heyecanı beni sarar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Şeytanların bağlandığı, hepimizin manevi duygularının öne çıktığı bu mübarek ayı en iyi şekilde değerlendirmek için bu aya ait her zamankinden farklı, özel bir çalışma yapmak isterim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="color:#212529">Sizler de bu ayı Kur’an’la değerlendirebilmek için bir program yapabilirsiniz.</span></span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="color:#212529"><span style="background:white">Herkesin Kur’an’a ait bilgisi farklı olabilir. Dini alt yapısı, günlük yaşantısı farklı olabilir.</span><br />
<span style="background:white">Bunun için farklı şekillerde bu ayı değerlendirebilir. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Bu ayı değerlendirmek için yapılabilecek çalışmalar için şunları önerebiliriz:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Bir mukabeleye devam etmek</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Mukabele dışında kendi kendimize Kur’an okumak için bir vakit ayırmak</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Kur’an okumayı günlük bir alışkanlık haline getirmek (Bunun için kurduğumuz <b>https://www.kuranseferberligi.com/</b> sitesine girerek telegram grubumuza katılabilirsiniz. Bu durumda sizinle her gün okunacak Kur’an sayfasının Arapçası, Türkçe meali, kısa bir tefsir notu, o sayfayla alakalı bir hadis, irab ve belagat notları, kelime bilgisi, sayfadan bir mesaj ve bir dua içeren sayfamızın linki paylaşılacaktır.)</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Kur’an surelerinden birini ezberlemek</span></span></span></span>
	<ul>
		<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Ala suresini ezberlemek. Peygamber Efendimiz bu sureyi bayram namazlarında, Cuma namazlarında sık sık okurmuş. Vitir namazını da Ala, Kafirun ve İhlas Sureleri okuyarak kılarmış.</span></span></span></span></li>
		<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Mülk Suresini ezberlemek. Yatsı namazını bu sureyi okuyarak kılmak</span></span></span></span></li>
		<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Nebe Suresini ezberlemek ve ikindi namazını bu sureyi okuyarak kılmak</span></span></span></span></li>
		<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Çok sık okuduğumuz Yasin Suresini ezberlemek ve sabah namazını bu sureyi okuyarak kılmak</span></span></span></span></li>
		<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Biz öğrencilerimizle birlikte bu Ramazan ayında Secde Suresini ezberlemeye ve bunu namazlarımızda sık sık okumaya niyet ettik.</span></span></span></span></li>
	</ul>
	</li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Ezberlediğimiz bu sureyi namazlarımızda okumak</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Her sene Ramazan’da bir cüz Kur’an ezberlemek ve sene boyunca bu cüzü tekrar etmek<img alt="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/indir_29.jpg" style="margin: 5px; float: right; width: 159.988px; height: 220.938px;" /></span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Bir sure tefsirini okumak</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Bir tefsir okumak</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Ramazan boyunca teheccüd namazı kılmak </span></span></span></span>
	<ul>
		<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Teheccüd namazı kılmayı alışkanlık haline getirmek</span></span></span></span></li>
		<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Teheccüd namazında yeni ezberlediğimiz sureleri okumak</span></span></span></span></li>
		<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Teheccüd hatmi yapmak. (Nafile namazlarda Kur’an’a bakarak okumak caizdir. Teheccüd namazını kılarken uygun bir yere Kur’an’ımızı açarak her rekatta bir sayfayı okumak, ikinci rekatta selam vermek ve sayfayı değiştirmek mümkündür.)</span></span></span></span></li>
	</ul>
	</li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Çocuklarımızla ailemizle bir araya gelerek kısa sureleri ezberlemek</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Kısa da olsa her gün bir surenin mealini okumak</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><i><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">İhya</span></span></i><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%"> kitabından oruç bahsini okumak</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Peygamber kıssaları okumak</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Kur’an okumakla kalmayıp manasını öğrenmeye ve anlamaya çalışmak</span></span></span></li>
</ul>

<ul>
	<li style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span lang="EN-GB">Benim herkes ve geniş bir yaş grubu için okunabilecek olan 3 kitabım var:<img alt="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/110000020760908_1.jpg" style="margin: 5px; float: right; width: 188.981px; height: 249.988px;" /></span></span></span></span></li>
	<li style="list-style-type:none"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span lang="EN-GB"><span style="font-style: normal;">        * </span><span style="font-style: italic;">Briçten Belagata:</span></span> Biyografim. Size hiçbir şey için geç kalmadığınızı gösterecek, Kur’an ilimleri konusunda nereden başlayıp neler yapabileceğinizi gösterecek bir kitap.</span></span></span>
	<ul>
		<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><i>Kur’an’ın Harikulade Kelimeleri:</i> Resimli, 12 yaş üstü herkesin zevkle okuyup Kur’an kelimeleri ile yakından tanışacağınız bir kitap. Ailecek her gün bir kelimeyi okuyabilirsiniz.</span></span></span></li>
		<li style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><i>Kur’an’ın merkezindeki Türkçe Kelimeler:</i> Kur’an’ın % 70’ini oluşturan ve 115’ini Türkçede kullandığımız kelimelerin oluşturduğu toplam 135 kelimenin tamamını günde 5 kelimeyi çalışarak bu Ramazan’da öğrenebilirsiniz. Bunun için YouTube’da Fatma Serap Karamollaoğlu isimli kanalda Kur’an’ın Merkezindeki Türkçe Kelimeler videolarını izleyebilirsiniz.</span></span></span></li>
	</ul>
	</li>
</ul>

<p style="margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:0cm; margin-left:18.0pt"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Bu kitapların her biri bir iki günde okunabilecek, ilme olan sevginizi arttıracak, bu ayın bereketiyle de size çok şey kazandıracak kitaplardır.</span></span></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span lang="EN-GB">Teravih için bir camiye devam etmek. İlk günlerle yetinmeyip son güne kadar teravihe devam etmek. Mümkünse hatimle teravih kıldıran camileri seçmek.</span></span></span></span></li>
	<li style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Bu ibadetlerden herhangi birini yaparken öncesinde itikafa niyet etmek. Özellikle mukabele veya teravih namazlarımız esnasında.<img alt="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/kuran-kelimeleri-kapak-bask-1-1635744192.jpg" style="margin: 5px; float: right; width: 159.988px; height: 220.938px;" /></span></span></span></li>
	<li style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal">Son olarak Ramazan ayında sahur ve özellikle iftar sofralarımızda abartılı yemek yemeyi terk etmeyi tavsiye ediyoruz. Hatta mümkünse her zamankinden daha az yemeye dikkat edelim. Günahlarımızla birlikte birikmiş yağlarımızı da yakalım. Ruhen hafiflediğimiz gibi bedenen de toksinlerden temizlenelim.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Liste kabarık ama gözünüz korkmasın. Teklifim herkesin kendi durumuna göre bir veya birkaçını seçmesidir. Değişik şartlar ve ihtiyaçlar için alternatifler bir köşede dursun. Her yıl farklı bir seçim yapabilirsiniz.Sizlerin de daha birçok fikri, sene içinde yapmak isteyip de bir türlü rutine sokamadığı dini konular olabilir.<br />
Şeytanların bağlanmasından istifade ederek haydi gelin bu Ramazan ayında hayatımıza yeni değerler katalım. Ramazanımız bereketlensin. Bu çalışmalarla heyecanlanalım, coşalım.<br />
Seneye Ramazan ayına bu senekinden daha farklı girmeye niyet edelim. </span><br />
<span lang="EN-GB"><span style="line-height:107%">Ramazan Kerim…<br />
Ramazan mübarek…</span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:0cm"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="margin-bottom:0cm"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><i><span lang="EN-GB">Fatma Serap Karamollaoğlu</span></i></span></span></span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/ramazan-geldi-bu-yilki-ramazan-programinizi-hazirladiniz-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Mar 2023 13:58:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2023/03/ramazan_geldi_bu_yilki_ramazan_programinizi_hazirladiniz_mi_h48221_2b850.jpg" type="image/jpeg" length="42518"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kur’an ayıdır Ramazan]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/kuran-ayidir-ramazan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/kuran-ayidir-ramazan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayı manevî kıymetleri çok olan bir aydır. Bu ayda yapılan ibadetler diğer aylara nazaran çok daha bereketlidir. Çünkü bu aydaki ibadetlerin sevapları katlanarak verilir. M. Nihat Malkoç yazdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="line-height:115%"><b><span arial="" style="font-family:"><span style="color:red">Oruç daha önceki ilâhî dinlerde de vardı.     </span></span></b></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Oruç ibadeti zor görünse de imanlı gönüllerde büyük bir aşkla ve şevkle yerine getirilir. İslam ahlâkıyla ahlâklananlar ramazanın gelişini dört gözle beklerler. Bu mübarek günlerin gelişi onlarda herhangi bir rahatsızlık uyandırmaz. Aksine huzur iklimine girerler. İbadet ederek Allah’a dost ve yakın olmanın keyfini çıkarırlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Oruç ibadeti İslamiyetle beraber, bozulmuş diğer hak dinlerde de vardı(r). Hatta bazı batıl dinlerde de buna benzer ibadetler mevcuttur. Demek ki oruç semavi dinlerde ortaktır. Bununla ilgili olarak Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız.”(Bakara 2/183)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Hristiyanlık ve muselikteki oruç, ilahî amaçlarından uzaklaşmışsa da bugün hâlâ fert bazında yaşatılmaktadır. Fakat Museviler ilahî yönü yozlaşmış, daha çok millî bir gelenek haline gelmiş bu ibadetlerine Hristiyanlardan daha sadıktırlar.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/kuran-ayidir-ramazan</guid>
      <pubDate>Fri, 01 Apr 2022 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2021/04/kuran_ayidir_ramazan_h43325_c077d.jpg" type="image/jpeg" length="92437"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nureddin Yıldız'dan Muhammed Emin Saraç Hocaefendi'ye dair hüzünlü bir hatıra...]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/nureddin-yildizdan-muhammed-emin-sarac-hocaefendiye-dair-huzunlu-bir-hatira</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/nureddin-yildizdan-muhammed-emin-sarac-hocaefendiye-dair-huzunlu-bir-hatira" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin önde gelen alimlerinden Nureddin Yıldız, hadis, tefsir ve fıkıh alimi Muhammed Emin Saraç Hoca ile ilgili bir hatırasını aktardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin önde gelen alimlerinden Nureddin Yıldız, hadis, tefsir ve fıkıh alimi Muhammed Emin Saraç Hoca ile ilgili bir hatırasını aktardı. Yıldız, o hatıratta M.Emin Saraç Hoca'nın ilim yolculuğu için evinden nasıl ayrıldığını, anne ve babasının nasıl metanet gösterdiğini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/nureddin-yildizdan-muhammed-emin-sarac-hocaefendiye-dair-huzunlu-bir-hatira</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Feb 2021 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2021/02/nureddin_yildiz_dan_muhammed_emin_sarac_hocaefendi_ye_dair_duygu_dolu_bir_hatira_h42943_681a9.jpg" type="image/jpeg" length="41727"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Peygamber sevgisinin timsali Veysel Karanî’nin (ra) münacatı]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/peygamber-sevgisinin-timsali-veysel-karannin-ra-munacati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/peygamber-sevgisinin-timsali-veysel-karannin-ra-munacati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tabiin neslinden Yemenli zâhid olan Veysel Karanî (ra), Hz. Peygamber’in hırkası ve ona muhabbeti ile özdeşleşmiş bir isimdir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tabiin neslinden Yemenli zâhid olan Veysel Karanî (ra), Hz. Peygamber’in hırkası ve ona muhabbeti ile özdeşleşmiş bir isimdir. Her dönemde Müslümanlar için muhabbet kaynağı olan bir şahsiyet olmuştur Veysel Karanî. Belki de bunun sebeplerinde biri zahidane hayatıdır. Necdet Tosun hoca onun manevi tesiri hakkında “Zâhidâne hayatı dolayısıyla Veysel Karanî tasavvuf ehli tarafından örnek bir şahsiyet kabul edilmiş, Hz. Peygamber’i zâhiren görmemekle birlikte mânen kendisinden feyiz aldığı ileri sürülmüştür.” diyor (“Veysel Karanî “, TDVİA) Ayrıca “Resûl-i Ekrem’i, Veysel Karanî’yi veya herhangi bir şeyhi görmeden rüya gibi mânevî bir yolla onlardan eğitim alan kişilere Üveysî denmiş, bu şekilde eğitim almaya Üveysîlik adı verilmiştir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Müslümanlar arasında “Münacat-ı Veysel Karanî” adıyla bilinen ve Cevşenü’l-Kebir’de de geçen meşhur duayı içinden geçtiğimiz mübarek vakitler hürmetine alıntılıyoruz.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/peygamber-sevgisinin-timsali-veysel-karannin-ra-munacati</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2020 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2020/05/peygamber_sevgisinin_timsali_veysel_karannin_ra_munacati_h41073_285af.jpg" type="image/jpeg" length="84108"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan-ı şerif safran çiçeğine benzer]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/ramazan-i-serif-safran-cicegine-benzer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/ramazan-i-serif-safran-cicegine-benzer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peki, bunlardan başka nedir Ramazan? Ramazan neye benzer? Bunu hiç düşündük mü? Dostlar; Ramazan biraz safran çiçeğine benzer. Celalettin Alkan yazdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="text-justify:inter-ideograph"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span new="" roman="" style="font-family:" times="">Ramazan; vuslatı mutluluk veren, çok uzaklardan gelen, özlenen, beklenen bir dost gibi bizim için. Şairin de müjdelediği gibi nihayet bu beklenen dost tüm güzelliğiyle, zarafetiyle, letafetiyle geldi ve bizlere bir an olsun üzüntülerimizi unutturdu. Teravihleriyle, mukabeleleriyle, oruçlarıyla bizi yeniden kendi ikliminin koyu ve serin gölgelikli ağaçları altına çekti. Bir müddet bu gölgeliklerde soluklanacağız. Çölde bir vaha, gurbette bir dost, yolumuzu tam da kaybetmişken bir rehber bulmuş gibiyiz şimdi. Biraz daha rahatladık ve durgunlaştık. Bir sekinet hali çöktü üzerimize. Zaman başka bir zaman; öyle ki bu müstesnâ zaman dilimiyle mekân daha farklı manalar kazanıyor, kelâm ondan bahsettikçe güzelleşiyor ve tesiri artıyor. Hamdü senâlar olsun.</span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/ramazan-i-serif-safran-cicegine-benzer</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2020 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2020/05/ramazan_i_serif_safran_cicegine_benzer_h40966_c89cf.jpg" type="image/jpeg" length="78302"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[M. Emin Saraç Hocaefendiden ilim yolcularına tavsiyeler]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/m-emin-sarac-hocaefendiden-ilim-yolcularina-tavsiyeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/m-emin-sarac-hocaefendiden-ilim-yolcularina-tavsiyeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[M. Emin Saraç Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından çıkarılan İnşirâh dergisi, M. Emin Saraç Hocanın ilim talebelerine nasihatlerini derlemiş.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">Bazı insanlar vardır. Onları gördüğünüzde Allah’ı, Resûlünü ve İslâm’ın güzelliklerini hatırlarsınız. İşte Mehmet Emin Saraç Hoca Efendi de bu kıymetli insanlardandır. Hayatını ilme, okumaya ve okutmaya adamış, “Resûlullah Efendimiz” (sav) derken, gözleri ışıldayan, ihlaslı, samimi, gayretli değerli bir hocamızdır. Deyim yerindeyse ilim âşığıdır. Fatih Camii başta olmak üzere ders verdiği yerlere gitmek, hocamızın canına can katmaktadır. Derse gitme arzusu, hocamızdaki bütün yorgunlukları alıp götürür, onu dinçleştirir.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">Talebelerine şefkatle muamele eden hocamız, onların manevi babasıdır. Bir baba çocuğu için ne isterse aynısını hatta daha fazlasını hocamız talebeleri için ister. Onlar için daima güzel olan şeyleri arzular, durumlarını öğrenir, varsa sıkıntılarını gidermeye çalışır. Hocamız aynı zamanda Osmanlı’dan gelen ilim geleneğinin de bir temsilcisidir. Bir asra yaklaşan hayatında (Allah sağlıklı uzun bir ömür nasip eylesin) bizler için eşsiz tecrübeler vardır. Biz de hocamızın; insanlarımız için hayati öneme sahip bu tecrübeleri burada siz değerli okuyucularımıza aktarmaya çalışacağız. Bu tavsiyelerin bazıları şöyle:</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">*Su ve hava nasıl bir ihtiyaçsa ilim de öyle bir ihtiyaçtır. Biri bedenin diğeri de ruhun gıdasıdır. Bu sebeple kendimizi ilimle donatmalıyız. Çünkü memleketimizin âlim insanlara büyük ihtiyacı vardır. İlme başlarken niyetimiz güzel olmalıdır.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">*Hocamız, talebenin şu niyette olmasını tavsiye eder: “Ben; yarının rehberi, Allah’ın kitabı ve Resûlünün sünnetini öğretmek üzere peygamberlerin varisi olacağım.” Burada şunu da hatırlatmalıyız ki hocamız bu tavsiyesinde “Âlimler, peygamberlerin varisleridir”  hadis-i şerifine işaret eder.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">*Duayı ihmal etmemeliyiz. Her gün elimizi açtığımızda “Ya Rabbi! Bize faydalı ilim nasip eyle. İlmimi ve anlayışımı artır.” şeklinde dua etmeliyiz. Çünkü Allah-u Teâlâ, Resûlullah Efendimiz’e (sav) “Rabbim! İlmimi artır, de.” âyetiyle ilim istemeyi emretmiştir. Hocamız Mısır’da talebeyken sınavlardan önce arkadaşlarına dua ettiğini söyler. Bilir ki hadis-i şerife göre bir mümin başka bir mümine gıyabında dua ettiğinde bir melek “Âmîn sana da.” diye karşılık verir. Meleklerin duasını alan hocamızın imtihanları da kolay geçerdi.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">*İlim öğrenirken Resûlullah Efendimiz (sav)’in yolundan ayrılmamalıyız. Çünkü biz ilmi de hidayeti de Efendimiz (sav)’den öğreniyoruz. Hocamız bu durumu şöyle ifade eder: “Resûlullah Efendimiz (sav)’in açtığı yol bizler için hidayet, saadet ve selamet yoludur. Bir kimse bu yolu takip ettiği ve neticede bu yoldayken eceli geldiği takdirde ahiret âleminde öyle bir makama ulaşır ki onunla peygamberler arasında bir derece farkı kalır. Şehitlik makamı ile ahirete erişir. İşte sizler de böyle mübarek bir yola girmiş olursunuz. Sizler, evlerinizden çıktığınız zaman melekler kanatlarını ayaklarınızın altına seriyor. Bu yol, bizleri cennete [Sünen-i Tirmizî, hadis no. 2682. 2 Tâhâ sûresi (20) / 14. 3 Sünen-i Tirmizî, hadis no. 2646. 4 Fussilet sûresi (41)/ 30.] kavuşturacak en emin yoldur. Bu haberi bizlere bizzat Resûlullah Efendimiz (sav) müjdelemektedir: “Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse Allah-u Teâlâ ona cennete giden yolu kolaylaştırır.”</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">*Derslere düzenli devam etmeliyiz. Hocamız derste bir eşref saati olduğunu, bu saati yakalayanın ilminin bereketli olacağını bizlere hatırlatırdı. İstikamet üzere bir ömür sürmeliyiz. Bunun için de ibadetlerimizi yerine getirmeliyiz. İnsan istikamet üzere bulunduğu takdirde son anında melekler ona şu müjdeyi vereceklerdir: “Korkmayın, tasalanmayın. Size vaat edilen cennetle sevinin.”</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">*Hocamız, namaz ve tesbihle ilgili olarak şöyle tavsiyede bulunur: “Evvela beş vakit namazı düzenli olarak vaktinde kılmak tabii ki vazifemiz. Sabah namazını cemaatle kılmaya gayret göstermeliyiz. Akşam yatarken sabah namazına kalkmaya niyet edecek ve onun tedbirini alacağız.” Her gün Kur’ân-ı Kerim okumalıyız. Hocamız Mısır’da talebeyken evden fakülteye gidene kadar sırasıyla Yasin, Fetih ve Hucurat sûrelerini okur, Kâf sûresini okurken yol biterdi. Kur’ân-ı Kerim okumanın önemiyle ilgili olarak hocamız şöyle der: “Kendimizi, kalbimizi, Kur’ân-ı Kerim ile nurlandıracağız. Evlerimizi Kur’ân-ı Kerim’den mahrum bırakmayacağız. O Kur’ân-ı Kerim ki ruhtur ve nurdur. O sebeple Kur’ân-ı Kerim ile irtibatımız daima kuvvetli olacak. Onu okumadan geçirdiğimiz günlerimizi ziyanda bileceğiz.” “Devamlı surette hatim okuyacaksınız. Hatimlerinizin birisi biterse hemen yenisine başlayacaksınız.”</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">*Cebimizde bir Kur’ân-ı Kerim bulunmalıdır. Bu, hocamızın âdetidir. Hoca Efendi bu âdetinin nasıl başladığını şöyle anlatır: “Mısır’a gittiğim zaman bir de baktım ki orada insanların ellerinde birer Kur’ân-ı Kerim var. Ceplerine koyuyorlar. Ben de o günden sonra, Kur’ân-ı Kerim’i cebimden eksik etmedim. O tarihten beri cebimde Kur’ân-ı Kerim tutarım. Bunun bulunması benim için büyük bir nimettir. Zira nerede bulunsam, yalnız kaldığım zaman onu açar okurum.”</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">*Kur’ân-ı Kerim’in yanında hadis-i şerif de okumalıyız. Hocamız şöyle der: “Çok güzel, kısa hadis-i şerifler vardır. Onları güzelce seçip, zihnimizde, ezberimizde, lisanımızda bulundurmalıyız. Bunlar bizim sermayemiz olacaktır. Bilmeyenlerin arasında bulunduğumuz zaman bunları söylemeliyiz.”</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">*Evden abdestli çıkmalıyız. Vakitleri israf etmemeliyiz. Hocamız şöyle der: “Sizlerden cân u gönülden temennim odur ki kendinizi, kıymetli ömrünüzü heder etmeyin, israf etmeyin, okuyarak vaktinizi geçirin.” Güzel ameller işleyelim ki Allah’ın muhabbeti bizlere ihsan olsun. Hocamız şöyle der: “Resûlullah Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde buyururlar ki: Cenab-ı Hak bir kulunu sevdiği zaman Cebrail (as)’e şöyle buyurur: Ben falan kulumu sevdim sen de sev. O kimse ondan sonra, yeryüzünde insanlar tarafından sevilen bir kimse olur.” Allah için birbirimizi sevelim. Hocamız şu hadis-i şerifi sürekli hatırlatır: “Nerede dünyadayken benim namıma birbirlerini sevenler? Ben onları şimdi arşın gölgesinde istirahat ettireceğim.” Devamında hocamız şöyle der: “Biz birbirini Allah için sevenler olarak ahirette birbirimizi ararız ve ondan sonra da Cenab-ı Hak her birimizi bağışlar, hepimize aynı makamda ikram eder.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify">*Yazımızı hocamızın şu duasıyla bitirmek istiyoruz: “Rabbim cümlemizin âkıbetini hayr eylesin. Bizleri hocalarımıza layık birer talebe, onların şefaatlerini hak edecek hayırlı nesiller eylesin. Hepimizi Peygamber Efendimiz (sav)’in şefâat-i uzmâsına layık ümmet eylesin.” Âmîn.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt; text-align:justify"><b>(Bu yazının hazırlanmasında Reyhan Dergisi, 2017/1, Sayı: 45’teki Mehmet Emin Saraç Hocamıza ait “Yarının Büyükleri Olacak Gençler” başlıklı yazı ile 2017/2, Sayı: 46’daki “Ümmet İnsanı Olmak” başlıklı yazıdan istifade edilmiştir.)</b></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hikmet</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/m-emin-sarac-hocaefendiden-ilim-yolcularina-tavsiyeler</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Dec 2018 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2018/12/m_emin_sarac_hocaefendiden_ilim_yolcularina_tavsiyeler_h32291_7dd58.JPG" type="image/jpeg" length="65187"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
