<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Dünya Bizim Kültür Portalı</title>
    <link>https://www.dunyabizim.com</link>
    <description>Türkiye'nin entelektüel birikimi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dunyabizim.com/rss/gezi-mekan" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 17 Aug 2026 19:10:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/rss/gezi-mekan"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Erhan Erken, Beşiktaş isminin kökenine ilişkin rivayetleri anlattı]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/erhan-erken-besiktas-isminin-kokenine-iliskin-rivayetleri-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/erhan-erken-besiktas-isminin-kokenine-iliskin-rivayetleri-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı Erhan Erken, Beşiktaş isminin kökenine ilişkin iki farklı rivayeti paylaştı. Erken, semtin tarihi, kültürel, sportif ve manevi geçmişine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı Erhan Erken, Beşiktaş isminin kökenine ilişkin anlatılan rivayetleri ve semtin tarihine ilişkin bilgileri paylaştı.</p>

<p>Erken, Beşiktaş'ın tarih boyunca farklı alanlarda öne çıkan yapıları ve kurumlarıyla İstanbul'un önemli semtlerinden biri olduğunu ifade etti.</p>

<h3>BEŞİKTAŞ İSMİNE İLİŞKİN RİVAYETLER</h3>

<p>Erhan Erken, Beşiktaş isminin kökenine ilişkin iki farklı rivayetin bulunduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk rivayete göre, Osmanlı denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa'nın gemilerini kıyıya çakılan beş büyük taşa bağlattığını, halk arasında "Beş Taş" olarak anılan bölgenin adının zamanla "Beşiktaş"a dönüştüğünün anlatıldığını aktardı.</p>

<p>Diğer rivayete göre ise semtin adının bölgede bulunduğu belirtilen "Taş Beşik" isimli eski bir kiliseden geldiğinin ifade edildiğini söyledi.</p>

<h3>OSMANLI DÖNEMİNDEKİ GELİŞİMİ</h3>

<p>Erken, Beşiktaş'ın özellikle Osmanlı Devleti'nin son döneminde önem kazandığını belirterek, Dolmabahçe Sarayı, Dolmabahçe Camisi, Saat Kulesi, Çırağan Sarayı ve Feriye Sarayları'nın Boğaz kıyısında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Yıldız Sarayı'nın Sultan II. Abdülhamid döneminde devlet yönetiminin merkezi olarak kullanıldığını belirten Erken, Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı'nda hayatını kaybetmesinin de semtin tarihindeki önemli olaylardan biri olduğunu söyledi.</p>

<h3>SPOR TARİHİNDEKİ YERİ</h3>

<p>Erken, Beşiktaş denildiğinde yalnızca tarihi yapıların akla gelmediğini belirtti.</p>

<p>Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 1903 yılında Serencebey'de jimnastik çalışmalarıyla temellerinin atıldığını ifade eden Erken, kulübün daha sonra Türkiye'nin ilk tescil edilen spor kulübü olduğunu kaydetti.</p>

<p>Dolmabahçe Sarayı'nın has ahırlarının bulunduğu alana inşa edilen stadın, kulübün futbol tarihindeki önemli yapılardan biri olduğunu belirten Erken, "Kara Kartal" lakabının da semtle özdeşleştiğini dile getirdi.</p>

<h3>YAHYA EFENDİ KÜLLİYESİ</h3>

<p>Semtin manevi yönüne de değinen Erken, Kanuni Sultan Süleyman'ın süt kardeşi olarak kabul edilen Yahya Efendi tarafından kurulan külliyenin uzun yıllardır ziyaret edilen önemli merkezlerden biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Erken, külliyenin tarih boyunca devlet adamları, dervişler ve halk tarafından ziyaret edildiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gezi-Mekan</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/erhan-erken-besiktas-isminin-kokenine-iliskin-rivayetleri-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/07/eski-istanbul-besiktas.jpg" type="image/jpeg" length="22135"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırklareli Tabyaları ve Niğdeli Ethem Onbaşı]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/kirklareli-tabyalari-ve-nigdeli-ethem-onbasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/kirklareli-tabyalari-ve-nigdeli-ethem-onbasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şehirler gezerek heybemizi doldurmaya devam ediyoruz. Coğrafyamızı gezmeye vakit, anlatmaya, yazmaya kalemler yetmez.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sedat Fermanoğlu</strong></em></p>

<p>Kırklareli ilimizdeki tarihi günlere tanıklık eden tabyaları incelemek üzere yollara çıkıyoruz. Kırklareli Trakya bölgesinin kuzeyindeki küçük ve şirin bir ilimiz. Nüfusu yüz yirmi bin civarıdır. Şehir balkan harbinden sonra büyük göçler almış ve pek çok tarihi olaya tanıklık etmiştir. Biz de çalışmalarımızı bu minvalde yürüterek Kırklareli ilinde inşa edilen tabyaları keşfe çıkıyoruz. Tabya kelimesi değişik miktardaki kuvvetleri barındırmak amacıyla yapılan mevzilerle çevrili eğitim, toplanma sahası, deposu olan taş kagir vb. malzemelerden inşa edilen yapıdır. Serhat şehrimiz de inşa edilmiş iki adet tabya mevcuttur. Yapıların isimleri Seyfioğlu Tabyası ve Taş Tabyadır. Seyfioğlu Tabyasının ismini ilk olarak araştırmacı İsmail Yağcı’nın sunduğu “Tarihin İzinde” isimli belgeselden öğrenmiştik. İsmail Yağcı Hoca 2023 yılında vefat etti. Allah rahmet eylesin. Bu önemli yapıdan haberdar olduktan sonra gezi sırasındaki önceliklerimizi değiştirerek Kırklareli Tabyalarını listemizin başına aldık. İlk fırsatta Seyfioğlu Tabyasına gitmeye niyetlenerek yola çıktık. Seyfioğlu Tabyası, Hızır Bey Camisinden araçla on dakikada gidilir. Kırklareli şehir merkezine uzaklığı 3 km’dir. Dereköy istikametindeki Tırnova caddesindeki dar yollarda bir süre ilerledikten sonra DSİ tesisleri yönüne dönüş yapıyoruz. İki tarafı ağaçlarla çevrili bir yolda bir süre ilerledikten sonra Seyfioğlu Tabyasına ulaşıyoruz. Seyfioğlu Tabyasının etrafı dikenli tellerle çevrilidir. Yapı günümüzde ziyarete kapalıdır. Giriş kapısına geldiğimizde özel izinle ziyaret edildiğini görevliden öğreniyoruz. Bu sebeple ilk gidişimizde yapıyı göremeden geri döndük. İlk fırsatta ilgili kurumlara dilekçe yazarak izin alarak ilk fırsatta yapıyı ziyaret ettik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Kırklareli Tabyaları (2)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dunyabizimcom.teimg.com/dunyabizim-com/uploads/2025/07/kirklareli-tabyalari-2.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>Bulgaristan ve Rusya’dan gelecek taarruzlara karşı şehri savunmak için yapıldı</strong></p>

<p>Seyfioğlu Tabyası Kırklareli Dereköy-Bulgaristan yolu üzerindedir. Şehrin kuzeydoğusunda bir tepe üzerinde tek katlı olarak inşa edilmiştir. Yapının çevresi çam ağaçlarıyla kaplıdır. Tarihi yapılara ilgisi olmayanların, bu civardan geçerken Seyfioğlu Tabyasını fark etmesi mümkün değildir. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından hemen önce miladi olarak 1877-1891 yıllarında savunma amaçlı olarak yapımına başlanmıştır. 93 Harbi ve Balkan Harbinde kullanılmıştır. Tarihi hakkında kesin bir bilgiye ulaşamadığmız yapı çevresinde herhangi bir kitabe ve mezar taşı ile karşılaşmadık. Bulgaristan ve Rusya’dan gelecek taarruzlara karşı şehri savunmak için yapılmıştır. Balkan Harbinde Bulgar ordusu Erikler, Malkoçlar, Kadıköy, Eriklice, Yoğuntaş, Elmacık, Taşdere köylerinden Kırklereli’ye doğru ilerlemiştir. Seyfioğlu Tabyasının ana bina duvarları moloz taş ile örülmüştür. Koğuş ve karargâh odalarının olduğu kısım yay biçimindeki bir binadan oluşur. 41 adet odası vardır. Avluya bakan duvarlar düzgün kesme taşlarla kaplanmıştır. Yapının üst örtüsü beşik tonozlarla örtülmüştür. Tonozların inşasında tuğla malzeme kullanılmıştır.</p>

<p><img alt="Kırklareli Tabyaları (3)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dunyabizimcom.teimg.com/dunyabizim-com/uploads/2025/07/kirklareli-tabyalari-3.jpg" width="1280" /></p>

<p>Ana binanın ön kısmı batıya, toprakla örtülü kısmı ise doğuya bakar. Toprakla örtülü kısım uzaktan doğal bir tepeye benzer. Buradaki toprak yığını düşmandan gelecek ateşlerin etkisini azaltmıştır. Tabya ana binası ile dış kısımdaki hendek arasında 13 adet topçu odası vardır. Yapının en dış kısmında ise su hendeği inşa edilmiştir. Bu hendeğin bir benzerini; Edirne Hıdırlık Tabyası ile Hatay Payas Kalesi ziyaretlerimizde görmüştük.</p>

<p><strong>İnsan nefesinin girmediği hiçbir yapı ayakta kalamaz</strong></p>

<p>Seyfioğlu Tabyasının iç kısımda geniş bir avlusu vardır. Yapının uzunluğu 300-400 metre, genişliği ise 100 metre civarındadır. Tavan kısmında aydınlatma ve havalandırma amaçlı baca boşlukları vardır. Eski fotoğraflarda günümüze ulaşmayan baca boruları net bir şekilde görülür. Odalarda ve giriş kısmının duvarlarındaki taşlar yerlerinden sökülmeye başlamıştır. Yine yapının dış kısımları toprak ve bodur ağaçlar arasında kalmıştır. Bu ağaçların ve otların düzenli olarak kesilmesi gerekmektedir. Yapının bu virane hali "insan nefesinin girmediği hiçbir yapı ayakta kalamaz" sözünü aklımıza getirir. Seyfioğlu Tabyasının 1912 yılındaki fotoğrafını araştırmalarımızda tedarik ettik. Hangi yıla tarihlendirildiği tam belli olmayan fotoğrafta tabyanın gövde kısmının tümünün sağlam bir şekilde ayakta olduğu görülmektedir. Bu fotoğrafta, avlu içerisinde ayakta bekleyen çok sayıda asker gözükmektedir.</p>

<p><strong>Seyfioğlu Tabyası koruma altına alınıyor</strong></p>

<p>Seyfioğlu Tabyasını ziyaretimizden sonra 31 Mayıs 2023 tarihinde Kırklareli Haber Gazetesinde “Seyfioğlu Tabyası koruma altına alınıyor” başlıklı yazıyı okuyoruz. Bu haber ümitlerimizi bir nebze de olsa yeşertiyor. Yapının restorasyona tâbi tutularak yeniden ihyâ edilmesi ve aktif olarak kullanılması yapının gelecek yüzyıla taşınmasını sağlayacaktır. Tabyanın geniş bir avlusunun olması, 41 adet odası, çevresindeki geniş araziler ile değerlendirildiğinde, yapılacak tarihi/kültürel faaliyetler için ne kadar uygun bir ortam oluşturacağı anlaşılacaktır. Mesela Edirne Hıdırlık Tabyasında olduğu gibi Balkan Harbi Müzesi Binası olarak değerlendirilebilir ya da Kars Kafkas Cephesi olarak faaliyet gösteren Kanlı Tabya gibi bir müze olarak faaliyet gösterebilir.</p>

<p><img alt="Kırklareli Tabyaları (4)" class="detail-photo img-fluid" height="2000" src="https://dunyabizimcom.teimg.com/dunyabizim-com/uploads/2025/07/kirklareli-tabyalari-4.jpg" width="1500" /></p>

<p><strong>Niğdeli Ethem Onbaşı Burada Şehit Düştü</strong></p>

<p>Taş Tabya Kırklareli’ndeki ikinci önemli tabyadır. Şehrin kuzey kısmına inşa edilmiştir. İl jandarma ve cezaevi binasının yanındaki koruluk alan içerisindedir. Yapının fotoğraflarını çekmek ve incelemek için gitmemize rağmen yasak bölge içinde kaldığından Taş Tabyaya giriş yapamadık. Niğdeli Ethem Onbaşı Balkan Harbinde Kırklareli Taş Tabya’da şehit olmuştur. Ethem Onbaşı hicri 1309 miladi 1892 yılında Niğde’de doğmuştur. 1912 yılında Kırklarelinde Balkan Harbine katılmıştır. I. Balkan Harbinde Kırklareli Muharabelerinde 250 kişilik bir Bulgar birliğine üç arkadaşı ile birlikte Taş Tabya'daki makineli tüfek mevzisinden saatlerce mücadele vermiştir. Arkadaşları ile beraber şehit olana kadar düşmana karşı mücadele etmiştir. Kırklareli Taş Tabya içerisinde Ethem Onbaşı’nın savaştaki kahramanlığını hatırlatan bir anıt yapılmıştır. Edirne’den Kırklareli’ne doğru Karahıdır yolundan araçla giderken dikkatli bakıldığında bir tepe üstündeki Taş Tabyanın bazı kısımları görülür.</p>

<p><strong>Rus İşgali, Balkan Harbi ve Yunan İşgallerinde Şehri Savunma için yapıldı</strong></p>

<p>Taş Tabya da Seyfioğlu tabyası ile aynı eksende yapılmıştır. İki tabya arasında bağlantıyı sağlayacak geçitlerin olduğu söylenir. Yapı, bulunduğu bölgeye hâkim bir tepe üzerinde inşa edilmiştir. Yapım süreci hakkında farklı tarihlendirmeler vardır. İlk tarihlendirmeye göre 1879’da başlandığı ve 1882 yılında tamamlandığı, ikinci tarihlendirmede ise 1882 yılında başlanıp 1890 yılında tamamlandığı, üçüncü tarihlendirme ise 1877’de yılında başlanıp 1891 yılında bitirildiği şeklindedir. Her üç tarihlendirme de yapının Balkan Harbinden önce yapıldığını göstermektedir. Kırklareli’nde Mahya Tepesinde üçüncü bir tabya inşa edilmek istenmiş; fakat yapılamamıştır.</p>

<p>Tabyanın dışa bakan kısmında on adet topçu odası, iç kısımda on sekiz adet oda vardır. Yapının cephe genişliği 150 metredir. İki katlı bir kışla binası vardır. Yapının üst kısımları tonozlarla örtülmüştür. Tonozlarda tuğla malzeme kullanılmıştır. Taş Tabya’nın 2005 yılına kadar kamu kurumlarınca depo olarak kullanılmıştır.<br />
Tarihî Hafıza Gelecek Nesillere Aktarılmalıdır</p>

<p>Taş Tabya da yılların getirdiği ihmal neticesinde tahribata maruz kalmıştır. Yapının ihyâ edilerek kullanıma açılması yapının daha uzun ömürlü olmasını sağlayacaktır. Yapılacak restorasyon çalışmaları sonrası tekrar hizmete açılan Hıdırlık Tabyası gibi; Seyfioğlu Tabyası ve Taş Tabya da duyarlı yöneticilerin, sivil toplum kuruluşlarının, halkımızın gayretleriyle ayağa kaldırılmalıdır. Rus işgali, Balkan Harbi ve Yunan işgallerinde şehri savunma için kullanılan bu yapıların korunması ve gelecek nesillere aktarılması tarihiyle, geçmişiyle övünen bir millet için fevkalade önemlidir. Binlerce şehidin kanını döktüğü tabyalarda kurulacak müze/sergi çalışmaları ile şehitler ve diğer kahramanlar her zaman hatırlanarak rahmet ve minnetle yâd edilecektir.</p>

<p>Kaynakça</p>

<p>Soner YELER, Kırklareli Tabyaları ve Seyfioğlu Tabyası Koruma Projesi. Trakya Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, 2005<br />
Nur Alemdar, İkinci Dünya Savaşı Başlarken Trakya’da Yeşilyurt Gazetesine Göre Kırklareli (1940), Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Haziran 2018.m<br />
Türkan DOĞRUÖZ, Milli Mücadele Yıllarında Kırklareli(1918-1922), 1. Basım, İstanbul. 2021.<br />
Kirklarelienvanteri.gov.tr. Erişim tarihi: 5 Haziran 2023.<br />
Kültürportali.gov.tr. Erişim tarihi: 5 Haziran 2023.<br />
Gazete Trakya.com. 03 Kasım 2008. Kırklareli Seyfioğlu Tabyası’nın Dünü ve Bugünü Konuşuldu. Erişim: 06 Haziran 2023.<br />
(https://kirklarelienvanteri.gov.tr/nigdeli-sehit-ethem-onbasi-aniti-317)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gezi-Mekan</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/kirklareli-tabyalari-ve-nigdeli-ethem-onbasi</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 17:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2025/07/kirklareli-tabyalari-1.jpg" type="image/jpeg" length="37664"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Buhari'nin Biruni'nin İbn-i Sina'nın memleketi "turizm" tehlikesi altında]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/buharinin-biruninin-ibn-i-sinanin-memleketi-turizm-tehlikesi-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/buharinin-biruninin-ibn-i-sinanin-memleketi-turizm-tehlikesi-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Taşkent, Buhara, Semerkant, Hive... Kadim toprakların ilim ve alimleriyle bilinen şehirleri... Biruni'nin, İbn-i Sina'nın, Buhari'nin memleketleri şimdilerde "döviz uğruna, daha çok turist uğruna" harap ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p data-end="69" data-start="0">Tarihi kentler turizmin etkisiyle zarar görme riski altında. Uzmanlar, Özbekistan’ın tarihi mirasını yitirerek sıradanlaşabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="511" data-start="275"><em data-end="287" data-start="275">Özbekistan</em>, son yıllarda turizmi canlandırmak için büyük atılımlar yapıyor. Ancak bu atılımlar, ülkenin tarihi mirasını tehdit edebilir. Uzmanlar, tarihi kentlerin turizm faaliyetleri nedeniyle zarar görebileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p data-end="810" data-start="513">Birleşik Krallık kamu yayıncısı <em data-end="550" data-start="545">BBC</em> tarafından hazırlanan haberde, <em data-end="590" data-start="582">Buhara</em> başta olmak üzere pek çok tarihi şehirde otel ve turizm yatırımlarının arttığı vurgulandı. Haberde, her sokakta yeni bir otel inşaatının başladığı ve tarihi yapıların çevresinde yeni tesislerin inşa edildiği belirtildi.</p>

<h3 data-end="849" data-start="812"><strong>İNŞAAT YOĞUNLUĞU ENDİŞE YARATIYOR</strong></h3>

<p data-end="1254" data-start="851">Gazeteci <em data-end="879" data-start="860">Catherine Bennett</em>, <em data-end="889" data-start="881">Buhara</em>’da kaldığı eski bir kervansarayın 100 metre çapı içinde üç inşaat gördüğünü belirtti. 16. yüzyıldan kalma bir medresenin hemen yanına bir konuk evinin yapıldığını ifade eden Bennett, bu yoğun inşaat faaliyetlerinin tarihi dokuya zarar verebileceğini aktardı. Başkent <em data-end="1166" data-start="1157">Taşkent</em>’ten tarihi <em data-end="1184" data-start="1178">Hive</em> şehrine kadar pek çok noktada benzer manzaralar görüldüğü bildirildi.</p>

<h3 data-end="1286" data-start="1256"><strong>TURİZMİN EKONOMİK ETKİLERİ</strong></h3>

<p data-end="1635" data-start="1288">Özbekistan ekonomisini canlandırma amacıyla turizmin ön plana çıkarıldığı, bu kapsamda ülkenin farklı noktalarına turizm merkezleri inşa edildiği ifade edildi. Zengin iş insanı <em data-end="1484" data-start="1465">Bakhtiyor Fazilov</em>’un memleketi <em data-end="1509" data-start="1498">Semerkant</em>’ta, 2022’de açılan havalimanı ve “İpek Yolu <em data-end="1565" data-start="1554">Semerkant</em>” projesiyle turizm potansiyelinin artırılmaya çalışıldığı vurgulandı.</p>

<p data-end="1882" data-start="1637"><em data-end="1646" data-start="1637">Fazilov</em>’un inşaat şirketi <em data-end="1684" data-start="1665">Enter Engineering</em>’in projeleri arasında 5 yıldızlı otellerin yanı sıra, sanat ve yeşil alanı buluşturan projelerin yer aldığı ifade edildi. Şirketin sağlık turizmine yönelik tesisler inşa ettiği de haberde yer aldı.</p>

<p data-end="2071" data-start="1884"><em data-end="1903" data-start="1884">Enter Engineering</em> Genel Müdür Yardımcısı <em data-end="1944" data-start="1927">Rüstem Haydarov</em>, “Tarihi binaları kopyalamaya çalışmıyoruz. Kendi etkisini yaratacak şeyler ortaya koymaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<h3 data-end="2105" data-start="2073"><strong>TARİHİ MİRAS KORUMA ÇABALARI</strong></h3>

<p data-end="2327" data-start="2107">Tarihi yerleri korumayı amaçlayan <em data-end="2158" data-start="2141">Alerte Héritage</em>’den <em data-end="2184" data-start="2163">Svetlana Gorshenina</em>, “İpek Yolu konsepti her yere uygulanıyor. Restoranlar, dükkanlar, turlar, turizm acenteleri… Bu bir çeşit self oryantalizm” şeklinde konuştu.</p>

<p data-end="2481" data-start="2329"><em data-end="2341" data-start="2329">Gorshenina</em>, turizmin etkisiyle kent merkezlerinde yaşayanların çıkarıldığını, kasabaların turistler için müze-kasabalara dönüştürüldüğünü ifade etti.</p>

<h3 data-end="2512" data-start="2483"><strong>"ÇÖLDEKİ VENEDİK" UYARISI</strong></h3>

<p data-end="2816" data-start="2514">Adını vermek istemeyen Özbek bir mimar, “Her yıl daha fazla turist geliyor. <em data-end="2598" data-start="2590">Buhara</em>’yı hep canlı bir organizma gibi düşünmüşümdür. Bu organizma daha da zayıf ve kırılgan hale geliyor. Sadece turistlere yönelik bir yer olmamalı, orada yaşayanlar da düşünülmeli. Çöldeki <em data-end="2793" data-start="2784">Venedik</em> olma riski var” dedi.</p>

<h3 data-end="2838" data-start="2818"><strong>UNESCO’DAN TAKİP</strong></h3>

<p data-end="2998" data-start="2840">Haberde, <em data-end="2857" data-start="2849">UNESCO</em> sözcülerinden birinin, <em data-end="2900" data-start="2881">Enter Engineering</em> şirketini uyararak <em data-end="2928" data-start="2920">Buhara</em>’daki çalışmaları yakından takip ettiklerini söylediği de belirtildi.</p>

<p data-end="3378" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="3000">Son yıllarda turizmin artırılmasıyla birlikte <em data-end="3058" data-start="3046">Özbekistan</em>, 119 ülke arasında turist sayısında 16 sıra yükselerek 78. sıraya ulaştı. 2023’te 6,6 milyon olan yabancı turist sayısının, Cumhurbaşkanı <em data-end="3216" data-start="3197">Şevket Mirziyoyev</em>’in 2030 stratejisi kapsamında 15 milyona çıkarılması hedefleniyor</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gezi-Mekan</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/buharinin-biruninin-ibn-i-sinanin-memleketi-turizm-tehlikesi-altinda</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Feb 2025 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2025/02/semerkant-meydani.jpg" type="image/jpeg" length="44914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul’dan Ankara’ya: Bir rihle hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/istanbuldan-ankaraya-bir-rihle-hikyesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/istanbuldan-ankaraya-bir-rihle-hikyesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Bu seyahatin ilk planlandığı tarih, 12 Mart 2020 tarihiydi, üç hadis talibi olarak bu yolculuğu planlamıştık. Ülkeyi saran Coronavirüs vakaları akabinde 16 Mart 2020 tarihi itibariyle ülkede okulların tatil edilmesi, yolculuğumuzun iptaline sebep olmuştu. Ehl-i Hadis ve Muhaddisât gruplarında gençlere rihle tavsiyesi, 18-21 Aralık 2022’de niyetimizi tekrar tazelememize vesile oldu, üç hadis ve bir tefsir talibiyle yola revan olduk."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="WordSection1">
<p class="MsoTitle"><strong><em>Aişe Nida Yıldız, Ceylan Evgi, Rahime Karayiğit, Şeyda Kapıcıoğlu izlenimlerini aktarıyor...</em></strong></p>

<p class="MsoTitle"><span><span><span><em><span>“Geçmişle irtibat kuramayan bîşuur bir varlığa dönüşür.”</span></em></span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span><span><em><span>Kemal Sayar</span></em></span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span><span>Akademik geleneğimizin farkına varmak, Türkiye’nin ilk ilahiyat fakültesi Ankara İlahiyat’ı ziyaret ederek Hocalarımızla yüz yüze tanışmak, onların ilmî birikimlerinden istifade etmek bu yolculuğun gayesiydi. Bu sebeple Hocalarımızla Ankara’ya gelmeden önce iletişim sağladık, bu konuda bölüm asistanı Münevver Tiyek’in destekleri sebebiyle müteşekkiriz. Ankara İlahiyat’ın kapısından girdiğimiz ilk andan itibaren geçmişle irtibatını canlı tutan bir okulla karşılaştık. Duvarlardaki resimler, Hoca odalarındaki tabelalarda çift isimli takdimler bunu gösterir nitelikteydi. Sözgelimi Ali Dere Hocanın odasına gittiğimizde kapıda M. Said Hatiboğlu Hocanın da ismini gördük.</span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:center"><span><span><span><img alt="" height="122" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/Resim1_17.jpg" width="347" /></span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:center"><span><span><span><span style="color:#1f3762">Resim I - Hadis Anabilim Dalı</span></span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:center"></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:center"><span><span><img alt="" height="286" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/Resim2_14.jpg" width="340" /></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span><span><span style="color:#1f3762">Resim II - Ankara İlahiyat Dış Görünüm</span></span></span></span></p>
</div>

<div class="WordSection1">
<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span><span>Bu durum geleneğe sahip çıkmanın bir yansımasıydı. Hocalarımızın odalarında dikkat çeken unsurlardan biri de Tayyib Okiç, Fuad Sezgin ve M. Said Hatiboğlu Hocaların resimlerinin varlığıydı.</span></span></span></p>
</div>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="color:#000000"><span><span><span><span>Birinci Gün: Ankara İlahiyat: M. Hayri Kırbaşoğlu, İslam Düşünce Enstitüsü: Mehmet Görmez, Millî Eğitim Bakanlığı: Nazif Yılmaz</span></span></span></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Ziyaretlerimize Hayri Kırbaşoğlu Hoca ile başladık. Erzurum İlahiyat’a kayda gidip bazı yönlendirmelerle ilmî serüvenine Ankara İlahiyat’ta devam eden Hocamız, öğrencilik yıllarında Marmara İlahiyat’a giderek orada Hocaları ziyaret edermiş. Başlangıçta fıkıh alanında ilerlemeyi düşünen Hocamız, üçüncü sınıfta iken Hasan Basri Okan Hoca, fıkıh alanında ilerleyen çok isim olduğunu, sünnetin sahipsiz kaldığını belirterek Hayri Hocayı hadis bölümüne yönlendirmiştir. O dönemde fakültede üst sınıfta okuyan abiler, alttan gelen öğrencileri Hocalarla tanıştırırlarmış, Hayri Hoca bu vesileyle M. Said Hatiboğlu Hocayla tanışmıştır. Bu tanışıklık Hoca-talebe münasebetini beraberinde getirmiştir. Öğrencilik döneminde Hatiboğlu Hocanın her yaz bir meseleyi çalıştığını, onu mevcut dönemde ders açarak öğrencilerle tartıştığını ardından zihninde yeni bir mevzuya yer açtığını dile getirdi. O yıllarda Talat Koçyiğit Hoca, daha muhafazakâr; Said Hatiboğlu Hoca ise daha eleştirel bir kimliğe sahiptir. Kırbaşoğlu Hoca, Hocalarının üzerindeki emeğini anlatırken Arapça kitapların o dönemde Adıyaman’dan geldiğini, Hatiboğlu Hocaya taksitle ücretini vererek Abdürrezzak’ın <em>Musannef</em>’ini bu şekilde aldığını; Süleyman Ateş Hocanın ise Arabistan’a gitmesine vesile olduğunu ifade etti. Kırbaşoğlu Hoca farklı şehirlere yaptığı ziyaretlerde Hatiboğlu Hocanın eline tutuşturduğu elyazması katalog numaralarıyla o kitapları görme fırsatı edinmiştir. Nitekim kendisi bu durumu “Ben memleketim Manisa’daki el yazmalarını Hocam sayesinde gördüm” şeklinde ifade etmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span>Akademisyenlik ile iyi dindar Müslüman yetiştirmeyi birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirten Hocamız, İlahiyat fakültelerin Arap dünyasındaki gibi alt birimlere ayrılması teklifinde bulundu. Türkiye’de de dava, irşad faaliyetleri için ayrı bölümler tahsis edilebileceğini belirtti. Sünnetin Dindeki Yeri Sempozyumu’nun (1995) Ankara-Marmara arasında gerilimi yükselttiğini, arada uzun yıllar süren bir kırgınlığın olduğunu ifade etti. Müslümanların artık ayrışmaması gerektiğini, anaakım Müslümanlığın var olmasını, bugün Türkiye’de bunların tohumlarının atıldığını zamanla ilerleyeceğine yönelik ümidini dile getirdi. Son olarak Hocamızdan bize, duvarında asılı olan Yahya b. Maîn’in şu sözü hatıra kaldı.</span></span></span></p>

<div class="WordSection3">
<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"></p>

<p dir="RTL" style="margin-left:.0001pt; margin-right:13.8pt; text-align:justify"><span><span><span><span><span><strong><span dir="LTR"><span>”</span></span></strong><strong><span lang="AR-SA"><span><span>ل</span></span></span></strong><strong><span lang="AR-SA"><span>س</span></span></strong><strong><span lang="AR-SA"><span><span>ت</span></span></span></strong><strong><span lang="AR-SA"><span> أع<span>ج</span><span>ب</span> مم<span>ن</span> ي<span>ح</span><span>دث</span> ف<span>ي</span><span>خ</span><span>طئ</span> ، إ<span>ن</span><span>م</span>ا ا<span>ل</span>ع<span>ج</span><span>ب</span> م<span>م</span><span>ن</span> يحد<span>ث</span> ف<span>ي</span><span>ص</span><span>يب"</span></span></span></strong></span></span></span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:right"><span><span><span><em><span>Ben hadis rivayet edip de hata edene değil hata etmeyene şaşarım.</span></em></span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span><span>İkinci olarak İslam Düşünce Enstitüsü’nde Mehmet Görmez Hocayı ziyaret ettik. Odasında Özbekistan-Semerkant’taki Registan Meydanına ait bir tablo mevcuttu. Yoğun programı arasında kısa bir görüşme olsa da Hocanın ümmetin ihtilafının rahmet olduğu vurgusu ile Ankara-Marmara geriliminde aslında bir tarafın Rasûlullah’a ait olmayan rivayeti ona nispet etmekten endişe ettiğini, diğerinin ise Rasûlullah’a ait olan bir metni bertaraf etmekten sakındığını, aralarında bir ictihad farkı olduğunu ve bunun rahmete vesile olduğunu belirtti. Bolu Gerede meclislerinin kuşatıcı bir tavır sergilediğini her iki ekolden akademisyenlerin bu meclislere iştirak ettiğini belirtti. Günümüzde İlahiyat fakültelerinin sayısının artışı, akademisyenler arasında bu homojen yapının ortadan kalktığını göstermektedir. İslam Dünyasında sadece Türkiye’de değil farklı İslam ülkelerinde kadınların eğitimde sayısal olarak arttığını, bu sayısal çoğunluğun ileriye dönük temsil gücü yüksek kadın akademisyenleri ortaya çıkaracağına dair ümidini ifade etti. Eşi Hatice hanımla da bizi tanıştıran Hocamız, aile hayatındaki seçimlerde “Sizin ilminizi destekleyen insanlarla hayatınızı birleştirin” tavsiyesinde bulundu.</span></span></span></p>
</div>

<p style="text-align:justify"></p>

<div class="WordSection4">
<p class="MsoBodyText" style="margin-left:5.85pt; text-align:center"><span><span><img alt="" height="370" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/Resim3_7.jpg" width="600" /></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:center"><span><span><span><span style="color:#1f3762">Registan Meydanı, Semerkant- Özbekistan</span></span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span><span>Nazif Yılmaz Hocayla Millî Eğitim Bakanlığında gerçekleştirdiğimiz görüşmede ise Türkiye’nin söz hakkına sahip olduğu Suriye’nin kuzeyindeki terörden arındırılmış güvenli bölgelerdeki okullarda okutulan ders kitaplarını, özellikle de hadis kitaplarını inceleme ve bu kitaplar üzerinde konuşma fırsatımız oldu. Bu kitaplarda hadislerin isnadına dair öğrencilere verilen bilgiler ve yine hadislerin anlaşılması bağlamında açıklamalar ile fıkhu's-sîra kitapları dikkatimizi çekti. Sohbetimizin devamında ise imam hatip okullarının durumunu, son yıllardaki yükselen başarı grafiğini ve güçlü bir takip sistemiyle izlenen okul performanslarını konuştuk. Hocamızın tavsiyelerini aldıktan sonra müsaade istedik.</span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><strong><span style="color:#000000"><span><span>İkinci Gün: Diyanet İşleri Başkanlığı</span></span></span></strong></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span>Recep Gürkan Hocanın odasında ilk olarak tezlerimizi ve konu seçimlerinde teknik altyapı gerektiren araştırmaları seçtiğimiz konusu gündeme geldi. Konu seçimlerinde bazen hanımlara bu tarz teknik konular yerine aile hayatını destekleyecek araştırmalar verildiği meselesi konuşuldu. Tezlerdeki tarihî anlatımlarda akademik gayelerle bazen çok standart tutumlar beklediğimizi, hayatın doğal akışında sergilenen bir tutumu akademik sebeplerle gerekçelendirme ihtiyacı duyduğumuzu belirtti. Hocanın bugünlerde tezgahında Said Hatiboğlu Hocaya hazırlanan armağan kitap var.</span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span>Ali Dere Hocanın odasına geçmeden önce fakültenin dekan yardımcısı Esra Gözeler Hoca ile tanışma fırsatı edindik. Tefsir alanında araştırmalarını yürüten Hocamızın ilmî seyahatimize yönelik teşvik edici cümleleri ve bizi Ankara’ya araştırmalarımıza devam etmek için beklediğini belirtmesi heyecan vericiydi. </span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span><span>Ali Dere Hoca'nın odasında bizi Fuad Sezgin ile kendisinin çekildiği aynı zamanda Tayyib Okiç Hoca ile M. Said Hatiboğlu Hocanın birlikte olduğu bir resim karşıladı. Ali Hoca, Almanya’ya gitme serüveninde Said Hatiboğlu Hocanın yerinde yönlendirmesinden bahsetti. Hatiboğlu Hocanın, fakültede İngilizce ve Fransızca bilen akademisyenlerin var olduğunu ancak Almanca bilen bir akademisyenin olmadığını dolayısıyla Ali Hocanın bu alanda ilerlemesinin alana akademik bir katkı sunacağını söylemesi etkin olmuştur. O dönemde DİTİB (Diyanet İşleri Türk İslam Birliği) ve Diyanet İşleri Başkanı Said Yazıcıoğlu Hocanın desteğiyle Almanya’da okuyan Ali Dere Hoca ülkesine döndüğünde Ankara İlahiyat Fakültesinde ilmî çalışmalarına devam etmiştir. Yurtdışında edindiği birikim ve dil zenginliğini fakültesine kazandırmıştır</span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span><span>İkinci günün sonunda Diyanet İşleri Başkanlığında hadis alanında doktorasını yapan iki Hocamızla Fatma Yüksel Çamur Hocamızın mihmandarlığında tanışmış olduk. Fakülte yıllarında Erul-Özafşar-Görmez Hocaların ilmî katkılar sunduklarını, o dönemde bazı Arapça klasikleri Hocalarla özel ders şeklinde okuduklarından bahsettiler. Hadislerle İslam projesinde Hocalarının desteğiyle öğrenciliklerinden itibaren yer aldıklarını, bir projenin nasıl yürütüldüğüne bizzat şahit olduklarını devamında Diyanet İşleri Başkanlığı uzmanı olarak profesyonel anlamda bu projelerde yer almaya devam ettiklerini belirttiler.</span></span></span></p>
</div>

<div class="WordSection5">
<h1 style="margin-right:6.05pt; text-align:justify"><strong><span style="color:#000000"><span><span><span><span>Üçüncü Gün: Mehmet Said Hatiboğlu’nu evinin kütüphanesinde ziyaret</span></span></span></span></span></strong></h1>

<p style="margin-right:6.05pt; text-align:justify"><span><span><span>Üçüncü Güne ilk olarak Ankara İlahiyat Fakültesi’nin dekanı İrfan Aycan Hocayla tanışarak başladık. Bizi makamında misafir eden Hocamız, Ankara İlahiyat’ın tarihçesinden bahsetti. Ardından Bünyamin Erul Hocamızın odasına geçtik. Görmez-Özafşar-Erul Hocaların ilmî serüvenleri öğrencilik yıllarına dayanır. İlk başta fıkıh alanında ilerlemeyi kafasına koyan bu üçlü, Hatiboğlu Hocanın idarî bir hamlesi ile hadis alanında devam etmiştir. Sınavlara hazırlanırken birlikte hazırlanan Hocalarımız, asistanlık kadrosu için birbirlerini bekleyerek peyderpey kadroya alınmışlar. İlmî hayatta yaşanan rekabeti birbirine destek olarak aşan bu kadro, akademik yayın sürecinde de bu beraberliğini sürdürmüştür. Erul, günümüzdeki dini </span></span></span><span><span><span>bilgilerin güncellenmesi ve çağa ayak uydurmak gerektiğini belirtti. Bünyamin Hocanın bu gezide bizim için ayırt edici unsurlarından birisi organizasyon yeteneğiydi. Bizim hem fakültedeki Hocalarla görüşmemizde hem de M. Said Hatiboğlu Hocayı evinde ziyaret etmemizde büyük katkıları oldu. Kendi öğrencilik yıllarında da bu tür ilmî seyahatler yaptığını ve bunların bereketini göreceğimizi ifade etti.</span></span></span></p>

<p style="margin-right:6.05pt; text-align:justify"><span><span><span><img align="left" alt="" height="415" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/Resim6_3.jpg" width="300" />Kâmil Çakın Hoca'ya kısa bir ziyaretin ardından M. Emin Özafşar Hocamız'ın odasına geçtik. Özafşar Hoca, bugünlerde gündeminde olan Hadis Tarihi projesinden bahsetti. Aslında proje, bundan 22 yıl önce yazmış olduğu “Akademik Hadisçilik (2000)” makalesindeki hadis dönemlendirmesinin bugün vücut bulması olarak düşünülebilir. Türkiye’de birçok akademisyenin projeye dahil olduğu bu proje hadisin farklı dönemlerdeki ayrışan tonlarını araştırmacılara sunmayı hedeflemektedir. Hadisin kültür boyutunu ve sosyo-kültürel bağlamını da kapsamına alması beklenen projenin geçmişten günümüze kadar hadis tarihinin yazılmasını hedeflemektedir.</span></span></span></p>

<p style="margin-right:6.05pt; text-align:justify"><span><span><span>Bünyamin Erul Hoca'nın mihmandarlığı ile gittiğimiz M. Said Hatiboğlu Hoca'nın kütüphanesine kitaplarla dolu dar bir koridordan geçerek girdik. Hocamızın babasının resmi, hat tabloları ilk anda dikkatimizi çekenlerdi ancak bundan daha fazla ilgimizi artıran şey, Hocanın ileri yaşına rağmen ilmî heyecanının dipdiri olmasıydı. Ailesinde babasından tevarüs eden ilmî emaneti üstlenen Hoca, talebelerini sahiplenmiş, onların ilmî hayatında iz bırakacak adımlar atmıştır.</span></span></span></p>

<p style="margin-right:6.05pt; text-align:justify"><span><span><span>İlk olarak bize kütüphanesinde yer alan nadir eserleri gösterdi. Muhammed Hamidullah Hoca'da olmasını beklediği Fransızca bazı yayınların sadece kendisinde olması doğrusu Hocamızı şaşırtmıştı. Devamında Batılıların bizden önce yayınlamış oldukları bazı Arapça eserleri bizimle paylaşan Hocamız, akademik serüveninde bu kitaplara Türkiye’de erişim imkanının çok sınırlı olduğunu, Türkiye’de İlahiyat Fakültesi’nde o dönemde Hoca kadrosunun bile yetersiz olduğuna işaret etti.</span></span></span></p>

<p style="margin-right:6.05pt; text-align:justify"><span><span><span>Ciltçilikle uğraşan Hocamız kütüphanesindeki kitapları kendi gayretiyle ciltlemiş, onlara estetik bir hava katmıştır. Aynı zamanda okumuş olduğu eserlerin başına yahut haşiye niteliğinde sayfa kenarlarına notlarını görmek mümkündür. Buna ek olarak Hocamızın kütüphanesinde henüz yayınlanmamış, Hocamızın çevirisini yaptığı Fransız bir oryantalistin kitabına şahit olduk. (Bk. Resim V) Talebelerinin Hocalarını kemal-i hürmetle anmaları tüm durumu özetler nitelikteydi.</span></span></span></p>
</div>

<p style="text-align:justify"></p>

<div class="WordSection7">
<p class="MsoBodyText" style="margin-left:5.85pt; text-align:center"><img alt="" height="350" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/Resim7_2.jpg" width="516" /></p>
</div>

<div class="WordSection9">
<p class="MsoBodyText" style="margin-left:.0001pt; margin-right:13.8pt; text-align:center"></p>
</div>

<div class="WordSection10">
<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span><span>Hatiboğlu Hocanın evinden ayrılırken Bünyamin Hoca bize arabada yabancı dilde yayın yapmanın öneminden bahsetti. Kendisi Ürdün’e gittiğinde râvi tasarrufları ile ilgili metnini Arapça olarak Hocalar için birer nüsha halinde hazırlamış ve Hocaların odalarına bırakmıştır. Günümüzde Hadis akademisinde Türkçe kitapların Arapça vb. dillere çevrilmesinin çok sevindirici olduğunu, bizim de yayınlarımızı farklı dillerde yazmaya gayret göstermemizi dile getirdi.</span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span><span>Netice-i kelâm bizim burada anlattıklarımız seyahatimizden bir katre mesabesinde… Hocalarımızda gördüğümüz teşvik edici üslup, ilgi, talebeye hürmet bizi ziyadesiyle mutlu etti. İlme yönelik dil kazanımı vb. tavsiyelerini heybemize attık. Bu yolculuk bizi farklı şehirlere seyahat konusunda yüreklendirdi. Ankara İlahiyat Fakültesi geleneğini bizzat müşahede ettik.</span></span></span></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><span><span><span>Geçmişle irtibatımızı kurmadan bu ilim yolculuğunda eksik kalacağımızı fark ettik. Allah Hocalarımıza hayırlı uzun ömürler versin. </span></span></span><span><span><span>Genç akademisyenlerimize bu tür yolculukların bereketinin bol olduğunu ve farklı tecrübelerin ilmî bakışımızı da zenginleştirdiğini belirtmeliyiz. Tüm Hocalarımıza en kalbî teşekkürlerimizle. Bir kusurumuz olduysa affola…</span></span></span></p>
</div>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"><strong><span><span><span><em><span>Aişe Nida Yıldız<sup>1</sup>, Ceylan Evgi<sup>2</sup>, Rahime Karayiğit<sup>3</sup>, Şeyda Kapıcıoğlu<sup>4</sup></span></em></span></span></span></strong></p>

<p style="margin-left:5.8pt; margin-right:0cm"><em><span><span><span><sup><span>1</span></sup><span> İstanbul Üniversitesi Hadis Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi. </span></span></span></span></em></p>

<p style="margin-left:5.8pt; margin-right:0cm"><em><span><span><span><sup><span>2</span></sup><span> İstanbul Üniversitesi Tefsir Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi. Diyanet İşleri Başkanlığı Kuran Kursu Öğreticisi. </span></span></span></span></em></p>

<p style="margin-left:5.8pt; margin-right:0cm"><em><span><span><span><sup><span>3</span></sup><span> İstanbul Üniversitesi Hadis Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi. </span></span></span></span></em></p>

<p style="margin-left:5.8pt"><em><span><span><span><sup><span>4</span></sup><span> İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Hadis Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi. </span></span></span></span></em></p>

<p class="MsoBodyText" style="text-align:justify"></p>

<p style="margin-right:5.7pt"><span><strong><span><span><span arial="">04.01.2023</span></span></span></strong></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gezi-Mekan</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/istanbuldan-ankaraya-bir-rihle-hikyesi</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Jan 2023 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2023/01/istanbuldan_ankaraya_bir_rihle_hikyesi_h47866_e2794.jpg" type="image/jpeg" length="66954"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
