Ramazan ibadet ve tefekkür ayıdır

Korona günlerinde Ramazan neşvesi ruhlarımızı kanatlandırıyor

Her ne kadar korona virüsü nedeniyle evlerimizden dışarı çıkamasak da rahmet ayı ramazanın neşesiyle ruhlarımız pır pır ediyor. Bizi bu rahmet ayına eriştiren Rabbimize nihayetsiz şükürler olsun. Geçen sene ramazanda aramızda olup da bu yıl aramızda olmayanları düşündüğümüzde, yaşıyor olmamızın getirdiği şükür duygularımızın az bile kaldığını söyleyebiliriz. Rabbimiz bizim defterimizi dürmedi, bize yeni kulluk imkânları tanıdı. Nefes aldıkça Rabbimize kulluk ederek, oruç tutarak bunun hakkını vermeliyiz.

Ramazan huzur ve mağfiret ayıdır. Bu ayda insanlar diğer aylara göre daha çok ibadet ederek Rablerinden af dilerler. Bu ay bir anlamda kulun titreyip Rabbine döndüğü aydır. Bu ayda sofralarımız bereketlenir. Ramazan ayında kulluk şuuru, ibadetlerle iyice cilalanır.

Ramazanda insanlar bir anlamda açlıkla terbiye edilir. Açlıktan bitkin düşen insanlar ne kadar zayıf olduklarını anlarlar. Böylece kulun teslimiyet duyguları daha da pekişir. Orucu kulluk mevzisine yatmak olarak da düşünebiliriz. Oruçlu, bu mevzideyken bütün dikkat ve hassasiyetini kulluk üzerine yoğunlaştırır. Kendisini ayartıp kötülüğe sevk etmeye çalışanlara oruçlu olduğunu hatırlatarak onlardan uzak durur. Orucu büyük bir kulluk disipliniyle tutar.

Oruç tutan kişi sadece yemekten içmekten kesilmez. Oruç ağızla sınırlı bir ibadet olarak algılanırsa eksik kalır. Kişi bütün azalarına oruç tutturmadıkça orucu kâmil olamaz. Gözün orucu harama bakmamak, dilin orucu kötü söz söylememek, ayağın orucu kötü yerlere gitmemek, elin orucu harama uzanmamak, kulağın orucu kötü sözleri duymamak için o ortamdan uzaklaşmaktır. Oruç böyle tutulursa beklenen yüksek kulluk ve sevap hâsıl olur.

Ramazan aynı zamanda büyük bir dayanışma ayıdır. Zenginler bu ayda fakirlerin yanında ve yakınında durarak onların ihtiyaçlarını giderirler. Oruç tutan zenginler açlığın ne demek olduğunu, ne kadar zor olduğunu bu ayda anlarlar ve fakirleri düşünürler. Mallarının kırkta birini gönül hoşluğu içerisinde fakirlere dağıtarak onların ramazanını güzelleştirirler.

Müminler, Ramazanı ümmet şuuruyla birlik ve beraberlik içerisinde geçirmelidir

Ramazan ayında bütün Müslümanlar yekvücut olmalıdır. Zira ramazan ayı İslam dünyasının birlik olma zamanıdır. Bu ayda fakir İslam ülkelerini düşünmek, onlara destek olmak gerekir. Hatta bu ayda bütün açlara ve bîilaçlara yardım elimizi uzatmalıyız.

“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücut gibidirler. Vücudun herhangi bir azası rahatsız olursa, diğer azaları da bu yüzden ateşlenir ve uykusuz kalır”(Buhari) demişti Resulullah Efendimiz… Bu şuurla yaşamalı ve mümin kardeşlerimizin dertleriyle dertlenmeliyiz. Ramazanda onlara el vermeliyiz.

Bugün İslam dünyasında büyük bir dağılmışlık manzarası vardır.  İslam coğrafyası haçlı zihniyetinin hegemonyası altında inim inim inlemektedir. Ramazanda dualar kabul olur. Müslüman kardeşlerimizin esaret prangalarından kurtulması için yüce Yaradan’a dua etmeliyiz. Onların acılarını paylaşmalıyız. Onlarla bir ve beraber olduğumuzu göstermeliyiz.

Ramazan cemaat ayıdır. Daha evvel sadece Cuma namazlarında bir araya gelebilen Müslümanlar, bu ayda hemen her akşam teravih namazlarında cemaat oluştururlar. Hatta vakit namazlarında bile bir kalabalıklaşma görülür. Diğer aylarda vakit namazlarında ilk saf zor dolarken ramazanda camiler müminlerle dolup taşar, böylece dinî mekânlar iyice güzelleşir. Camilerde toplu kılınan namazlar rahmet ve mağfiret iklimine can ve heyecan katar. Sabah namazlarında ve diğer vakitlerde okunan mukabeleler bizi Kur’an’ın nuranî iklimine çeker.

Ramazan dostluk, barış ve kardeşlik ayıdır. Diğer vakit dilimlerinde aç kalıp asabileşen insanların bu ayda da gün boyu oruçlu kaldığı için asabi olması gerekirken böyle olmuyor. Zira oruç niyetiyle aç kalanların sinirleri teskin olur. Çünkü oruç sıradan bir açlık hâli değildir. O bir ruh terbiyesidir. Oruç nefsin şerrinden rahmet iklimine sığınmaktır.

On bir ayın sultanı olan ramazan bizi diri ve iri tutar. Açlığımız sıkıntı teşkil etmez. Bu ibadetten aldığımız haz bize açlığımızı unutturur. Bu ayda şeytanlar bağlanır. Müminlerin iradeleri güçlenir. 

Ramazanda yapılan ibadetlerin sevabı katlanarak yazılır

Şu günlerde ayların en kıymetlisi olan ramazanı idrak ediyoruz. Bu ayda müminlerin gönülleri büyük bir neşe ile dolar. Hayatımızdan çıkardığımız İslamî hükümler bir aylık için de olsa geri döner. Bu ay vesilesiyle Müslüman bir millet olduğumuzu hatırlarız. Camiler cemaatle dolup taşar. Minareler arasına asılan mahyalar bizi hakka ve hakikate çağırır. Yüce Rabbimiz İslam’ın beş şartından biri olan oruçla ilgili olarak şöyle buyuruyor:

“(Oruç) Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun). Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır). Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.”(Bakara 2/184)

Aslında Ramazan biz Müslümanlar için bir lütuftur. Oruç ibadetinin maddî ve manevî faydalarını göz önünde bulundurunca ramazanın büyük bir hediye olduğu hakikatini kavrarız. Oruç tutan müminlerin kalpleri yumuşar. Eşyaya sevgi penceresinden bakarlar. Oruçla hemhal olanların basiret gözleri açılır. Kul açlıkla beraber muhtaç ve zayıf olduğunu daha iyi anlar. Oruç şer duygulara karşı adeta bir kalkan olur.

Mübarek ramazan ibadet ayıdır. Bu ayda yapılan ibadetlerin sevabı katlanarak yazılır. Müslümanlar bu ayda adeta ibadet seferberliği yapmalıdır. Ramazan lâfta kalmamalıdır. Bu mübarek ayın içini doldurmalıyız. Bu ayda Kur’an-ı Kerim’i çok okumak ve hatim indirmek gerekir. Zira Kur’an bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Yine bu ayda Allah’ın isimlerini bolca zikretmeliyiz. Yüce Allah bu ayla ilgili olarak şöyle buyuruyor:

“Ramazan ayı... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur’an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahit olursa artık onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah’ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz.”(Bakara 2/185)

Oruç nefsin kötü arzularını kırar

İslam toplum dinidir; hayatı çepeçevre kuşatmıştır. Küçük büyük, zengin fakir İslam zincirinin her bir halkasını oluşturur. Müslümanlar birbirlerini düşünür ve kayırır. Mübarek ramazan ayında ümmetin kurtuluşu için sürekli dua etmeliyiz. Günahlarımızdan pişman olup ellerimizi semaya kaldırıp mülkün gerçek sahibinden bağışlanma dilemeliyiz. Bu ayda sofralarımızdaki insan halkasını yeni yeni misafirlerle genişletmeliyiz. Unutmamalıyız ki misafir bereketiyle gelir. Bir sofraya ne kadar çok el uzanırsa sofradaki nimetlerin bereketi o nispette artar. Tok gönüllü olanlar sofralarını dostlarına hep açık tutarlar.

Oruç nefsin kötü arzularını kırar. Kişi aç kalınca nefsanî duygular azalır. Bu haldeki insan, zayıflığını hatırlayarak gerçek hâkimin ve kuvvet sahibinin Allah olduğunu düşünür, ona teslim olur; enaniyetini yener. Oruç tutan insanın başıboş hareket etmesi mümkün değildir. O ancak kendisine çizilen hak ve helâl dairesinde hareket edebilir. Fakat Allah yarattığı ve zaaflarını çok iyi bildiği kuluna altından kalkamayacağı şartlar da koşmaz. Bir ay boyunca onu hayattan soyutlamaz. Kişi ramazanda belli ölçülere uyarak hayatını devam ettirir. Cinsel hayatı bile bazı zamanlar içerisinde kısıtlansa da iftar sonrası dilediğince sürer. Bununla ilgili olarak gelen şu ayet bir kısım sınırlamaları ortaya koyması açısından önemlidir:

“Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsünüz. Allah, gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdıklarını dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikafta olduğunuz zamanlarda onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanaşmayın. İşte Allah, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki sakınırlar.”(Bakara 2/187)

Bu ayda ramazanın feyiz ve bereketinden azamî derecede yararlanabilmek için adeta maneviyat seferberliği ilan etmeliyiz. Çünkü ramazan sayılı günlerden ibarettir. Bu günlerin içini hakkıyla doldurmalıyız. Zira gelecek ramazana kavuşacağımıza dair hiçbirimizin elinde herhangi bir senet yoktur. Akıllı insan, her türlü ihtimali göz önünde bulundurarak idrak ettiği ramazanı son ramazan olarak bilir ve gereğini yapar. Zaman hızla akıp gidiyor. Her geçen gün ölüme biraz daha yaklaşıyoruz. Ramazan gibi bereketli ve feyizli günleri layıkıyla değerlendiremezsek sevap-günah dengesi bozulur. Geçen günler fayda değil, zarar hanemize yazılır. Ne mutlu sayılı ramazan günlerini layıkıyla dolduranlara!

Ramazan bize hayat vermeye, ruhumuzun eskiyen yanlarını tamir etmeye geldi

Ramazan ki ayların sultanı, tenimizin canı, maneviyat kervanı, müminlerin cananıdır. Maneviyata aç ve susuz beyinler doyacak, kanacak, ruhlar cilalanacak, kalpler mutmain olacak, gönül bahçeleri sevgi çiçekleriyle dolacak bu mübarek ve muazzez günlerde.  

İyi ki geldin ramazan, gönül mabetlerimize teşrif ederek içimizdeki karanlıkları aydınlattın. Kurumuş gönül bahçelerimizin en nadide çiçekleri filizlendi. Rabbini unutanlar manzara-i umumiye bakarak yitiğini aramaya koyuldular. Manevî fırsatlar önümüze serildi ramazanla birlikte… Allah’ın sonsuz rahmetine mazhar oldu kullar… Rahmet sofrası önümüzde duruyor. Herkes kaşığının büyüklüğü ölçüsünce bu sofradaki manevî lezzetlerden payına düşeni alacak. Ne yazık ki bazıları bu nimetlerden istifade etmeyi düşünemeyecek bile.

Ramazan bize hayat vermeye, ruhumuzun eskiyen yanlarını tamir etmeye geldi. Bizlere bîçareliğimizi haykıran, gerçekte güç ve kudret sahibinin yalnız Allah olduğunu hatırlatan bu rahmet ikliminde büyütmeliyiz manevî hissiyatımızı. Ramazandan çok şeyler bekliyoruz. Ramazan bizleri değiştirecek, ruhlarımızı imar edecek, kötü alışkanlıklarımızdan eser kalmayacak inşallah… Ruhların Kâbe’si gönüller ramazan ikliminde daha bir müşfikleşecek. Kaskatı kesilen ruhlar ramazan iksiriyle hayat bulacak, genişleyip ferahlayacak… Katılaşmış kalpler pamuk yumuşaklığına erişecek. Birbirinden hep şüphe eden ve güven konusunda sınıfta kalan insanlar ramazan bağıyla birbirinden emin olacaklar.

Ruhumuzun karanlık dehlizlerini aydınlatacak ramazan… Minarelerden yayılan ışıklar ve mahyalar yolumuzu tayin etmede kılavuzumuz olacak. Sofralarımızı bereketlendirecek ramazan... Zenginle fakir arasındaki uçurum iyice küçülecek, yok olma noktasına gelecek. Zenginle fakir, siyah deriliyle beyaz derili, tahsilli insanlarla okumamış insanlar aynı manevî adrese yönelecek camilerde. Farklılıklar ramazanla birlikte buz gibi eriyecek, ortaklıklarımız dostluğun sigortası olacak. Manevî darboğazı aşmak için önümüze fırsatlar serilecek. Millî birlik ve beraberlik iyice pekişecek. Sahurda çalınan davullar manevî uykuda ısrar edenleri, kendilerini var eden(ler)i unutanları uyaracak. İnsanlar sevgide birleşecek inşallah…

Ramazan iklimi insanları çepeçevre kuşatıyor

Ramazanla birlikte açlar doyurulacak, sadaka ve zekât müessesesi çalışacak yine. Alım gücü olmayan garibanların kilerleri şenlenecek. Fakirler, zengin sofralarında ağırlanacak. Yıl boyunca duvara asılan ve unutulan Kur’an-ı Kerimler duvardan indirilerek ramazan ayı boyunca okunacak, hatta hatim edilecek. Kur’an hayata dâhil olacak...

Gündüzler oruçla, geceler teravihle idrak edilecek. İnsanlar hayırda yarışacak adeta... Maddî ve manevî kriz unutulacak, soframız ve gönüllerimiz bereketlenecek, canlanacak… Asık suratlarda gülücükler belirecek, gönül bahçelerinde zakkumlar yerini gonca güllere bırakacak. Sivil toplum kuruluşları, belediyeler, vakıf ve dernekler tarafından ramazan sofraları kurulacak. Bu sofralarda mideler aşla, ruhlar manevî feyizle ve muhabbetle doyacak.

Mübarek ramazan ayı, tadını unutamadığımız pideleri ve birbirinden güzel tatlıları soframıza taşıyacak. Ağzımız pide ve baklavalarla, muhayyilemiz ise dinî sohbetlerle tatlanacak. Ruhumuz ve damağımız, hasret kaldığı maddî ve manevî tatlarla hayat bulacak…

Ramazan iklimi insanları çepeçevre kuşatıyor. ‘Ramazan’ deyip de geçmeyin, bizdeki ramazan medeniyeti bir çınar gibi kök salmıştır hayatımıza. İslam ve insanlık her geçen gün biraz daha unutulsa da ‘ramazan’ köklü bir gelenek ve manevî atmosfer olarak devam ediyor. Ramazan ayı, yitiklerimizi hatırlatarak onları bulmanın artık bir mecburiyet halini aldığını haykırıyor bizlere. Ramazan geldiğini hayattaki feyiz ve bereketten, maddî ve manevî canlılıktan rahatlıkla anlayabiliyoruz. İçimiz genişliyor bu yüce aşk iklime girdiğimizde…

Ramazan, idrakimize vurulan paslı zincirleri kıracak. Ruhlarımızda manevî temizlik seferberliği başlayacak. Ramazan, eskiyen ruh dokularımızı yenileyecek. İyi ki geldin ramazan… Bu ayın İslam ümmetine hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Duygular ve düşünceler derinleşecek Ramazan gecelerinde

On bir ayın güneşi bulutların arasından gösterdi gülen aydınlık yüzünü. Gönüllerimizin yamacına tutuna tutuna kalbimizin burçlarına dikti şerefli bayrağını. O bayrak bir ay boyunca dalgalanacak çelik kapılı yürek hisarlarımızda. Duygular ve düşünceler derinleşecek ramazan gecelerinde. Kur’an’ın ışığı aydınlatacak karanlık geceleri. İftarlar ve sahurlar apayrı bir hava katacak zamanın durağanlığına. Teravihlerde çoluk çocuk anne-baba, nine-dede, kız-kızan bir kuşak bütünleşecek camilerin uhrevî havasında. Kandillerin ışığı, alınlardaki nurlarla bütünleşip ışık yağmurları yağdıracak gök kubbeden. Bu ışık huzmeleri altında tamamlanacak eksik ve kusurlu yanlarımız.

İftara doğru büyük küçük herkes pencereye koşup ezanı ve iftar topunu bekleyecek. Ezanın ve topun sesini duyanlar müjdeyi iletecekler oruçlulara. Midelerin gülümsemesi yansıyacak nurlu alınlara. Oruç tutanlar kadar çocuklar da sevinecek iftar müjdesiyle. Mübarek eller uzanacak bereketli sofralara. Aile olmanın ve aile içerisinde yaşamanın hazzı hissedilecek gönüllerde.  Saygı, sevgiyle birleşip yumak yumak olacak imanlı gönüllerde.

Sahurlara kadar evler şenlik yerine dönüşecek. Anneler iftardaki zenginliği sahurlara taşımak için daha fazla mesai yapacaklar mutfaklarda. Eşine, çocuğuna ve misafirlerine türlü lezzetler sunmanın keyfini yaşayan anneler ve onların yardımcıları genç kızlar yorulmak nedir bilmeyecek. Bu heyecan bir ay boyunca yaşanacak bütün evlerde. Bu süre içerisinde birçok alışkanlığımız değişme noktasına gelecek. Tam alışkanlıklar değişecekken bir de bakacaksınız ki Şevval ayı kapınızı çalıyor. Ramazanı hakkıyla ihya edebildiyseniz ne mutlu size…

Bu ayda ergenlik çağına ayak basanlar ilk oruçlarını tutacak büyük bir heyecanla ve keyifle. Akşamı edince de tafra satacaklar anne babalarına. Büyüdüklerini bundan daha iyi nasıl izah edebilirler ki? Oruç tutmak bir anlamda da büyümenin, adam yerine konulmanın işaretidir. Hele bir akşam olsun sofralar dolup taşacak. İlk günler yemekten çok, suya gidecek eller. Suyu birbirinden güzel yemekler ve hamur işleri takip edecek. Kompostolar, meşrubatlar tüketilecek sıra sıra. Mideniz kolay alışamayacak bu yeni ve olağanüstü duruma.

Ramazan davulları gecenin sessizliğine tokmak vuracak

Kur’an ayı olan ramazanda evlerimiz ve mabetlerimiz Kur’an sesiyle yeniden hayat bulacak. Hatimler indirilecek ramazan gecelerinde. Bazı camilerde hatimle kılınacak teravih namazları. Gecenin karanlık yüzü bir ay boyunca ağaracak seherden evvel. Eller semaya kalkıp rahmet devşirecek yüce Yaradan’ın katından. Gözlerden pişmanlık yaşları döküldükçe Cehennemin ateşi sönmeye yüz tutacak. Tövbe kapıları ardına kadar açılacak. Allah’ın mübarek isimleri zikir niyetine dökülecek tertemiz dudaklardan. Cümle âlem bu zikre tempo tutacak. Tabiat dile gelecek seherlere kadar… Eşya, kendi dilinden Hakk’ı zikredecek.

Ramazan davulları gecenin sessizliğine tokmak vuracaklar. Manilerle dile gelecek zamanın eskimeyen yüzü. Mahyalar içimizdeki heyecanı bir adım ileriye götürecekler. Işıklarla örülecek hakikatler. Pideler, fırınların önünde kuyruklar oluşmasına sebep olacak. Pide kokuları oruçlu müminlerin sabrını zorlayacak. Fakat sabır ve tahammül imtihanını kazanacak inananlar. Müminlerin ruh güzelliği yüzlerine aksedecek iftara yakın saatlerde.

Ramazanı diğer on bir aya galebe çaldıran, onun içinde sakladığı engin maneviyattır. Bu ayda zaman sanki iyice yoğunlaşır ve her geçen gün yelpaze misali açıldıkça açılır. Zamanın bereketi bir ay içinde imanlı gönüllere pay edilir. Bu emsalsiz bir aylık döneme zamanın altın dilimi demek de mümkündür. Yüce Rabbimizin kullarına “Yok mu isteyen istediğini vereyim. Yok mu tövbe eden tövbesini kabul edeyim” (Kudsi Hadis) hitabı bu ayda göklerden yankılanır. Müminler bu hitaba duyarsız kal(a)mazlar. Ellerini kaldırarak Hakk’tan af ve mağfiret talep ederler. Ey müminler! Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan bu ayda dileyin Allah’tan iki cihan saadetiniz için ne gerekiyorsa…

Sözlerimi daha evvel kaleme aldığım "Ramazanın İkliminde" adlı bir şiirimle neticelendirmek istiyorum:

            Gönül felâha kavuştu

            Ramazanın ikliminde

            İblis ortadan savuştu

            Ramazanın ikliminde

            Gönüller sürura erdi

            Yaradan bire bin verdi

            Unuttuk tasayı, derdi

            Ramazanın ikliminde

            İbadette daim olduk

            Hakk yolunda kaim olduk

            Nimetlerle naim olduk

            Ramazanın ikliminde

            Yolumuz Hakk'a evrildi

            Şeytanın boyu devrildi

            Diller zikirle sivrildi

            Ramazanın ikliminde

            Ömrümüzü başa sardık

            Aşkı muhabbetle kardık

            Hakk'ın divanına vardık

            Ramazanın ikliminde

            Kötü olanı terk ettik

            İyilikleri fark ettik

            Zulmeti nura gark ettik

            Ramazanın ikliminde

            Şeytan zincire vuruldu

            Zalimden hesap soruldu

            Müşfik bir dünya kuruldu

            Ramazanın ikliminde

            Gül açtı rahmet bağında

            Bülbüller gönül dağında

            Hissiyat gençlik çağında

            Ramazanın ikliminde

            Oruç soylu burağımız

            Cennettir son durağımız

            Yanar durur çerağımız

            Ramazanın ikliminde

YORUM EKLE