Pusulasını yitiren dünyada barışın mimarları “hem Asya hem Avrupa” diyenler olacaktır

“Soğuk Savaş sonrası dünyada devletler değil, medeniyetler savaşıyor” diyen Samuel Huntington, Batı’nın sınırlarını Müslüman coğrafyaların içlerine kadar uzatır. Avrupa’da her ülke kendi sınırlarını Batı’nın başladığı sınırlar olarak düşünür. Almanya Macaristan’ı, Macaristan Bulgaristan’ı, Bulgaristan Türkiye’yi İslâm coğrafyasının başladığı ülke olarak görür. Brüksel dünya barışının korunmasını, Batı dünyasından bekler.

*

Yirminci yüzyıldan yirmi birinci yüzyıla geçiş yıllarında, Avrupa’da Müslümanlarla Hristiyanlar arasında başlayan savaşlar, Asya’ya ve Afrika’ya doğru genişleyerek devam ediyor. Yeni yüzyılda hem Doğu hem Batı ülkelerinin birlikte oldukları dünya gemisi, aynı Titanic gibi kendisini bekleyen buzdağına doğru, dev dalgaların ve devasa buzdağlarının olduğu, uçsuz ve bucaksız denizlerde, kaptansız ve pusulasız yol almaya çalışıyor.

*

Doğusuyla Batısıyla, iki dünyayı içinden tanıyan Amin Maalouf, Batı’nın dünyaya söyleyecek yeni bir sözünün olmadığını anlatan, “Çivisi Çıkmış Dünya” kitabında, bütün dünyanın yeni yüzyıla, pusulasız girdiğinin altını önemle çiziyor. Berlin Duvarı’nın yıkılmasının, üzerinden yarım yüzyıla yakın zaman geçmesine rağmen, ülkeler arasında kısa bir süre duran silahlanma yarışı, kaldığı yerden yeniden başlıyor ve bütün hızıyla devam ediyor.

*

Dünya bir bin yıldan yeni bir bin yıla girerken, “Medeniyetler Savaşı”nda, Doğu ve Batı ülkeleri, yeni bir yol ayrımına gelmişlerdir. Doğu elindeki pusulayla, Batı elindeki gemiyle güçlerini birleştirerek, ya el ele verecekler ve büyük dalgalı okyanusları aşacaklar ya da çalkantılı okyanusların dalgaları arasında boğulacaklardır. Pusulasız gemileriyle dünyaya Komünizm’i, Faşizm’i armağan eden Avrupa, hâlâ Doğusuz Batı olamayacağını düşünemiyor.

*

Batı dünyasıyla Doğu dünyasının, cephelerde savaşmasının, pazarlarda yarışmasının bin yıllık tarihinde Anadolu ise Avrupa’daki Asya, Asya’daki Avrupa olmuştur. Bu yüzden Cumhuriyet döneminin, düşünce ve edebiyat dünyasında bir çığır açan Sezai Karakoç, “Unutuş ve Hatırlayış” isimli kitabında, “Anadolu’nun bir kaderi var: Doğu’yla Batı’nın karşılaştığı yer olmak” diyor. Anadolu Müslümanlarla Hristiyanların hem çatıştığı hem uzlaştığı coğrafyadır.

*

Bir ayağı Asya’da, bir ayağı Avrupa’da Türkiye, Doğu dünyasıyla Batı dünyası arasında, birinden birine geçilen bir köprü olmaktan daha çok, iki ayrı dünyanın güvenliğini sağlayan, eşi benzeri olmayan bir deniz feneridir. Pusulasını yitiren dünya gemisini; savaşın kayalıklarında parçalanmaktan, Doğu’nun Batı’ya, Batı’nın Doğu’ya karşılıklı saygı gösterdiği, Fatih’in İstanbul’u kurtarır. İstanbul’la gemi pusulaya, pusula gemiye kavuşur.

*

Geleceğin mimarları bütün insanlığın, bilgi ve bilgelik birikiminden yararlanmasını bilenlerin arasından çıkacaktır.

*

Küre dünya ya Doğu ya Batı diyenlerle değil hem Doğu hem Batı demesini bilenlerle yaşanır kılınacaktır.

*

Doğu ve Batı arasındaki farklı alanlardan önce ortak alanlar yeni dünyanın yol haritası olacaktır.

YORUM EKLE

banner19

banner36