Zincirlediler öncüleri, zehirlediler, astılar!

Ömer Muhtar, Esad Erbili, Ayasofya ve Kudüs! Mustafa Nezihi, dört fotoğrafı okudu ve bunları bir tutanağa geçirdi.

Zincirlediler öncüleri, zehirlediler, astılar!

Ömer Muhtar

4 fotoğraf. 4 simge. 4 gerçeklik. 4 esaret. Uzun bir süredir iki fotoğraftaki zincirlenmişlik kalbimi kanatıp duruyor. İlki;  İtalyanlar tarafından esir alınıp zincirlenmiş Çöl Aslanı Ömer Muhtar. Afrika’nın o büyük mücahid aslanını zaptetmişler ama gözlerindeki ışık hep parıl parıl. Hiç sönmemiş o umut ve iman ışığı. Sönmeyecek. Yüzbinlerce, milyonlarca mazlumun, şehidin gözyaşlarıyla yıkanmış Ömer Muhtar’ın bakışları. Bu yüzden doğrudan kalbimize ulaşıyor o kes/k/in bakışlar. ‘Yıkılma sakın’ diyor. Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakk’ın…

Esad Erbili83 yaşındaki bir şeyhi alıp götürüyorlar

İkinci fotoğraf Asya’nın kalbi olmuş Anadolu’dan. 83 yaşında bir şeyh. Bengisu’dan içmiş. Bu yüzden korkuyorlar O'ndan. Erenköy'den alıp götürüyorlar. Menemen diyorlar. Kubilay diyorlar. Maksat aşağılamak, korkutmak, sindirmek. Belki de İslam'ın yeraltına, bodrumlara, evlerin perdeli odalarına inmiş hakiki yaşanıyorluğunu yok etmek.

Bu toprağın insafsızları, vicdansızları!

Birinci fotoğrafta İtalyan gavuru işbaşında. Haçlılar, emperyalistler, kapitalist kafirler... İkinci fotoğraf oyun içinde oyun. Hem de epeyce kanlı. İnsafsızlık ve vicdansızlık bu toprağın çocuklarının eliyle gerçekleştiriliyorsa; acısı daha büyük oluyor. Bu yüzden Şeyh Esad Erbili hazretlerine ve daha nice sufiye, mücahide, âlime bu ezayı, cefayı, zulmü, darağacını reva görenleri affedemiyorum.

Bir bedduayı ve laneti üstlenmek!

Çünkü Esad Erbili hazretlerini ölüme mahkum eden aşağılık ve kompleksli zihniyetin karanlığı, üçüncü fotoğraftaki Ayasofya'nın üstüne de düşüyor. İstanbul'u Müslümanların kılan büyük Fatih'in vakfiyesi mabedin kapısına kilit vuruyor. Hem de vakfeden padişahın süregiden lanet ve beddularını göze alarak, üstlenerek... Bu lanet ve bedduanın Ayasofya Camii'nde ezan okutamayan, namaz kılamayan bizlere ulaşamadığını rahatlıkla kim söyleyebilir?Ayasofya

İstanbul'un, Erbil(i)'nin, Ankara'nın, Nurs(i)'nin, İskilib(i)'nin, Şalcı Balcı Erzurum(i)'nin yüzleri gülsün için, Türkiye Batı'nın zincirlerinden kurtulsun için, bangır bangır Allahu Ekber demek için Ayasofya'nın paslı kilitlerini kırmamız gerekiyor.

Kudüs'ü aldığımız gün Afrika bizimdir!

Ve son fotoğraf Kudüs. Yahudinin izniyle girdiğimiz Kudüs. Müslümanların acziyetinin ağlatıcı boyuta vardığı topraklar. 1967'deki sindirilmişlik hâlâ devam ediyor gibi. Kudüs'ü ve Filistin meselesini küçümsememek, kalbimizde ve gündemimizde dipdiri tutmak aslî bir ödevdir. Tanrı'nın tüm müminlere yüklediği bir görev. Kudüs Müslümanların Mescid-i Aksaözgürlüğünün göstergesi olacak. Öyle ki Kudüs'ü aldığımız gün; Ömer Muhtar'ı İtalyanların, İngilizlerin, Amerikalıların, Fransızların elinden kurtarmış olacağız.

Dört esaret için bir tutanak!

Önce içindeki İtalyan'la savaşması gerektiğinin bilincinde olan bir müminin, bir tutanak kağıdına düştüğü notlardır bunlar. Tutanak: Esir alınan Ömer Muhtar darağacında! Esat Erbili hazretleri kendi ülkesinde onca yaşına rağmen zalimler tarafından ölüme mahkum edilmiş! Fatih'in vakfiyesinde yer alan Ayasofya Camii'nde gür bir sesle tekbir getirecek ve minbere çıkacak imam henüz Türkiye'de yok! Kudüs'e, Mescid-i Aksa'ya Yahudi izin vermeden giriş yok!

 

Mustafa Nezihi “Ayasofya'da namaz kılmanın vaktidir” dedi

Güncelleme Tarihi: 21 Haziran 2012, 16:40
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13