Zamanı utandırsın tuttuğumuz yaslar!

Kerbela… Bir masaldan süzülüp inmiş gibi yeryüzüne...

Zamanı utandırsın tuttuğumuz yaslar!

 

‘Avcılar rahat bıraksalar kartallar yuvalarında ölmek istemezler miydi?’

Hz. Hüseyin…

Kerbela

Bir masaldan süzülüp inmiş gibi yeryüzüne, Efendimizin dizinde inci-mercan uykusu bir duanın serin gölgesinde Hasan ve Hüseyin muştusu… Çocukluklarının ince usul adımlarındayken Cebrail (a.s) taşırdı hediyelerini ve düştü paylarına Hz.Hasan’a sarı, Hz.Hüseyin’e kırmızının seyri…

Bir yanda Leyl diğer yanda Veyl… Aydınlık iklimlerde cennet çocuklarının efendileri… Dedeleri Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s), babaları Haydar-ı Kerrar, anneleri Fatıma’tüz-Zehra diğer yanda Muaviye ve onun gölgesi Yezid…

Hz. Ali’yi zehirli bir kılıcın ucunda, Hz Hasan’ı karısının elindeki ağuda bulan şehadet…

Ve Hz.Hüseyin acısı:

Sırtında al-i aba, başında kırmızı sarığıyla atı Zülcenah ve bal renkli bakışlarıyla tecessüm etti rüyalarımıza…

O gidince oldu n’olduysa

İncindi çöl, âminsiz kaldı dua. Efendimiz ayrıldı dünyadan rüya bitti… Gaflet uykularından  bir avuç  ateşle dönenlere tabir gerekti. ‘İslam’ı ters yüz edilmiş bir kürk gibi’ giydi insanlar. Hz Ali’ye Sıffın’da Mushafları kalkan yapanlar Hz.Hüseyin’i yalancı halifeliklerine biadı mecbur kıldılar… O halifelik ki cebren ve hile ile elde edildi söze ve emanete ihanetle de kaybolup gitti…

Yola çıktı Hz. Hüseyin emaneti Ümmü Seleme’ye bırakarak. Emanet, küçük bir kutuda Kerbela kokulu bir toprak... Yürüdü Hz. Hüseyin acının ve belanın üstüne. Kufelilerin infakları yerine münafıklıklarını sunduklarını bilerek, feta rütbesini kuşanarak yürüdü…

İsmini bir küfür olarak miras bırakan yezid’in ordusu çevirdi onu… Gün aşuraydı hüküm günüydü , vakit öğleydi çölü bir sessizlik bürüdü. Üzerine bulutların gölgelik ettiği Resul’un itretine bir avuç su çok görüldü…Kerbela ve su şeytan’ın yüzüne tebessümler götürdü. Belki de Fırat bu yüzden o kadar gürültülü.

Zaman dursaydı

Kötülüğün sırrı bir kez daha ifşa oldu: bire karşı iki, bire karşı üç, bire karşı bin üzerlerine çöktü… Gökyüzünde ne ebabil sürüsü ne Tathir ayeti… Zaman durdu, mekan sustu. Dünya , tarihinin en büyük acısını seyre koyuldu.

Şehitlerin ser-çeşmesi Hz Hüseyin’in damlaları birer birer Hakk’a yürüdü… Bir ok yılan gibi tıslayıp Ali Asgar’ın boynuna gömüldü, cennet kokulu bir bebeğe ölüm reva görüldü…

Hz. Hüseyin’e oklar saplandı , üzerine kılıçlar üşüştü… Peygamberimiz Efendimiz’in öptüğü tene kan kırmızı bir şehadet örtüldü.

Şimdi en Kerbela yanlarıyla savrulsun aynalar… Zamanı utandırsın onun için tuttuğumuz yaslar…

 

Bedrettin Kara yazdı

 

Yazarın notu: Belki ‘canım aşura çekti olsa da yesek’ diyenler boğazımızdan geçen dikenli telleri hissedebilir ve aşuranın dünyanın en hüzünlü nimeti olduğunu idrak edebilirler….

Yayın Tarihi: 11 Aralık 2011 Pazar 10:01 Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2011, 20:27
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ebu müslim
ebu müslim - 10 yıl Önce

neden imam alinin yası tutulmaz da onun için bu kadar acı yazılar kaleme alınmaz da hüseyin için alınır? halbuki ali olmasaydı hüseyn dünyaya gelmezdi ya... ilginç değil mi...şiileşiyor muyuz adem abi

veysel ince
veysel ince - 10 yıl Önce

şii'ler kin tutmak için yas tutarlar. fars kültüründe mitolojik düşünmeye bir eğilim var sanki. sühreverdi'nin felsefesinde bile rastlarız buna. iskender-i zülkarneyn'in iran ile tanıştıktan sonra tanrılık iddia ettiği söylenir. necip fazıl osmanlı padişahının tanrının gölgesine dönüşmesini iran etkisine bağlar. herneyse. biz yas tutmayız, kin de tutmayız. zaten müslüman müslümana kin tutmaz. hem hüseyin için, hem de hüseyin'in katili için üzülürüz.

okuyucu
okuyucu - 10 yıl Önce

Bu kadar güzel anlatılmamıştı okuduklarımda ya da ben bu kadar güzelini okumamıştım; Allah selamet versin, İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun

köy-öğretmeni
köy-öğretmeni - 9 yıl Önce

konuyu yorumunuzdan okumak ayrıca zevk verdi.Tebrikler..

banner26