Yüzler var melek gibi, yüzler var Nemrut gibi

Musa Topbaş Hocamızı binlerce talebenin ilim almasına vesile olduğu Kur'an kursu öğreticilerine sorduk..

Yüzler var melek gibi, yüzler var Nemrut gibi

 

17 Temmuz Hâce Musa Topbaş Efendinin ahirete göçmelerinin sene-i devriyesiydi. “Dünya da boş ukba da boş; illa Cenâb-ı Hakk’ın rızası...” sözü muktezasınca geçen 82 yıllık bir ömrün son buluşunun 14. yıldönümü. Ve arkasından “Hizmetle yorulan hizmetle dinlenir.” sözüne karşılık hizmet ile meşgul olmaya çalışan, onu örnek almaya çalışan insanlar...

“Bir kişinin ahlâkı güzelleşirse, bu durum, bütün azalarından belli olur. Sureti de, sireti gibi güzelleşir.” sözünün sahibi Hace Musa Topbaş (k.s.) tam da üzerindeki vasıftan bahsetmiş aslında. Suretine bakınca huzur veren, kendine getirten, dağınıklığı toparlamaya vesile edici, masum bir heybet var mübarek suretlerinde. Böyle yaşayan samimi kimseler, yüzlerine bakılınca Allah’ı hatırlatan sadık ve veli kullardan olurlar. Nitekim ashâb-ı kirâm “Allah’ın veli kulları kimlerdir?” diye sorduklarında, Allah Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve selem, “(Allah’ın veli kulları) yüzlerine bakıldığında Allah Teâlâ’yı hatırlatan kimselerdir.” buyurmuştur. (Heysemî, X, 78; İbn-i Mâce, Zühd, 4) İşte bir bakıma bu hadîs-i şerîfin izahı mahiyetinde, Osman Nuri Topbaş Hocamızın başından şöyle bir hâdise geçmiş:

Merhum Sami Efendi Hazretleri ve refakatinde bulunan merhum pederi Musa Efendi ile Bursa’dan İstanbul’a dönüyorlarmış. Yalova’da araba vapuruna binmek için vasıta ile sıraya geçmişler. Araçların kargaşaya mahal vermeden düzenli olarak sıraya girmesiyle alakadar olan kahya, onların arabalarına da yer gösterirken gözü arka tarafta oturan Sami Efendi ve Musa Efendi’ye ilişmiş. Her gün yüzlerce sima ile karşılaşan kahya, şaşkınlık içinde bir an duraklamış. Sonra yaklaşmış ve arabanın camından içeriye daha dikkatlice bakıp, derin bir iç çekip ve şöyle demiş: “Allah Allah! Ne garip dünya! Yüzler var melek gibi… Yüzler var Nemrut gibi…”

Velhasıl İslam hizmeti yolunda en büyük tesirin hal ile verilebileceğini de gösteriyor bizlere Musa Topbaş Hocamız. Böyle bir hal karşısında insan kendine çeki düzen verme ihtiyacı hissediyor. Hatta diliyor ki, hiç ayrılmasam yanlarından, dizlerinin dibinde sohbetlerinde bulunsam, hizmetlerine koşsam. Buna muktedir olamayınca ise bir teselli yetişiyor gönle, “Yanımdaki Yemen'de, Yemen'dekiler yanımda.” Rabbim inşallah böyle güzel dostların maddi ve manevi yakınında eylesin bizleri her daim.

İnceliği, nezaketi hayatının her safhasına yansımıştı

Musa Topbaş Hocamızı binlerce talebenin ilim almasına vesile olduğu Kur'an kursu öğreticilerine sorduk:

Şüheda Gümüş: Hayatımın dönüm noktasında bulunan, duruşu, zerafeti ile bizlere örnek olan, kâle gerek kalmadan hâl ile tebliğ eden güzel insan. Üniversite yıllarımda karanlığın içinde tek aydınlığım olan nur yüzlü hocam.

Serap Başaran: Kabrini ziyaret etmek nasip olmuştu bu vefası az müride… “Tasavvuf yolunda bu vagon boş da gider dolu da, ancak o menzile ulaşır.” der büyükler. Bu söze sığınarak talebeniz oldum ben de. Rabbim cennette kavuştursun inşallah.

Merve Gölükçü: Karanlık denizimin yol gösteren feneri. Yüzünüzdeki nurun bana verdiği, içime kattığı o derin huzuru anlatmak istesem de ifade edemiyorum.

82 yıllık nadide ömrünüzün bitimine kedicikler bile ağlamış. Ben küçüktüm o zaman. Fakat büyüdükçe hissediyorum yokluğunuzu, özleminizi… “Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman…” (Hicr-29) ayetindeki güzelliğin yansıması Musa efendim…

Sümeyra Kavurgacı: Bir kimsenin hayatına birçok isim, birçok insan girer. Ama bazı insanlar da vardır ki onlar hayatımızda yer almışsa keder azalır gam hafifler. Gönüllerimiz aradığı huzuru bulur. Bu kişilerin verdiği huzur ne alınır ne satılır. Bambaşkadır o mübarekler, ne anne verir onların verdiği inşirahı, ne baba, ne arkadaş... Onlar Allah’ın dostudur. Nitekim gelen inşirah da ondandır. Hakk’a dost olmuş bir mübareği tanımak nasip olmuşsa ne mutlu o kişiye… Çok şükür ya Rabbi dostunu kaderime yazdığın için… Çok şükür ya Rabbi muhterem Musa efendimizi ve muhterem Osman Nuri hocamızı hayatıma koyduğun için… İki cihanda da ayırma.

Nazlı Melek Küçükçolak: Sükut ve tefekkür abidesi bir zat… İnceliği, nezaketi hayatının her safhasına yansımış, vefası ile bilinen bir Hak dostu. Düşüncesi derin, ruhu kıldan ince mübarek hocamızın yoluna vefalı kalmak bizim de duamız.

Ayşenur Akten: Musa Topbaş Efendimiz oturması, kalkması, konuşması, susması, tebessümü, hüznü yani her haliyle, edebiyle, takvası ile bana Hz. Musa (a.s.)'ın hâlâ yaşadığını hissettiriyor. Yaşadığımız şu zamanın içinde hayanın ne olduğunu ve nasıl yaşanılması gerektiğini öğrenmek isteyen, Musa Topbaş Efendimizin hayatını okumalı.

 

Eslem Nilay Bozdemir sordu

Yayın Tarihi: 23 Temmuz 2013 Salı 15:47 Güncelleme Tarihi: 02 Ağustos 2013, 10:30
banner25
YORUM EKLE

banner26