Yerli bir ses, sahipsiz bir ilim adamı!

Ömrünü ilme vakfetmiş bir mütefekkir ve bilim insanı.

Yerli bir ses, sahipsiz bir ilim adamı!

Bizim derdimizle dertlenen insanlara karşı ne kadar duyarlıyız?

Ruhat Mengi vb tipler, ev ödevi almışcasına Modern ve Laik İslam Dersi 1-2-3... diye kafamıza kafamıza “İslam”ı vururken, bizden olan eleştirileri mi yoksa başkasının davulunu döven insanları mı dinleyeceğiz?

                               

Erol Güngör oryantalist olmayan bir dil ve kaygıyle eserlerini verdi ve gitti. O eserlerden sonra Zekeriya Beyaz, İsmail Nacar, Yaşar Nuri Öztürk mü kaldı aklı- selim olarak(!) ki müslümanın derdini şovmenler geriyor?

...

 

Bir Kamyon Dolusu Prof Arasında Mahcup Bir Alim

 

Ömrünü ilme vakfetmiş bir mütefekkir ve bilim insanı.

Bir ömrü sarı kağıtlarda anlatmak kadar zor bir iş yoktur öykücü için. Hele ki bu Erol Güngör gibi bir bilim adamı ise söz konusu olan kimse.

 

Mustafa İnan'ı konu alan romanı Bir Bilim Adamı'nın Romanı'nda Oğuz Atay, fevkalade bir yol izleyerek hocasını cümle aleme tanıtmıştı. Romanesk bir hayatı vardı Mustafa İnan'ın. İş Erol Güngör'ün hayatını ya da eserlerini anlatmaya gelince daha bir zorlaşmakta. Zira, ülkemde "konu parsellenmesi" sebebiyle olsa gerek daha dikkatli yazmak durumundayım.

 

Başta da dediğim gibi "ömrünü ilme vakfetmiş" bir insandır Erol Güngör. Taraf olarak değil de referans kaynağı olarak baktığımızda o'nu daha iyi anlayacağımızı düşünüyorum.

 

Bu ülkede "tasavvufa inanmadığı halde" tasavvufî referans kabul gören epey "alim" vardır.

Bu ülkede "islama iman etmediği halde" islamî referans olarak görülen bir kamyon dolusu prof vardır.

Lakin, Erol Güngör'ün İslam ve Tasavvuf adına düşündükleri, yazdıkları, yaptıkları her nedense

hocamızın "milliyetçi-muhafazakâr" olarak lanse edilmesi üzerine belli camialarda ciddiye alınmamasına sebep olmuştur.

 

Yazıktır ki Erol Güngör, Hoca Ahmet Yesevî'nin kan ve kalem izini takib eden bir alimdi. Bir geleneği vardı.

 

12 Eylül Darbesine inat, İslam'ın Bugünkü Meselelerini kaleme alıp, Hicret'in 15. Yüzyılına Armağan edecek kadar cesur idi.

 

Burada, "milliyetçi-muhafazakâr" olarak tanınmış bir alimi savunmak haddime değil! Lakin, İsmet Özel'in Kalın Türk kitabından yola çıkarak Türklere atfettiği misyon aslında Nurettin Topçu ve Erol Güngör gibi düşünürlerde neşvü neva bulmuştur.

 

İsmet Özel kabul eder veya etmez. Bu örnekleme bana ait. Şurası bir gerçektir ki "Anadolu ve İslam" denildiğinde ve bu iki hassas alanı en saliminden dile getirenlerden ikisi de adı geçen düşünürlerdir. Ve bu insanlar "Türklerin İslâm içerisindeki kuvvelerini" en sarih gören "muhafazakârlar"dır.

 

Sakiler meclisten çekmiş ayağı!

 

Bir bilim insanı olarak Erol Güngör, bu ülkede ilklere imza atmıştır. En genç Prof. olmanın yanında en genç Üniversite rektörümüz olarak da haklı biçimde tarihteki yerini almıştır. Acı olansa, genç yaşta hakkın rahmetine ermesidir.

 

90'lı yıllardaydı. Rahmetli hocamızın eşi Şeyma Güngör hanımefendi, hocamızın vasiyeti gereği kütüphanesinin bir kısmını Kırşehir Aydınlar Ocağına bağışlamıştı. Ve öğrencisi olarak bana "Aydınlar Ocağına bir bak bakalım kitapları ne yapmışlar?

 

Düzenlemelerine yardım et!" demişti. Ben de bu görevi bana verdiği için hocamıza teşekkür etmiş yola düşmüştüm.

 

Yolda olmak güzeldi. Hele ki bir amacınız varsa.

Aydınlar ocağına vardığımda.

Vardım ki yurduna ayak göçürmüş

Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı

Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş

Sakiler meclisten çekmiş ayağı

 

dedim, Bayburtlu Zihni'nin o dokunaklı koşmasıyla. Gördüğüm; sahiplenilmeyen ve rastgele yerleştirilmiş, hatta kimi kolilerden çıkarılmamış Erol Güngör kitaplığının -mirasının- harabat duruşuyudu. Dönüşte Şeyma Hanım'a gördüklerimi anlatmadım. Kolilerdeki kitapları

çıkarıp biraz düzeltip, kaba taslak bir liste çıkartıp çekildim.

 

Bugün, Erol Güngör'ün mirası da tıpkı kitaplarının başına gelenler gibi sahipsiz. Zira "en çok biz müslümanız" diyen bir çoklarımızın gözünde Erol Güngör "sadece milliyetçi". Milliyetçi-muhafazakârların gözünde ise "İslamcı" dertlerle hem-hâl olan bir hoca sahiplenilmiyor.

 

Allaha giden yolda Türkler tökezliyor mu?

 

Hoş, bu coğrafyada, bizim derdimizle dertlenenlere yabancılardan önce biz "oryantalist-dönek-ırkçı" ve akla gelebilecek en saçma yakıştırmaları yapıyoruz. Siyasal İslam, ılımlı İslam, Anadolu sermayesi gibi kavramların cirit attığı bir dönemde "kendi kavramlarımıza ve kendi alimlerimize" bakmak-dinlemek, tam da şimdi elzem kanaatindeyim. Zira, ekonomik gücü olan, siyasal desteği ardına alan insanlar bir şeyi unutuyorlar: Bizi bu seviyeye ilim getirdi, bu seviyeyi daha seviyeli kılacak olansa "ilme" değer vermek. Kişisel gelişim kitabı okuyan müdürlerle ancak "iş hayatları" daha sağlıklı olur. Yoksa gönüllere hitap eden bir dine mensup olan yetkililer yetkilerini koflaştırıp, sıradan, modern yöneticiler olarak kalırlar.

 

Erol Güngör'ün Tasavvufun Bugünkü Meseleleri her zamanki meselelerimiz. Allah'a giden yolda Türkler tökezlemeye devam ediyorlar.

 

Bu tökezlemeye "katolik, ortadoks" kavramlarla cevap veren "ilahiyatçılar" çare olmayacağı gibi, daha bir yerle yekzan olmamıza sebep olacaklardır.

 

Hatta, genelde İslam'ı, özelde tasavvufu rahiplerin dili, manastır kavramlarıyla açıklayanların daha muteber görüldüğü vakitlerde Hoca Ahmet Yesevî samimiyetiyle meselelerimize eğilenlere kulak vermek gerek. Bu toprakların "yerlileri" dikkate değer insanlardır.

Ki miras heder edilemeyecek kadar kıymetlidir Yeseviler yolunda.

 

Zeki Bulduk yazdı

Yayın Tarihi: 11 Mart 2009 Çarşamba 07:57 Güncelleme Tarihi: 20 Haziran 2011, 11:36
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kapukulu
Kapukulu - 13 yıl Önce

"" NE ADLAR EZBERLEDİ EY NEBİ ALIŞKIN DUDAKLARIMIZ" ..

Hard diskeler dolusu isim bilen kardeşler Erol Güngörleri bilmezler.
Nurettin Topçuları bilmezler. Bilseler okumazlar. Okusalar anlamazlar. Anlasalar da anlamak istemezler.
Ama sor, tüm popülist sözde fikir adamlarını bilirler.
Erol hoca, yitirilmemesi gerekli kıymetli bir miras bıraktı ve gitti.
sahip çıkmak gerek.

EY TÜRK, (İsmet Özel' in Türk' ü) TİTRE VE KENDİNE DÖN.
Dön ki; Kendini bulasın
Bul ki; Hakk' a eresin.

banner26