banner17

Yazdığını yaşadı, inandığı gibi şehit oldu

Seyyid Kutub’a göre ister siyasette, ister iktisatta ve isterse gündelik hayat pratiklerinde olsun her Müslüman İslam’ın koyduğu ölçüleri hayatına hâkim kılmalıydı.

Yazdığını yaşadı, inandığı gibi şehit oldu

 

2008 yılında TOKAD’da Seyyid Kutub’un şehadet yıldönümü için düzenlediğimiz anma programı öncesinde sinevizyon gösterisi yapmak istediğimizde, son dönem Müslüman düşüncesinin en önemli isimlerinden birisiyle ilgili Türkçe hazırlanmış bir görsel çalışmanın bulunmadığını fark etmiştik.

Seyyid Kutub’un hayatını ve düşüncelerini kısaca tanıtacak, onun şehadete giden yoldaki işaretleri ekranda göstermeye yarayacak herhangi bir Türkçe belgesel maalesef yoktu. Bunun üzerine önce kısa bir metin hazırladık, sonra metne uygun olacak nitelikte internetten fotoğraf ve video topladık ve hepsinden -elimizdeki kısıtlı programlardan yararlanarak- kısa bir belgesel hazırlamış olduk. Sanıyorum o güne kadar yapılan da ilk çalışmaydı.

Ahzab 23, Seyyid Kutub’un hayatını da çok güzel özetlemekteSeyyid Kutub

Kendi adıma belgeseli hazırlarken yaşadığım en unutulmaz anlardan biri, o güne kadar hep dernekteki fotoğrafından hatırladığım mahkeme salonundaki görüntüsünün kısa bir videosunu izlemek oldu. Mahkeme salonuna girerken ve sanık sandalyesinde otururken kaydedilmiş görüntülerdi bu izlediğim. Sanıyorum o yıl amatörce hazırladığımız “Seyyid Kutub: Yoldaki İşaretçi” belgeseli, TOKAD adına yapılan en güzel ve anlamlı işlerden biri olarak hatırlanacaktır.

Belgesel, Ahzab Suresi’nin 23. ayetiyle başlıyordu: “Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi (Allah yolunda şehid edilmek suretiyle) adağını yerine getirdi, kimi de (şehid olmayı) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir değişiklik yapmamışlardır.”

Gerçekten de bu ayet, bugün dahi görüşleri önemini koruyan ve kendisinden sonra çığır açan çok az Müslüman kanaat önderinin çıktığı Seyyid Kutub’un hayatını da çok güzel özetlemekteydi. Kutub, hayatını, insanları -zilletlerin en ağırı saydığı- kula kulluktan kurtarıp, yalnızca Allah'a kulluk etme izzetine kavuşması için tek örnek toplum kabul ettiği İslam toplumunun inşasına adamış, bu yolda Mısır’ın egemenlerine boyun eğmediği için diğer Müslüman Kardeşler mensupları ile birlikte hapishanede ağır işkencelere maruz kalmış ve özür dilediği takdirde hakkında verilen idam cezasının affedileceğini söyleyen iktidar seçkinlerinin talebini reddederek şahitliğini şehadet makamına yükseltmişti.

İslami bir hayat için yüzyıllardır terk edilmiş değerlere dönmeyi teklif ediyordu

1926 yılında doğan ve 29 Ağustos 1966’da hak bildiği davada topukları üzerinde dönmeyi reddettiği için idam edilen Seyyid Kutub, edebiyatçı kimliğiyle başlayıp daha sonra bu kimliğini Müslümanca bilinçle buluşturarak sürdürdüğü çalışmalarıyla, ama özellikle de Yoldaki İşaretler kitabıyla Müslümanları esaslı biçimde sarsmaya devam eden önemli bir miras bıraktı.

Seyyid Kutubİstikbalin İslam’da olacağını ve bugün dahi çok tartışılan sosyal adalet konusunda çözümün ancak İslam’da bulunacağını belirtiyordu. Meselenin kendi bünyesinde mükemmel bir din olarak tamamlanmış İslam’ı reforme etmek değil, Müslümanların zihniyetinde devrim yapmak olduğunu söyleyen Kutub, Müslümanca bir hayat için yüzyıllardır terk edilmiş değerlere dönmeyi teklif ediyordu.

Seyyid Kutub, eserleriyle kapitalizmin, siyonizmin ve emperyalizmin çağımızın burhan ve huzursuzluğunun temel kaynakları olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyordu. Onun bu konudaki sosyal adaletçi yaklaşımı, yaşadığı ülkenin ve tarihin sorunlarına duyarsız kalmadığını, dini hayattan kopartılmış bir evren gibi kurgulamadığını göstermekteydi.

Tevhid akidesinin ilk nesilde yarattığı etkinin günümüz Müslümanları üzerinde de doğru sonuçlar doğuracağı düşüncesiydi inandığı; bunun için tarih içinde oluşturulmuş düşünce ve hayat tarzlarının terk edilmesi ve temel kaynaklara dönülmesi yeterliydi.

Düşündüğünü yazdı, yazdığını yaşadı ve inandığı gibi şehit oldu

Müslümanca yaşama çabasının sabırda sebatı ve kınayıcıların kınamasından korkmamayı gerektirdiğini belirtiyor, özellikle cahiliye konusunda sağladığı düşünsel açılım ile cahiliyenin tarihî bir dönemden ibaret kalmadığını, aksine cahiliyenin bir tavır alış, bir durum, bir inanış ve düşünüş biçimi olduğunu vurguluyordu.

İslâm'ın uygulanmadığı; akide ve düşüncesine, değer ve ölçüsüne, düzen ve yasasına, ahlak ve yaşama biçimine Allah’ın hükmetmediği her toplumu cahiliye olarak tanımlayan Kutub, buna karşı her alanda temel ölçülerini İslâm’ın belirlediği bir hayatın inşasını savunuyordu. Ona göre ister siyasette, ister iktisatta ve isterse gündelik hayat pratiklerinde olsun her Müslüman İslam’ın koyduğu ölçüleri hayatına hâkim kılmalıydı.

Seyyid Kutub, şüphesiz son dönem Müslüman düşüncesinin en ufuk açan öncülerindendi. Yüzyıllardır İslâm'la ve Müslümanca yöntemlerle hiçbir bağı olmayan sistemlerin kalıntılarıyla örtülen İslam ümmetinin dirilişinin zorunlu olduğuna işaret eden düşünürdü. Düşündüğünü yazdı, yazdığını yaşadı ve inandığı gibi şehit oldu.

Yoldaki İşaretler adlı eserinde sorduğu şu soru ise hayatiyetini hâlâ korumaktadır:

“Müslümanca uyanış eylemi nasıl başlayacak?”

 

Beytullah Emrah Önce yazdı

Yoldaki İşaretçi: Seyyid Kutub

Güncelleme Tarihi: 29 Ağustos 2012, 02:54
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
arif akçalı
arif akçalı - 6 yıl Önce

Beytullah kardeşim güzel bir çaışma olmuş. Eline, diline, yüreğine sağlık. Muhabbet, selam, dua...

banner8

banner19

banner20