banner17

Yaşar Kandemir Hoca'yı İSAM'da ziyaret ettim

‘Şifa-i Şerif Şerhi’ni hazırlayan Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir Hocamızı İSAM’da ziyaret etmek nasip oldu, çok şükür…

Yaşar Kandemir Hoca'yı İSAM'da ziyaret ettim

 

Eskiden beri çeşitli dergi ve kitaplardan M. Yaşar Kandemir Hocamızın yazı ve şiirlerini okur ve çok beğenirdik. Onun yazmış olduğu bütün her şeyi çok samimi ve içten bulurduk. Sözlerinin çok tesirli olduğunu hissederdik. Bu tesir gücünü de takvalı ve ihlaslı olmasına yorardık.

Eserlerini mutlaka çocuklara okutun!Yaşar Kandemir

Akrabalarımıza ve ulaşabildiğim kişilere Hocamızın çocuklar için hazırladığı ve Damla Yayınları’ndan çıkan “Dinimi Öğreniyorum” serisini ve Nesil Yayınları’ndan çıkan “Beni Seven Peygamberim” serisini her zaman tavsiye etmişimdir. Hocamız bu kitaplarındaki samimi anlatımı sayesinde çocukların gönüllerine en güzel bir şekilde girmeye ve onlara Allah’ı ve Peygamberini sevdirmeye devam ediyor.

En güzel çocuk şiirlerini yazıyor

Hocamızın şiirlerine gelince, en güzel çocuk şiirlerini onun yazdığını söyleyebilirim. “Gülleri hiç solmayan/ Kokusu kaybolmayan/İnsanları ölmeyen/ Bir ülke yok mu anne” diye başlayan şiirinde Hocamız, çocuk yüreğinin cennete olan hasretini öyle güzel anlatıyor ki… Doğrusu Hocamız bu şiirleri ile nice şair geçinen kimselere taş çıkartıyor.

Hocamıza olan muhabbetimiz onu tanıdıkça daha da arttı. Biz onun, ömrünü hadis ilmine adamış çok kıymetli bir âlimimiz olduğunu biliyorduk, bunun için de gıyaben kendisine çok hürmet ediyorduk. Gönül protokolümüzde âlimlerin yeri ön sıralarda olduğu için, Yaşar Kandemir Hocamızı da çok önemsiyorduk. O bizim için çok önemli bir insandı.

Âlimler "herkes" değildir

Bir gün gelip de Hocamızın yanına gideceğimi ve ellerinden öpeceğimi hiçbir zaman tahmin edemezdim. Açık konuşmak gerekirse bu mücrim halimle böyle bir gönül insanın kapısına gitmeye cesaretim hiçbir zaman olmamıştı. Bizim gibi âlimleri sevmekten başka bir sermayesi olmayanlar için, onların huzurunda olmak büyük bir şeydi. Bunu bildiğim için böyle bir şeye yeltenmemiştim. Benim ilimden pek bir nasibim olmamıştı ama ilim ehline hürmetim her daim olmuştu. Allah şahidimdir, ben âlimleri Allah’tan bu sevgimin sevabını umarak seviyorum.

Yaşar KandemirÜmit Şimşek Hocam sağ olsun

Kandemir Hocamızın hazırladığı Şifa-i Şerif Şerhi’nin yayınlandığını bildirdiğimiz haberimizden sonra, çok sevdiğimiz Ümit Şimşek Hocamızdan bir telefon geldi. Yaşar Kandemir Hocamız eserini bana ulaştırmak istiyormuş. Ümit Şimşek Hocam, benim Yaşar Hocamızın elini öpmek isteyeceğimi tahmin ettiği için, benim elden gidip alacağımı söylemiş kendisine… Ömrü boyunca Resulullah’ın hadis-i şeriflerine hizmet etmiş büyük bir âlim, bana eserini hediye edecek. Bunu duymamla birlikte adeta cennetle müjdelenmiş gibi sevindim. Hane halkı da bu kadar çok sevindiğime ilk defa şahit oldular.

O gün dünyabizim’e de uğradım

Bu telefon görüşmesinden sonra Yaşar Kandemir Hocamızı telefonla rahatsız ettim ve müsait zamanında Bağlarbaşı’ndaki İSAM’da buluşmak üzere sözleştik. Hocamızın o yumuşak sesini telefonda duymanın verdiği duyguyu ise hiç anlatmıyorum.

Buluşma günü geldiğinde İSAM’ı nasıl bulacağım konusunda bir fikrim yoktu. O gün Dunyabizim’in Balmumcu’daki merkezine de uğramıştım. Bir çay içtikten sonra Erhan Erken Abi ve Üzeyir Abi’ye de selam vererek İSAM'a gitmek üzere oradan ayrıldım.

Adres sorduğum kişi hemşeri çıktı

Metrobüsle Bağlarbaşı’na ulaştıktan sonra gözüme kestirdiğim bir kimseye İSAM’ın yerini sordum. Malum, isminde İslam geçen bir kurumu herkes bilmiyor. Adres sorduğum kişi Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde çalışan Konyalı bir öğretmenmiş. “Ben de o tarafa gidiyorum” demesi üzerine beraberce İSAM’a doğru yürümeye başladık. Sonra ondan ayrıldım ve güvenliğe bilgi vererek binaya girdim.

Ziyaretlerde kalbini temiz tutmak adaptandır

Böyle ziyaretlere giderken kalbi temiz tutmak gerektiğini bazı tasavvufî kitaplardan daha önce okuduğum için bir iç temizliği yaparak, temkinli bir şekilde Hocamızın odasına geldim. Bir taraftan da yanlış bir şey söylerim, pot kırarım falan diye de bir endişem vardı. Güvenlik haber verdiği için Hocam odasını bulamayabileceğim ihtimaline binaen kapısının önüne çıkmıştı. Allah’ın selamını verdim ve Hocamızın ellerinden öptüm.

İçeriye geçtik ve yaklaşık yirmi dakika kadar kendisi ile sohbet ettik. Hocam daima mütebessim bir çehre ile karşımda duruyordu. Ve her zamanki gibi o yumuşak ses tonuyla konuşuyordu benimle… Üst üste uzun cümleler kurmuyordu, kısa ve öz olarak söylüyordu söyleyeceğini… Mesela Hocama eserlerinin çok tesirli olduğunu söylediğimde sadece içten bir “Elhamdülillah” dedi. Çamlıca’ya cami konusunu sordum, “Ben bu konulardan anlamam ama cami dinin şiarıdır. İnşallah güzel bir şey ortaya çıkar” dedi. Yani bu konudaki düşüncesi başkaları gibi değildi.Yaşar Kandemir

Keramet mi hüsnü zan mı

Hocama bir de latife yaptım. “Hocam” dedim; “Eskiden Aziz Mahmut Hüdayi hazretlerini her ziyaret edişimde küçük kerametlerle karşılaşırdım. Şimdi de size gelirken adres sorduğum kişi İmam Hatip Hocası olunca rahat buldum. Bu da sizin kerametiniz.” Hocamız tebessüm ettiler ve “Ziyaret ettiğiniz kişi hakkında böyle hüsnü zan etmeniz güzel bir şey” buyurdular.

Sohbetin sonunda Hocamız Tahlil Yayınları’ndan çıkan Şifa-i Şerif Şerhi adlı eserini ve diğer bazı eserlerini imzalayarak bana hediye etti. Âlimlerin vaktini fazla almanın bir cürüm olduğunu düşünerek müsaadelerini istedim ve huzurlarından ayrıldım.

Genç Dergi de bizim…

Dönerken Üsküdar’a gelmişken Genç dergisine de uğradım. O esnada derginin yayın kurulu toplantısı yapılmakta idi. Maşallah pastalı börekli güzel bir toplantı idi. Dergiye gönderilen yazılar ciddi bir şekilde okunuyor ve yayınlanıp yayınlanmayacağına karar veriliyordu. Sözde bir yayın kurulu olmadığını ve ciddi bir şekilde bu işin üzerinde durduklarını görmüş oldum. Bir pasta ve çay miktarı orada bulunduktan sonra müsaadelerini istedim ve ayrıldım. Bu arada yayın kurulu üyeleri elimdeki Şifa-i Şerif Şerhi adlı eserin baskısını çok beğendiler.

Bir hafta seyrettim eseri

Eve gittiğim zaman hemen Şifa-i Şerif Şerhi’ni incelemeye başladım. Sonra masamın üzerinde bir yere koydum ve yaklaşık bir hafta o kitabı seyrettim. “Yeme de yanında yat” deyiminin ne anlama geldiğini anlamış oldum. Sonra tekrar incelemeye devam ettim. Şu an hâlâ okumaya devam ediyorum. İlerde inşallah bu güzel kitabı sizlere tanıtacağız.

 

Aydın Başar yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Ağustos 2012, 15:13
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20