banner17

Yarına Kayseri'den kim kalacak?

Cümleleri kalbe dokunan bir yazar Emir Kalkan. Nice okurun ismini dahi duymadığı bir yazar o. Zeki Bulduk bir hazineden bahsediyor.

Yarına Kayseri'den kim kalacak?

Geçmiş  Zamanın Peşinde

“Herhangi bir hayalin hatırası herhangi bir anın esefinden ibarettir; evler, yollar, caddeler ise, yıllar gibi, heyhat, gelip geçicidirler.”(Marcel Proust-Geçmiş Zamanın Peşinde) Proust’a hak vermemek elde değil. Esef ve hayret hayatın neredeyse her gününe siniyor. Eseflenecek bir hayatımız olması ya da heyhat diyeceğimiz halleri yaşamamızdır bizleri hüzne ya da kedere gark eden. Aslında kitap adını alıp Emir Kalkan isminin yanına yazacaktım. Zira, Emir Kalkan’ın eserlerini okumak insanı “geçmiş zamanın peşine” takıyor. Daha sonra da Proust’un itirafı yakamıza yapışıyor. Biten (İki) Yüzyıl, diye kitabı vardır Selim İleri’nin. Kitabın ismi dokunur bana. Belki de bitmek kavramıdır dokunan. Emir Kalkan tam da bu kitap isimlerinin dünyasına çekiyor okuyucuyu. Bitmekte olanları bir bir sıralıyor eserlerinde.

Eserleri demişken, isimleri fena ele veriyor anlattığı mazinin hüznünü: Kanatsız Kuşlar Şehri, Ha Bu Diyar, Bu Taraf Anadolu, Hoşçakal Şehir, Türk Düğünü, Gül Ayinleri, Kayıp Yüzler. Aslında her kitap adı için ayrı bir yazı yazılabilir. Çağrışımları bile insanı “kaybettiğini hatırla” dizesine doğru çekmekte.

Kayseri nasıl hatırlanacak?Kayıp Yüzler, Emir Kalkan

Kayseri ileride, yüzlerce yıl sonra hatırlanacaksa eğer; Cumhurbaşkanı çıkaran vilayet diye, pastırması ünlü şehir diye, Erciyes Dağı olan şehir diye, başkent seçilmeyen şehir diye, Kayserlerin mülkü, Selçuklu gözdesi, Cumhuriyet devri Anadolu’nun sanayi şehri diye hatırlanmayacak. Emir Kalkan’ın her taşının hikayesini hakkak gibi işleyen, tezyin eden o lisanı ve hikayeleriyle hatırlanacak. Biliyorum epey iddialı bir söz. Zira edebiyat sıkı bir iddiadır. Günübirlik olana kafa tutma yeteneği vardır hikayelerde. Koca koca binalar, sert rejimler, kunt adamlar birer birer devrilirler. Lakin hikaye vardır ki kulaktan kulağa, nesilden nesile devam eder. “Neydi senin hikayen?” deriz tüm iktidarı, malı mülkü, görülen yerleri, yenilen içileni boşver deyip dinlediğimiz… Bu taşın hikayesidir. Bu kentin hikayesidir. Bu yapıp ettiklerimizin hikayesidir. Bu Adem’in hikayesidir. Emir Kalkan, yanındakinin, yöresindekinin dilini çözmüş, gamlı lakin inci kıymetinde hikayelerin dillendiricisi. Anlattığı Kayserinin dönüşümü gibi görünse de “çağdaş zamanlarda insan kalmanın” hikayesidir anlattığı.

İnsan, kolaycıdır; okuyucu olunca daha da kolaycıdır

Sait Faik denli olanı, hali, görüneni yazıp, hüzne boğmadan, kılçıksız, tatlı hikayeler de yazılabilir insana, dönüşüme dair. Lakin, bu bir tür bedelsizliktir. Okuyucunun ekserisi bu tür hikayeyi ya da anlatıları sever. Okuyucu, duymak istediğini yazanı okur ağırlıkla. Ancak, hesaplaşmaya giren yazıcıya meyil azdır. Hatta, hüzün, dert, kayıp, geçmişin güzelliklerini yazana karşı dikkatlidir çağdaş okur. Bir tür baykuş, mezarlıkta öten baykuş gibi görür hüzne müptela yazıcıyı. Oysa okuyucunun ıskaladığı bir şey vardır; insanın hamurunda olan hüzün eğer ki işlenebilirse insani ve “geçmişe özlem duyulmayan” bir dünya kurulabilir.

Emir Kalkan hikayesi bu noktada iyi bir zihin işleyicidir. Sadece eseflenme, mazinin güzelliğine bakıp çağa küsme yoktur onda: kayıbın ne denli kıymetli olduğunu hatırlatma vardır. Yunmak, arınmak, yüzümüze bir avuç su çarparken, evet, bu böyledir. Evet, sular yokuşa akabilir, demek vardır işin ucunda.

Şunu da belirtmekte yarar var; Emir Kalkan hikayelerini okuyanların kalpleri herhangi bir kalp krizine karşı dayanıklı olmalıdır. Zira, o sade ve insanın dimağına yoğurt tazeliğinde gelen dil, birden öyle bir cümle kurar ki, kalp krizi geçirebilirsiniz. Ağır ağır bir ovada aracınız seyrederken, birden gaza basmak gibi; olduğunuz halden başka bir hale düçar olursunuz. Mesela bir Yeşim Su… Bir Roman kızı. Sakız patlata patlata dolaşsın Kayseri sokaklarında, “abey” desin arada bir, pembe hayalleri olsun… Sonra o hayalleri iki dolmuşla gelen İstanbul Romanları tarafından alt üst olsun. Sevdiğine iki altın bırakırken o onaltı yaşındaki kızın söylediği cümle yüzünüzdeki gülümseme yerine gözünüzdeki yaşın harcı olur. Emir Kalkan; göze, dile, zihne hitap etmiyor aslında. Dosdoğru kalbi hedefliyor. Hedef değil… Hitap ediyor.

Kanatsız Kuşlar Şehri, Emir KalkanSöylenememiş  söz varmış, demek…

Kayserinin mutmain yazarı Emir Kalkan’ı geç okudum. Hikayeci İmdat Avşar dostumuz kulağıma fısıldamıştı. Zira, onun hikayeleri de Anadolu’nun bağrı yanık tarafından sesleniyordu. Hani, söylenmemiş söz yoktu ya gökkubbe altında… İşte o gökkubbe altında söylenegelenleri zaman zaman ıskalarız, zaman zaman anlatılan, anlatıcı dilinde heder olur ya… İşte tam da burada Emir Kalkan denli ince işçilik yapan yazıcıya ihtiyaç vardır. Maziyi, geçmişin tozlu yollarını, o yaşmaklı kadınları, o kuru ekmeğe şeker eritip yiyen çocukları, Gesi Bağlarının içinde dolanan yarenleri, uzaktan sevmede birinci olan çocukları, gökyüzünde boşu boşuna uçmayan kuşları bir de Emir Kalkan’dan okumakta fayda var. Zira, geriye dönüp baktığımız dürbünlerin çoğu alelacele tutulmuş muhasebe defterleri gibi. Emir Kalkan bir muhasip değil; lakin anlattığının ne denli kıymetli olduğunu bilen, eserinin arasına yüreğini de koyan bir yazıcı.

Başa dönersek, Marcel Proust’un sözünde biraz oynama yapmak durumunda kalırız: Yollar, caddeler, yıllar, heyhat geçicidirler. Oysa bizi eseflendiren hayalimizin hatırası ise baki bir yaradır. Yaramızı mı sevdiriyor Emir Kalkan? Hayır, yaralandığımız yerde durup, elinde bir sarı yazma ile bekliyor. Hikayemizin ölümsüz olduğunu hatırlatıyor tüm değişim ve çağdaş buldozerlere, “bizi” diri diri gömmek isteyen vandallıklara rağmen.

Bir filozof güzel demişti: “Neden gülüyorsun?! Anlattığım senin hikayen!” Evet, hikayemizin komik olmadığını hatırlamak için Kanatsız Kuşlar Şehri’ne gitmek iyi fikir.

 

Zeki Bulduk, Emir Kalkan’ın eserlerinde kanayan bir yara gördü

 

Güncelleme Tarihi: 10 Eylül 2011, 00:28
YORUM EKLE
YORUMLAR
Görkem Evci
Görkem Evci - 8 yıl Önce

Daha evvel Emir Kalkan'ın iki kitabını Dünyabizim'e yazmıştım. Kendisini tanımaktan, okumaktan mutluluk duyuyorum. Bizlere sadeliğin güzelliğini bu toprakların bağrından kopan kelimelerle anlatan kalem erbabına selam olsun.

Emir Kalkan kitaplarına dair bahsi geçen yazılar:
http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=6272

http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=5654

banner19

banner13

banner20