banner17

Yaman bir aşığın izinde

Hem bana örnek olması için hem de merakımı gidermek için, nasıl bir hayatı olduğunu araştırmaya başladım şairin.

Yaman bir aşığın izinde

Onun şiirlerini okuduğumda gözlerimden süzülen yaşları, kucağım ıslanmaya başlayınca fark ettim. ‘’Allah’ım bu nasıl bir aşk ki, terennümü mahiyetindeki bir şiir bile, okuyana bu kadar tesir edebiliyor?!’’ diye düşündüm.

Yaman DedeKendimce ona özenmeye başladım. Ben de bir şiir yazmaya çalıştım Nurlu Biricik Rehberime, lakin beceremedim. Onunki gibi olmadı. Bu sefer sorgulamaya başladım ‘’Neden?’’ diye. Yine kendimce bir cevap buldum: Ben, peygamberimize yeterince aşık değildim. Şu halde aşkla yoğrulmamış bir gönülden harika bir aşk şiiri nasıl çıkardı? Hem bana örnek olması için hem de merakımı gidermek için, nasıl bir hayatı olduğunu araştırmaya başladım şairin.

Rum Bir Molla

Asıl adı Diyamandi. Türkçe karşılığı elmas… Kayserili rum bir ailenin çocuğu olarak 1887’de dünyaya gelir ve ilk tahsilini Rum Ortodoks Mektebi’nde yapar. Birincilikle bitirdiği Kastamonu İdadisi’nde arkadaşları ona ‘’Yamandi Molla’’ lakabını takarlar. Bir ortodoksa molla denilmesi oldukça ilginç değil mi? Merak ettiyseniz sebebini hemen açıklayayım: Okulda İslam dini derslerinden gayrimüslimler muaf tutuldukları halde, Diyamandi sınıftan çıkmaz, bir Müslüman gibi ilmihal bilgilerini, İslam inanç esaslarını ve peygamberimizin hayatını tedris eder. Etrafında ise Hristiyan bilindiği ama diğer Hristiyanlar gibi olmadığı için de bu lakap takılır kendisine.

Okulda Arapça ve Farsça dersleri de alan Diyamandi, Mesnevi’nin ilk beyitlerini hocasından duyduğu zaman derinden etkilenir. Onun bazı beyitlerini ezberler ve içinde müthiş bir Mevlana sevgisi hasıl olur.

İdadiyi bitirdikten sonra İstanbul’a gelerek hukuk fakültesini bitirir. Devlette görev alır. Bir yandan da özel hocalardan edebiyat ve İslami ilimler dersleri alır. Bu esnada dil ile söylemese bile kelime-i şahadeti gönülden çoktan getirmiştir. Mevlevi dergahında Ahmed Remzi dededen Mesnevi okur. Mesnevi deryasına daldıkça muhabbeti zirvelere doğru tırmanmaya başlar ve şerhleri kısa bir sürede bitirir.

İki MevleviBir yandan devletteki görevine devam ederken diğer yandan da şiirler yazar ve Ankara Radyosu’nda çeşitli Mevlevi büyüklerinin hayatlarını anlatan sohbet programları yapar. Bu programlar, o devrin yazarlarının ve ediplerinin dikkatini çeker. Kısa zamanda ilim ve edebiyat çevrelerinde yer edinir.

1942’den itibaren çeşitli azınlık okullarında Türk Edebiyatı ve Farsça dersleri okutan Diyamandi, resmi vazifesinden ayrılır, serbest avukatlık yapmaya başlar.

Müslüman olduğunu ilan edişi

Anadolu’nun muhtelif beldelerinde Mevlana konulu konferanslar verir. Ancak Rumların çok mutaassıp olduklarını bildiği için kendisini öldürürler diye Müslüman olduğunu gizler. Namazını kimsenin göremeyeceği yerlerde kılar, orucunu da kâh iftarsız kâh sahursuz tutar. Ancak bir gece namaz kılarken eşi kendisini yakalar ve kızıyla beraber feryadı basarlar. İlahi aşkla dolu bir kalbin hâmili olan Diyamandi, gayet kararlı bir şekilde ‘’Bütün malımı sana bırakıyorum, ama bunu kimseye söyleme.’’ Der ve ceketini alıp çıkar. Bundan sonra bazen arkadaşlarının ve öğrencilerinin evlerinde bazen de Karaköy’deki hukuk bürosunda kalır. 15 Şubat 1942 yılında adını Mehmet Abdülkadir KEÇEOĞLU olarak değiştirir ve din hanesine de İslam yazdırır.

Aşkın Sönmeyen Ateşi1959-62 yılları  arasında İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde Farsça dersleri okutur. Bu sırada talebe olup onun rahle-i tedrisinden geçmiş, şimdinin ilim adamı Prof. Dr. Cevat AKŞİT hocamıza bu büyük aşığı sorduk:

Prof. Dr. Cevat AKŞİT: “Samimi bir aşıktı. Peygamber efendimizin adı  geçince hemen ağlamaya başlardı, bizi de ağlatırdı. Dersleri çok güzel geçerdi, gayet içten anlatırdı. Aşktan olacak herhalde bir deri bir kemik kalmıştı...” 

Yaman Dede’nin şiiri

Halk arasında Yaman Dede olarak tanınan üstadın dilden dile dolaşan şiirleri vardır.

Dostlarının teşvik ve tanıştırmasıyla ilkokul öğretmenliğinden emekli olan Hatice hanımla evlenen Abdülkadir KEÇEOĞLU, 3 Mayıs 1962 tarihine gelindiğinde çok sevdiği Rabb'ine kavuştu. Yetiştirdiği yüzlerce talebesinin ve sevenlerinin omuzlarında Karacaahmet mezarlığına defnedildi. Bu mübarek zâtı ziyaret ettiğinizde, mezar taşında ona yakışır bir ifadeyle karşılaşırsınız: Huve’l-Baki

                          Mevlana Aşığı Yaman Dede

                          Hakk’a kavuşmak için ircii emrine etti itaat.

*Ayrıca: Değerli ses sanatçımız Mustafa Demirci'nin Aşkın Sönmeyen Ateşi isimli romanı Yaman Dede'yi anlatır.

Yaman Dede'nin bir şiiri için:

http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=2161

 

Şeyma Derbeder aşkla yazdı.

Güncelleme Tarihi: 05 Kasım 2009, 10:06
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
mustafa nezihi
mustafa nezihi - 9 yıl Önce

sevindim imrendim utandım

Sergül Vural
Sergül Vural - 7 yıl Önce

İslam uğrunda aşkla yol alan bir gönül neferidir o. Ölümlü hayatını sonsuzluk yoluna adayan er kişidir..Siz de güzel anlatmışsınız vesselam....

banner19

banner13

banner20