banner17

Yalan dünya sende âhım kaldı!

Zeki Bulduk müstesna güzellerde Çöllo dedesini anlatıyor, iki yavrusunu kaybedince eriyip giden dedesini..

Yalan dünya sende âhım kaldı!

Ayaz küfürlü  adam

Çöllo’nun bacakları çok üşürdü.

Ne pis küfrederdi öyle!.. Ama nedense hiç kimseler kızmazdı. Hatta o sövdükçe gülerlerdi!

Üşüyen bacaklarını minder üzerinde otururken üst üste atıp dizinin üzerinde sigara sarması yok muydu… İşte zenaat buydu! Bakar kalırdım. Kürdan gibi bacaklarını nasıl üst üste atar, o incecik sigaraları dizinin üzerinde nasıl sarar, sonra da o ipince sigaradan odayı dolduracak denli çok dumanı nasıl çıkarırdı, hiçbir zaman anlayamadım…

Kuşgözü kadar küçük, minicik, hani o gözyaşı damlası kadar misketler var ya, işte o denli küçük gözleri vardı. Kalın camlı bir gözlüğü vardı, tam ortasından kırılmış. Kim bilir kime kızıp söverken, hararetinden yere düşürüp kırmıştı da tam orta yerinden yara bandıyla bantlanmış bir gözlüğün arkasından bakardı dünyaya. Burnu yoktu! Evet, burnu bir hastalık sonrası alınmıştı. Burnunun yerinde sanırsınız ki büyük kırmızı bir et beni vardı, parmak ucu kadar. Köyde yaşlılar başlarına takke takarlardı, o ise bir fes takar fesin etrafını da hani o alacalı atkılar vardı bir zamanlar, işte o boyunbağıyla sarık gibi sarar öyle çıkardı ayaza.

Ebem kadın:” Eskiden Çöllo ağam zebellah gibi adamdı yavrum. Aklı şu dokuz köyde yoktu. Uşakları kırıldıktan sonra mum gibi eridi, aklını kaybetti, diline bir sövmedir oturdu.” demişti bir zamanlar.Derin düşünce

Yüreğindekini patos gibi savuran dil

O zamanlar tam da bizim çayıra keşif getirdiği zamana denk düşer. Çöllo dedemin çayırı ile diğer dedemin çayır sınırdı. Her sene ırgatlar gelip tırpanı ellerine aldıklarında Çöllo dedem de alır sazı eline “vay benim çayırımı biçiyorsunuz/  sizi sürüm sürüm süründüreceğim/ hakkımı yiyorsunuz; inekler gibi çayırımı yiyin/ ananızdan emdiğiniz sütü çayırıma akıtacağım” diye bir türküye başlardı. Dedem ne dese boştu. O sövdükçe dedem dişini sıkar, “git kimi getireceksen getir!” der, Çöllo, dedemi sövmeleriyle çayırın orta yerinde bırakırdı. Çöllo dedemse peşinden koşar, kolunu yakalar,” gitme gel, erkeksen dövüşelim!” derdi bir delikanlı öfkesinde ama kendi yetmiş yaşlarında!

Keşif gelir, sınır taşlarının sayısını artırır, “hakkını yememişler amca!” diyen kadastro memurlarını paylar, onlara hafif küfürler eder, dedemin kadastro memurlarına koyun kesip, rüşvet verdiğini anlatırdı günlerce. Öfkesi geçince gelir,” Vay babamın oğlu ne yapıyon?! Vay anımın boncuk gözlü guzusu ben senin göynünü yıktım, bağışa beni!” der, hanemize dalar, bağıra bağıra ağlardı. Çöllo, yüreği dilinde adamdı. İçine ne gelirse patos gibi savururdu. Dört bir yanı şevk, coşku, efil efil bozkırdı.

Sofu Çöllo

Camide eğer arka saflardaki çocuklar eniklik yapıyorlarsa ilkin caminin adabına hemen uyan Çöllo dedem paylar, caminin huşu abidesi olurdu. Ama, tahiyyattan sonra sol omuzdaki meleğe de selamı verir vermez gerilere dönüp “sizin diliniz…!” demekten de geri durmazdı. Tam laik adamdı! Allahtan ibadet ederken küfretmezdi. İbadetten sonra dünyanın en can alıcı, en ağzı açılmadık küfürlerini bulur, köyün içindeki her bir evin köşesine bırakırdı.

Aklın kıyameti; evlatların encamı

Çocukları on-on iki yaşlarındaymış. Peş peşe doğmuş iki aslan gibi çocuk… Onlarla övünürmüş. Kardeşi ağa olmasına rağmen az bir tarlayla, beş altı koyun verip ağa evinden salmışlar Çöllo’yu. O da, çocuklarıyla övünürmüş:”Ağalığınız kaç para eder benim aslanlarım yanında hey?!” dediğini çok duymuş eski zaman insanları. Gel zaman git zaman, dünya nimeti namına dayandığı, yaslandığı, gördükçe içini ılgıt ılgıt akıtan oğulları bilinmez bir derdin ateşine düşmüşler. “Cüzzam!” demişler. “Sara!” demişler. “İnce hastalık!” demişler… Her bir şeyi demişler de derman kimde onu dememiş diyenler.

Hekim yetiştirememiş oğullarına. Karlı bir kış günü çocuklar içlerinin yangınından derilerini kaşıya kaşıya kanatmışlar, bir boşluk bulunca da dışarı kaçmışlar. Karların içerisinde acıdan ve ağrıdan “ulur gibi bağırıyorlardı” diye anlatırdı ebem Kadın. Karların içerisinde debelene debelene can vermişler. Kar, kan kesmiş o gün... Kan izlerini takip ederek bulmuşlar Çöllo’nun evinin ışıklarını. O gün iki can sönmüş Çöllo’nun evinde; iki de ışık sönmüş. Çöllo dellenmiş, küfretmiş, kahretmiş. Hatice ebem ise o günden sonra “Deli Hatçe” olmuş görenlerin, duyanların ama asla o acıyı bilmeyenlerin nazarında.

Kürtçe ağıtlar neyi saklar?

Hatice ebem dellendikten sonra bir daha doğurmamış. Bir kızı varmış viran hanesinin. Ama, Çöllo dedem durur mu?! Evlenmiş. Lakin ikinci karısının ömrü vefa etmemiş. Çocuğu da olmamış. Yas gününde fena ağlamış. Kürt hısımları taziyeye geldiğinde ise, kapıya çıkmış, ölen karısının fistanını eline almış, ağıdına Kürtçe bir renk vermiş. Bir yandan ağlıyor bir yandan da ağıdını Kürtçe söylüyormuş. Kapıdan gelen Kürt hısımlar kıs kıs gülüyorlarmış. Bunu gören bizim büyükler:” Ağalar ayıptır! Çöllo delirdi ya, siz de mi dellendiniz?! Niye gülüyorsunuz?” diye sormuşlar. Misafirler de:”O’nun ne dediğini anlasanız siz de gülersiniz… ‘Ağalar, benim karım öldü; sizde şunun içini dolduracak, babayiğit, hayırlı bir dul var mı?’ diye fistanı gösteriyor bize!”

Bir şeye fena yanarım: Çöllo dedem ölmeden önce bir bayram sabahı elini öpmeye gittiğimde el alem güle oynaya bayram ederken, o kavalını çalıyor, ömür hanesindeki kayıplarına ağlıyor, köydeki her eve ölen çocuklarının yaşıtları gurbetten koca koca adam olup dönmüş, bir Çöllo dedemin çocukları gelmemişler işte!  Dertli bir ağıt söylüyordu. İçinde, atlar, çocuklar, kadınlar, ölümler ve insanın içine oturan kahırlı sözlerin olduğu bir ağıt. Sesini kaydedemedim, ona yanarım.

Gerisini anlatmayacağım.

(Bir vakitler İbrahim Tenekeci Eşkıya Şiirleri benzeri bir antoloji vermişti. Çöllo sayfasını açıp, ‘bu senin deden olan Çöllo mu?’ diye sormuştu, Çöllo başlıklı bir koşmayı gösterip. Evet, Buzluk Dağı çevresinde imi timi belli olmayan onlarca Çöllo’dan biriydi o… Eşkiyalık bahsi burayı zorlar.)

 

 

Zeki Bulduk, insanların, acısını zulm olsa da çeken insanların ne denli azaldığına üzüldü

Güncelleme Tarihi: 30 Aralık 2010, 13:15
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Demiray
Mustafa Demiray - 8 yıl Önce

Elinize sağlık.
Bizim köyde de vardı bir Çöllo Emmim. Anlamını merak eder dururum Çöllo'nun. Aslı nedir acaba?

Zeki Bulduk
Zeki Bulduk - 8 yıl Önce

Çöllü; çölde yaşayan... Şivede Çöllo olmuştur. Bu isim genellikle bozkır, ağaçsız, düz topraklarda yaşayan insanlar arasında yaygındır. Zira, Anadolu'nun çölü düzlük arazilerdir. Çöllo dedemin yaşadığı aşiret toprakları "çöl köyleri" diye bilinir.

banner8

banner19

banner20