banner17

Ya diğer Srebrenitsa'lar?

On yıl sonra Bağdat'ta, Necef'te de toplu mezarlar açılacak, onlara da çok üzüleceğiz, anma törenlerine yüksek adamlar iştirak edecek, ajanslar klas kareler geçecekler vicdanın merceğine. Srebrenitsa'da olduğu gibi.

Ya diğer Srebrenitsa'lar?

“Yüryüzünde en çok sevdiğim şeyler neden tehlikede olsun? Beni savaştan çok ürküten, yarının dünyası. Bütün bu yıkılan köyler, sağa sola savrulan aileler. Ölüm umurumda bile değil, ama insanlar arasındaki ruhsal birliğe dokunulmasına dayanamıyorum. Öyle çok isterdim ki hepimizi kar beyaz bir masa başında toplanmış görmeyi.” Exupéry’nin Mektuplar’ını okuyorum. 1940’ta yazdığı bu satırlardan bu vakte değin kaç “yarının dünyası” daha yerle bir oldu?Srebrenitsa

Katledilen, sürülen, sürgün edilen, hayat hakkı tanınmayan, oysa ertesi sabah halledeceği olağan işlerinin ardından evine dönmeyi düşünen bir adamın veya cephede savaşın bitimine dair hayaller kurarken, o hayallerin içerisinde yer alamayan bir askerin; ailesinin, su içtikleri bardağın, kapılarının eşiğinin, evlerindeki duvar süslerinin, hepsinin hakkını kim verecek diye düşündüm. Sokaklarının, salon lambasının bozulmasının, komşusuna gülümsemesinin, kininin, sinsi planlarının, sulu şakalarının, küfretmelerinin hakkını…

İstatistiğe indirgenen yaşamak

SrebrenitsaAncak böyle düşünerek, Irak’ta son örneğini gördüğümüz ‘ölümleri istatiğe indirgeme’ garabetinin önüne geçiriyorum zihnimi. Bütün yüzleri siliyorlar hafızamızdan, sadece, 30 ölü. 30 ölüden daha fazlası işte, 30 parçalanmış cesetten çok daha fazlası bunlar. Sadece yüksek adamların, generallerin, patronların, beylerin, efendilerin kapısının eşiği, su içtiği bardağı, çocuğu, hayatı varmış gibi davranan büyük bir aptallar topluluğu; “diğer” insanları sadece ölüyken “sayan” vicdansızlar. İşte, Temmuz 1995. Srebresnitsa. 15. yılındayız. 775 şehit daha defnedildi. 8 bin şehit, 4 bini hâlâ kayıp. Sıraladığım incelikleri olan, yaşayan, sabah bakkaldan ekmek almak için evden çıkan 4 bin ‘yaşamak’ bir anda yok oluyor.

Çok sinek vardı

Aynı gün, kurduğu Sırp Demokrasi Partisi (SDS) tarafından Karaciç’e nişan verildiği haberiniSrebrenitsa geçti ajanslar. Bu haberi okur okumaz aklım, Jean Genet’in “Şatila’da Dört Saat” altbaşlıklı Tek Başına kitabına gitti. Şatila katliamından sonra kampa giren Genet, akıldan çıkmayacak, çarpıcı “sahneler” anlatır burada. Soykırım nedir, “görürsünüz” adeta. Bu kitabı bir kez okuma cesaretine kavuştum, ikinci kez okuyamıyorum bile.

“Daracık sokaklar bazen bir çocuk cesedi yüzünden kapanıyor; sokaklar o kadar küçük ve dar, ölüler de o kadar çok ki. Sokakların kokusu herhalde yaşlılara tanıdık geliyordur; ben rahatsız olmadım kokudan. Çok sinek vardı. Bir cesedin kafasındaki mendili ya da Arap gazetesini kaldırdığımda, birden havalanıyorlardı.” Bunlar daha başlangıç fragmanlarıdır, buraya almak istemediğim vahşet detayları uzar gider, “sanki her bir kolunda yüzlerce ölü olan, bir rüzgârgülüne kapılmıştım” der yazar. Karaciç’in bendeki çağrışımı yalnızca bunlardır, soykırım fragmanları.

Necef
Necef'te bir hapishanede baba ve oğlu

Necef’te de toplu mezarlar

Srebrenitsa şehitleri için düzenlenen anma törenini televizyonda izlerken, Bosna savaşı kuşağının o savaştan, katliamlardan dolayı kendini sorumlu hissettiğini, çocuklarına verecek cevabı olup olmadığını konuştuğumuz sohbetler geldi aklıma. Aynı şey, benim kuşağımda da Irak işgali için geçerli. On yıl sonra Bağdat’ta, Necef’te de toplu mezarlar açılacak, onlara da çok üzüleceğiz, anma törenlerine yüksek adamlar iştirak edecek, ajanslar klas kareler geçecekler vicdanın merceğine. Srebrenitsa’da olduğu gibi. “Bugün dünyanın en ıssız köşesi, ruh. Susuzluktan ölüyor insan.” Ah, azizim Exupéry!

 

M. Fatih Kutan şehitlere selam durdu

Güncelleme Tarihi: 16 Temmuz 2010, 22:05
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
vita brevis
vita brevis - 8 yıl Önce

Suyu temizliyor ayakların
/gerçek mi gerçek/
savaş pilotu exupery'nin
parmaklarının suya dokunuşudur
çoğalan ibrahimlerle
bir gelecek vakit habercisi
yeniden çizdi kenti
-buruşmuş çocuk balonları
gibi kaldırıldı
kentin
putları
ve
eski fotoğrafları-
ne de iyi demiş Nuri Pakdil... vesselam

Hasan Hakan
Hasan Hakan - 8 yıl Önce

Sırbistan ile vizeler kalktığından beri islam ümmeti açısından çok umutluyum. Sırplardan çok iyi ümmet olacağına şüphem yok. Bir gün herkes müslüman olacak, değil mi..Mehdi ha geldi ha gelecek.. Harun Yahya'nın, Mehdi bu yüzyılda gelecek, isimli kitabı da çıkmış, maaşallah, hayırlısı olsun..Allah kolaylık versin.

banner8

banner19

banner20