Varoştan Şehir Çıkaran Ruh: Recep Garip

Muhabbetse muhabbet, omuz omuza vermekse omuz omuza vermek, desteklemekse desteklemek; ama asla kibirlenmemek aldığı vasıflarla: İşte Recep Garip

Varoştan Şehir Çıkaran Ruh: Recep Garip

Recep Garip.

Şair. Milletvekili, ressam, radyo programcısı, dergi editörü, eğitimci olması şu an için kapsam alanımıza dahil değil. Aslında Recep Abi'nin şair cenahından da bahsetmeyeceğim. Şu günlerde Dil ve Edebiyat Derneği'nin kuruluşunda bulunduktan sonra dernek ve aynı adlı dergi ile hemhal olmuş vaziyette.

 

Recep Garip'i ne zaman tanıdım?

Sanki asırlar önce… Ümraniye Belediyesine insanın içini açan bir ofisi vardı. Kültür müdürüydü. Kültür müdürlüğünün hakkını veren çok az insandan biriydi.

 

Bir davet üzerine, hizmet için memuriyetten istifa edip, Ümraniye Belediyesi Kültür Müdürlüğüne geçmişti. Gelişiyle birlikte Ümraniye Modeli diyebileceğimiz bir kültür atılımının da önünü açmıştı. Öyle ki “bu adamlar bir şey bilmez, iki şiir akşamı yapar, birkaçta mevlid okurlar, kültürden ne anlarlar!” diyenlerin dudaklarını uçuklatacak çalışmaların altına imza atmıştır Recep Abi. Adana'nın o Çukurova sıcağını yüzünden eksik etmeyen bir duruşu vardı. Güleç ve daima bir şeyler yapmaya meyyal. Çalışmaları ve etkinlikleri büyükşehirle yarışacak seviyeye ulaşmıştı. Açılan kütüphaneler, arttırılan burslar, yaz festivalleri, okullara yapılan yardımlar bazı üst başlıklardı. Bu arada, sanırım burs almak için müracaat etmiştim ve o vakit tanışmıştık. Utana sıkıla girdiğim odadan gönenç ve ferahlıkla çıktığımı hatırlıyorum.

 

İstanbulu Şehrayine Çeviren Adanalı

Recep Garip, edebiyatın yazmakla sınırlı olmadığını bilen bir yerlidir. Belki de bu yüzden insanlarla yüzleşir, onlarla kaynaşır, tanıştığı insanları mutlaka bir etkinlikte imza olarak görür, gösterir. Öyle ki çalışmalarının ses getirdiğini gören birçok belediye ve kurum Recep Garip ile çalışmak istemiş, bu hal neticesinde Eminönü Belediyesi Kültür Müdürlüğüne geçmiştir. Öyle ya, İstanbul demek Eminönü demektir. Ayasofya, Topkapı, Sultanahmet… Yani ki payitahtta olmak, dünyaya açılan kapıda hizmet etmek evla olandı. Recep Abi iki yıl kadar burada çalıştı. Yine güzel işlere imza attı. En etkilisi ise Ramazan etkinlikleri çerçevesinde adeta bir kültür ve sanat festivaline mihmandar olmasıdır. Ancak, bürokrasi ve bazı engeller çalışmalarını kısıtladığından yeniden Ümraniye Belediyesine dönmüştür.

 

Hoca Ahmet Yesevi, Cemil Meriç ve özellikle Cahit Zarifoğlu Kütüphanesi… İsimleri bile birer köşe taşı olan, bir medeniyetin vesikalık resmini veren bu insanları en güzel haliyle yaşatan mekanların açılışına öncülük eden Recep Garip, ardındaki medeniyet desteğini her dem canlı tutan bir aydındır. Kendi dünyasında kilitli kalmış birçok aydınımıza ve abimize inat o dışarıya çıkmış, dışarıda organize edilecek onca güzel insan olduğunu görmüştür. Her gittiği yerde de bu hali yaşatmıştır.

Varoşun yüzündeki kirliliği ve kültür fakirliğini silmek için epey çalışan Recep Garip yoluna devam ediyor.

 

Ağabeycilik Tarikatını Tanımıyor

Muhabbetse muhabbet, omuz omuza vermekse omuz omuza vermek, desteklemekse desteklemek; ama asla kibirlenmemek aldığı vasıflarla: İşte Recep Garip'i tasvir eden bu cümlelerdir. Çünkü Anadolu kokusu daima burnunda tütmektedir. Mavi Gül adlı mekandan getirdiği koku hala diri ve ferahtır.

 

Bazen aklıma geliyor: sadece dergi çıkarabilir, şiirlerini yazar, resimlerini yapar, arada da “bizde sanattan anlayan yok!” yollu mahallemize içerden taşlar atabilirdi. Ama böyle yapmadı. Çünkü, Çukurova sıcağı kalbini soğutmadı. Çünkü, hediye ettiği kitaplar ona durmaması ve kardeşlerine çamur atmamasını gerekliliğini bildirmişti.

 

Recep Garip. biyografisine bakarsanız elli yaşını geçtiğini göreceksiniz. Bir ömre fazla gelecek eserlere imza attığını da göreceksiniz. Ancak, yüz yüze gelir ve iki dakika muhabbet ederseniz genç bir sahabe yaşında ve coşkusunda olduğunu da göreceğinize eminim.

 

Yüzün Ardındaki Silüetler

Erdem Beyazıt, Akif İnan ve Cahit Zarifoğlu'nun adeta manevi mirası Recep Garip ismi üzerinde durmaktadır. (Bu cümlemden diğer ağabeylerim alınmasınlar. Zira bu yazının konusu gereği zikretmem şart idi. Aynı isimlerin kimlerle uhuvvet halinde olduğunu diğer yazılarımızda tekrar hatırlatırız.) Yukarıdaki üç güzel ismin hallerini Recep Garip adında mündemiç etmek şaşırtıcı değil; zira Recep Garip'e adeta el vermiştir bu güzel insanlar. Bu yüzden gayretini Allah daim etsin, diyoruz.

 

Sahi, Recep Garip'e Kültür Bakanlığı teklif etmeyenler, Atilla Koç'la yetindiler?

Günümüz belediyeleri Recep Garip'in çalışmalarını taklit edip, yanına da iki üç yarışma ekleyerek aceba şehrin kültür haritasını canlandırdıklarını mı düşünüyorlar? Bence, sığlaşan bir bürokrasi ve kes yapıştır etkinliklerine son vermenin zamanı geldi. Nasıl ki Mehmet Bingöl Kültür Müdürlüğüne Recep Garip'in yakışacağını düşünecek kadar ileri görüşlü idiyse; şimdiki –tüm kurumlardaki- idareciler de artık ak koyunu kara koynu görmeli ve iktidarları ayakta tutanların kültür adamları olduğunun farkına varmalılar.

Recep Abi'nin hediye edecek kitapları, tertip edeceği festivalleri, açılışını yapacağı kültür şehirleri olduğunu düşünüyorum. Umarım dünya onu yeterince yormamıştır.

 

Zeki Bulduk yazdı

Yayın Tarihi: 07 Nisan 2009 Salı 14:40 Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 09:47
banner25
YORUM EKLE

banner26