Üzeyir Sali şiir dosyasını yakmıştı

Bir gün, onun 'Hadi G.' şiirini oda kapısına asmıştı Ramazan Dikmen. Çok önemliydi bu! Bir çeşit ödül. İlk dosyasının reddedilip yakılmasından altı yıl sonra, 1982'de.

Üzeyir Sali şiir dosyasını yakmıştı

Yapayalnız yolculuklara çıkmayı çok severdi eskiden. Hüzünlü mektuplar yazmayı da. Kitaplardan ve yasaklardan yapılma yüzü ile şehirlerin üstüne yağardı, kederli evlere.

Eskiden bize de gelirdi.

Gelemediği zamanlarsa mektuplar gönderirdi; hüzünlü ve ironik. Bazen de telefon!

“Senin bir damarın eksik” demişti bir keresinde bana telefonda. Hangi damar! Urumeli damarım tabii ki!

 

Ayıplanmak ve kahraman olmak

İlk defa orta üçteyken âşık oldu, ilk o zaman ağladı. Kalkıp kendini bir yerlerden atmayı çok arzuladı, ama göze alamadı bunu. İki şey arasında gidip geldi günlerce: Ayıplanmak ve kahraman olmak! Bu iki kavramdan hangisi kalırdı geriye, o ân kestiremedi bunu. Sonra da vazgeçti ve gidip top oynadı akşama kadar.

Üzeyir Sali

Üzeyir Sali

Ağlamaya yatkın iki çizgi’ belki de o yıllardan kalmadır yüzünde. Bendeki fotoğrafta açıkça görülüyor bu. Her ne kadar çenesine dayadığı eliyle ve elindeki sigarayla bunu gizlemeye çalışsa da, dikkatle bakıldığında görebiliyorsunuz bu çizgileri; gözler yere doğru devrilmiş. Guya tebessüm etmeye çalışıyor ama dokunsanız ağlayacak. Öyle…

 

Ramazan Dikmen'in ifşası

Askerliğini nerede ve nasıl yaptığı pek bilinmiyor, ama resmi imamlığı reddetmiş olan babası Molla Abdullah, kırk yaşlarındayken altı çocuğu ile birlikte Dursunbey’e yerleştiğinde, onun hafızlığa başladığını biliyoruz.

İlk şiir hareketlenmeleri, şiire dâir ilk kıpırdanmalar işte o yıllarda başlar onda; bir tepki, bir karşı koyuş ya da bir kaçış olarak. Karmakarışık, rastgele şeylerdi bu yazdıkları. Bir de günlükler ve mektuplar.. Mektuplar…

Daha sonra Süleyman Çelebi’yi keşfetti. Çok etkilendi onun Mevlid’inden. Lise ikideyken merhum Ramazan Dikmen tarafından ifşa edildi. Fakat buna rağmen dosyasının tamamını yaktı; kabul görmemişti. Bu hâdise kamçıladı onu! Daha da ciddiye aldı şiiri. ‘Nehrin öteyakasında’ kalmak istemiyordu çünkü!

 

Üçüncü kuşaktandı

Karyağmaz’lı. 1959’lu.

Ona göre, Bayram Efe birinci kuşaktandı. İkinci kuşaktaysa Ramazan Dikmen, Mehmet Ocaktan, Şakir  Kurtulmuş vardı. Kendisi ise üçüncü kuşaktandı.

Hayata sisler içerisinden baktı hep, güzün dökülen yaprakları arasından. Deniz yoktu belki ama uzun, upuzun yolculuklar vardı. Yağmurları ve kuşların göçünü bu yüzden çok sevdi.

güz gelirdi, usul ve kırılgan

peşine sürüklerdi kuşlarını

kuşlar giderdi ve biz başımıza çarpardık o yaprakları

onlardan sevdalanacak şeyler kurardık”

(Hüzün Bültenleri-IV)

Ders çalışır gibi Divan Edebiyatı okudu, bir dönem Ankara’dayken. Daha sonra 1. ve 2. Yeni’yi okudu. Sonra da Batı edebiyatını; en çok da roman. Kazancakis’in Zorba’sı, Pavase’nin Yaşama Uğraşı onu en çok etkileyenler oldu okuduğu romanlar arasında.

Bir gün, onun “Hadi G.” şiirini oda kapısına asmıştı Ramazan Dikmen. Çok önemliydi bu! Bir çeşit ödül. İlk dosyasının reddedilip yakılmasından altı yıl sonra, 1982’de. İşte o ân, Ankara’yı çok sevdi. Ahmet Şirin, Ramazan Dikmen, Cafer Turaç, Cemal Şakar, Ali Sali, Hüseyin Bektaş, Yusuf Ziya Cömert… Hepsi oradaydı. Onları da sevdi.

hadi g. saçlarını son bir üzünçle bağla

önceden buralarda durmuş eski bir kuş gibi hazırlan”

(Hadi G.)

 

Üzeyir SaliMona Rossa'yı ondan duyduk

Çok güzel şiir okur.

Mona Roza’yı ilk kez ve içim ürpererek ondan dinlemiştim yıllar önce bir Dursunbey gecesinde. Biz bir grup arkadaş, hepimiz de 17-18’li yaşlardayız. Işıklar da söndürülmüştü. Her şey hazırdı şiir için. O okudukça biz çıkıp gidiyorduk kendimizden, bulutlara doğru yükseliyorduk sanki. Yanıp kül oluyorduk da, sonra tekrar kendimiz oluyorduk küllerimizden; uzaklarda, çok uzaklardaki Simurg gibi…

Aylık Dergi, Mavera, Yönelişler ve Kayıtlar’da yayınladı şiirlerini.

Ona göre şiir, yazılsa da yazılan bir şey değildir, olmaması gerekir. Eğer böyle olsaydı, akıl gücüyle filan yazılırdı, ki bu da şiir olmaktan çıkarır yazılan ürünü. Oysa bir kımıltıyla doğmaya başlar şiir, bir ürperişle! Ve siz, onun (şiirin) peşinden, onu anlamaya çalışarak gidersiniz biraz da…

 

İstanbul'a alışamadı

Ne tuhaf! Onun şiirlerini her okuyuşumda ben, küçük bir kasabanın parke taşlı sokaklarında yapayalnız hissederdim kendimi, terk edilmiş olarak. Ya da şöyle: Üzeyir’in şiirlerini okuyarak Cemal Şakar’ın öykülerinde yürüyordum sanki. Nedense, böyleydi işte…

İstanbul’a alışamadı bir türlü. Herkes içinde, kendine göre bir İstanbul büyütürken, o hiç düşünmedi bile böyle bir şey. Belki de ’80 öncesi kargaşasının payı vardı bunda. Sözgelimi İstanbul’da girdiği bir sınav anında Gün Sazak’ın öldürülmesi ve ardından çıkan olaylar soğutmuştu onu bu kentten; bir daha da ısınamadı. Sonra Ankara’ya da küstü anlaşılmaz bir şekilde. Dursunbey’e döndü. Şuurlu-zorunlu bir dönüştü bu ve ticarete başladı.

Evinden hiç çıkmadı ilk yıllar, katılmadı arkadaş toplantılarına, karışmadı şehrin kalabalıklarına; direndi, okudu, yazdı.

ah g. gücüm olsaydı ölmeye

(…)

aslında bizi vursunlar g.

Aslında suskun bir yolculuk onunki; gözler alabildiğine buğulu, kırılgan bir kalp, sırtında hiç kimsenin bilmediği hırkası, tenha sokaklarda, yağmurlarda…

 

Adem Turan  Üzeyir Sali'yi yazdı.

Yayın Tarihi: 10 Ekim 2009 Cumartesi 11:24 Güncelleme Tarihi: 14 Ekim 2009, 09:07
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
SADIK TÜRKMEN
SADIK TÜRKMEN - 12 yıl Önce

Eğer Ulus'ta, Hacıbayram civarlarında Yağmur altında yalnız yürüyen bir adam görürseniz; Yağmur yağıyor abi, bir çatı altına gir falan diye de uyarsanız, dönüp bakmazdı ardına... Ankara'da, Hacıbayram civarında AYLIK DERGİ vardı... Güzel insan YAŞAR KAPLAN'ın KAPTANLIĞINDA... Ben de bir süre Yaşar abinin yardımcılığını yapmıştım. Daha doğrusu Yaşar abi benim USTAMDI. Face'de bir bağlantıyı açtığımda aynı sitede "Üzeyir Sali şiir dosyasını yakmıştı" başlıklı yazıyı görünce, 80'ler aklıma g

Abdullah kaya
Abdullah kaya - 2 yıl Önce

Fevkalade bir yazı olmuş. Asker arkadaşım ve hemşehrimin bilinmeyen yönlerini ifşa etmişsiniz.Nerede nasıl ne askerlik yaptığını biliyorum zaten!!!!! Öğrenmiş olduk. Kolay gelsin

banner26