banner16

Ürdün'de gizli bir hazine var

Ürdün'e ilim tahsil etmeye gittiğimizde böylesine bir hazine ile karşılaşacağımızı nereden bilelim.

Ürdün'de gizli bir hazine var

Şuayb Arnavut Hoca, seksen yaşında, orta boylu, hafif topluca, beyaz tenli biri… Yüzüne bakınca Ürdün’de yaşmasına rağmen Arap olmadığı belli olan dünyaca ünlü bir hadis tahkikçisi. Aslen Arnavut.

Şuayb Arnavut Hoca ilim dolu bir insandır. İlk hocası, Şeyh Nâsiruddîn Elbânî'nin babası Nuh Necâtî… Nuh Necâtî ise İstanbul'da Osmanlı medreselerinde okumuş "koyu mutaassıp" bir Hanefî… O kadar ki, namazda ellerini kaldıran Şafii bir imamın arkasında namaz kıldığında namazını iade ediyor. "Üç sene ben de onunla birlikte namazları iade ettim, ama sonra ilim öğrenince bıraktım" diyor Şuayb Arnavut Hoca. Arnavutlar genelde, yapı itibariyle sert, selefiliğe müsait insanlar. Babası Hanefî ama onda da o sert yapı fark ediliyor. Mesela, babasına oğlu Nâsıruddin Elbânî hakkındaki kanaati sorulunca, Şuayb el-Arnavut'un ifadesiyle babası aynen şöyle demiş: “Ben ona beddua etmiyorum. Ama onu hatalı görüyorum. Yaptığı doğru da olabilir, yine de imam olursa arkasında namaz kılmam!”27637

Elbânî hakkındaki kendi kanaatini sorduğumuzda;  Elbânî’nin ciddi anlamda fıkıh tahsil etmediğini, meşguliyet ve ihtisasının hadis olduğunu, yayımlanan fetvalarında da birçok yanlışlar olduğunu anlatır.

"Hadisler hakkındaki değerlendirmelerine itimat edebilir miyiz?" diye sorunca, “Değerlendirmeleri imamlarınki ile uyuşuyorsa evet, değilse senin araştırıp kendi vardığın neticeye bakman lazım, çünkü hataları az değil” diyor.  

İkinci hocası ise Vehbi Süleymân Ğavcî el-Elbânî'nin babası Süleyman Hoca… Onunla Nâsiruddin Elbânî'nin babası arkadaş. O da İstanbul medreselerinde okumuş… Hanefî… Zaten, oğlu, Şuayb Hocanın da arkadaşı Vehbi Süleyman Ğavcî de, şu an hayatta, Hanefi mezhebine bağlı bir âlimdir.

Hadis kitap tahkikleri kimin elinden çıkıyor…

Geniş sayılacak bir kütüphane-ofisi var Şuayb Hocanın… Genç araştırmacılar orada çalışıyorlar. Kitap tahkiklerini hocayla beraber burada yapıyorlar.Bir çok aşamadan geçerek elimize geçen, okuduğumuz Hadis kaynak kitaplarının tahkikleri, onun ve yetiştirdiği öğrencilerin elinden çıkıyor.

 Şuayb hoca dışarıdan bakınca sert mizaçlı,keskin ve hocası gibi başka mezhep imamların arkasında namaz kılmayacak kadar olmasa da biraz Haneficidir. Fakat kendisini tanıdıkça bunun nedeninin içinde yetiştiği Arap toplumunun bir kalıntısı olduğu anlaşılır.

Kendisini nasıl tanıdık…

Ürdün-Amman’a ilim tahsil etmek için gittiğimde evim ve okulum arasında her gün yürüdüğümüz yarım saatlik bir yol vardı. O yol üzerinde geniş bahçeli, kalın duvarlı evler dikkatimi çeker, her geçtiğimde içlerinde kimler yaşıyor diye merak ederdim. Hadis alanında tez hazırlığı için Ürdün’e gelen bir ablamız, Şuayb el-Arnavut hocanın Ürdün’de oturduğunu fakat adresini bilmediğini belirtti. Onun Hocadan bahsetmesiyle bende Şuayb Arnavut Hocayı tanıma merakı oluştu. O ana kadar ismini niye hiç duymamışım diye çok hayıflandım. Adresini araştırmaya başladık, İlahiyat bölümündeki öğrenciler de dahil bir çok hocaya sorduk, lakin durum o kadar vahimdi ki daha ismini söyler söylemez ‘O kim ki?’ diyorlardı. Şaşkınlığımızı gizleyemiyor, diplerinde olan koskoca âlimi nasıl tanımazlar diye kendi kendimize soruyorduk. Oysa biz de onlardan farklı değildik. Bir ay sonra, Şuayb Hocanın evimizin iki sokak altındaki o güzel evlerden birinde, gelini ve iki torunuyla birlikte yaşadığını öğrendik. Ziyaretine gittik, misafiri olduk. Zamanla hoca öğrenci ilişkisinden çok, aramızda baba evlat ilişkisi gelişti. Hocayı çok seviyor, onun dersine can atarak gidiyorduk. Ailelerimizden uzakta olduğumuzdan bize baba gibi sahip çıkar, sofrasını paylaşır, çayını bizimle içerdi Şuayb Hoca. Eşi rahatsızdı Hocanın. Evde mutfak işini kendi yapar,yemeklerini kendi hazırlardı. Düzenli, tertemiz bir evi vardı. Seksen yaşında bir âlim için gördüğüm bu manzara çok şaşırtıcıydı.

Hocayı her hafta iki kez ziyaret edip birlikte hadis dersleri yapmaya başladık. Kendisinden Hadis tahkiki hakkında derin bilgiler alır, aynı zamanda Arap ve Arnavut kültürü ile Türk kültürünü karşılaştırıp değerlendirirdik. Çok derin bir hadis bilgisi vardı Şuayb Arnavut Hocanın.

Bir Arnavut’un mutfağında misafir olmak…

Mutfağında on iki çeşit, kendi eliyle kurduğu zeytinler çok dikkatimi çekmişti. Yaşına rağmen her işiyle kendi meşgul oluyordu. Utanarak ifade edeyim ki, daha önce hiç denemediğim ev yapımı Arnavut böreği ve Şam usulü içli köfte yapmayı kendisi öğretti bana. Birlikte yaptığımız her dersin sonunda bizi yolcu etmek için kapıya kadar gelir, mutfağından bir poşet dolusu meyveyi verir, ‘her akşam yiyip öyle yatın, yoksa hastalanırsınız’ derdi. Yine bir derste ‘yüzün sapsarı kesilmiş senin, sana bir ilaç yapalım’ diyerek bir hafta hurma pekmezi içirmişti bana. Şuayb Hocanın göstermiş olduğu misafirperverliği ve iyiliği hayatım boyunca unutamam. İlminin derinliği kendisine zerre kadar gurur ve kibir vermemişti. İlminin güzelliği, bilgisinden ziyade onda mütevazilik ve misafirperverlik olarak yansıyordu. Hafızasında binlerce hadis ve şiir vardı. Her derste bir bölüm okur, onu şerh ederdi. Kendisinin ilkokul medresesindeyken ezberlemiş olduğu, İbn Malik’in bin beyitlik Arap gramerine dair şiirlerden oluşan kitabı bugün hala hatırındaydı. Bir çok talebeye burs ve harçlık verir, okul giderlerini, ihtiyaçlarını görürdü. Umre’ye, Hacc’a talebe gönderir ve karşılığında hiçbir şey talep etmez, sadece okumaya yönlendirirdi.

Şuayb hoca Türkleri çok sever, Osmanlı’ya çok değer verirdi. Her çeşit ilme çok saygısı vardı. Arapçılık yapmaz, taassupçuluğu sevmezdi. Kütüphanesi onun için her şeydi. Kitaplarla her daim haşır neşir olur, onları hediye etmeyi çok severdi. Türkiye’ye dönerken bana Kurtubi’nin Tefsirinden Zad’ul-Meâd’e kadar bir sürü kitap vermiş, kendisine nasıl teşekkür edeceğimi sorduğumda onları okuyarak teşekkür edebileceğimi söylemişti.

Ülkemizde başörtüsü problemi var dediğimiz de bize; ‘ne olursa olsun okuyun, burada veya başka yerde kendinizi yetiştirin’ derdi. Türkiye’ye döneceğimizi duyduğunda üzülmüştü. Israrla kalmamızı, orda yüksek tahsil yapmamızı istemişti. Şuayb Arnavut  Hoca bu nesil gençlik için örnek alınması gereken bir şahsiyettir. Fazileti, cömertliği ve saygınlığı küçük büyük herkese örnektir.

İbni Mesud’a sormuşlar ilim nedir diye; ‘İlim çok hadis nakletmek, çok malumat sahibi olmak değil, ilim haşyet sahibi olmaktır.’ demiş. Bugünün âlim tarifi, Şuayb Arnavut Hoca üzerinden bir kez daha yenilenmelidir. O çocukluğunda hayalini kurduğu ilim dolu bir kütüphaneye sahip olmuş, tüm İslam âlemini ilmiyle zenginleştirmiştir. Bu yüzden büyük insanların hayali küçüklerin keşkeleri olmuştur. Allah Şuayb Hocamız ve onun gibi ilim yolunda ömrünü kurban edenlerden Razı olsun.

Eğer yolunuz Ürdün’e düşerse Şuayb hocanın duasını almadan dönmeyin derim.

Hatice İslamoğlu Erdem iyi ki onu tanıdı

 

Güncelleme Tarihi: 24 Temmuz 2011, 13:33
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Emrah
Emrah - 2 yıl Önce

Bir alimin ölümü, bir alemin ölümü...

Y. T. Günaydın
Y. T. Günaydın - 7 yıl Önce

Şuayb el-Arnavûd ismine bazı Arapça kitapların "tahkik" hanesinde rastlıyordum. Demek Elbanî'nin talebesiymiş. Hatice Hanım'ın anlattıklarından, gerçekten tahkik ehli bir âlim olduğu anlaşılıyor. Allah kendisine selâmet ve hayırlı uzun ömürler versin. Tanıttığınız için de sizden Allah razı olsun. Acaba tahkiklerinin yanı sıra telif bir eseri de var mı?

esra
esra - 7 yıl Önce

Suayb hoca yukarida Hatice hanimin da belirttigi gibi Elbani'nin talebesi degil,Elbani'nin babasi Seyh Nuh'un talebeligini yapmistir.benim bildigim kadariyla hocamiz sadece tahkiki yapilan kitaplarin mukaddimesini yaziyor

hatice i.erdem
hatice i.erdem - 7 yıl Önce

telif eseri yoktur.Kendisi bir çok Hadis külliyatlarını tahkik yapıp onları ayıklar. Önsöz,dipnot ve hadis zincirini tekrar gözden geçirir ve böylece elimize daha güvenilir kaynaklar gelir. Kurtubi'nin tefsirini ve zadu'l-mead gibi diğer kaynakların da şerhini yapmıştır. Müesset'ül Risâle onun tahkik ettiği kitaları çıkartan müessesedir. Araçası olanlar için şu numaradan temin edinebilir.
resalah@resalah.com
http://www.resalah.com
Beyrut-Lübnan

Y. T. Günaydın
Y. T. Günaydın - 7 yıl Önce

Merhum Şeyh Nuh'un ve Şuayb el-Arnaûd hocanın biyografilerini aradım; hiçbir şey bulamadım. Yazıyı kaleme alan kardeşimiz her iki âlimin de etraflı bir biyografisini yazamaz mı? Şuayb Hoca sağ olduğuna göre onu Türkiye'ye etraflıca tanıtacak bir röportaj yapsa keşke. Çağdaş Arap ulema ve yazarlarının biyografileriyle ilgili neredeyse hiçbir şey yok Türkçede...

hatice i.erdem
hatice i.erdem - 7 yıl Önce

evet.biyografileri ve bir röportaj yapılabilir. inşallah diyelim.

Şerife
Şerife - 7 yıl Önce

Hatice Hanım Şuayb Hoca'yı çook güzel anlatmış. Biz de Ürdün' e arkadaşlarımızla gittiğimiz de aynı sahneleri yaşadık. Bizim gibi acaba kaç genç var O'nun muhabbetli sohbetinden ve leziz sofrasından nasiplenen. Elahmdülillah...Rabbim böyle alimlerimize hayırlı uzun ömürler versin.
Hocamızın Ürdün'deki adresi varsa yazmanızı rica ediyorum.

gülsen
gülsen - 5 ay Önce

Merhum Şuayb Arnavud hoca vefatından önce çocuklarına kütüphanesinin Diyanet İşleri Başkanlığına bağışlamalarını istemiş. Ve ne mutlu bana ki şu an Başkanlık kütüphanesinde hocanın kitaplarının kataloglarını yapıyorum. Kendisi adına kütüphanemizde koleksiyon açtık ve kitaplarını orada sergileyeceğiz inşallah


banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6