Ümmetin sevda çağlası: Sümeyra binti Ubeyd

"Derinliğinden uzaklaşan sevgi mefhumunun naifliğine, isminin de manasıyla âdeta bu ümmetin sevda çağlası olmuş Sümeyra (Radiyallahu Anha) ile erelim ve Peygamber sevgisinin tohumlarını, evinin sofrasını suffalaştırarak oğullarının gönülllerine yerleştiren bir muallime olmanın önemine ve o tohumların açılışına birlikte şahit olalım..." Esma Nur Altan yazdı.

Ümmetin sevda çağlası: Sümeyra binti Ubeyd

Yiğit hanım sahabelerden Sümeyra bint Ubeyd validemizin asıl adı, Afrâ binti Ubeyd’dir. Medine’de Neccaroğulları’ndandır. Babası Ubeyd bin Sa’lebe, annesi de Ru’at binti Adiyy bin Sevâd’dır. Haris bin Rifaâ ile evlidir ve Ensardandır. İslâm Medine’ye geldiğinde Neccaroğulları’ndan Esad İbni Zürare vesilesiyle Müslüman olur. İman ettikten sonra kalbini, Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi Vesellem) sevgisiyle beslemeye başlar. Sümeyra annemiz iman etti̇kten yaklaşık bi̇r buçuk yıl sonra Peygamber Efendimiz, (Sallallahu aleyhi Vesellem) Yesrib’e hicret eder ve Yesrib, Medine olma yoluna girer. Sümeyra (Radiyallahu Anha) için bir bayram havası vardır artık çünkü Resullullah (Sallallahu aleyhi Vesellem) Medine’dedir. Medine’de, Mescidi Nebevi’de kurulan suffa meclisleriyle İslâm toplumu şekillenmeye başlamıştır.

SEVDA MEYVESİNİN ÇAĞLASI: SÜMEYRA

(Radiyallahu Anha) Sümeyra (Radiyallahu Anha) , Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi Vesellem) Mescid-i Nebevi’nin arkasında oluşturduğu mekteplerden kendi evinde de oluşturur. Evinde eşi ile birlikte Avf, Muaz ve Muavviz adında üç erkek çocuğu olan Sümeyra annemiz, bir hanım ve anne olarak elindeki sofra nimetini, “Sofralarını suffalaştırarak” kullanır.[1] Peygambere (Sallallahu aleyhi Vesellem) sevda tohumunu, kendi gönlünde ektiği gibi ailesinin gönlüne de ekmeye çabalar. Ama bir sorun vardır; Sümeyra (Radiyallahu Anha) Ensardandır ve hep Medine’de yaşamıştır, bu nedenle Peygamber Efendimizin (Sallallahu aleyhi Vesellem) on üç yıllık Mekke döneminde neler yaşadığını bilmemektedir. Sevda tohumunu daha da güçlendirmek, sağlamlaştırmak ister. Resulullah’ı (Sallallahu aleyhi Vesellem) daha çok tanımalı ve daha çok sevmelidir. Çünkü o, imanı ilk günkü heyecanda tutabilmenin azığının Peygamber sevgisi olduğunu bilir.

EV HANIMININ FEDAKÂRLIĞI

Sümeyra’nın (Radiyallahu Anha) evi, eşi ve çocukları ile birlikte pek çok sorumluluğu vardır. Ama sevda, fedakârlık gerektirir. Elindeki imkânları, yapabileceklerini düşünür. Muhacir kadınlarına gider ve onlara bir teklifte bulunur: Elinden gelen, sadece ev işi yapmaktır. Muhacir kadınlarına temizlik, yemek gibi ev işlerinde yardım ederek bunun karşılığında onlardan Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi Vesellem) on üç yıllık yaşanmışlığını anlatmalarını ister. Muhacir kadınlar, bu teklifi kabul eder, böylece Sümeyra annemiz yapacağı hizmetler karşılığında bir talebe olur ve kendine, suffasında anlatacağı yeni dersler çıkarır.

EVDEKİ MUALLİME

İdeal bir anne, eş ve muallime olma özelliklerini kullanan Sümeyra’nın (Radiyallahu Anha) sofralarında yeni konular oluşturmaya başlar. “Biliyor musun bugün muhacir kadın bana, Peygamber Efendimize (Sallallahu aleyhi Vesellem) çokça eziyetlerde bulunan Ebu Cehil hakkında neler anlattı?” diyerek her gün öğrendiği yeni bir bilgiyi ailesiyle paylaşır. Bir muallime olan Sümeyra (Radiyallahu Anha) biliyordu ki çocuklar, kendilerine direkt söyleneni değil, gündem konusu olanı ve başkasına söyleneni daha iyi kaydetmektedirler. Bu nedenle evlatlarının gönlüne Peygambere sevda tohumunu yerleştirdikten sonra bu tohumu günden güne besler ve her sofrada Peygambere olan sevgi büyürken Peygamber düşmanlarına olan düşmanlıkları da kat kat artar.

İKİ MÜJDEMİZ VAR!

Sümeyra (Radiyallahu Anha) tohumlarını ekmeye devam ederken Hicretin 2. yılında Bedir Gazvesi günü gelir. Sümeyra’nın (Radiyallahu Anha) evinde bulunan Peygamber aşığı çocukları orduya seçilirler. Sümeyra’nın (Radiyallahu Anha) ilmek ilmek Peygamber sevgisini işlediği bu üç yiğit; Avf b. Afrâ, Muâz b. Hâris ve Muavviz b. Hâris Bedir Gazvesi’ne katılır. Bedir Gazvesi’nde ordular karşı karşıya geldiğinde Mekkeli müşriklerden Utbe b. Rebîa, oğlu ve kardeşini yanına alarak Hz. Muhammed’e (Sallallahu aleyhi Vesellem) onlarla savaşması için üç asker göndermesini söyler. Orduda bulunan tüm askerler, müşriklerle savaşmak için can atmaktadır. Sümeyra’nın üç yiğidi de aynı anda öne atılır. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi Vesellem) bu gençlerin aşkını fark eder ve Avf ile Muaz’ı öne çıkarır. Muavviz ise henüz küçük olduğu için gitmesine izin vermez, onun yerine Abdullah b. Revaha’yı gönderir.

Ensardan bu üç yiğit savaşmak için hazırdır fakat müşrikler, Medine’den olanları muhattap almadıklarını; Kureyş kabilesinden askerlerle karşılaşmak istediklerini söyleyince Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi Vesellem) onlara geri gelmelerini emreder. Bu emir karşısında gençler, gözyaşlarıyla geri dönerler. Gençlerin her biri, Peygamber aşkı ile beslenen ve şehit olmak için ağlayan oğlanlardır. Onların yerine Hamza, Ali ve Ubeyde (Radiyallahu Anha) müşriklerin karşısına çıkar.[2]

Şehadet için ağlayan bu üç kardeşin, Bedir meydanında birbirlerinden haberdar olmadan kurdukları bir plan vardır; her biri de Peygamberin (Sallallahu aleyhi Vesellem) azılı düşmanı Ebu Cehil’i öldürmek isterler fakat hiçbiri onu daha önce görmediğinden, tanımıyorlardır. Kim olduğunu öğrenebilmek için Abdurrahman bin Avf’ın yanına giderler ve hepsi de aynı heyecanla Ebu Cehil’i göstermesini isterler. Abdurrahman bin Avf, atının üzerinde yanında adamları ve başında kırmızı sarığı ile Müslümanlarla çarpışan Ebu Cehil’i gösterir. Göz açıp kapayıncaya kadar bu üç delikanlı da Ebu Cehil’in etrafını sarmıştır.

Peygamber sevdasının tohumunun atıldığı sofralarda bu büyüyen çocuklar, Peygamberin azılı düşmanını yere sermiş ve Abdullah b. Mesud’un son darbesiyle Ebu Cehil öldürülmüştür.[3] Fakat karmaşa sırasında Sümeyra annemizin oğlu, Avf da şehid olur. Bedir meydanından eve geldikleri gibi çocuklar, “Anne, sana iki müjdemiz var! Peygamberin azılı düşmanı öldü ve abimiz Avf şehid oldu.” derler. Sümeyra da (Radiyallahu Anha) “Elhamdülillah! Rabb’im beni şehid anası kıldı öyle mi!” diyerek evlat acısını sevince döndürür.

YENİ MÜJDELER!

Sıra Uhud Savaşı’na gelir. Sümeyra (Radiyallahu Anha) evinden babası, eşi, Muaz ve Muavviz’i “Siz gidin ve gerekirse Uhud meydanında canlarınızı verin. Ama Resullullah’a (Sallallahu aleyhi Vesellem) bir şey olmasın. O’na bir şey olur da siz geri gelirseniz vallahi sizleri eve almam!” diyerek onları yolcu eder. Uhud’da çarpışmanın kızıştığı anlarda Sümeyra’nın (Radiyallahu Anha) tohumları bir bir çiçek açar ve dördü de şehid olur. Bu sırada İbn Kamia, Musab bin Umeyr’i Peygamberimize (Sallallahu aleyhi Vesellem) benzeterek öldürünce “Muhammed’i öldürdüm!” diye bağırmaya başlar. Medine sokakları, “Muhammed öldü!” sesleriyle yankılanır ve bu sesi duyan Sümeyra, (Radiyallahu Anha) koşarak savaş meydanına gelir. Onu gören herkes, Sümeyra annemize verdiği şehitlerin haberini verir. “Evlatlarım, ananızın verdiği süt size helal olsun. Size de bu yakışırdı. Allah yolunda, Resullulah’ın sevdası uğrunda şehid olmak yakışırdı.” der ve “Resullullah nerede,O nasıl?” diyerek koşmaya devam eder. Sonunda Resullulah’ı bulur ve sevincinden ağlayarak yanına koşar, “Sen ki hayattasın, Senden sonra bütün musibetler bana çok hafif gelir Ya Resullulah!” diyerek sevdasındaki samimiyeti akıllarımızın alamayacağı şekilde dile getirir.[4]

Uhud Savaşı’nda babasını, eşini ve iki çocuğunu şehadete uğurlayan Sümeyra (Radiyallahu Anha) Ensardan Bükeyr bin Yaley el- Kaysi ile evlenir. Allah Teâlâ bu evliliğinden de ona; Âkil, Âmir, Halid ve İyas adında dört oğul daha nasib eder. Sümeyra, (Radiyallahu Anha) bu dört evladını da Peygamber sevdası ile yetiştirir. Onlar da Allah yolunda yapılan savaşlarda şehid olur. Şehid verdikçe şükürde bulunan Sümeyra, (Radiyallahu Anha) şehid yedi evladının ardından, “Ümmü Seb’atü’ş-Şüheda / Yedi Şehid Annesi” olarak anılır.

Bir anne, evlatlarının ölüm haberini aldığı hâlde nasıl başkasına koşabilir? Bunu bir anneye iman dışında ne yaptırabilir? Yapılan fedakârlıkları, biz aklımızın alabileceği bir yere dahi sığdıramazken onlar, böylesine bir aşkı nasıl yaşadılar, bir düşünelim. Belki de İslâm’a karşı fedakârlıktaki acziyetimiz tam olarak değerini algılayamamızdan kaynaklanabilir. Sümeyra’dan (Radiyallahu Anha) nasıl sevilir dersi dışında mümin bir kadın, anne, talebe, muallime ve eş nasıl olunur bunları da görmekteyiz. Her ev bir medrese, her sofra bir suffa olabilir. Bu suffaların hocaları ise annelerdir.

Esma Nur Altan

Kaynakça:


[1] Hz. Sümeyra Bint Ubeyd, Ayşenur Kaplan, 2019

[2] Muaz b. Haris, TDV İslam Ansiklopedisi

[3] https://islamansiklopedisi.org.tr/abdullah-b-mesud

[4] Sümeyra Binti Kays Kimdir?, Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi, 2004

Yayın Tarihi: 23 Nisan 2022 Cumartesi 15:00
YORUM EKLE
YORUMLAR
YUNUS AYDIN
YUNUS AYDIN - 8 ay Önce

Cenneti bu dünyada kendi ayağının altına sermek için mücadele vermiş Sümeyra validemize Allah bizleri de layık eylesin.

banner19

banner36