banner17

Ümmetin erteleyenleri helak olacağız!

Ooo, bizi bir bıraksalar neler yapacağız neler... Ama işte fırsat olmuyor, şu oluyor bu oluyor hep erteliyoruz!

Ümmetin erteleyenleri helak olacağız!

O gün gelecek ve biz en iyi kitabı yazacağız, o gün gelecek ve biz namaza başlayacağız, o gün gelecek uzun zamandır görüşmediğimiz dostumuzla görüşeceğiz ve o gün gelecek evleneceğiz, yeni bir iş kuracağız, teheccüde kalkacağız, hatim indireceğiz… Neler yapacağız neler…

NamazO gün gelmiyor hanımlar beyler… Ve biz neleri erteliyoruz hayatımız boyunca o günü bekleyerek? Bugünkü birçok sıkıntımızın altında bir işi aklımıza geldiği anda yapmamak yatmıyor mu? Erteledikçe zihnimizde üst üste yığılmıyor mu bütün yapacaklarımız? Sonra gözümüzde büyüdükçe büyüyüp, hangisinden başlayacağımızı şaşırdığımız için hepsini yapmaktan vazgeçmiyor muyuz? Yapacağımız iş için ilk adımı bile atamadan düşüncede öyle eskitiyoruz ki, yeni fikrin, yeni işin heyecanı yok olup gidiyor. Heyecan gidince işi yapma düşüncesi de uçuyor beraberinde.

Ne büyüt gözünde ne de küçült!

NamazYa çok küçümsediğimizden “nasılsa yaparım” diyerek, ya da gözümüzde çok büyüttüğümüzden başlayamadığımız onca şey bir kurt olup kemirmeye başlıyor bizi. Erteleye erteleye haftalarca yapmadığımız bir şeyin yapınca sadece yarım saatlik bir iş olduğunu görmemiz de yetmiyor huylunun huyundan vazgeçmesi için.

Hani bir hadis-i şerif var ya; “İman yetmiş küsür derecedir. En üstünü "Lâ ilâhe illallah (Allah'tan başka ilah yoktur)" sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Hayâ da imandandır.” Daha yolu açmadan ‘la ilahe illallah’ demenin peşine düşünce imanı tamamlamak da nasip olmuyor. Büyük olanın peşinde küçükleri ertelemekten erişemiyoruz zirveye.

“Eğer ben yazarsam en iyi kitabı yazmalıyım, teheccüde kalkarsam hiç fire vermemeliyim, evleneceksem en güzelini, en akıllısını bulmalıyım, arkadaşımla görüşeceksem bütün günü onunla geçirmeliyim, şu işlerim bir hafiflese hatim indireceğim, hadis okuyacağım” gibi düşüncelerle küf tutuyoruz.

Kendini beğenmişlerin hastalığı ertelemek…

NamazGözünde büyütmek kadar küçültmek de insanın işe başlamasını engelleyenler arasında. Kendimiz yapmadığımız gibi yapanları sürekli eleştirmekten de geri durmuyoruz.

-Namaz kılarken rükûda tam eğilmiyor,

-Bu da kitap mı yazmış yani ben bir otursam 3 günde yazarım bunun yazdığını,

-O kadar bekledi de bunu mu buldu evlenmek için, diye uzayıp gidiyor bahanelerimiz, kulp takmalarımız. Kendimizi temize çıkarmalarımız…

Ne mi oluyor sonra? Helak olup gidiyoruz. "Erteleyenler helak oldu" diyor Muhammed (as). Ardımıza baktığımızda sadece yapmak istediklerimizle kendimize bir rol biçtiğimizi görüp, hiçbir zaman hayata geçirememenin verdiği acıyla onu bunu eleştirip, üstünü örtüyoruz. Erteleyerek kaçırdığımız fırsatlar, söyleyemediğimiz sözler, gidemediğimiz yerler çöküyor omuzlarımıza. İşte o anda silkinip bir işin ucundan tutmak gerek. Ucundan tutabilme gücünü bulan tamamını da yapıyor zaten…

Not: Bu konuda yazmam gyy’ye verilen sözü ertelemem üzerine belirlenmiş, ertelene ertelene ancak yazılabilmiş, yazar bu satırlarda önce kendine seslenmiştir!

 

 

İsmihan Şimşek daha fazla erteleyebilirdi ama yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Şubat 2011, 18:29
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ben
ben - 8 yıl Önce

Aklıma Oblomov'u getirdiniz gece gece. ivan goncharov'un yazdığı tembelliğin kitabı.
Tabi yazının asıl maksadı olan uyarıcılığı da hedefi vurdu. Hemen bilgisayar başından kalkıyorum :) Teşekkürler selam ile...

mrunimportaner
mrunimportaner - 8 yıl Önce

bu bende de olan bir hastalık... bazen çok fazla kızıyorum kendime ertelemelerimin sonucuyla karşılaştığımda... ama geçecek diye ümit ediyorum. geçenlerde ütümüz bozulmuştu... haftalarca servis bulup götürmedik.. haftasonu yaparız, yarın yaparız diye diye.. bir gün tak etti canımıza aradık bulduk servisi, evin birkaç sokak altında hem de.. o gün bu gündür daha bir az erteliyorum herşeyi.. ama hala başarabildim tam olarak diyemiyorum

gülbahar aytekin
gülbahar aytekin - 8 yıl Önce

tam da içinden geçtiğimiz ve içimizden geçirdiğimiz gerçekler...
farkındalığın zamanla açacağı yolda daha fazla ertelememek ve ertelenmemek dileğiyle ,
ben de ertelemeden yazayım istedim bu güzel yazının altına yorumumu...

hayal kırık
hayal kırık - 8 yıl Önce

bu yazıyı dahi sonra okumak üzere read it later la kaydedip ertelediğime inanamıyorum. :(

AYTEN ALDEMİR
AYTEN ALDEMİR - 8 yıl Önce

ÇOK GÜZEL BİR KONU .ASLINDA HERGÜN HATIRLANMASI GEREKENLER BUNLAR.HEP PİŞMANLIKLAR İÇİNDE YAŞARKEN ANI KAÇIRMANIN PİŞMALIĞINI NE ZAMAN YAŞAYIP,KEŞKESİZ BİR HAYAT SÜRMEK İÇİN BİSMİLLAH DİYECEĞİZ .NEYİ BEKLİYORUZ BİLMİYORUM.SANIRIM SÖZDE ÖLÜMLÜ OLDUĞUMUZU BİLSEK (!)DE YAŞANTIMIZDA ERTELEYEBLİDİĞİMİZE GÖRE YAŞAYACAĞIMIZA GARANTİMİZ VAR GİBİ.BURDAN GİDECEĞİZ.KALICI DEĞİLİZ.KİRACI EVİ NE KADAR SAHİPLENSE DE EV ONUN DEĞİL.

seda
seda - 8 yıl Önce

erteleyip erteleyip sonunda hiç bir şey yapamamış olmak..zamanın geçmesi ve hayatın boşa geçtiğini görmek...en fenasıda bu sanırım...elinize saglık cok güzel bir yazı olmus

Yusuf Kaçar
Yusuf Kaçar - 8 yıl Önce

" Ertelemek, muhabbetsizliğin nişanıdır." O.Nuri Topbaş
Bu güzel tespiti yapıp, bu sözü söyleyen, güzel insan, ne güzel söylemiş.

er
er - 7 yıl Önce

-yüzbin defa haşa- babamızın oğluna hitab ettiğimiz gibi dillendirmesek Hz. Fahr-i Kâinat Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) muhteşem İsm-i Şerif'lerini...

banner8

banner19

banner20