Türk İktisadının Vakur Şeyhi Sabri F. Ülgener

Sabri Ülgener, iktisat alanında akademik eğitim almış olmasının yanında toplumbilimci, sosyolog, felsefeci ve tarihçidir de. Tasavvuf öğretilerinin ışığında iktisat tarihi çalışmaları dikkate değer. Muaz Ergü yazdı.

Türk İktisadının Vakur Şeyhi Sabri F. Ülgener

Sabri F. Ülgener Hoca’yı yalnızca bir iktisatçı olarak değerlendirmek hem eksik kalır hem de yanlış olur. Aynı zamanda onu iktisat kavramıyla çerçevelemek, onu anlamanın en büyük engeli olarak karşımızda durur. Genel anlamda iktisat ya da ekonomi, üretim, dağıtım, tüketim, ticaret gibi etkinlikleri inceler. Sınırlı kaynakların sınırsız istekleri olan insanlar tarafından nasıl kullanılacağı iktisat bilimini ortaya çıkarmıştır. İktisat daha çok toplumların zenginleşmesi, yaşam standartlarının yükselmesi gibi somut, maddi olgularla uğraşır. Rakamlar, istatistikler daha çok ilgisini çeker. İnsanı üreten ve tüketen bir mekanizma gibi görerek ona göre teori ve teoremler geliştirir.

Sabri Hoca sadece rakamlarla, istatistik göstergelerle, hayatın maddi taraflarıyla ilgilenmez. Onun anlam dünyasında şahsiyet inşası, kişilik önde gelir. Hayatı tam bir terkip… İktisat alanında akademik eğitim almış olmasının yanında toplumbilimci, sosyolog, felsefeci ve tarihçidir de. Din uğraştığı, kafa yorduğu önemli duraklardan. Uğraştığı demeyelim, bizzat yaşadığı değerler manzumesi. Tasavvuf öğretilerinin ışığında iktisat tarihi çalışmaları dikkate değer.

Baba tarafından dedesi Nakşibendi şeyhi İsmail Necati Efendi. Anne tarafından dedesi ise Hasan Sabri Paşa. Babası Mehmet Fehmi Efendi son dönem Osmanlı âlimlerinden değerli bir şahsiyet. İstanbul Müftülüğü de yapmış. Hem baba hem anne tarafı seçkin, hatırı sayılır, ilim irfan sahibi bir aile. Mahfiyetkâr, içe dönük, heva ve hevesin aşırılıklarını törpülemiş… Ülgener yüksek bir kültür atmosferinde yetişmiş. Doğu dilleri ve İslam sanatlarıyla iç içe. Edebiyatla derin ünsiyeti var. Osmanlı iktisat yapısını ele alırken beyitleri, şiirleri, deyimleri, atasözlerini en ince ayrıntısına kadar inceliyor. Osmanlıca ve Farsça bilmesi dolayısıyla kaynakları derinlemesine tarama şansına sahip olmuş. Ülgener kendine güvenen, öz güvenini yitirmemiş birisi. Ayrıca Almanca bilmesi dolayısıyla Max Weber’i de iyi okumuş, hatta kendisine Türkiye’nin Max Weber’i bile denmiş. Max Weber’i iyi okumasına ve ondan etkilenmesine rağmen Weber’in İslam’la ilgili önyargılı düşüncelerini ve İslam iktisat zihniyetini ele alan fikirlerini eleştirmiş ve hoş karşılamamıştır.

İslami normları, tasavvufi öğretileri ve ahlakı toplum nezdinde yorumladı

Sabri Ülgener çalışmalarında öncelikle Max Weber olmak üzere din ve kültür sosyologlarından çokça faydalanıyor. Kendi meselelerimize başkalarını karıştırmamak, bizim sıkıntılarımıza bize yakışan tutum ve davranışlarla çözüm bulma inancını desteklemiyor. Aynı zamanda Batılı düşünür ve yazarların yanlış anlamaları karşısında net ve açık bir tavır almak gerektiğine inanıyor. Hoca, modern bilimlerin tek tip disiplinlerinden hoşlanmaz. İktisat sadece iktisadi ahlak ve ilkelerden teşekkül etmez. Günlük hayatımız, ilişkilerimiz, alış verişimiz, sosyal münasebetlerimiz, ahlakımız iktisadi ahlakı meydana getirir.

Dönemindeki iktisatçılardan ayrılan Ülgener yaşadığı döneme egemen paradigmanın dışında bir frekanstan beslenir. Hem Doğuyu hem de Batıyı tanıması, kültür ve medeniyetimize ait kaynakları incelemiş olması onu çağdaşlarından bir adım öne çıkarır. Bizdeki ve Batıdaki düşünürler tarafından dile getirilen “İslam dini iktisadi geriliğe yol açıyor” iddiasını kabul etmez. İslami normları, tasavvufi öğretileri ve ahlakı toplum nezdinde yorumlar. Kalkınma, gelişme, düzen, nizam, ticari ahlak, tüketim, disiplin noktasında tasavvufi ahlakın pozitif katkıları olduğunu belirtir. İslam ilkelerinin çalışmayı, üretmeyi teşvik ettiğini, israfı, aşırı tüketimi, müstağnileşmeyi men ettiğini vurgular. Sabri Bey gerileme dönemlerindeyse tembelliği, yatmayı özendiren bir dini algılamanın yaşatıldığını söyler. Dengeyi şöyle kuruyor üstad: “Bol ve ferah yaşamak… Elbette, fakat peşinden tükenircesine koşup durmadan! Bol îrâd ve kazanç… Rahat bir rantiye hayatı için o da şart; fakat yine peşinde yorulup yıpranmadan.”

Batıyı da, Doğuyu da tanıyan, ufku geniş bir âlim

KMÜ Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi 2014‘de yayınlanan 16. sayısında Mustafa Acar ve Hüsnü Bilir, “Gerçek Bir Âlim, Mümtaz Bir Şahsiyet: Sabri Fehmi Ülgener” adlı makalelerinde Ülgener hakkında şunları söylüyorlar: “Sabri Ülgener, pek çok açıdan artık yaşayan örneklerine fazla rastlamadığımız, bütüncül ilim adamlarımızdan biridir. İktisat bilir, sosyoloji bilir, tarih bilir, felsefe bilir, bunların birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden haberdardır. Bu disiplinlerin her biriyle ilgili görüşleri ve analizleri vardır. Bu alanların hepsini bir arada ele alamayan, disiplinler-arası yaklaşımın önemini kavramamış, öteki ilim dallarının yöntem ve bulgularından istifade etmeyen tahlillerin yetersizliğinin farkındadır. Batıyı da, Doğuyu da tanıyan, ufku geniş bir âlimdir Ülgener. Marx’tan da haberdardır, Gazali’den de. Bir devirden diğerine toplumsal dönüşümü açıklamak, kendimizi anlamak ve sağlam bir zemine dayanarak geleceğe yön vermek derdindedir. Körü körüne Batıcı da değildir, gözü kapalı Doğucu da. Yeri gelince her ikisini de övmesini bilir; Yeri gelince yermesini de. Eserlerinin önemli bir kısmında bir zamanlar kendi iç dengelerini kurmuş ve refaha ermiş bir toplum iken nasıl olup da çözüldüğümüz, dengemizi şaşırdığımızı açıklamaya çabalar.”

1911’de İstanbul’da doğan Ülgener, 1 Temmuz 1983’de İstanbul’da sonsuzluğa kanatlanır. Ruhu şad olsun. Mekânı cennet!...

Muaz Ergü

Yayın Tarihi: 01 Temmuz 2016 Cuma 13:11 Güncelleme Tarihi: 02 Kasım 2020, 20:46
banner25
YORUM EKLE

banner26