banner17

Tahrir'de Tarih Yazılır

Mısırlı çocukların Firavunlara başkaldırısını anlattı Zeki Bulduk.

Tahrir'de Tarih Yazılır

Mısırlı çocukların derdi ne?

Diğer çocukların derdi ne ise onların derdi de o; Yaşamak sancısı! İnsanın boğazına yapıştığında o sancı; bir daha iflah olmaz o derde düşen.

Zira kölelik ne kadar kadim bir acı ise; yaşamak ağrısı da bir o kadar eskidir insanın tarihinde.

Mısır’ın çocukları vinçlerin bile kaldırmakta acizlik gösterdiği taşları gökyüzüne doğru dayamış çocuklardır; karın tokluğuna.

Petrol şirketleri yedi kız kardeşin elinde olan seksen beş milyonluk bir ülkenin çocukları hayatlarını Nil’in timsahlarına vermeyecek denli çok şey kaybettiler hayatlarından. Ömürlerinin geri kalanında sadece karınlarını değil; kalplerini, çocuklarını ve onurlarını düşünmek istiyorlar.

Bu sebepten her gün onlarcası öldürülüyor. Ölüme giderken yaşama doğru gittiklerini, ölmeden yaşamın filizlenemeyeceği topraklarda doğduklarını çok iyi biliyorlar.

Tahrir MeydanıO çocuklar, sadece çocuk değiller!

“O çocuklar öyle mahzun ağlamaya gidiyorlar” belki de. Gözyaşları dünyayı sele veriri mi zaman gösterir ama o selde Nuh’un ve Musa’nın izleri var…

Bir Yusuf zamanında bir de Musa zamanında kullandıkları dille sesleniyorlar Tahrir Meydanı’ndan Firavunun sarayına ve dünyaya: “Defol!” diye. Yusuf; kölelerin de efendi olacağını, efendi olduğunda kölelerin zincirlerini çözeceğini öğretti Mısır’ın çocuklarına. Musa; kekeme çocukların da cümleler kurabileceğini, kurdukları cümlelerle zalimlerin saltanatını yerle bir edeceklerini gösterdi Nil kıyısında durup ağlayan çocuklara. O çocuklar, Arapların onursuz olmadığını anlatıyorlar serin bir meydanın korumasızlığında. Gökyüzüne dualarını sütun gibi uzatıp o duanın tam altında bekliyorlar inatla…

Evet; Amerika’nın bir hesabı var. Evet; İsrail’in birbirine dokunmayan kırk hesabı var. Evet, dünya silah ve kaos şirketlerinin binlerce hesabı var Mısır’da ölen ve meydanlara dökülen insanlar üzerine. Lakin o çocuklar artık hesap yapmıyorlar! Kaybedecek bir şeyi olmayan insandan kork! Demişlerdir. Doğru. O çocuklar bu sözün ne denli kıyıcı olduğunu biliyorlar. O sebepten olsa gerek “cesaretlerini” kaybetmeden verilmiş en büyük nimetleri olan canlarını sürüyorlar kirli oyuna; korkusuzca!

İnsan adına eyleme çıkmak

Biliyorum; ne Asr-ı Saadet’e özenen bir devrim ne de varoşların açlığını bastıran bir komün hareketi o meydanda olan ve devam eden. Biliyorum; o meydanı boşaltıp evlerine döndüklerinde dünya güllük gülistanlık olmayacak. Ama dünya artık eski dünya olmayacak! Mesela, Paris o kadar rahat duramayacak durduğu yerde. New York o denli kibirli bakmayacak diğer şehirlere. Pekin’in gözüne uyku giremeyecek. Google da Tunus, Mısır, Yemen isimlerini perdeleyecek. Sadece Arap şeyhleri ve devlet başkanları değil seçilmiş başkanlar ve devlet yöneticileri dahi her adım attıklarında aç bir insanın üzerine basıp basmadıklarını hesap edecekler. Karnı, kalbi, beyni, bedeni aç insanlardan korkmayı bir daha hatırlayacak iktidar sahipleri. Çünkü tahrir demek; kompozisyonu yeniden yazmak, düzenlemek demektir insanlığın topallayan yanlarını.

Tahrir Meydanı

Yenilgi, artık çekilebilirsin alnımdan!

Evet; o çocukların babaları Arap-İsrail Savaşında yenildiler. O çocuklar “yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır” sözünü hançerelerinde büyüte büyüte küçülmeden indiler meydana. “Ömer, belki de yaklaşmaktadır Tahrir Meydanı’na” diye fısıldayan rüzgârın sesine dayadılar kulaklarını. Belki de Musa’nın peşi sıra gitmenin zamanıdır diye evlerini boşalttılar…

O çocuklar, kendilerinden fazlası için nöbet tutuyorlar insanlığın en açık arenasında. Bir gün atlar ve develerle, başka bir gün arabalarla, hesap dışı bir zamanda da suikast silahlarıyla dalıyorlar açık arenaya. Tüm dünya, insan avının bitmediğini bir daha seyrediyor artık hiç de rahat olmayan koltuklarında. Zira şehirlerin meydanları vardır ve bu meydanları hakkı gasp edilmiş mazlumlar istila edebilirler.

Tahrir MeydanıDünyada zalime karşı yürümenin atası olan Hz Hüseyin ölmüş olabilir. Hain oklar bedenine 72 kere saplanmış olabilir. Ama o okları bir bir çıkaran çocuklar her çağda bir daha bir daha doğacak belki de binlerce defa oklanacaklardır o naaşın başında. Evet, Tahrir Meydanında Hz Hüseyin’in naaşı yattığı için o çocuklar evlerini terk ettiler. Sahaya- meydana indiler. Dünya; Tahrir Meydanı kadardır. Bu meydanda doğar, acı çeker ve ölürüz. Bu meydanda güler, eğlenir, dua eder ve kazanırız parayı, günahı, sevabı, cenneti, cehennemi... O çocuklar, canlarına mal olacak bir duaya durdular; o çocuklar, canlarına değecek bir duaya durdular meydanın tam ortasında.

İnandım; dünya Kerbela’dır.

İnsanlığın en eski ve en onurlu eylemi için meydanda duruyorlar; ölülerimize sahip çıkıyorlar. Bize kavga etmeyi, bize hayatın iman ve cihat olduğunu öğreten kadim kahramanlarımız Hüseyinler için o meydanda duruyorlar. Karşılarından binlerce Yezid, karşılarında Yezid’den daha zalimler olsa da…

O çocuklar yalnızca kendileri için değil; bizim için de duruyorlar meydanın tam ortasında. Biliyorlar ki insanlık ancak direniş ruhuyla insaniyetini koruyabilir.

Ve şükür ki Ömer Muhtar’ın, Şeyh Senusi’nin kardeşleri olduklarını bir daha hatırlattılar dünyaya.

Çok şükür; dünya Tahrir Meydanı’ndan sonra eski dünya olmayacak!

Dünya Tahrir Meydanı kadardır. Tahrir Meydanı ise Kerbela’dan farksızdır. Allah Kerbelaya düşenin neden düştüğünü en iyi bilendir!

 

Zeki Bulduk, Nil kıyısında erguvan koklamanın mübarek bir eylem olmadığını bilerek yazdı.

Güncelleme Tarihi: 16 Şubat 2011, 17:38
YORUM EKLE
YORUMLAR
senem
senem - 8 yıl Önce

diktatörleri kınamak , direnişi desteklemek için tahrir de buluşalım. mısırlılarla kolkola direnişe katkıda bulunalım.hemen şimdi . herkesin yapabileceği bir şeyler muhakkak vardır. duyarsız kalmıyalım.hedef 10 milyon.
http://www.iamintahrir.com/

Ayşenur Bulut
Ayşenur Bulut - 8 yıl Önce

çok samimi bir yazı olmuş, yüreğinize sağlık.
yeryüzü evet asla cennet olmayacak ama hiçbir şey de eskisi gibi olmayacak. ortadoğu'da ciddi bir kırılma yaşanıyor. sekülerlerin tahtı çatır çatır sallanıyor...

arzu ışık
arzu ışık - 8 yıl Önce

Önce markalı beyaz gömleğinin üzerindeki kızıllığa baktı korkuyla,
Sonrada başından vurulmuş yerde yatan çocuğa..
Oysa sadece bir el silah sesi duymuştu.
Telaşlandı.
Yeniden az ilerde yerde yatan çocuğa döndü bakışları;
KORKMA ABİ DEDİ ÇOCUK,
BENİ ALNIMDAN VURDULAR SENİDE İNSANLIĞINDAN...

arzu ışık
arzu ışık - 8 yıl Önce

Belki sudan...
Belki Lübnan...
Belkide Gazze...
Ne önemi var ölen çocuğun nereli olduğunun,
Kim olduğunun,
Ya da kaç çocuğun öldüğünün...
ADAMLIĞI VURULANLARIN ÇETELESİ TUTULMALI Kİ
GERÇEK KAYIPLAR ORTAYA ÇIKABİLSİN.

banner8

banner19

banner20