Şubat'ın şâhid olduğu nurlu yüzler...

Bir şubat daha... Sonsuza uğurlanmış önder şehidleriyle bir Şubat daha geçiyor... İbret alabilene elbet...

Şubat'ın şâhid olduğu nurlu yüzler...


Şubat şehadet ayıdır. Şubat, şehitlerin aşkını damarlara oluk oluk çekme ayıdır. Şubat, hatırlama, hatırda tutma, kıpırdanma ayıdır. Şubat, gökyüzünün ellerinin toprağa en yakın olduğu aydır. Şubat, oturanlara soğuk, sürünenlere sisli, emekleyenlere puslu, koşanlara bahardır. Şubat imanın kovuğunda oturanlara bir özge ateş, imkânsızlığın boynunda asılı duranlara bir prangadır.

Bir 21 Şubattı…

‘Siyah güzeldir’ dedi Malcolm X

Bir taş attı, bir şiir ateşledi ve bir yumruk yükseltti kahrolası düzenlerin lanetli putlarına..

 

Kürsüye doğru yürüdü "Esselamu aleykum" dedi ve selamını aldı melekler. Arşın beyaz yüzlü incileri, bembeyaz duvaklarıyla karşıladı onu. Yağmur, kanla yazılan bir rüyayı, bembeyaz elleriyle gökyüzüne yazdı.

 

‘ve aleykum selam’

ve aleyna ve aleykum selam…’

 

Alnında secde, gözlerinde siyahın en narin tonu, yüreğinde Bedir’in cesareti, bedeninde tam on altı şehadet kurdelesi ve arşın gölgesinde yankılanan son sözü;

‘Allah’tan başka ilah yoktur...’

Selam üzerine olsun Ey şehid... Selam sana olsun siyahın en nadide tonu; Malcolm X!

Ve bir 12 Şubattı

Ağlamayı değil, çare üretmeyi seçen adam, işleri vaktinden çok olan adam, Siyonistlere karşı cihad kılıcını kuşanan adam, Allah’a kul olmayı kula kul olmaktan önceleyen adam;

O Hasan El Benna olan adam...

O Müslüman gençlerin havaya savrulan yumruğu, o şehadetin mübarek yiğidi. O bir öncü, o bir davanın umudu. O, ‘lailahe illallah’ diyen herkesi tevhid çatısı altında toplayan lider. O, Müslüman gençlerin toplatılıp içeriyi atıldığı bir dönemde, cenazesini kıldıracak erkek olmadığı için, cenazesi yaşlı babası ve dört kadının omuzlarına taşınan şehid.

Selam üzerine olsun Ey Şehid, Allah’tan gayrisine itimat etmeyen yiğit…

Yine bir 23 Şubattı…

İstanbul revnaklı kar esintisiyle beyaza boyanmıştı. Havanın buzul kokan soğuğu içlere işliyordu. Şehadet bir çağrıydı, tüm nesillere ve çağlara.. Her şehid bir adımdı zafere, her zafer bir umuttu kutlu yere.

Yürüdü Metin Yüksel. Başı dik, gözleri şehadet'e sevdalı bir gelin gibi. Kaldırdı duvağını o nadide toprağıyla yeryüzünün. Bir adım ve bir adım daha…

On binlerce Akıncı elinde, Rabbine gidiyordu Metin, Şehadet çağrısına kulak vermişti işte.

Selam üzerine olsun Ey şehid..

Babası Sadreddin Hoca konuştu şehid oğlunun başında. Sesi vakurdu. "İnanıyorum ki oğlum şehid düşmüştür" derken sesi titrese de çok anlamlı ve manidar bir konuşma yapmıştı. Konuşmasında Hz. Peygamber'in Sünen-i Ebu Davud'da geçen "Halkı kavmiyetçilik, ırkçılık fikrine çağıran bizden değildir. Kavmiyetçilik uğruna savaşan bizden değildir. Kavmiyetçilik için ölen de bizden değildir." şeklindeki hadisine vurgu yaparak kavmiyetçilik illetiyle oğlu Metin'i şehid edenleri uyarmıştı.

Kuran onlara ‘koş’ derken, onlar oturmamışlardı. Kuran onları aktif iyiliğe çağırırken, durmadan, dinlenmeden ömürlerini İslam’a vakfetmişlerdi. Ve en büyük ödülü işte böyle almışlardı Rablerinden. Naz makamında, bir zafer gibi.

Peki ya kalanlar, bir şehadet kurşunun gelip kendilerini bulmasını mı bekleyeceklerdi. Gidenlerin yaptıkları ile övünmek, kalanların ruhunu yüceltmiyor, imanını arttırmıyor, imkânlarını çoğaltmıyorsa ne anlamı vardı anmanın, geride bırakmaktan başka.

Çalınan "şehit" kavramının hesabını sormanın vakti gelmedi mi artık?

Bana da bir kurşun değsin diye, oturduğumuz yerden düşman mevzilerine göğüslerimizi siper mi tutacağız? Kadınlar şehadetten nasibini almayacaklar mı hiç? Kendi iç savaşına yenik düşmüş müminleri büyük harp çıksın diye kışkırtacak mıyız? Mumla mı arayacağız kaybettiğimiz sahabe yürekli insanları?

Kur'an'a göre şehit, hayatını imanına şahit kılandır. İster yatağında ölsün, ister savaşta, ister trafik kazasında. Eğer insan hayatını imanına şahit kılmamışsa, cephede ölse de ona şehit denilemez. İslam'ın ve Kur'an'ın şehit ve şahadet telakkisi budur. Bunun dışındakiler herkesin kendi kafasına göre uydurduğu ve bol kepçe dağıttığı unvanlardır.

Şehitçe bir ölüm mü istiyorsun?

O halde imanına şahit kılacak bir umuda aç gözlerini. Şehid olmak için Şubat’ı bekleme! Hayatını imanla taçlandır, Şubat ayağına gelsin. Yeniden dirilmek ve yenilenmek için;

bir taş at,

bir şiir ateşle,

bir yumruk yükselt!

Birileri, uyuşturucudan ölen zavallı gençlere "Şehit" demek kadar yanlış ve yanıltıcı bir tutum sergilerken, sen Metin Yüksel’e, Malcolm’a, İmam Hasan el-Benna'ya, Abbas Musevi’ye, İskilipli Atıf’a, Şeyh Es'ad Erbili’ye, 40 bine yakın insanın öldürüldüğü büyük Hama katliamının yiğitlerine, Barush Goldstien'ın camide insanların sabah namazında secdeye vardıkları sırada arkadan üzerlerine kurşun yağdırarak gerçekleştirdiği el-Halil katliamındaki yiğitlere, en az mazlum Hrant Dink kadar sahip çık!

Ne dersin?

‘Bizi de bulur mu ölüm, bir cami avlusunda…’

 

Hatice İslamoğlu Erdem şehidlere selam verdi

 

Güncelleme Tarihi: 17 Mart 2012, 00:49
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Zahid
Zahid - 7 yıl Önce

Allah Resulu aleyhissalatu vesselam bir Hadisinde "Gurbette ölen şehid olarak ölmüştür" der. Kelami dergahı Merhum Şeyhi Mahmud Sami Ramazanoğlu ve Gümüşhanevi dergahı Merhmum Şehyi Mahmud Es'ad Coşan Hocaefendilerde şubat ayında ahirete intikal etmişlerdir. Allah şefaatlerine nail eylesin!

sümeyye topal
sümeyye topal - 7 yıl Önce

malcolm-x,hasan el-benna,metin yüksel....rabbim bizlere de onların yollarından ilerlemeyi nasip etsin....aziz şehitlerimize selam olsun...ellerinize sağlık çok güzel şekilde anlatmışsınız şehitlerimizi....

zeynepkeleş
zeynepkeleş - 7 yıl Önce

şubat deyince her daim aklıma; türkiyedeki birçok insanın hayalini süsleyen parlak bir hayatı bırakıp, cihadı seçen necmettin erbakan gelir.

banner19

banner13