Sözle sema eden derviş

Zeki Bulduk, görmediğimiz, tam olarak tanımadığımız insanları neden sevdiğimizi yazdı

Sözle sema eden derviş

Bazı insanlar vardır, dirençli olmamızı hatırlatırlar

Bir resme bakarak insan cesaret toplar mı? Ya da bir cümle ile insan yeniden kurabilir mi kendini? Sahi, ilk sorusu “Siz hiç âşık oldunuz mu?” ile sizi şaşırtan bir dostunuz ya da abiniz oldu mu? Benim olmadı. Her daim treni kaçıranlardan oldum. Güzel adamların güzel atlara binip gittiği, o güzellerden el alanların ise, “hadi sen de gel!” dedikleri bir zamana erebildim ama elini uzatanların ellerinden tutup tutamadığım daha belli değil!

Hani bazı insanlar vardır, uzaklarda bile olsalar size bir gönenç sağlarlar. O, dünyanın bir yerlerindedir ve sizin dostunuz, arkadaşınız, abiniz, akrabanız ya da uzaktan sevdiğiniz, Hakk dostu bir insandır. Onun varlığı, siz hatalara meylettiğinizde yüreğinizi yakar. Vicdan gibidir. Sizi izleyen mahşer kameraları gibi olmasa da kıyametin şefkat kameraları çalışır o insanı düşündüğünüzde…Fethi Gemuhluoğlu

Merhabanın en sarsıcı hali

Fethi Gemuhluoğlu denildiğinde yüreğimde bir bant kaydının sesi açılır: “Bir merhaba yeşermeli, göğermeli; ihmallere, ilgisizliklere, yalnızlıklara karşı. Başak tutmalı; hiçliklere, kayıplara, karanlıklara karşı…”  Türk Petrol Vakfı’nın genel sekreterliğini yürüttüğü yıllarda bir genç gelir yanına. Tir tir titremekte, açlıktan karnı ağrımaktadır. Fethi Ağabey anlar durumu. Lakin hazırda para-pul yoktur. Vakfın çaycısına söyler, “Cebinde ne varsa çıkar!” der. Çaycının o gün cebinde olan ne var ise sayılmadan o delikanlının cebine bırakılır; utandırılmadan. Sonra da Fethi Gemuhluoğlu, tam da “ağabeyliğini” yapar ve paltosunu delikanlının sırtına geçirir!

O fotoğraflardaki görünmeyen cevvallik

Mareşal Fevzi Çakmak’ın naaşına en somut saygıyı gösteren ateşli bir gençtir o. Radyo’da eğlenceli şarkılar çalarken radyoevinin önüne gelen arkadaşlarıyla birlikte protestosunu yapmıştır 1950’nin o yetim gününde. Ve naaşı kimselere vermeyip Eyüp Mezarlığına defnedilene kadar yanı başında olmuştur.

Öyle ki, Moskova Radyosu’nun mimlediği “ender Türklerden”, hedef gösterdiği kelamı ses getiren delikanlılardandır. Öyle ya, 13 yaşındayken yalnız başına, “Bir Adam Yaratmak” piyesini canlandıran bir çocuk, büyüdüğünde susturulmuş insanları dillendirecek bir hamurdandır.

Fethi Gemuhluoğlu, Dostluk ÜzerineMektuptan doğan mektep

Fethi Ağabey’i en çok o munis bakışıyla tanıdık. Bir de mektuplarıyla. Bu ülkenin elek üstü şahsiyetlerine yazdığı o naif, kulak çeken, hatırlatıcı, pes etmeyen, Anadolu ve İslam tefekkürünü bir derviş soluğuyla harmanlayan lisanıyla yazdığı mektuplar… O mektupları, rahmetli Akif İnan’ın tarif ettiği kişi yazabilirdi: ”Kelamın en zarifini, edebin en kâmilini, siyasetin en ferasetlisini, edebiyatın en muhtevalısını onun aziz varlığında erimiş bulurduk. O, bir uygarlığın temsilcisiydi.” Evet, çünkü o, bir uygarlığın temsilcisiydi. “Oku!” denildiği an başlamış olan bir uygarlığın temsilcisiydi. Belki de bu sebepten bugüne yazılı olarak mektuplarından ve bir-kaç şiirinden gayrı bir şey kalmadı. Zira, yaz emri yoktu; oku emri vardı. O halde bile mektuplarıyla bir mektep adamdır Fethi Ağabey.

O selamı duyan dervişler eridiler

Hani bazı insanlar vardır; onlara dair fazla bir şey bilmezsiniz. Ama yine de o insanları özlersiniz; iyi ki yaşamış, iyi ki önümüze ayak izlerini bırakmış dersiniz ya… Tıpkı hiçbir zaman tadına bakamadığınız dünyanın en güzel rayihalarını salan meyveler gibidir onlar; kokusuyla seversiniz. Tadını almadan dahi sarhoş olsunuz. Öyle ya, daha şarap asmada salkım salkım üzüm olmadan sarhoş olan bir kavimden iseniz; Fethi Gemuhluoğlu’nun; “Evveli, âhiri, zâhiri, bâtını selamlarım. El-Evvelü Allah, el-Âhirü Allah, ez Zâhirü Allah, el-Bâtınü Allah. Sâhib’i selamlarım. Sâhib-i Hakîkî’yi selamlarım.”Levlâke Sırrının Mazharı”nı selamlarım. Vâlidesini, Hâdice Vâlidemi, Fâtıma Vâlidemi selamlarım. Çihâr-ı Yâr-ı Güzîn’i selamlarım. Erkân-ı Erbaa’yı….” sohbetine başlarken kâinat divanının tam merkezinde durup zamanın başından sonuna doğru boynunu kırıp selama durması… Bu, dervişliktir, edebdir, öğüttür, en büyük derstir, başıboşluğa karşı en büyük ihtilâldir, nefsin kul olarak değerli; varlık âleminde ise zerre miskal değerinin olmayışına nispettir.

Cezbenin en melamî hali Fethi Gemuhluoğlu’dur demem hadsizliktir; lakin cezbeye kalkacak, kalkabilecek tıynette olanların ateşini-odunu yakacak maharet onun nefesinde, sesindeydi. Niceleri onun sohbetinden yüreklerinin ucunu tutuşturan ateşleri yakıp düşmüşler karanlık yollara; avuçlarında kıyamet ateşiyle. Ki, onun selama durmuş, muhabbete ve yarenliğe kesmiş yüreği Rahmet-i Rahman’a erse de Allah’ın bir lütfu olarak can kulağıyla dinleyenlerini, gönül gözüyle görenleri medeniyet işçisi olmaya sevk ediyor.Fethi Gemuhluoğlu, Gerçek Olan Aşktır

Bazı insanlar vardır; köksüz olmadığınızı hatırlatırlar

Bazı insanlar vardır; sırtınızı kökü Âdem aleyhisselama dayanan bir medeniyete dayadığınızı hatırlatırlar. O insanlar, Havva Anamızın sancısını binlerce yıldır taşıyan bir yürek gibi güm güm vurmaya devam ederler kara toprağın altına Hoca Ahmed Yesevi gibi çekilseler de!

Nuri Pakdil, “İnsanın elinden tutuyor, adeta çağa çıkartarak yürüyüşe alıştırıyordu. İnsan; arttığını, çoğaldığını duyumsuyordu O’nun yanında…” demişti Fethi Gemuhluoğlu için. Evet, bazı insanlar sizi alıp garipliğinizden, yontar ve eli yüzü, aklı fikri düzgün insanlar çıkarırlar ortaya. O insanlar ölseler ne gam!

"Sizin tövbenizden ne çıkar! Günahlarınız bile eciş bücüş..." diyen Fethi Gemuhluoğlu'nun ne güzel bir kışkırtıcılığı var; uyduruktan adamlar olmanın tehlikesi üzerine... Kulak asmamak mümkün değil.

 

Zeki Bulduk, melâmet hırkasını giyenlere selam ve medeniyet işçilerine dua etti

Güncelleme Tarihi: 10 Ekim 2010, 21:05
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Emir
Mehmet Emir - 10 yıl Önce

Kendisini tanıdıktan sonra, en az Necip Fazıl'ın, Mehmet Akif'in dönemine yetişemediğime üzüldüğüm kadar Fethi Gemuhluoğlu'na da üzüldüm. Ne büyük bir insanmış o. Bu zamana kadar gerçek manada tanıyamadığıma üzüldüm.

dr .ramazan akkuş
dr .ramazan akkuş - 10 yıl Önce

ben onu herkesin bildiği BANDIRMALI ALİ ABİDEN DİNLEDİM.HAYATIMDA ALDIĞIM EN GÜZEL HEDİYEİSE ONUN MEKTUPLARINI HAVİ DOSTLUK ÜZERİNE ADLI KİTABIYDI.BİR ABİM PROF DR.EROL AYYILDIZ DEDİKİ:HAYATIMDA GÖRÜP DİNLEDİĞİM VE SÖZLERİ BEYNİME ÇEHİZ GİBİ SERDİĞİM İKİ KİŞİ TANIDIM VE DİNLEDİM.BİRİ FETHİ ABİ,DİGERİ DE ANTEBİN DETÜRKİYENİN DE ÜLKÜCÜ HAREKET VE TEFEKKÜRÜNÜN DE DÜNDAR TAŞER AĞASIYDI.FETHİ ABİ ŞAŞIRACAKŞINIZ AMA EN ÇOK SÖĞÜT AĞACINI SEVERDİ.OSMANLIDAN VE ANADOLUDAN REMZ OLDUĞU İÇİN .RAHMOLSUN

banner19

banner13

banner26