Söz ve eylem ustasıydı Cahit Zarifoğlu

Zarifoğlu söz ve eylemin ustasıydı. Bunun ispatını Ersin Nazif Gürdoğan'ın 'İki Dünyanın Hesaplaşması' kitabında buldum. Sefa Toprak yazdı.

Söz ve eylem ustasıydı Cahit Zarifoğlu

İnsanın tanıdığı ve çok da iyi bildiği halde bir şairin/yazarın hayatını birkaç kez okuması veya onu anlatanlardan tekrar tekrar dinlemesi aslında sevdiği bir şarkıyı defalarca dinlemesi gibi bir şeydir. Bütün sözler ezbere bilinmektedir fakat duyulan ve hissedilen her lahza yeni ve tazedir. Benim için de böyle bir şey olsa gerek Cahit Zarifoğlu'nu okumak. Şiirlerini, hatıralarını, günlüğünü, mektuplarını ve bir de onu anlatanların yazdıklarını.

İşte bu anlatıcılardan birisi de onun ve aslında yedi güzel adamın yanı başındaki isimlerden birisi olan Ersin Nazif Gürdoğan'dır. İz Yayıncılık'tan çıkan İki Dünyanın Hesaplaşması adlı kitabında "Güzelin sanatı güzel olur" başlığıyla Cahit Zarifoğlu'na dair yazdıklarında, ezberden okunan bir şarkının nakaratlarından alınan ahengin dokunuşu vardı. Nazif Gürdoğan'daki zarif izler bizi yine onun "acz"i içine sıkıştırdığı derinliğe ulaştırıyordu.

Zarifoğlu'nu benim için ayrı kılan en önemli nokta

Evet, güzelin sanatı elbette güzel olur. Öyle ki insanoğlunun dünyadayken öte dünya ile bağını kurmak ve asıl olan hakikati aramak için yapılmış olması sanatı bir o kadar da ulvîleştirir. Onun için bilginin tek ve değişmez adresi vahiydi, sanat da vahyin ölçüsüne uymalıydı. Şairin bu yaklaşımı onun düşüncesinde Hatay ile Halep'i ayırmadığı gibi Berlin ile Bursa arasında da fark gözettirmiyordu. Bu noktada da sanat ve edebiyat onun en etkili gücüydü zira o, edebiyatı medeniyet savaşının en önemli silahı olarak görmüştü. Bu gaye ile de Afganistan'daki cihada yazdığı şiirleriyle, yazılarıyla, romanıyla katılmış ve destek vermişti.

Aslında Zarifoğlu'nu benim için ayrı kılan en önemli nokta da burasıydı. Sözü eyleme dönüştürebilmek. O, uyurken değil de uyanıkken rüya gören ve bu rüyasını da gerçekleştirmek için var gücüyle çalışan biriydi. Onu büyük ve olmayacak hayalleri kurmakla itham edenlere karşı susması ve eyleme geçmesi en büyük cevap olarak yetmişti. Susması, büyük kalabalıkların içinde bile kendi dünyasını yaşamasıydı. Şiirlerini anlamıyoruz diyenlere karşı "ben de botanikten anlamıyorum, ne var yani?" demesiydi. Söz söylemekte ne kadar mahir ve usta ise bu sözü de eyleme geçirmekte o kadar gözü pekti.

Bize anlatılan ve birçok kitapta okuduğum şekliyle Zarifoğlu söz ve eylemin ustasıydı. Tamam, kabul ama neydi bu sözün ispatı? İşte bu sorunun cevabını da İki Dünyanın Hesaplaşması'nda buldum.

Sözünü eyleme geçirdi

Afganistan'da savaş bütün zorluğu ile devam ederken bir şeyler yapmanın derdini yaşayan Zarifoğlu ve arkadaşlarının elinden gelen sadece bu meseleyi yazmak değilmiş. Ve onlar da zaten ellerinden geleni sakınmamışlar. Afganların bu onurlu özgürlük mücadelelerini yerinde görüntülemek için ilginç bir girişimde bulunmuşlar. Usta yönetmenlerin, şair ve yazarların oluşturduğu bir heyet kurulmuş ve gidip o zamanki TOFAŞ yetkilileri ile görüşülmüş. Sultanahmet'ten Taç Mahal'e kadar bir tanıtıcı film çalışmasından bahsetmişler ve firmadan iki araba alarak aralarında Yücel Çakmaklı, Ahmet Beyazıt, Şenol Demiröz, Erdem Beyazıt ve İbrahim Sarıoğlu gibi isimlerin katılımıyla iki aylık süren bir Afganistan yolculuğu yapılmış. Tabii bu organizasyonun en önemli ismi yolculuğa bizzat katılmamış olsa bile Zarifoğlu olmuştur. Sözünü eyleme geçirmiştir.

Bir diğer örnek ise çok daha farklıdır. Zamanın siyasi ve fikri bakımdan kaynadığı bir dönemde, Nuri Pakdil'in "Kızılay'da bir kitapevi açmak, bir üniversite açmak kadar önemlidir." dediği yıllarda Zarifoğlu'nun gayretiyle ve arkadaşlarını da harekete geçirmesiyle Kızılay'da Akabe yayınevi ve kitapevleri açılmış ve onun derviş girişimciliğiyle buralar gerçekten de birer üniversite gibi düşünce platformu oluşturmuştur.

Kitabın ilerleyen sayfalarında ise Zarifoğlu'nun eli açıklıkta nasıl bir Necip Fazıl olduğu ve şiirindeki o ince ve gizli sesin "Yaşamak"la nasıl buluştuğundan bahsedilerek hatıralar anlatılıyor. Nazif Gürdoğan, "onun su gibi sabırlı, su gibi güçlü olması"nın ne demek olduğunu anlatılıyor. Ve sayfalar "zarifçe" akıp gidiyor.

Sefa Toprak 

Yayın Tarihi: 07 Haziran 2021 Pazartesi 09:00 Güncelleme Tarihi: 07 Haziran 2021, 09:29
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
deniz
deniz - 7 yıl Önce

iyi bir Cahit Zarifoglu okuru olarak, kendisi hakkinda dile getirip tarifini edemedigim cogu fikrime tercuman olunmus.sabahin besinde haber yazisi okumama vesile olan bir yaziydi, baslik tabi ki ana etken. tum emek ve paylasim icin cok tesekkurler.

banner26