banner17

Sonu ölümle biten tüm türküler yakıldı

Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, Bir Nokta dergisinin Mart sayısında öyle bir şiir yayınladı ki…

Sonu ölümle biten tüm türküler yakıldı

 

Kan, akmaya alışkındır, akışkandır. Bedenimizdeki kanın akışı durursa ölürüz. Kan akmalı elbette, dışımızda değil, içimizde akmalı. İki dünya harbine şahit olmuş yirminci yüzyıl ve uzantısı bugün, diğer pek çok şey gibi kanın da işlevini tersine çevirerek beden dışında akmasına neden olmuştur. Öyle şeyler yaşıyoruz ki, vakalara düz baktığımızda yanılmakla kalmıyor, yanılgının kendisi oluyoruz. Aynaya, aynanın arkasından, karanlık yüzünden bakmak gerekiyor; çünkü aydınlık hiçbir şey yok.

Ortadoğu’da isyanlar var, kan var, buna “Arap Baharı” deniliyor; hâlbuki ortada bir kış var. Öldüren de ölen de “Allahuekber” diyor, bir kış var. Kan güllerine bakıp da mevsime bahar demek, düz ve kör bakışın âlâsıdır. Bunları söylerken kafamın aydınlık olduğunu sanmayın; kafam, Ortadoğu kadar karışık. Kim haklı, kim haksız; bunun cevabı bende yok. Televizyon ekranının arkasından bakıyorum dünyaya, gazeteleri tersten okuyorum; bu bile çözüm değil artık. Amerika, Rusya, Çin, İsrail, farklı bloklar mı oluşturmuşlar, yoksa bir vücudun farklı parçaları mı onlar, bilemiyorum. Bildiğim bir şey var: Kan akıyor.

Sanatkârlar bir tepki koymalılar bu canlar alan gidişe

Sanatkârlar, en azından sanatlarıyla bir tepki koymalılar, bu canlar alan gidişe. Lorca “Dur” demiş, bu deyişini canıyla ödemişti. Ama Lorca, ölmedi. Sanatın aşk gücüyle “Dur” demek, büyük bir sese dönüşebilir, insanlardaki öldürme içgüdüsünü aşka dönüştürebilir. Picasso, kim bilir “Guernica” ile ne çok insanı barış doğrultusunda etkilemişti. “Çanakkale Şehitleri’ne” şiiri, bize parçalanmış bir bedenin havada uçan parçalarını hatırlatır ve böylesi bir acının, yıkımın yaşanmaması için ibretlik tablolar çizer. Mehmet Akif Ersoy, yine İstiklal Marşı’nı yazdıktan sonra, “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” diye dua etmiştir.

Cumali Ünaldı HasannebioğluBiz bunlardan ders almışız gibi gelmiyor bana. Babasını I. Dünya Savaşı’nda kaybetmiş, yetim büyümüş dedem aklıma geliyor ve bu kaderi yaşamış nice soydaşlarımız, dildaşlarımız… Dul kalmak, yetim büyümek, oğlunu kaybetmek, dünyanın en büyük acılarıdır. Bunları yaşayan nesil, artık öte dünyada. Onlar kayıplarını övünerek, vakur bir dille anlatırlar; çünkü onlar topraklarımıza göz diken küffarla savaşmış, vatanımızı, dinimizi, namusumuzu savunmuşlardır. Bugün bizler atalarımızla övünüyoruz, övünmekte de haklıyız. Çünkü onlar; kadınların, çocukların, yaşlıların kanı akmasın diye kanamışlardı.

Batı, bizi yenemedi ve bizi ebediyen yenemeyeceğini fark etti. Şeytanca düşündü, en ilkel yöntemini uyguladı bize, bizle saldırdı. Doğuda akan benim kanımdır, Batılıların kanı, damarlarında durmaktadır. Dul kalan benim karımdır, yetimler, benim çocuklarımdır. Öldüren silahlar, Batılılarındır. Ben, bu kan dursun diye kime karşı savaşacağım???

Bana bunları Cumali Ünaldı Hasannebioğlu’nun bu ayın “Bir Nokta”sında yayımlanan aşağıdaki şiiri söyletti.

EY KAN, DUR!

“Türkler ve Kürtler için, ama önce analara...”

Boşalıyor ağzımdan, burnumdan, kalbimden sereserpe

Ey kan dur, sefîl fırtınalar eklemeden bu toprağa, dur

Terkedilmiş bir kuş yuvası mı gönlüm, dâr-ı beka mı, ölü bir su yatağı

 


Cumali Ünaldı Hasannebioğlu'nun şiirinin devamı için buyurunuz.

 

Zafer Acar değindi

Güncelleme Tarihi: 27 Mart 2012, 13:18
YORUM EKLE
YORUMLAR
umut onaran
umut onaran - 7 yıl Önce

İnsanlık ve şiir adına güzel bir çaba, güzel bir "varidat". C.Ünaldı Hasannebioğlu'na yakışır bir şiir. Bir nokta dergisine de elbette. Dursun kan inşaallah.

banner8

banner20