Son nefesine kadar irfan ikliminde yaşadı

Ömer Nasuhi Bilmen, edebiyatın zihinleri parlatan, fikirleri aydınlatan, ahlakı güzelleştiren bir yönünün olduğunu belirtmişti.

Son nefesine kadar irfan ikliminde yaşadı

 

O’nu en çok da “Büyük İslam İlmihali” dolayısıyla tanıyoruz. Bilmen’in ilmihal kitabını okumayan sanki yok gibi. Her evde mutlaka bulunur. İlmihal kitabı bu denli meşhur olan Ömer Nasuhi Bilmen, yaşadığı dönemin en önemli, en önde gelen âlimlerinden. Medrese geleneğinin yetiştirdiği son büyük değerlerimizden. Aslen Erzurumlu. 1882 yılında doğuyor. İlim ve irfan ikliminde yaşayan bir aileye mensup. Babası, meşhur âlimlerden Hacı Ahmet Efendi. Amcası Ahmediye Medresesi müderrislerinden Abdurrezzak İlmî… Babasını küçük yaşlarda kaybeder. İlk derslerini amcası Abdurrezzak İlmî ve Hüseyin Haki Efendilerden okumaya başlar. Bu iki değerli âlim vefat edince Bilmen İstanbul’a gelerek Fatih dersiamlarından Tokatlı Şakir Efendi’nin derslerine devam eder ve icazetini alır. Aynı zamanda Medrese’tül Kuza’da hukuk derslerine devam eder.

Dinde reformu savunanlara şiddetle karşı çıktı

Ömer Nasuhi Bilmen İslam ilimlerini, İslam ahlakını, edebi, irfanı kendinden sonraki kuşaklara aktaran bir büyük köprüdür. Bugün hem ilmine hem yaşayışına hasret kaldığımız, yok olan değerlerimizden. Bilgisini amele dönüştüren, hayatında boşluklar, çelişkiler barındırmayan… Fatih Camii’nde, Sahnı Seman Medreselerinde, Dar’uş – Şafaka’da dersler vermiş, ilim halkaları kurmuş. Ders verdiği her yerde öğrencilerin büyük ilgi ve iltifatına mazhar olmuş. Hatta ilmi, irfanı, sabrı, güler yüzü dolayısıyla kendisine “Şeker Hoca” denilmiş. Bütün bunların yanında imam hatip okullarında ve yüksek İslam enstitüsünde yıllarca kelam ve fıkıh dersleri okutmuş.

Gerçek bir İslam terbiyesi ve ahlakıyla yetişen Bilmen’in yaşadığı dönemler Türkiye’nin sancılı dönemleridir. Tek Parti despotluğu kendini yoğun olarak hissettirmekte. İslam kültürü ve değerlerinin üzerinden buldozer gibi geçilmekte. Cumhuriyet Türkiye’si siyasi ve kültürel tercihini batılılaşma, sekülerleşme ve laiklik yönünde kullanır. Geleneksel yapıların tasfiyesine başlanır. Bu dönemde dini ve geleneksel hayat derin yara alır. Bilmen böyle bir dönemde çok kritik noktalarda görev alır. 1943’te seçimle İstanbul Müftülüğüne getirilir. Burada mütevazı, bildiği doğrulardan taviz vermeyen, ehli takva kişiliğiyle tanınır. Siyasetin kaypaklıklarına, değişkenliklerine asla prim vermez. Tribünlere oynamaz.

1960 yılında Diyanet İşleri Başkanlığına atanır. Burada yaklaşık bir yıl kadar görev yaptıktan sonra emekliye ayrılır. Bu kararında etkili olan sebeplerin başında o dönemde diyanet işlerinin politize edilmesi gelir. Türkçe ezan okunmasının yeniden gündeme gelmesi ve daha birçok uygulama vardır. Bilmen Hoca bunların hiç birine taviz vermez. Ezanın tekrar Arapçaya döndürülmesi haberi kendisine geldiğinde camiye giderek gözyaşları içinde ezan okur. Dinde reformu savunanlara şiddetle karşı çıkar. İslam’ın inanç, ahlak ve hukuk prensiplerinin evrenselliğine ve hakikatine son derece sağlam bir bağla bağlanmış ve hayatı boyunca bunları savunmuştur. Popülist, günübirlik, genel geçer anlayışların dümen suyuna gitmemiş, mevzisini terk etmemiş. Samimiyeti asla elden bırakmamış. Zaten dost düşman herkes O’nu takdir etmeyi bilmiştir. Reel politiğin çetrefilli yollarında seyahate çıkmamış. Bir üslubun, bir duruşun sahibi olmuş.

“Şu tefsiri bitirip öyle öleyim, duam budur”

İslami ilimlerdeki vukufiyetinin yanında edebiyatla da sıkı bir bağı vardır Bilmen’in. Şairdir aynı zamanda. Farsça şiirler yazar. Ayrıca bir de romanı vardır. İki Aşk Çiçeği’dir bu roman. Bilmen, edebiyatın zihinleri parlatan, fikirleri aydınlatan, ahlakı güzelleştiren bir yönünün olduğunu belirtmişti. Arapça, Farsça, Fransızca çok iyi bildiği dillerden. Fransızcayı Fransızcadan çeviri yapacak kadar öğrenmiş.

Ömer Nasuhi Bilmen’in, “Hukûk-ı İslamiye ve Istılahat-ı Fıkhıyye Kamusu”, “Tabakat’ul-Müfessirin”, “Muvazzah İlm-i Kelam” adlı kitapları ve Tefsiri oldukça önemlidir.  Bilmen, son nefesine kadar ilim ve irfan ikliminde yaşamış, arkasında yeni nesillere ışık olacak eserler bırakmıştır. Ömrünün son yıllarında kendini ziyarete gelen öğrencisine “şu tefsiri bitirip öyle öleyim, duam budur.” diyerek ilim aşkını göstermiş. Tefsirini tamamlamış ve 12 Ekim 1971’de vefat etmiş. Mezarı Edirnekapı Sakızağacı’ndadır.

Selam Olsun Ömer Nasuhi Bilmen’e…

 

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2013, 11:40
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13