banner17

Sırat-ı Müstakim'de bir er kişi!

Sebilürreşad’da Mehmet Akif ile birlikte gördüğümüz Eşref Edip neler yaptı, nasıl bir adamdı?

Sırat-ı Müstakim'de bir er kişi!

20. yüzyıl Osmanlı ve Türkiye’sinin efsane gazetesi Sırat-ı Müstakim 1908 yılında yayın hayatına başladığında şöyle bir kadroya sahipti: Başyazar ; M.Akif Ersoy. Yazarlar; Babanzade Ahmed Naim, Manastırlı İsmail Hakkı, Bereketzade İsmail Hakkı, Musa Kazım, Tahirul Mevlevi, Ali Haydar Efendi, Halim Sabit, Said Halim Paşa, İskilipli Atıf Efendi, Bediüzzaman Said Nursi, Ömer Nasuhi Bilmen, Şemseddin Günaltay, Ahmet Hamdi Akseki, Ali Fuat Başgil, Yusuf Ziya Çağlı ve Yusuf Ziya Kösemen. Dergide sonraki dönemlerde, ayrıca Peyami Safa ve Nurettin Topçu'nun da makalelerine yer verilmiştir.

Bu efsane gazetenin  her biri göz kamaştıran yazarları bir yana esas kuvveti ise gazetenin kurucusu ve banisi hükmündeki Mehmet Akif Ersoy ile, Akif’in mücadelesine gönül veren  Eşref Edib Fergan’dı. Eşref Edib Fergan  aynı zamanda gazetenin sahibi ve mesul müdürüydü.

Eşref Edib kimdir?

Eşref Edib Fergan Selanik Serezli. Türkistan’dan Trakya’ya göçen bir ailenin çocuğuymuş. Önce Sıbyan Mektebi'ni sonra Rüştiye'yi okur ve gençlik yıllarında Müftü Ümaduddin Efendi’den medrese eğitimi alır. Memuriyet hayatına Mahkeme-i Şeriyye' de katip olarak başlar.  Böyle çalışamayacağını anlayınca devrin Hukuk Fakültesi niteliğindeki Mekteb-i Hukuk'a devam ederek, öğrenciliğinin yanı sıra Atik Ali Paşa Camii'nde verilen medrese derslerine devam etti.

Eşref Edib Fergan’ın hayatındaki bu medrese etkisi oldukça manidardır. Zira onun bu medrese geleneğine bağlılığı hayatı boyunca yapmış olduğu her işe bir disiplin olarak yansıdı. Eşref Edib Fergan’ı Akif’le buluşturan ve Akif’in mücadelesine ortak eden de büyük ihtimal bu medrese geleneğine olan bağlılığıydı. Akif’in mücadelesinin en başından beri yanında duran Eşref Edib, Meşrutiyet'in İlan'ından hemen sonra Yayın Hayatı'na başlayan Sırat-ı Mustakim’in kurucusu olarak Milli Mücadeleye kadar sürecek olan oldukça oylumlu bir çabanın içinde hem kalemi hem de kesesi ile birlikte yer aldı. O kadar ki, devrin imkanlarına bakıldığında hem iktisaden hem de siyaseten bir çok riski göze almayı gerektiren böylesi bir kararla ilkin Ebulala ile birlikte, daha sonra da tek başına Sırat-ı Müstakim’in ve daha sonraki adıyla Sebilürreşad’ın yayınına devam ederek, sonrasında genişleyecek olan Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad Kütüphanesi'nin de kurucusu, sahibi ve yayıncısı olarak hizmet etti. Eşref Edib Fergan’ın bu mücadelesi bir bakıma Akif’in mücadelesinin hakkını vermek yolunda serdedilen bir dost desteği hükmündeydi. Bu uğurda hem gazetenin hem de gazete çevresinde gelişen yayıncılığın genişleme ve yayılmasında ve bilhassa  ‘Asım’ın Nesli’ için lüzum eden kitap ve risalelerin yayınlanması imkanı elde edildi.

Sebilürreşad ve bir neslin doğuşu

Eşref Edib Fergan, Meşrutiyetin ilanına  kadar Sırat-ı Müstakim adıyla yayınlanan gazeteyi Milli Mücadale Yılları'nda Sebilürreşad adıyla çıkarmaya başlıyor ve Sebilürreşad Milli Mücadele yıllarında ilkin Ankara, Kastamonu ve Kayseri'de yayınlanıyor. Akif’in ve dolayısıyla Sebilürreşad’ın bu dönemdeki mücadelesi aynı zamanda mücadelenin odağında yer alan Hürriyet ve Aksiyon düşüncesinin izlerini taşımaktadır. Milli Mücadele sırasında  İstanbul'a karşı Ankara Hükümetini destekleyen gazetenin bu mücadelesiyle  Milli Mücadelenin geniş halk kitlelerince kabul edilmesinde çokça etkin olduğunu söyleyebiliriz. Bununla beraber, Lozan Anlaşması sonrasında İslamcı Kesim'in Meclis'ten ve diğer Etkin  Merkezlerden uzaklaştırılması için yapılan kumpaslardan da etkilenerek saf dışı bırakılmıştır Sebilürreşad…

Hak, hukuk, hürriyet ve aksiyon yolunda hiçbir zaman taviz vermeden fikir serdedilmesinden yana olan bu tavır, Sebilürreşad’ı  bir dizge üzerinde kolayca tarif edilemeyen bir fikrin temsilcisi haline getirmiştir ki, bu halde aslında bir neslin -Asım’ın nesli’nin- çok özel doğuşundan başka bir şey değildir…

Sebilürreşad’ın yayınını işte bu neslin doğuşunu belirgileştirmesi anlamımda düşünmek gerekmektedir. Zira derginin yayınlandığı sürece bakıldığında hem düşmana karşı verilen fiili bir mücadele hem de devrin henüz oluşmamış Türkiye’sinin içine düştüğü kaotik bir yapı söz konusudur ve bu kaos içerisinde devrin diğer dergi ve gazeteleriyle birlikte -Tasvir-i Efkâr, Vakit, İkdam, İfham, İleri, Yeni Gün, Akşam- düşünüldüğünde hemen hepsi bir biçimde taraf olan yayınlar arasında bütünüyle tarafsız ve tavizsiz bir yapıyı savunduğu görülecektir…  Tarafsız ve hak ve hukuktan, iman ve ahlaktan yana da tavizsiz bir dergi…

Maneviyat odaklı ve maneviyat hatırlatıcısı bir dergi

Milli mücadele döneminin yukarıda bahsetmiş olduğumuz, çift yönlü sıkıntılı yapısı içerisinde, Sebilürreşad’ı diğer fikri duruşlardan ayıran en büyük özelliği ise,  derginin her daim bir maneviyat dizgesini diri tutmaya çalışmış olmasıdır. Bu anlamda Sebilürreşad’ı onca toz duman, gürültü, patırtı ve yüksek sesli mücadele arasında bir dua ve niyaz durağı, bir manevi sığınma yeri olarak değerlendirmek gerekmektedir. Sebilüreşadçılar her şeyden önce İslamcıdırlar ve mücadele nasıl olursa olsun bu İslami duruş onlar için hep en öndedir.  Bu anlamda Akif’in çeşitli camilerde vermiş olduğu vaazlar ve sonradan Safahat’ın bütününü oluşturacak şiirlerini bu dergi aracılığıyla yayınlamış olması hayli düşündürücüdür. Akif’e ve Eşref Edib’e göre, hem cephede savaşan askere hem de millete tüfek ve barut ne kadar gerekliyse, iman ve maneviyat da o kadar gereklidir.

Şapka Hadisesi, Şeyh Said ve diğer bir takım olaylarla da ilişkili ve ilgili bir dergidir Sebilürreşad; Sözgelimi, derginin yazarlarından da olan İskilipli Atıf Efendi ve Tahirü’l Mevlevi’nin Şapka hadisesi bahane edilerek İstiklal Mahkemelerinde yargılanmış olmalarını da düşünecek olursak Sebilürreşad’ın aynı zamanda olayların odağındaki bir yayın organı olduğunu söylemek gerekir. Bu nedenle Sebilürreşad’ın yayın hayatı boyunca iki dönemde yayınlandığını görürüz. 1925 yılında çıkarılan baştan sona hesaplı takrir-i sükun kararıyla kapatılmasına kadar 641 sayı yayınlanan derginin bu ilk döneminden sonra uzunca bir zaman boyunca çıkmamış oluşu ise Sebilürreşad’ın özgürlüğünden olması bir yana, 1925 yılından itibaren ülkeye hakim olan baskıcı ve totaliter yapının anlaışlması bakımından da hayli derin bir içeriğe sahiptir. O kadar ki, 1948 yılına kadar yayınlanmayan dergi sanki de yayınlanmamış olduğu dönemdeki kapalı haliyle bile bir baskı ve sindirme döneminin özetini veriyor gibidir. Sebilürreşad’ın ikinci dönemi  1948-1966 yılları arasındadır ve işte bu ikinci dönemde de derginin ilk sahibi Eşref Edib, büyük özverilerle Sebilürreşad’ı neredeyse tek başına yayınlamıştır.

Eşref Edib, işte böylesine direşken ve dost bir mücadele adamıdır…

Bu vesileyle kadirşinas bir çalışma, ‘Yoldaki çığır’

2011 yılı M.Akif Ersoy yılıydı. Eşref Edib Fergan’ın vefatının 40. yıldönümü de 2011’in sonlarına denk geldi. Yapılan ve yapıl(a)mayan onca çalışmanın yanında, Sırat-ı Müstakim / Sebilürreşad’ın yayın serüvenini anlatan güzel bir çalışma yapıldı. Araştırmacı gazeteci Muharrem Coşkun’un yapımcı ve yönetmenliğiyle gerçekleşen ‘Yoldaki Çığır’ belgeseli oldukça göz doldurucu içeriğiyle, Sırat-ı Müstakim’in çıkışından Sebilürreşad’ın yayınlandığı ve kapatıldığı dönemlere kadar geniş bir eksen üzerinde duruyor ve Sebilürreşad  etrafında yaşanan İslamcılık tartışmalarına, İlk İslamcılara, Milli Mücadele’deki İslamcı etkiye kadar bir çok durumu açıklamaya ve anlatmaya çalışıyor.

Sebilürrreşad derken sadece Akif’i anmaktan ziyade, Akif’le birlikte çok kıymetli yol arkadaşlarını ve özelikle ismi unutulmuş durumdaki gönül, mücadele ve dava adamı Eşref Edib Fergan gibi bir büyük adamı da hatırlatan bu bir yılı aşan bir araştırma sonucunda  hazırlanan bu eşine az rastlanır kadirşinas belgesel için, başta Muharrem Çoşkun olmak üzere, Hasan Cihat Örter’e,  Erol Eren’e , Abdulhamit Güler’e, ve Demirhan Kadıoğlu’na  teşekkür etmek istiyorum.

 

Şahin Torun iki güzel adam için yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Ocak 2012, 03:47
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdulkadir Kemali
Abdulkadir Kemali - 7 yıl Önce

Belgeseli yapan dostlar Fahreddin Gün ile görüştü mü mesela? Ya da Sırat-ı Mustakim ile Sebilürreşad'ı tekrar neşretmeğe çalışan M. Ertuğrul Düzdağ ile. Yazanla, çeken arasındaki mesafe ne zaman kapanacak? Selamlar, tebrikler.

murat taş.erzurum
murat taş.erzurum - 7 yıl Önce

bize akifi ve yol arkadaşı bu inanmış adamı anlattığınız için sağ olun şahin bey. yazılarınızı okuyoruz bilgileniyoruz. edip fergan ı biliyorduk ama bu yazı çok faydalı oldu.hürmetler saygılar

Esma Polat
Esma Polat - 5 yıl Önce

Eşref Edip Fergan (hayatı ve eserleri) konulu yüksek lisans tezimi 2011 Ekiminde tamamladım. Tezi hazırlamak oldukça yorucu oldu ancak Eşref Edip gibi bir mücahidi tanımak ve tanıtmak için zahmet çekmek inşallah makbuldür.

banner8

banner19

banner20