Sıkıntısı ümmetinkiyle aynı

Adem Turan, ne aklından ümmetin derdini çıkartabiliyor ne de omuzlarını silkeleyip yükünü atabiliyor..

Sıkıntısı ümmetinkiyle aynı

Üsküdar’a giderken, şayet yağmurlar alırsa sizi, hemen Adem Turan’ı arayın derim. Çünkü bir çay içimlik vakti varsa Çınaraltı’na davet eder; hem kurulanır, hem de sohbetiyle ısınırsınız.  

Salacak sahilinde yürürken, Adem Turan’a telefon ediyorum. Ağabey seni görmek istedik diyorum. Davet ediyor bizi. Yeryüzünü incinebilir korkusuyla nazenin adımlarla, rotamızı oraya çeviriyoruz. Vardığımızda Adem Turan bizi bekliyor. Her defasında başımda yine o mısralar.10443

“Bu kente gelirsen unutma beni ara

Sana bir çay ve temiz yaralar ısmarlarım”

Adem Turan, beni davet ederken, Osman Konuk’un bu dizelerini hatırlatırdı hep. 

Ahmet Veske de oradaydı

Adem Turan’ı  Çınaraltı’nda yalnız göremezsiniz. Büyük ihtimal yanında bir şair daha olur. Bir önceki görüşmemizde Ali Ayçil vardı yanında. Yine bir şair var yanında; Ahmet Veske.

10444Ahmet Veske Ebabil isimli şiir kitabının ve

”umutsuz ve muzmahil

geldim kapına

durdum divanına

ebabil

ilk taşı bana fırlat” mısralarının şairi aynı zamanda.

Adem Turan tanıştırıyor bizi. Mavera Dergisi şairlerinden Yaşar Akgül’ün oğlu olarak zihnine yerleşiyorum Ahmet Veske’nin.

Adem Turan’dan Ahmet Veske’ye tatlı bir fiske

Ahmet Veske uzun zamandır şiir yazmıyormuş. (En son Nurettin Durman’ın Düşçınarı dergisinde görmüştük.) Bir süre sohbet ediyoruz. Daha önce yazdığı mecralardan; Aylık Dergi’den, Mavera’dan, Yönelişler dergisinden bahsediyoruz. Adem Turan şiiri bıraktığı için Ahmet Veske’ye tatlı tatlı sitemler ediyor, köy ekmeğine su serper gibi kızıyor ona. Ahmet Veske de gardını, Adem Turan’a tebessüm ederek alıyor.

Adem Turan şiir konusunda her zamanki gibi çok hassas. Şiirin peşini asla bırakmayan bir şairdir. İrtibatını hiç koparmaz. Şiirin onu terketmesine de izin vermez. İşte bu sebeple şiire uzaklaşan şairlere de  hep sitem doludur. Üzülür.

Ahmet Veske sessiz edalı bir şair. Peşpeşe sorular soruyorum, sıcak bir güleçlik içinde cevap veriyor bana. Eski günlerden, dergilerden konuştukça, içindeki özlem ve hasret yüzüne kadar çıkıyor. Artık konuşmasına da gerek yok, yüzünden okuyorsunuz içindekini. Samimi, güzel bir insan.

10445

Zaten kitaplardan da çok uzaklaşmış sayılmaz, kitapyurdu sitesinde iştigal ettiği işlerden bahsediyor bize. Bir süre sonra da müsade istiyor. İçinde ekmek olduğunu anladığım bir poşeti eline alarak bize veda ediyor. Torbasında ekmek olan bir adamın şiirden uzaklaşabileceğini düşünmüyorum o an. Ekmek ve Şiir kelimeleri yanyana geliyor zihnimde. Sonra meczoluyorlar. Ha ekmek, ha şiir diye düşünüyorum.

Şair sıkıntılı oturur yeryüzünde

Adem Turan ile vakit geçirirken aklınıza şu iki sözden birinin gelmesi olası: Birincisi İlhan Berk’in “ben sıkıntıyım” sözü. Diğeri de Edip Cansever’in “ben burda bir sıkıntıyım” mısrası. Bu ikisinden biri gelmediyse aklınıza bir üçüncü söz olarak Cahit Zarifoğlu koşar imdadınıza:

“Uzakta.Ta burada
Ünlü bir can sıkıntısını
Ufalar bir zümrüt sakal”

10446Adem Turan’ın sıkıntısı bir başka. Taksim’de Gazze ile ilgili bir yürüyüş vardı, gidemedim diyor. Yüzüne o anbir sıkıntı oturuyor. Biz kalkana kadar da kımıldamıyor yerinden. Duygu yükünü omuzlarında taşıyan ağabey.

Sonra biran olsun o sıkıntılı havayı dağıtmak için masadaki poşetten bir kitap çıkarıyor: İsrailli Etgar Keret ve Filistinli Samir El-Yusuf’un Gazze Blues eseri. Haydar Ergülen tavsiye etmiş kendisine. Kitaptan konuşuyoruz biraz.

Sonra da kendisinin büyük çabalarla hazırladığı Şairlerin Gazze’si isimli kitabının yankınlarından konuşuyoruz. O an kitapta yazısı olan bir şairde bahsediyoruz: Onur Caymaz’dan. Bir arayıp selam verelim diyoruz, Onur Bey’in telefonu kapalı.

Daha sonraki günlerde ben Onur Caymaz’a facebook zamazingosundan mesaj atıyorum. Mesajı yolladığım an,  Adem Turan’la telefonda görüştüğünü söylüyor. Selamımız yerde kalmıyor, seviniyorum.

10447Şair hep bir projeyle gezer

Adem Turan’ın kafasında bir dolu dosya var. Taş’ın serüvenini anlattığı şiirlerden bahsediyor bize biraz. Bir de “Bir Romantiğin Boğaz Turları” isimli bir dosyası var. Onu tamamlamaya gayret ettiğini söylüyor. Sonra da Şeyh Bedrettin ile ilgili uzun bir şiirin tezgâhında durduğunu, bitirmek için gösterdiği çabayı anlatıyor bize. Bütün bunların yarım kalması Adem Turan’ın canını çok sıkıyor. Anlattıklarından çıkarıyorum bunu. Adem Turan’ın biraz önce yüzüne oturup da kalkmayan sıkıntı, azcık kımıldanıyor, sonra ayak ayak üstüne atıp iyice kuruluyor.

Şair hep bir özlemle yaşar

Adem Turan 12 yıl boyunca Bursa’da yaşamış bir şair. Yanımdaki arkadaşım da Bursa’lı olduğundan onunla konuşacakları ortak bir konu açılmış oluyor.

Bize en son gittiği şiir etkinliğinden bahsediyor. Sonra da Bursa’yı ne kadar çok özlediğinden. Eşi aklını çelerse Bursa’ya yerleşebileceğini söylüyor. Belli ki o da çok istiyor tekrar Bursa’ya yerleşmeyi. Aklım çelinse de gitsem şu Bursa’ya der gibi. Üsküdar’a ve Boğaz’a çok alıştığını belirtmeden de geçmiyor.

“ben f orada diyorsam işte oradadır!” diye başlayan şiirini Bursa’da yazdığını anlatmıştı bana daha önce. Bir tepeye doğru koşarken, zihninde çakıyor mısra, duruyor. Kağıt kalem çıkartıyor cebinden, nefes nefese. Küçücük bir kağıda o büyük şiirin ilk mısrasını yazıyor.

 'ben f orada diyorsam, işte oradadır,

göğsümün kıllarına bak ve bana inan'

10448

 

Deli Ayten’den bahsetmeden geçmek olmaz

Bursa’nın ilginç kişiliklerinden biri olan Deli Ayten’i anlatıyor bize Adem Turan. Boynundaki davul, kolundaki renk renk çantalar ve saçlarındaki kurdela ile sokak sokak gezen bir “deli” Ayten. Heykelini dikmişler diyoruz Yıldırım’a, hayretle karşılıyor. Aslında hikayesini yazmak lazım onun diyor.

 

Üsküdar’dan martıların eskortu şeklinde ayrılıyoruz

Adem Turan’ı yeniden ziyaret etmek ümidiyle yanından ayrılıyoruz. Yüzündeki sıkıntının onu terk etmesini umuyoruz. Gazze esenliğe kavuşursa, Adem Turan taş’ın şiirini tamamlar, Boğaz yazılarını biran önce bitirirse, bir gün çok özlediği Bursa’ya yerleşirse sıkıntısını o zaman Salacak’tan suya bırakır.

 

Cahid Efgan Akgül, gönül sohbetini paylaştı

 

Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2010, 23:58
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
havariçare
havariçare - 9 yıl Önce

keşke sofi olsaydı !

banner19

banner13