banner17

Severus Snape'e veda ederken Rachel Corrie'yi hatırlamak

Daha çok Harry Potter serisinde canlandırdığı 'Severus Snape' karakterinden tanıdığımız Alan Rickman, hepimiz için önemli bir figür olan Rachel Corrie’nin 'sesinin yaşamasını' dert edinen bir aktördü. Deniz Baran yazdı.

Severus Snape'e veda ederken Rachel Corrie'yi hatırlamak

Geçtiğimiz günlerde haber bültenlerinin bir köşesinde ünlü aktör Alan Rickman’ın 69 yaşında kanserden ötürü öldüğü haberi belirdi. Rickman, gerçek isminden ziyade dünyayı –bilhassa da benim jenerasyonumu- kasıp kavuran fantastik kitap serisi Harry Potter’ın filme uyarlanan versiyonunda canlandırdığı Severus Snape karakteriyle biliniyordu. Benim gibi bu serinin hayranı olanlar bilir: Snape en kritik ve en gizemli, aynı zamanda yıllar süren maceranın sonunda bize en büyük sürprizi yapan karakterdi. Onu canlandırmak ise bir hayli zor olmalıydı. Fakat Alan Rickman, 10 yılı aşkın süren 8 filmlik macerada öylesine Snape karakteriyle özdeşleşebilmişti ki –yine benim gibi- filmleri pek beğenmeyen takipçilerin dahi takdirini kazanmış, Snape’in vücut bulmuş hâli olarak kafamıza kazınmıştı. İşte tüm bunlardan ötürü haber bültenlerinin çoğu Hogwarts’ın (Harry Potter’ın okulu) “Karanlık Sanatlara Karşı Savunma” dersinin hocası Snape’in vefatını duyurmaktaydı Rickman’dan ziyade.

1946’da Batı Londra’da doğup kendi deyimiyle “fakir ama mutlu bir çocukluğa sahip olan” Alan Sydney Patrick Rickman, aslına bakılırsa görsel sanatlarla iç içe geçmiş, mütevazı ama klas bir kariyere sahipti. 8 yaşında babasını ebediyete uğurlama trajedisini yaşayan Rickman, genç yaşlarda yeteneği sayesinde Londra’da burs bulmuştu. Batı sanat çevreleri onun mükemmel bir sanatçı olduğuna kâniydi. Sinema izlemeyle biraz daha ilgili olanlar; onu Zor Ölüm, Robin Hood, Jane Austen’dan uyarlama Aşk ve Yaşam ve Tim Burton imzalı birkaç filmden de gayet iyi tanıyordu. Çeşitli filmlerde ABD Başkanı Reagan, Fransız Kralı XIV. Louis veya Alman filozof Karl Hoffmeister gibi isimleri de canlandırmış olması, onu iyi bir karakter oyuncusu olarak tescilliyordu. Birçok ödül almıştı, ayrıca 1997’de Empire dergisi tarafından tüm zamanların en iyi 100 oyuncusu arasında gösterilmişti. Esasında sinemadan ziyade tiyatro oyuncusu ve yönetmeniydi fakat ne olursa olsun birçoğumuz için o özünde “Karanlık Sanatlara karşı Savunma Hocası Severus Snape” idi.

Filistin gerçeğini “Batıdakiler”e gösterenlerden biri

Son 2 sene hem ülkemizde hem dışarıda birçok sanatçının ölüm haberini duymuştuk. Alan Rickman da bu zincirin son halkası oldu ve her zamanki gibi medyada, televizyonlarda, sosyal ağlarda kendisi hakkında birçok şey yazılıp çizildi. Fakat bu sefer ilgi çekici bir farklılık vardı. İngiliz bir aktör için taziyeler ve yazılar yayınlayan siteler arasında kayda değer oranda Filistinli/ Filistin’e dair site yer alıyordu. Çünkü Rickman sadece Severus Snape değildi Filistin meselesini dert edinenler için, o evvelâ bir Filistinli olmamasına rağmen onurlu direnişe her şeyini geride bırakıp destek veren ve bir İsrail buldozerinin altında can veren Rachiel Corrie’nin sesiydi.

Rickman’ın aslında tiyatrocu olduğunu ve yönetmenlik de yaptığını daha önce belirtmiştim. Rickman’ın en çok ses getiren oyunlardan biri, onun ölümünden sonra Filistin için dertlenenler tarafından yad edilmesinin, Corrie’nin sesi olarak görülmesinin sebebiydi: My Name is Rachel Corrie. Bugünlerde Birleşmiş Milletler raportörünü istifa ettirmeye kadir İsrail lobisinin Batı’daki politik ve kültürel statükosunun bugünlerden daha fazla borusunu öttürdüğü bir dönemde Alan Rickman, gazeteci Katharine Viner ile cesur bir projeye adım atmıştı. Adalet için çığırırken İsrail buldozerinin altında ezilmesi yetmezmiş gibi, İsrail lobisi tarafından bu fecaatin üstü apar topar kapatılmaya çalışılıyor ve Corrie’nin o onurlu duruşunun, zulme karşı yükselen sesinin bastırılmasına çabalanıyordu. İşte böyle bir dönemde Rickman, gazeteci Viner ile Rachel Corrie’nin günlüklerini ve e-maillerini özenle inceleyerek Corrie’yi anlatan bir oyun ortaya koymaya karar verdi. Yüzlerce can vermiş direnişçiden en sembolik olanlarından birini ele alacak olan bu oyun, Filistin’e mesafeli duran Batı kültür dünyasına biraz şok edici armağan olacaktı. Ve oldu da…

My Name is Rachel Corrie (Benim Adım Rachel Corrie)”, bu büyük aktivisti anlatarak aslında İsrail zulmünü ortaya koyuyordu. Binlerce Filistinli’ye kıyan İsrail buldozerleri öyle veya böyle bir “Batılı”yı ezmekle faka basmış olduğunu hissetmekteydi. Corrie’yi ezme hadisesinin üstünü örtmek zor olacaktı ve nitekim Rickman’ın yönetmenliğini üstlendiği bu oyunla örtbas çabaları iyiden iyiye boşa çıktı. O, kendi deyimiyle “Corrie’nin sözleri yaşasın” istiyordu. Oyun büyük yankı uyandırdı, en ünlü tiyatrolarda sahne aldı. Şüphesiz Rickman’ın sanat dünyasındaki nüfuzu buna yol açıyordu, bu yüzden dolaylı yoldan da olsa Filistin gerçeğini “Batıdakiler”e gösterme konusunda Rickman’ın yadsınamaz bir katkısı oluyordu.

Eğer risk yoksa zaten yapmaya değmez”

Filistin meselesine her Filistin cephesinden bakan gibi tabi ki Rickman da Batı’daki kuvvetli İsrail yanlısı lobi tarafından hücuma uğradı. Bunun en somut örneği Broadway’de yani New York tiyatosunda görüldü. Dünyanın farklı yerlerine dalga dalga ulaşan My Name is Rachel Corrie’nin New York gösterimi farklı bahanelerle “ertelenmişti.” Ariel Sharon’un hastalığı patlak vermiş, Hamas son seçimleri kazanarak iktidara gelmişti. New York Tiyatrosu’nun yetkilisi de böylesine hassas bir dönemde “endişeli” olan İsraillileri veya orayla bağlantısı olan vatandaşlarını daha fazla endişeye sevk etmek istememişti. Rickman bu kılıf uydurulmuş yasağa karşı geri adım atmadı, olan bitene “kılıf uydurma” diyen bizzat kendisiydi. Oyununa uygulanan sansürü “korkudan doğan bir sansür” olarak tanımlıyordu. Fakat yasaklar hakikatı bastıramadı; bugün hâlâ ABD’den İngiltere’ye, İtalya’dan Peru’ya kadar My Name is Rachel Corrie oynuyor, yaşatılıyor.

Rachel Corrie’nin ailesini temsilen baba Craig Corrie, Rickman’ın ölümü üzerine kısa bir taziye mesajı yayımladı. Tiyatro oyununu, kızlarına verilmiş en güzel hediye olarak anıyorlardı. Orada anlattığı bir diyalog Rickman’ın oyununun Corrie’nin ve hâliyle Filistin’in sesini duyurma hususunda nasıl bir hassasiyetle hareket ettiğini çok güzel ortaya koyuyor diye düşünüyorum. Ailenin Rickman’ın bir network olmaksızın bu işe girdiği ve bunun büyük bir risk olduğu hususundaki uyarısına kendisinin çok net bir cevabı vardı: “Eğer risk yoksa zaten yapmaya değmez.”

Onca Hollywood yıldızından öte bu coğrafyadakilerin gönlünde kendince bir yer edinip ayrıldı Alan Rickman aramızdan. O, hepimiz için önemli bir figür olan Rachel Corrie’nin “sesinin yaşamasını” dert edindiyse eğer, biz de onun sesini anmalıyız diye düşündüm. Ne de olsa kendisiyle özdeşleşen Severus Snape’e yakışır bir harekette bulunmuştu, “Karanlık Sanatlara Karşı” nasıl savunma yapabileceğimize dair bir fikir vermişti düzenlediği ve yönettiği tiyatro oyunuyla…

Not: Rickman’ın sosyal hassasiyetinin Rachel Corrie ve Filistin ile sınırlı olmadığını, yüz deformasyonlarına karşı araştırma yapılabilmesi için Saving Faces adlı bir yardım kuruluşunun da öncülüğünü yaptığını belirtelim.

 

Deniz Baran yazdı

Güncelleme Tarihi: 26 Ocak 2016, 10:46
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20