banner17

Şerif Mardin'i esaslı eleştirmişti!

Dr. Fatih Şeker alışılagelmiş resmî, sağcı tarih bakışını ters yüz edecek bir eser yazdı. Şerif Mardin'i eleştiren eserinden dolayı üstü örtülmek istenen Şeker tembellik nedir bilmiyor.

Şerif Mardin'i esaslı eleştirmişti!

Dr. Fatih Şeker’i, Kültür dergisinde yayınlanan yazılarıyla tanıdık. Kendine has üslubu, Osmanlı Türkçesini kullanmasındaki becerisi ve her daim sağlam temellere dayandırdığı çıkarımları onun farklı bir dili olduğunu açıkça gösteriyordu. Nicedir pek göremediğimiz, analitik düşünen akademisyen profilinin genç temsilcilerinden biri olarak son yıllarda yayınladığı eserleri oldukça dikkat çekici.

Fatih M. Şeker
Fatih M. Şeker
Fatih M. Şeker
(+)

Şerif Mardin’i kritik etmek her babayiğidin harcı değil!

Şeker, ilk olarak, Türkiye’nin gündeminde “mahalle baskısı” tartışmalarının yaşandığı günlerde bu kavramı literatürümüze sokan Şerif Mardin’e yönelik eleştirileriyle ilim mahfillerinde kendinden söz ettirdi. Şerif Mardin gibi Türk düşünce tarihi konusunda neredeyse herkesin hocası olan bir otoriteye bazı tenkitler getirmek her yiğidin harcı olmasa gerek. Cumhuriyet İdeolojisinin Nakşibendilik Tasavvuru/ Şerif Mardin Örneği adlı çalışması Mardin’i Nakşibendiliğe bakışı üzerinden kritik eden bir eser. Dergah Yayınları tarafından 2007 yılında yayınlanan kitap matbuat alemimizde de ses getirdi. Yeni Şafak Gazetesi’nde Fatih Şeker’le yapılan söyleşi, kitabın da özetini verir mahiyette.

Cevdet Paşa’yı en iyi anlayanlardan biri

Kanaatimce Fatih Şeker, Türkiye’de Cevdet Paşa’yı en iyi anlayan, onu, özellikle tarihe bakışı konusundaki tespitlerini en çok kullanan kalemlerden biri. Yazarın entelektüel birikiminin oluşumunda Tarih-i Cevdet yazarı Ahmet Cevdet Paşa’nın etkisi azımsanmayacak kadar çok. Paşa’yı iyice özümsemiş ve onun açtığı fikrî çizgiye katkılarda bulunan Fatih Şeker, Osmanlının son dönemini ve Cumhuriyeti yaşamış Türk kültür ve düşünce tarihinin en önemli simalarından olan İbnülemin Mahmud Kemal İnal konusunda da ciddi okumalar yapmakta. Son olarak Prof. Dr. İsmail Kara ile birlikte yayına hazırladığı Hüseyin Vassaf’ın Bir Eski Zaman Efendisi İbnülemin Mahmud Kemal-Kemâlü’l-Kemal adlı eseri Şeker’in İbnülemin ile ilgili ne ilk ne de son çalışması olacak gibi.

“Türkler nasıl Müslüman oldu” sorusuna en iyi cevap bu kitapta

Fatih Şeker’in olgunluk çalışması olarak ifade edebileceğimiz eseri ise bu yıl Diyanet Vakfı Yayınları arasından çıktı. Yazar ile ilgili yukarıda yaptığımız girizgâhtan sonra Şeker’in, son çalışması İslamlaşma Sürecinde Türklerin İslam Tasavvuru hakkında da bir şeyler söylemek icap ediyor.

Türklerin İslâm algısının oluştuğu Müslümanlaşma dönemi, Selçuklu ve Osmanlı’dan geçerek günümüze uzanan devirlerin tarihî köklerini ortaya koyması bakımından önemlidir. Türklerin İslâm algısını ana kaynaklara dayalı olarak derinlemesine ele alan, tarihî, kelâmi ve tasavvufî veriler üzerinde yoğunlaşan Fatih M. Şeker iddialı bir üslupla kaleme aldığı bu eserinde hem İslâm anlayışımızın kendine özgü yönlerini hem de İslâm’ın ortaya çıktığı coğrafyayla bağlantısını meydana koyuyor. Diğer bir ifadeyle İslâm anlayışımızın Türkistan’a ait özelliklerini resmetmekle kalmıyor, onu genel İslâm tarihine de eklemliyor. Kesişmelerin farkında olan Şeker, bunları birbirlerinden tamamen ayrıştırmadan ve de birbirlerine indirgemeden bir med-cezir halinde ele alıyor. Türklerin İslâm tasavvurunu, birini diğeri karşısında idealize etmeden ve bu yorumları doğuran arka planı gözden kaçırmadan şifahî, kitabî ve mistik cephelerden yokluyor ve şimdiye kadar Türklerin İslâm öncesi dönemleri üzerine verilen hükümleri de sorgulamaya açıyor. İmam Mâtürîdî üzerinden İslâm’ın şartlarından birisinin de cihad olduğunu vurgulayan yazar, İslâm öncesi devri, İslâmî dönemin tabii bir uzantısı olarak görmenin yanlışlığına dikkat çekmektedir.

Fatih M. ŞekerAynı zamanda bir borcun ifası

Türkoloji kaynaklarının pekâlâ ilahiyat sahasında da kullanılabileceğini gösteren ve Fuad Köprülü’nün Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar’da ileri sürdüğü hükümleri daha eski kaynaklardan hareketle destekleyen ve geliştiren bu çalışmanın alana bir katkısı da, söz konusu membaların Türk düşünce tarihinin kaynakları olarak okunabileceğini/okunması gerektiğini göstermesidir. Diğer taraftan İslâmî disiplinlerden herhangi birinde yapılacak çalışmanın düşünce tarihinin genel çerçevesinden bağımsız olamayacağı da ihsas edilmektedir.

Şeker’in dönemi hazmettiği, kullandığı ana kaynaklardan ve yaptığı yorumlardan belli olduğu gibi, daha önce verilen hükümlerin tuzağına düşmemesinden ve onları özenle ayıklamasından da anlaşılıyor. Fatih M. Şeker’in Fuad Köprülü’nün 1918’de açmış olduğu yolu takip ederek Türk Edebiyatı’nda İlk Mutasavvıflar’da Türklerin İslâmlaşma asırlarına dair ortaya konulan hükümlerin İslâmlaşma asırlarının toplanabileceği kaynaklar tarafından desteklendiğini göstermesi, çalışmanın aynı zamanda bir borcu da ödemeye çalıştığının idrak edilmesi açısından anlamlıdır.

 

Fatih Güldal haber verdi

Güncelleme Tarihi: 29 Eylül 2010, 18:00
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
e.selman
e.selman - 8 yıl Önce

Teşekkürler haber verdiğiniz için...

banner8

banner20