Seni unutursam sağ elim hünerini unutsun!

Haklı ve onurlu Filistin mücadelesinin izzetli temsilcisi bu ihtiyar beden. 67 yaşında bütün bedeni felç altında olan, yine de tehdit olarak görülmekten hali olmayan bir lider o aslında. Adı: Şeyh Ahmet Yasin. Asiye Yerebatmaz yazdı.

Seni unutursam sağ elim hünerini unutsun!

 

 

And olsun incire ve zeytine” (Tin/1). Böyle başlar Kur'an-ı Kerim'de Tin Suresi. Yüzyıllar önce ilk kez Filistin’de görülmüştür zeytin. Küçük sarı çiçekleri, parlak taneleri ile insana güç ve kuvvet veren bir iksir gibidir onun misali. Bolluğun, adaletin, barışın, bereketin simgesidir zeytin. Sanki ezeli bir ahidle, Filistin toprakları üzerine yazılmıştır zeytinin kaderi.

67 yaşında bütün bedeni felç altında olan, yine de tehdit olarak görülmekten hali olmayan bir lider

Filistin zeytinliklerinde baharın muştusu, çiçeklerin yenice göverdiği günlerden bir gün. Artık dağlarda güneşin teşnesi daha bir uzun, uzayıp giden gölgeler daha bir güzelken, vadiye sinmiş tüm kesafete rağmen, çocuk kahkahaları ılgın ılgın yayılıyor. Bir piri fani sabah namazından çıkıyor, etrafında cemaat. Haklı ve onurlu Filistin mücadelesinin izzetli temsilcisi bu ihtiyar beden. 67 yaşında bütün bedeni felç altında olan, yine de tehdit olarak görülmekten hali olmayan bir lider o aslında. Adı: Şeyh Ahmet Yasin.

Ömrünün baharında felç geçirince kendini ilme adamış, eve yakın camide başlayan vaazlara katılım gün be gün artmış, Ahmet Yasin fasih ve beliğ dili ile bir kavli leyyin oluvermiştir Filistinliler arasında. Ezher’de okuduğu günlerde Müslüman Kardeşler’le tanışan şeyh, hafızalardan silinmeyen “87 İntifadası” ardından Abdülaziz Rantisi ile İhvan’ın Filistin kanadı sayılacak Hamas’ı kurarak manevi lideri olmuştur.

Hicretle başlayan ömrü, mahpusluğun, suikastların, ilim meclislerinin ve tüm bunların yanında cihadın hâkim olduğu bir hayatın harman yeri olmuştur. Filistin’de doğan her evladın alnına dokunurken anaların yüreklerinin sevinçle beraber kıyılmasıdır şahadet. Evveli hicret olan bir ömrün ahirinin şahadet olması ise, eşine pek az rastlanır bir nişanedir yevmi kıyamette.

“Kudüs ey Kudüs! Seni unutursam sağ elim hünerini unutsun.”

İşte o ılık bahar sabahında, güneşin nuru sayha sayha yayılırken olur her bir şey. Hareketsiz bir beden üzerine birkaç füze fırlatacak kadar korkmuş mudur Siyonizm? Şeyh o vakur duruşu ile düşmanlarının gönlüne korku salarken, müminlerin ondan nasibi ne ola? “Ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum rabbim!” dedirtecek kadar bivefa mı durmuşuz yoksa? “Kudüs ey Kudüs! Seni unutursam sağ elim hünerini unutsun.” diyecek pek az insan çıkınca, şeyhin şikâyeti haklı bir intizar olmuştur müminler üzerinde.

Göğsüne kadar inen beyaz sakalları, başında siyah poşusuyla, hep o tekerlekli sandalyede ve o bakışı ile kalıvermiştir hafızalarımızda. Şahadetinin üzerinden on yıl geçti. Geçen on yılda Filistin bir tarafa, başka başka yerlerimizden yeniden ve yeniden dağlanadurduk. Acıyı acı takip etti, zulmü zulüm... Sureta gelen baharların çiçekleri yürüyüvermedi gönüllerimize bir türlü. Belli ki, “Bir kavim kendini değiştirmedikçe Allah onlar hakkındaki hükmünü değiştirmez.” (Rad/11) ayetini sindiremedik sinelerimizin harı ile. Ebabilleri bekledik her fırtına ortasında. Her seferinde biri gelsin dedik, biri bize el uzatsın, biri bizi kurtarsın. Kaçımız iki el bir baş içindir deyip, doğruluverdi yerinden de ardı sıra duranlardan birine el uzattı? Kaçımız kendi nefsi ile başladı mücadeleye? Şimdi burada hemen adım atmazsak ebeden oturacağımızı kaçımız kestirdi? Şeyhin mektubuna ille gerek mi vardı, hayatı yetmez miydi? Bir adam, hem de tüm vücudu felç olan bir adam bırakın kendini, ümmet için neler yapabilirmiş en beliğ örneğidir Ahmet Yasin. Bahane üretmeye hakkımız olmadığının suratımıza bir şamar gibi inişidir şeyhin hayatı ve o hayatın hitamı.

On yıl geçti Ahmet Yasin’in şahadetinin üzerinden; peki biz bu on yılda ne yaptık ümmet adına?

 

Asiye Yerebatmaz yazdı

Güncelleme Tarihi: 26 Mart 2014, 17:28
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26