Selahattin Yusuf roman yazıyor!

Harbiden Üsküdar'da Ramazan bambaşkaymış! Tarık Tufan ve Selahattin Yusuf'un söyleşilerine katıldım.

Selahattin Yusuf roman yazıyor!

Benim gibi Anadolu’da yaşayanlar için sanki hâlâ fethedilmemiş bir şehirdir İstanbul. Kutludur, mübarektir, biriciktir, ulaşılamayandır. Bu nedenle, Anadolu’daki kültürel çoraklığın içinden çıkarak bir süreliğine de olsa İstanbul’a gelip düşünce dünyasıyla temas kurmak eşsiz bir mutluluktur.Üsküdar'da Ramazan

İstanbul’daki Kur’an kurslarından birine yaz dönemi için gelen kızlar vardır veya sene içindeki masraflarını karşılamak amacıyla İstanbul’a çalışmaya koşan delikanlılar… Bir de benim gibi, İstanbul’un asırlardan süzerek getirdiği entelektüel birikiminden bir nebze de olsa edinmeye çalışan gençler...

Manevi hasat zamanı: Ramazan

Bunların içinde, bedenen çalışıp somut kazanç elde ederken aynı zamanda İstanbul’un manevi mahsullerinden de toplamayı arzulayan geniş bir kesim vardır. Bu insanlar farklı amaçlarla bu şehirde bulunuyor olsalar da, fırsat buldukça beyinlerini doyurmak için de çabalarlar. Ruhlarını beslemek adına, hem ekim hem de hasat zamanıdır İstanbul’da bulunulan süre; geçirilen süreç… İşbu nedenle Ramazan ayı veya mübarek günlere göre ayarlanır İstanbul’u ziyaret zamanı.

Hele de Ramazan ayında İstanbul misafir olarak kabul etmişse bir insanı, anlar ki o insan İstanbul’un da gözüne girmiştir. Çünkü bu güzide şehirdeki iftar vakti, yalnızca mideye şölen yaptırılarak geçirilen bir ziyafet saati değildir. Ayrıca teravih sonrası bir nevi fikrin iftar vakti girmiş olur ve misafirimiz açar tuttuğu yıllık orucu, yıllanmış orucunu. Oruçluyken daha sıkı tutmaya başladığı söz orucunu, gıybet orucunu ise ömrünün tümüne yayar. Bir iftar saatinde içinde patlayan diriliş topuyla ebediyet yolunda çabalamaya uyanır.

ÜsküdarNeden gelir insan İstanbul’a? Gelince ne bulur?

Konferanslara, söyleşilere ve seminerlere katılır İstanbul’da… Şiir dinletileri ve ezgi konserleriyle istirahat eder, ferahlar... Sermest olur bu faaliyetlerin içinde yer alarak. Bazen kendini kıtlıktan çıkmış ve abur-cubur demeden her türlü yiyeceğe atılan insan gibi hisseder. Ebubekir Sifil’in ifadesiyle ‘entelektüel obur’ durumuna düşer belki. Ama olsun… Çünkü İstanbul’da yaşamayanlar için bakir bir şehirdir burası. Kalabalık olması, trafik yoğunluğu ve bilumum sıkıntı problem olarak görünmez bu şehrin misafirlerine. Çünkü sevgiliye hasretlerdir ve onlar için her şeye rağmen kusursuz güzelliktedir İstanbul…

Diğer yandan önemli bir yazar konferans verdiğinde, salonda yalnızca elli kişinin olmasını anlamakta zorlanırlar. Tamam, önemli olan nicelik değildir ama yine de o kıymetli şahsiyetin değerinin bilinmediğini fark eder ve bu duruma içerlerler.

Üsküdar cidden bir başka!

İşte İstanbul’a özgü zengin kültürel etkinliklerin yapıldığı ilçelerden birisi de Üsküdar. Aziz Mahmud Hüdayî’nin medfun bulunduğu, kızların kulelere saklandıkça şöhret olduğu bir yer Üsküdar… İnsanların, “nerelisin” sorusunu ‘İstanbulluyum’ değil de, ‘Üsküdarlıyım’ diye yanıtladıkları, başlı başına bir şehirdir burası. Ben de geçici bir süreliğine de olsa Üsküdar’dayım, Üsküdarlı’yım.

Üsküdar’da, Ramazan ayında olmamız hasebiyle katlanarak artmış kültürel çalışmalar. Bağlarbaşı Kültür Merkezi’ni merkeze alarak güzel işler yapıyor Üsküdar Belediyesi. Bu sitede konuyla ilgili haber yapıldı pazar günü. Bu nedenle Üsküdar’daki Ramazan etkinliklerinden kuvvetle muhtemel ki haberdarsınızdır.

Her ne kadar mini etekli ‘şarkıcılar’ vesilesiyle, ergenlere Ramazan huşusu kazandırdığı(!) ve insanlara Ramazan’da manevi ortam oluşturduğunu sanıyor olsalar da Üsküdar Belediyesi veya 2010 Ajansı’nın çalışmaları genel olarak göz dolduruyor. Mini eteklilere çıkmak kolay. Mini akıllı sanatçı geçinenlere, mankenlere, hatiplere kim karşı çıkacak? Kim?

Bir kasa içerisinde bir tane çürük elma işte bahsettiğim. Ramazan’da uhrevî bir atmosfer oluşturmaya çalışanların ayakta rüya görmesini eleştirdiğim yeterince sarihtir umarım. Dinî değerleri referans alan insanların (özellikle Ramazan’da) çok daha hassas olması gerektiğine olan inancımdan doğan, ‘içeriden’ bir sitem olarak alınmalı söylediklerim.

“Bir Başkadır Üsküdar’da Ramazan” sloganıyla yola çıkan yetkililer bir ay boyunca birbirinden değerli isimleri, Üsküdarlı’larla buluşturuyor. Tiyatrodan edebiyata, tarihten psikolojiye, şiir programlarından tasavvuf ve ezgi konserlerine kadar bir dizi kültürel etkinlik gerçekleştiriliyor Üsküdar’da. Bu çalışmaları gördükçe, “harbiden İstanbul’da ve Üsküdar’da Ramazan bambaşkaymış” diyesim geliyor.

Bu etkinliklerden birisi de 20 Ağustos Cuma akşamı gerçekleşti. Mimar Sinan Müzesi içerisinde bir halka oluşturduk ve kimi zaman ‘zikir’ yaptık, kimi zaman da yalnızca söyleştik. Mümin gençlerin ‘Kafa Dengi’ olan Selahattin Yusuf ve Tarık Tufan’ın, menüsü içtenlik ve samimiyetten oluşan sohbet sofrasına oturanlardan biriydim ben de.Selahattin Yusuf

Benden duymuş olmayın ama…

Selahattin Yusuf’un mütevazı tavrı ve kendine güvenen duruşu etkileyiciydi. Yaşayan bir Cemil Meriç talebesi o. Entelektüel yönünü basamak olarak kullanıp herhangi bir kuleye tırmanmaya falan çalışmıyor. Batıyı yakinen tanıyor ve dünyanın gidişatını derinlemesine irdeleyebiliyor. Çoğu kimsenin ‘playback’ yaparak konuştuğu günümüzde, birçok düşünürü ekranlara taşıyabilen bir ses Selahattin Yusuf.  ‘Farklı olanla bir arada yaşamak’ diyor. Bir ateistin Allahsızlık sancısını duyumsayabilmekten bahsediyor. Velhasıl son yıllardaki az sayıdaki afili delikanlıdan biri. Bu arada flaş bir haberi ihbar edeyim: Selahattin Yusuf şu sıralar bir roman yazmakla meşgul. Ve galiba bunu ilk kez o ortamda bize ifşa etti.

Tarık TufanTarık Tufan ise hakikatle ilişki kurmak üzerine yoğunlaşarak konuşmasına başladı. İlerleyen dakikalarda yoğun bir düşünce idmanı yaptırdı zihinlerimize. Kuran’la temasın gerekliliğine vurgu yaparak Ramazan’ın üzerimizdeki tesirlerini işledi. “Dünyanın herhangi bir yöresinde 25 kişi, kendilerine Allah’tan bir kitap indiğini söylese, o kitabı ben de okurum; en azından merak ettiğim için. Salt böyle bir anlamda dahi olsa Kuran’ı okumalılar insanlar” şeklindeki sözleri, kayda değdi. İçtenliğe vurgu yaparak sohbetimizi sonlandırması da samimiyetinin göstergesi olarak alındı bizce. Yine bir ihbarda bulunayım: Tarık Tufan’ın yaklaşık bir hafta içerisinde yeni kitabı basılacak. ‘Kekeme çocuklara’ müjdeler olsun!..

 

Abdullah Yalnız, İstanbullu olup da bunlardan haberi olmayanlara nazire yaptı

Yayın Tarihi: 24 Ağustos 2010 Salı 01:49 Güncelleme Tarihi: 26 Ağustos 2010, 21:03
YORUM EKLE
YORUMLAR
aman sende
aman sende - 12 yıl Önce

aman geri kalsın. bi oraya el atmadı orayı da batırsın. ya böyle boş beleş adamları ciddiye almayın artık .. boş bunlar boş. amerikanın başımıza geçirdiği çuvallar kadar boş. bomboş boşluk..

Zahir
Zahir - 12 yıl Önce

Yalnız arkadaşımızın 'Entelektüel yönünü basamak olarak kullanıp herhangi bir kuleye tırmanmaya falan çalışmıyor' şeklindeki ifadesi bir daha düşünülebilir...

ali süheyl
ali süheyl - 12 yıl Önce

selahattin yusuf mümin gençlerin kafa dengi ise vay halimize. mümin gençler namazı bıraktı, helali haramı sapla saman mı eyledi yoksa... gençleri birilerinin peşinden gitmeye teşvit ederken, o birilerinin ne denli ardından gidilecek kafa dengi sayılacak kimseler olduğna dikkat etmelisiniz. vebali vardır.

ayşe sancak
ayşe sancak - 12 yıl Önce

bizim camianın insanları abartmakta üstüne yok. niye böyle, düşünüyorum ama bir cevap bulamıyorum. cemil meriç'in talebesiymiş, oymuş buymuş... of oooffff, ne günlere kaldık.

ayşe
ayşe - 12 yıl Önce

Bir kasa içerisinde bir tane çürük elma işte bahsettiğim. Ramazan’da uhrevî bir atmosfer oluşturmaya çalışanların ayakta rüya görmesini eleştirdiğim yeterince sarihtir umarım. Dinî değerleri referans alan insanların (özellikle Ramazan’da) çok daha hassas olması gerektiğine olan inancımdan doğan, ‘içeriden’ bir sitem olarak alınmalı söylediklerim.

bu siteme katılıyorum,,

Anna.
Anna. - 12 yıl Önce

Selahattin Yusuf için birşey söyleyemeyeceğim de Tarık Tufan'ın kitap çıkartacağı haberine pek sevindim..

mehmethd
mehmethd - 12 yıl Önce

abdullah yalnız dostumuz biraz sevindirik olmuş izlenimi verse de, daha sade ve dumansız bir anlatım tarzıyla yazmayı deneyebilir.

halime
halime - 12 yıl Önce

"Kutludur, mübarektir, biriciktir, ulaşılamayandır." içindekiler için de aynen öyledir, bitanedir her daim :)

sitemlere de şükranlara da aynen katılıyorum, Allah razı olsun güzellik tadındaki haber/haber tadındaki güzellik için :))


banner19

banner36