Secdede gitti Hüda’ya naim: Babanzâde Ahmet Naim

"Yazarlık hayatına, güçlü bir yazı kadrosu ve Türk basınının en uzun ömürlü yayınlarından biri olan “Servet-i Fünûn” mecmuasında Arapça şiir tercümeleriyle başlayan Ahmed Naim, bu çalışmalarıyla büyük takdir toplamıştır." Fatma Betül Şahin yazdı.

Secdede gitti Hüda’ya naim: Babanzâde Ahmet Naim

Cumhuriyet’in kurulmaya başlandığı dönemde, Osmanlı toplumu hem siyasî hem sosyal hem de dinî yapıda oluşan karışıklıklar sebebiyle zor bir süreçten geçiyordu. Hilafetin kaldırılması ve saltanatın demokrasi düzeniyle değiştirilmesi gibi büyük siyasî kararların yanında kıyafet kanunu ve alfabenin değişmesi gibi sosyal hayatı kökünden etkileyecek radikal kararlar alınmıştı. Bu değişim ve dönüşüm, toplumun dinî yapısında da ciddi sarsıntılar meydana getirmişti. Dinî yapıyı muhafaza etmek, İslâm’ın hükümlerini öğretmek ve bununla ilgili düzenlemeleri yapmak üzere 1924’te “Diyanet İşleri Başkanlığı” kuruldu.

Osmanlı toplumunun Batılılaşma sürecine girmesiyle birlikte felsefî ve edebî tercümelerin artması yurtdışında eğitim alan aydın kesimin çoğalması ve medreselerin işlevselliğini yitirmesi halkın İslâm kültüründen uzaklaşmasına sebep oluyordu. “Kur’an ve Hadis Tercümesi Projesi” kapsamında İslâm medeniyetinin daha iyi anlaşılması adına bazı çalışmaların yapılmasına karar verilmiş, hangi alanda ne tür çalışmalar yapılacağını belirlemek üzere bir heyet kurulmuştu. Yapılacak çalışmalar, tefsir ve meal çalışması başta olmak üzere, öncelik sırasına göre çeşitli eserlerin tercümeleri, İslâm’a yönelik fikrî saldırılara cevap niteliğinde eserlerin hazırlanması vb. amaçlarla yürütülecekti. Yapılacak olan faaliyetlerin bir diğer önemli özelliği ise daha önce tercüme edilmemiş eserlerin üzerinde çalışılacak olmasıydı.

Türkiye’de ilk kez yapılacak olan bu tercümelerin mütercimleri için belli şartlar aranmaktaydı. Dinî ilimlerin bilinmesine ilave olarak eser yayınlamış olmak, felsefe bilmek ve en az bir yabancı dil bilmek aranılan şartların başında yer alıyordu. Bu özelliklere sahip birini bulmak o dönemde oldukça zordu. İlk olarak, yapılacak tefsir çalışması Elmalılı Hamdi Yazır’a, meal çalışması Mehmed Akif Ersoy’a teklif edilmişti. Bir süre sonra Kur’an’ın daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacak çalışmaların yanında hadis tercümelerinin kaçınılmaz olduğuna da karar verilmişti. Diğer çalışmalar için de uygun kişiler aranıyordu fakat aydın kesimden İslâm kültürüne hâkim birini bulmak samanlıkta iğne aramak gibiydi. Özellikle hadis tercümesi söz konusu olduğu için liyakatli birini seçmek daha da zorlaşıyordu.

Diyanet İşleri, tercüme edilecek hadis kitabının meşhur muhaddislerden Buharî’nin “Sahih-i Buharî” eserinin özeti niteliğinde olan Zebîdî’nin “Tecrîd-i Sarîh”i olmasına karar vermişti. Mütercim bulunamadığı için verilmiş bir görevi olmasına rağmen hadis tercümesi projesi Mehmed Akif’e teklif edildi. Fakat o bu göreve kendisinden daha layık biri olduğunu söyleyerek teklifin Babanzade’ye götürülmesini istedi. Babanzade Ahmed Naim Efendi, bu görev için âdeta biçilmiş kaftandı. Mehmed Akif’in “Ashabtan sonra en sevdiğim kişi” dediği Babanzade, Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşamış olan felsefeci, müderris, mütefekkir, mütercim ve yazardı.

Kafası gavur, kalbi Müslüman

Babanzade,1872 yılında Bağdat’ta Mustafa Zihni Paşa’nın en büyük oğlu olarak dünyaya gelmiştir. İlköğrenimini Bağdat’ta tamamladıktan sonra İstanbul’a gelmiş ve eğitimine burada devam etmiştir. 1891’de Galatasaray Lisesi’nden, 1894’te de zamanının en prestijli okulu Mülkiye Mektebi’nden yüksek bir başarıyla mezun olmuştur. İleri seviyede Fransızca bilen Naim Efendi, bunu Galatasaray Lisesi’nde öğrenmiştir. Klasik medrese öğrenimi görmemiş, Arapça’yı ve medreselerde okunan İslâmî İlimleri kendi şahsî gayretiyle öğrenmiştir. Daha sonra Mehmet Akif, Mehmet Şevket gibi dostlarıyla birlikte yaptığı özel çalışmalarla Arapçasını geliştirmiştir. Hariciye Nezareti Mütercim Odası’nda ve Maarif Nezareti’nde çeşitli görevlerde bulunmuştur.

1914 yılında Darülfünûn (İstanbul Üniversitesi) müderrisliğine tayin edilmiş ve burada felsefe, mantık, psikoloji, metafizik ve İslâm ahlâkı derslerini okutmuştur. Darülfünûn’da ilk defa okutulan bu dersler için hazırladığı notlar ve tercümeler daha sonra kitaplaştırılmıştır. Ardından yine Darülfünûn’da kısa bir süre rektörlük yapmış ancak karma eğitime geçilmesi kararına tepki göstererek rektörlük görevinden istifa etmiştir.

Ahmed Naim Efendi, Avrupa-Osmanlı zıtlaşmasının zirvede olduğu bir dönemde yaşamıştır. Her iki tarafı da tanıyarak yetişmiş, modern eğitim görmesine rağmen mensup olduğu kültürden bağımsızlaşmayan ilk dindar nesildendir. Bu sebeple kültürler arasını kutuplaştırmadan ziyade uzlaştırma yolunu seçmiş; bir yandan İslâm’ın bir bütün olarak yaşanılmasının kaçınılmazlığını savunurken öbür yandan Batı’nın olumlu yönlerini almakta bir sakınca görmemiştir. Hem İslâmî İlimlere hem de Batı düşüncesine hâkim olduğunu bilen arkadaşları, birçok kez bu ikisini birbirine karıştırmayan Ahmed Naim karşısında şaşkınlıklarını dile getirmişlerdir. Şair ve edebiyatçı Mithat Cemal Kuntay, Naim’le ilk karşılaşmasını anlatırken “Namaz kıldığı için onu ben, Fransızca bilmez sanmıştım.” diyerek şaşkınlığını ifade edecektir. Yine Kuntay’a göre Ahmed Naim’in “Kafası gavur, kalbi Müslümandı.”

Secdede gitti Hüda’ya naim

Yazarlık hayatına, güçlü bir yazı kadrosu ve Türk basınının en uzun ömürlü yayınlarından biri olan “Servet-i Fünûn” mecmuasında Arapça şiir tercümeleriyle başlayan Ahmed Naim, bu çalışmalarıyla büyük takdir toplamıştır. Galatasaray Lisesi’nde hocalığı esnasında Arapça gramer kitabı yayınlamış, “Sırat-ı Müstakîm”, “Sebîlurreşâd” gibi dergilerde yaptığı hadis tercümelerinin yanı sıra fikrî makaleler de kaleme almıştır.

‘‘Mebâdi-i Felsefe’den İlmu’n-Nefs” adıyla yaptığı tercüme, Türkçe’ye ilk defa çevrilmiş bir felsefe kitabıdır. Felsefî terimlerin Türkçe’deki karşılıkları tam olarak bilinemediği için Babanzade’nin bu çalışmasından önce hiç kimse bir felsefe kitabını baştan sona kadar tercüme etmeye cesaret edememiştir.

Ahmed Naim, 14 Ağustos 1934 Pazartesi günü, evinde öğle namazını kılarken secdede ruhunu teslim etmiştir. Son senesinde artan rahatsızlıkları için doktora giden Ahmed Naim ile doktor arasında şöyle bir konuşma geçmiştir:

“Doktor:

-Kalp hastasısınız, namaz kılamazsınız, secdede ölürsünüz!

Ahmet Naim:

-Ne mutlu bana!”

Vefatından önce tercüme etmekte olduğu son hadisin hasta namazına dair olması oldukça manidardır. Ahmet Naim’in bu hadisi tercümesi de tıpkı son namazı gibi yarım kalmıştır.

Yakın dostlarından Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır ise onun vefatını şu mısralarıyla tarihe not düşmüştür:

“Verdi ser Hamdi bu tarihe cihan

Secdede gitti Hüda’ya Naim”

İlk Türkçe hadis kitabı

Ahmed Naim, ihtisas alanı olan felsefede önemli çalışmalar yapmış olsa da en çok ilgi duyduğu alan İslâmî İlimlerdir. İslâmî İlimler içerisinde özellikle Hadis’e ilgi duymuştur. Ahmed Naim’in Hadis ilmine olan ilgisi, “Sırat-ı Müstakîm” mecmuasına yazdığı ümmetin yeniden dirilişinin hadis ve sünnetle mümkün olacağını ve bu sebeple mecmuanın bu konudaki yayınlara ağırlık vermesini tavsiye eden bir mektupla başlamıştır. Hadiste uzman olmadığını ancak hiç olmazsa Zebîdî’nin “Tecrîd-i Sarîh”inden bazı hadisleri tercüme edip göndermek istediğini belirtmiştir.

1925 yılında Diyanet İşleri tarafından “Tecrîd-i Sarîh” kitabının tamamını tercüme etmekle görevlendirilmesi, Babanzade’nin Hadis ilmiyle daha fazla meşgul olmasına vesile olmuş ve bu sıralarda Hadis ilmine dair şu sözleri söylemiştir:

“Hadis tercümeleriyle meşgul olmaya başlayınca ondan önce vaktimi ne kadar zayi ettiğimi anladım. Bu iş dururken başka şeyle uğraşmak ne boş şeymiş! Büyük âlimlerin bu işe verdikleri ehemmiyetin sebebini de şimdi anladım.”

“Tecrîd-i Sarîh”, “Sahîh-i Buharî”nin ilk Türkçe tercümesi olup daha sonra yapılan tercümelere de kaynaklık etmiştir. Bu eser Babanzade’nin hadis alanındaki en önemli eseridir.

Hem mütevazi hem öncü

Hadis metinlerinin tercümesi herhangi bir metin gibi olmadığından dolayı okuyucunun belli bir bilgi birikimine sahip olması gerekir. Bunun bilincinde olan Ahmed Naim, eseri daha anlaşılır kılabilmek için Hadis ilmine dair bir mukaddime yazmıştır. Aynı zamanda Müslümanların dinî nakillerine ne kadar önem verdiklerini de göstermek istemiştir. Mukaddimede hem eski usul kitaplarındaki bilgileri aktarmış hem de oralarda bulunmayan orijinal bilgiler eklemiştir.

Bir felsefeci tarafından yazılan ilk hadis usulü kitabı olma niteliğini taşıması, bu kıymetli eseri asıl önemli kılan noktadır. Ahmed Naim, tıpkı daha önce felsefî terimlerde yaptığı gibi bu eserde de terimlerin tam karşılığını bulmak için büyük çaba sarf etmiş, Arapça’ya ve Türkçe’ye olan hâkimiyetini gözler önüne sermiştir.

Ahmed Naim “Mukaddime”sinde, hadislerin güvenilirliği konusunda şüphe duyan kimselere karşı, âlimlerin hadis rivayetlerindeki titizliğine, rivayetleri “Sahih” ve “Hasen” olarak değerlendirmelerine son derece güven duymuş ve bunları alelade bir şekilde reddetmenin aklî ilkelere karşı çıkmak olduğunu söylemiştir.

Ahmed Naim’in Efendimiz ve ashabına olan saygısı ve muhabbeti üslubuna da yansımıştır. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için her seferinde farklı ta’zim ifadeleri kullanmaya çalışmıştır: “Resul-i Muazzam”, “Nebiyy-i Zîşân”, “Risâlet Meâb Sallallahu Aleyhi ve Sellem” bunlardan sadece birkaçıdır. Sahabe efendilerimizi de her zikredişinde “Radıyallahu Anh” ifadesini kısaltmaya gitmeden kullanmıştır. Bir ayetin mealini verdikten sonra, ilmî noktadaki tevazusunu göstermek adına her zaman “Allahu a’lem” (Allah en iyisini bilir) ifadesini kullanmıştır.

Ahmed Naim, yalın bir çeviriden ziyade fıkhî görüşlere, kapsamlı haşiyelere, rivayet farklılıklarına, kavram açıklamalarına yer vermiştir. Şerhlerinde felsefî izahlarda bulunmuş, zaman zaman da güncel tartışmalara cevap vermiştir. Onun bu eserine her ne kadar “Tercüme” denilse de alanında öncü bir eser olma niteliği taşıyan, müellifine özgü muazzam bir çalışmadır.[1]

Fatma Betül Şahin

Dipnot:

[1] Yazıda kullanılan kaynaklara genel olarak bkz: Hüseyin HANSU, Secdede Biten Bir Ömür, Babanzade Ahmet Naim Bey, Din ve Hayat Dergisi, Ekim 2015, Hüseyin HANSU, “Cumhuriyet Dönemi Resmî Tedvin Çalışmaları: Babanzade Ahmet Naim ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Hadis Projesi”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, Sayı:21

Yayın Tarihi: 30 Mayıs 2021 Pazar 22:27 Güncelleme Tarihi: 31 Mayıs 2021, 22:31
banner25
YORUM EKLE

banner26