Şairlerine sahip çık ey Müslüman!

Mustafa Nezihi, canına seslenen şairleri Zarifoğlu’nun ışıl ışıl parıldayan gölgesinde anlattı.

Şairlerine sahip çık ey Müslüman!

 

 

Has ve soylu olanın peşinde olmak!

Şairler aleyhine pek çok söz duyulur, söylenir. Özellikle son on-onbeş yıldır dergilerde görünen çokça şairin de bunda etkisi var mıdır? Bilemem. Zaten beni bu değersizleştirmeler pek ilgilendirmiyor. Ben has ve soylu olanın peşindeyim. Daha evvel de bir kaç değerlendirmede değindiğim gibi bunca şaire rağmen, yine de şairin ve şiirin yokluğundan, cılızlığından, etkisizliğinden bahsedilir.

Yıllardır şiir yazanlar bile bu söylemi kullanmaktan çekinmiyorlar. Beni daha çok rahatsız eden de şairlerin, yazarların kendilerini ve arkadaşlarını yok sayarcasına konuşmaları. Ya da ne bileyim kendilerini biricikleştirmeye çalışmaları… Oysa ben şiiri de şairi de seviyorum. Şiirin açtığı sahih yolda yürümekten hoşnudum. ‘Şairi seviyorum’ deyince bazıları ‘Hepsini mi?’ diye sorabilirler şaşkınlıkla. Ben de dünya gözüyle göremediğim bir şairden ve tanış olduğum can şairlerden biraz bahsederek cevabı çiçeklendirmeye çalışayım.

Üç büyük şairim!

Sezai Karakoç’u gördüm, tanıdım ve O’nunla sohbet etme şerefine erdim. Yani O’nun ‘sahabi’si sayılırım. (Buradaki ‘sahabi’yi yanlış anlayacaklar için ‘sohbet’le ‘sahabi’nin aynı kökten geldiği hatırlatmasını yapmadan geçmeyelim.) İsmet Özel de hem Erbain’iyle, hem Bir Yusuf Masalı’yla, hem Of Not Being A Jew’la, hem düşünerek taşınmayarak konuşmasıyla, bardağını tutuşuyla, evlerdeki ve otobüslerdeki muhabbetleriyle bende yaşamaya devam eden şair.

Yetişemediğim zarif mümin!

Cahit Zarifoğlu’na yetişemedim. Şiirlerini okudum yıllarca. Halen ara ara okumaya devam ediyorum. Bana kendilerini zor açan şiirleri var. Ama hiç üzülmedim. Paniğe ve telaşa kapılmadım. Zarifoğlu şiirinin kapalılığından veya zorluğundan şikayetlenerek ne Zarifoğlu’ndan ne de şiirinden uzaklaştım. Eşi Berat Hanım’ı ve çocuklarını gördükçe; Zarifoğlu’nun sükûneti ve inceliğine şahit oldum onlarda.

Kendini de, sevdiklerini de, şiirini de erkenden Allah’a teslim etmiş bir mümin şair O. Yapaylıktan, gösterişten uzak bir adam. Sıkıntılı hallerinde (kabz) bile genişliğe (bast) yol arayan bir basitlik var.

Nureddin Durman Ağabey’in de ikamet ettiği Beylerbeyi’nden ve Küplüce’den çoğu geçişimde abartısız ve ışıltılı bir sevinç kaplar içimi. Bunca acıya ve zorluğa rağmen Allah’a en içten, en doğrudan kelimelerle seslenen mısraları tutar elimden. O’nun yalvarışına katılırım.

Şımarmayan, kapris yapmayan bir Yaşamak!

Türkiye’deki Müslümanların, O’nun bir şeyhin eteğine yapışmış olmasının kıymetini yeteri kadar dile getirmediklerini zannediyorum. Onun biatını, bağlanmasını hep büyük bir sevinç ve heyecanla yaşadım, yaşıyorum. Çoğu insanın ergenliklerini aşamadığı bir yaşta O’ndaki şaşırtıcı oturmuşluk ve tevekkül halini görmemek mümkün mü? Şımarmamış, kapris yapmamış. Yan/ı/lışları olmuştur belki. Düşeyazmaları. İnsandır işte. Şiirlerindeki en belirgin gerçeklerden biridir bu.

Oraya gider. Kalbini dergâhtaki müridler gibi şeyhine teslim eder. Yüzyıllardır binlerce müminin uyduğu, kapıldığı o manevi akışa nakşedilsin diye ismi ve canı. Acz der. Niye sevmiyeyim böyle bir Yaşamak sahibini?

İşte sevdiklerimden bazıları…

Tanıdığım ve sevdiğim şairlerde bu üç ismin üzdüşümlerini gördüm elhamdülillah. Ahmet Murat. Dostum. Mümin. Derinlikli. Kalbe sığınan. Orda gürleşen. Kelimeleri şiirinin ormanına çekip sincap eyleyen, bal eyleyen, bisiklet eyleyen, kış ve yaz eyleyen mütevazı.

İsmail Kılıçarslan. Hoş sohbet. Müminleri sever. Durmaksızın şiir ırmağından-hayattan yeni şeyler çıkarma peşinde. Kuyruk olmaz. Bilinçli ve izzetli. Zarifoğlu’na hayran.

Nureddin Durman. Sükûnet içinde bir avcı. Bunca yaşına rağmen. Boğulmaktan korkmaz. Kudüs’ü, çocukları ve aşkı getirir bakışlarıyla. Duayla.

Zafer Acar. Atak. Cesur. Derin. Yepyeni bir ses ve söyleyiş. Şarabın, aşkın, cihadın, mücadelenin, dirilişin şiirdeki hakikatli temsilcilerinden.

Hakan Arslanbenzer. Bir kere selamlaştım Üsküdar’da. İnilmedik vadi, çıkılmadık tepe bırakmayan savaşçı. Azimete talip. Bu yüzden zordur. Bahşedilen hayatın çokça zahmetli olduğuna inanır.

Zeki Bulduk. Şiir yayınlamamıştır. Ama kalbiyle, yaşamıyla, duyarlılığıyla şiiri aşan bir şiirdir. Muhabbetini sadece aklıyla karşılamaya çalışan hep eksik anlayacaktır onun konuşan mısralarını.

Ali Emre. Mekke fethediliyor gibi yürür şiirinde. Üsküdar’da bir kaç kez oturup beraber çay içtik. Cemal Şakar Abi de vardı. Asla cepheyi terketmezler. Her daim tetikte ve uyanık.

Kalblerimizi ve kalemlerimizi yoldan çıkarma!

Cahit Koytak, Hüseyin Atlansoy, Erdal Çakır, Cafer Turaç ve başka güzel şairlerim. Ne kadar fazlaymış tanışamadığım güzel şairlerim. İnşallah sevdiğim şairlerle bu dünyada tanışırım. Şükürler olsun cennet de var.

Şunu demek istiyorum: Ahmet Cahit Zarifoğlu’nun Cemal’e yürüyüşünün sene-i devriyesinde ettiğimiz buncacık kelam mümin şairlerden memnuniyetimizin izharıdır.

Mürsel Sönmez Abimiz’e de selam ederek şöyle niyaz ederiz: Bizi ve kelimelerimizi ölümsüz kıl Rabbimiz! Daim yolunda olanlardan eyle! Bizi mümince yaşat, mümin olarak canımızı al ve sevdiklerinle dirilt! Bize hidayet nasip ettikten sonra kalblerimizi ve kalemlerimizi yoldan çıkarma! Ayaklarımızı dinin üzere sabit kıl! Amin. Amin. Amin.

 

Mustafa Nezihi Haziran’da Küplüce’den geçerken…

Güncelleme Tarihi: 03 Haziran 2014, 10:28
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatih YAVUZ
Fatih YAVUZ - 6 yıl Önce

Selamün aleyküm.Öncelikle değişik bir yazı olmuş.Ama şairlere sahip çıkayım derken bazıları anımsanmmamış galiba.Bundan dolayı çok fazla sitem etmiyorum fakat yinede yazmak istedim.Geniş bir başlıkta tüm mümin şairleri anmak kolay değildir.Eline diline kalemine sağlık...VESSELAM...

melami
melami - 6 yıl Önce

'işte sevdiklerimden bazıları...' '...ve başka güzel şairlerim' görüldüğü gibi sadece bazıları anlatılmıştır. herkes şairlerine sahip çıkarsa tamamdır.

banner19

banner13