Şairler meclisinde bir kadın: Zeynünnisa

"Zeyneb Hatun’un Amasya’da şiir meclislerine katıldığı rivayetler arasındadır. Fakat daha çok divan edebiyatının kalbi olan Fatih’te bulunmuştur. Mihri Hatun’la beraber Divan Edebiyatı çevresinde bilinen ilk kadın şairlerdendir." Hüma Dergisi'nden Zehra Coşkun yazdı.

Şairler meclisinde bir kadın: Zeynünnisa

15. yüzyıl Osmanlı’nın kültür ve sanat alanındaki en ileri gelişmelere sahip olduğu yüzyıl olmuştur. Bu dönemde devlet yükseliş devrini yaşamaktadır. Hatta düzenli devlet idaresi, iktisadî gelişmeler ve genişleyen sınırlarla artık bir imparatorluk olarak anılmaktaydı. Bu gelişmelerin ışığında devletin başına geçen padişahların ve hanedan üyelerinin sanata verdikleri önemden dolayı çeşitli yazarlar ve şairler sarayın etrafında toplanmıştır. Saray çevresinde oluşan bu akademik ortamda çoğu şair ismini duyurmuştur. Özellikle Divan Edebiyatı şairlerinden Ahmed Paşa ve Necati Bey önde gelen isimlerdendir.

Amasya’da bir üstade

Osmanlı edebiyatının tozlu raflarında ismini görünce şaşırdığımız yazdıklarını görünce mest olduğumuz bir hanım Zeyneb Hatun. Hayatı hakkında detaylı bir bilgi olmasa da 15. yy’da Amasya’da doğduğu düşünülmektedir. Zeyneb Hatun’un, Kastamonulu marifet sahibi Kadı Mehmet Çelebi’nin kızı olduğu ve asıl adının Zeyrünnisa olduğu Âşık Çelebi’nin yazılarından bilinmektedir.1 Babasının ilim sahibi ve sanatkâr olması, Zeyneb Hatun’un da iyi bir eğitim almasına neden olmuştur. Arapça ve Farsça bilen Zeyneb Hatun, iyi eğitiminin yanı sıra musikiyle de ilgilenmiş hatta şarkı yazıp besteler yapmıştır. Âşık Çelebi, onun II. Bayezid’in oğlu Şehzade Ahmed’in hizmetindeki Mihri Hatun’la aynı dönemde yaşadığını, beraberce kaside ve methiye yazdıklarını bildirmektedir.2

Zeyneb Hatun’un Amasya’da şiir meclislerine katıldığı rivayetler arasındadır. Fakat daha çok divan edebiyatının kalbi olan Fatih’te bulunmuştur. Mihri Hatun’la beraber Divan Edebiyatı çevresinde bilinen ilk kadın şairlerdendir. Zeynep Hatun, şairliğinin ilk dönemlerinde Fatih Sultan Mehmet adına Türkçe ve Farsça divan tertip etmiş, bunu sultana sunmuştur. Bu divan karşılığından Osmanlı padişahından iltifatlar görmüştür. Sadece sultanlar değil döneminin önemli şairlerinden Sehî Bey de onun şiirlerini övmüştür. Zeyneb Hatun’un hayatına dair en net bilgi Âşık Çelebi’nin yazılarından öğrenilmektedir. Aşık Çelebi, Zeyneb Hatun’un evlendikten sonra şiir meclislerini bıraktığını aktarmıştır. Eşi İshak Fehmi Çelebi, Zeyneb Hatun’un şiir meclislerinde bulunmasını ve musikiyle ilgilenmesini istememiştir. Fakat kendisi Amasya’da divan şiirine öncülük etmiş, kendisinden sonra da kadın şairler yetiştiren biri olmuştur. Amasya’da 1474 senesinde vefat ettiği bilinse de kabrinin yeri meçhuldür.

Şairler meclisinde bir kadın

Zeyneb Hatun 15. yy’da kadın bir şair olarak edebiyat çevrelerinde övgüyle karşılanmışsa da yine kadın olduğu için birçok iğnelemeyle da karşılaşmıştır. Beyanî’nin “Eş’ârı ârifânedir. Kız nakşı değildir merdanedir” diyerek Zeyneb Hatun’u kadın niteliğinden çıkartıp erkek niteliği üzerinden iltifata mahzar tutması bize devrinde bir kadın şair olarak yaşadığı sıkıntılar hakkında ipucu vermektedir. Kınalızade’nin “Erkekler kadar mükemmel şiirleri var, tek ayıbı kadın olması” yorumu tahlile muhtaç olmayan bir yorum olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak tezkirelerde geçen bu ifadeler dışında Zeyneb Hatun şiirlerinde kendine de erkek gibi olması konusunda telkinlerde bulunmuş olup döneminde edebiyat çevrelerinde tutunmak için kadın kimliğinden sıyrılmaya çalıştığı görülür.

Zeyneb Hatun her ne kadar dönemi itibariyle erkek motiflerine bürünmeye mecbur kalmış olsa da kendisi 15. yy’da yaşamış olan ilk kadın şair olması itibariyle Osmanlı kadın şairleri için öncü bir konumdadır. Sayıları çok olmasa da onun açtığı yoldan birçok kadın şair yetişmiş, eserleriyle kendi dönemine ışık tutmuştur. Çoğu eserlerinin Ayasofya kütüphanesinde olduğuna dair bilgi vardır fakat kütüphane kataloğunda eskiden kaybolduğu bildirilmektedir. Günümüze ulaşan üç şiiri vardır. Bunlar yedi beyitlik bir gazel, bir kıta ve Farsça bir beyittir.

Son olarak sözü Zeyneb Hatun’a bırakalım. Ruhuna bir Fatiha bırakmayı ihmal etmeyelim.

“Keşf it nikâbunı yiri göği münevver it

Bu âlem-i anâsırı firdevs-i enver it

İki cihânda kılmamışam nesneye nazar

Yâ Rab habîbünün bana vaslın müyesser it

Depret lebüni cûşa getür havz-ı Kevseri

Anber saçunı çöz bu cihânı mu’attar it

Yârâ yolunda aşk ile derdünden öleni

Kim dir sana ki hecr ile cânın mükedder it

Hattun berât yazdı sabâya didi ki tîz

Var milket-i Hıtâ ile Çîn’i musahhar it

Âb-ı hayât olmayıcak kısmet ey gönül

Bin yıl gerekse Hızr ile seyr-i Sikender it

Zeyneb ko meyli zînet-i dünyâya zen gibi

Merdâne vâr sâde-dil ol terk-i zîver it!” 3

(Günümüz Türkçesi)

Yeryüzündeki örtüyü kaldır, güzelliğinle yer gök aydınlansın

Dünyayı çevresine ışık saçan cennet hâline getir!

Dudağındaki lezzeti tattır, cennetteki Kevser suyu ile dolu havuzdan içmiş gibi olayım!

Amber kokulu saçını çöz de cihan güzel kokularla dolsun.

Yüzündeki tüyler güzellik fermanının yazısı gibi.

Bu fermanda sabahın ilk saatlerinde esen rüzgâra yüce bir sesle şöyle deniliyor:

Çabuk git. Hatta Çin ülkelerini benim güzelliğimin etkisi altında bırak, ele geçir.

Ey gönül Hızır’la birlikte bin yıl yolculuk edip dünyanın dört bir yanını dolaşsan

İnsana ölümsüzlük kazandırdığı söylenilen efsane suyunu bulmak imkânsız!

Zeynep kadınlar gibi dünya süsüne önem verme;

Erkekçesine yaşa gösterişi bırak!

Zehra Coşkun

Hüma Dergisi, Sayı:16

Kaynak:

1 Hasan Aksoy, “Zeyneb Hatun”, TDV İslâm Ansiklopedisi

2 “Zeyneb Hatun”, TDV İslâm Ansiklopedisi

3 Gazelin son beyti başka bir kaynakta şu şekilde geçer:

Zeyneb çü dost zülfi bigi târmârsın

Dîvâne olma şi’rüni dîvân u defter it 

bk. Eğridirli Hâcı Kemâl. Câmi’ü’n-Nezâ’ir. Bayezid Genel Kütüphanesi. Nr. 5782. vr. 27b.

Yayın Tarihi: 27 Temmuz 2022 Çarşamba 10:00
YORUM EKLE

banner19

banner36