banner17

Sagéé! Özgürlüğe hasret çığlığı!

Sagéé! bir rehabilitasyon teşebbüsü, bir yaşama tutunma çabası, bir yenilenip yeşerme uğraşıdır. Hayyam’ın şarabının ve şiirlerinin Elburz Dağı suretindeki bu çağ mazmunudur.

Sagéé! Özgürlüğe hasret çığlığı!

 

* Mustafa Nezihi bir kurul toplantısının saçmalığında Maşuk Yılmaz dostuna selam durarak yazdı bunları. Daha çok bu kadim dostunun ve sadece yakınındaki bir kaç kişinin bildiği, ona ait bir sloganın, çığlığın, haykırışın etrafında dolanıp bu mazmunu anlamaya- anlatmaya çalıştı.

Maşuk Yılmaz ve Mustafa Nezihi

Ayakta saygı duruşuymuş. Bilmem kimin içinmiş... İstemediğin bir konumdasın. Hiç mi hiç istemiyorsun bunları yapmayı. Ama yapıyorsun işte. Çünkü maişet motoruna yakıt burdan geliyor.

Çocukluğundan beri hem seni hem içini dürttüler. İsteksizce kalkıp yürüdün. Dur dediler; sen içinde çılgın bir ırmak gibi akarken. Salaş bir yerde bir ağaç altını beğendin diyelim. O ağacın gölgesini çektiler üstünden. O ağacın altında düşüncelere dalamayacağını, uyumanın yasak olduğunu söylediler. Hatta o ağacın gereksizliğine hükmettiler ve tutup o ağacı egemenlik hızarlarıyla kesmeye başladılar.

Öyle bir an gelir ki...

Kelime sana yetmedi. Çılgınca koştun sen de ama içinde biriken anlaşılmazlığı gideremedin. Gelip sarmaladı seni o his, o duygu, o ad-konamazlık, o korkunç gerçeklik. Yapacak hiçbir şey yok. Şiir yetmiyor, müzik yetmiyor, en karanlık kitaplar yetmiyor. Duanın kalbi açılmıyor ellerinde. Karanlık sokaklar da seni bağrına basıp yutmuyor. Hira’daki ahd-i cedidle yürüyorsun ne de olsa…

Derinden ve aniden gelen isyan: Sagéé!

Yani ki kaçış yok. Çıkış yok. İzahlar, açıklamalar, analitikler, süslemeler yetmiyor sana. İşte o zaman hangi kalabalık arasında olursan ol; içinde birikip yığılmış olan o güzel isyan, en derinden ve aniden gelen bir tazyikle kelimelere dökülüyor: Sagéé!

Kaçan normaldir, kalan kaçık!

Nadanlar, normaller, rahatsız olmayanlar, düzenden ve işleyişten memnun olanlar, Tanrı’yla hesaplaşma ve O’na soru sorma cesareti gösteremeyenler, hıza ve başarıya tapanlar ve daha kimler kimler sana bön bön bakacaklar. Seni ayıplayacaklar o ablak ve çok bilmiş bakışlarıyla. Senin deli veya kaçık olduğunu düşünüp itibar etmeyecekler sana. Zaten önceden de itibar etmemişlerdi. Ürkerlerse, korkarlarsa, tehlikenin farkına varırlarsa; sana vurdukları deli, kaçık, garip, acaip, işe yaramaz yaftalarıyla yetinmeyip ya seni kovarlar bulundukları ortamdan, ya da kendileri kalkıp giderler ordan. Sagéé!

Özgürlüğe hasret çığlığı: Sagéé!

Maşuk Yılmaz

Bir özgürlük, özgürlüğe hasret çığlığıdır Sagéé! İktidara talip olmayanların, kendilerini kısmî ve kısa bir süreliğine emniyette hissedecekleri bir sığınak arayışıdır. Anlamını sadece bu ruhsal tecrübeyi içselleştirmiş olanların kavrayabileceği bir yakarıştır. Diğerlerine anlamsız, saçma ve iğreti gelir bu haykırış. Zaten Sagéé!nin anlamlı olmasının sebeplerinden biri de budur.

Maşuk YılmazÇatışmacı değil çekilmeci!

Müteşabihattandır. Gizildir, esoteriktir zahire çıkmışken bile. Dağları sever. Sıraya girmeyi sevmez. Sıradışıdır. Hizaya gelmeyi de sevmez. Çatışmacı değil çekilmecidir. Kavgacı sayılmaz ama anlaşmacı da değildir. İşbirlikçi hiç değildir.

Ketum olan da taşar bir gün!

Çoğu şeyi takmamayı öğrenmiştir. Anlatmaya gerek duymadığı ilkeleri vardır. Sevgisini sözlerle ifade etmekten imtina eder. Ketumiyeti bundandır. Yaşantısı ve tavırlarıyla muhabbetini gösterir.

Konuşma didaktik hale gelmeye başlayınca akıl ve kalble çelişme riski barizleşir. Dost bunalır ve üzülür bu durumda. Kimseyi kolayca kırmak istemediğinden başını öne eğer ve kendi içine, belirsizliğine saklanır. Artık o munis olmayan ama incelikten de yoksun olmayan sözü söylemenin zamanı gelmiştir. Lakin gene de bu sürpriz çığlığı sevdiklerine karşı naifliğinden ötürü, orada, zihninin koridorlarında bekletir. Onun da taşma, fışkırma zamanı gelecektir.

Sagéé!yi ilham eden Rabb'e şükürler olsun!

Sagéé! bir rehabilitasyon teşebbüsü, bir yaşama tutunma çabası, bir yenilenip yeşerme uğraşıdır. Hayyam’ın şarabının ve şiirlerinin Elburz Dağı suretindeki bu çağ mazmunudur. Sagéé! söylenmeseydi de güneş doğacaktı elbette. Ama dost ona bakamayacaktı belki de. Baksa bile muhtemelen göremeyecekti.

Sagéé!yi ilham eden Rabb’e şükürler olsun!

 

Mustafa Nezihi Sagéé! dedi

Güncelleme Tarihi: 11 Temmuz 2012, 19:20
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
tayfun demir
tayfun demir - 7 yıl Önce

ben konuşmam ama konuşursamda susturamazsiniz derdi bize maşuk Hoca.Biraz biraz anlıyorum belki de anlamıyorum ama yazı için maşuk hocanın deyimini kullanacağım :ÇOK IYI YA

istanbuler
istanbuler - 6 yıl Önce

nasıl bu kadar güzel ifade edilebilir, hiç tanımamanıza rağmen! mükemmel (sagee de neymiş, bilmiyorum ve umrumda değil) çok şaşırtıcı

aygül kahraman
aygül kahraman - 6 yıl Önce

mezarlıkta boylu boyunca uzanmana şaşırmadım.çünkü biliyorum ki sen farklısın.içinde bir çok şeyleri gizleyen.insanlığından ödün vermeyen bir buz dağı kadar esrarengiz olduğunu .keşke saklı hazinelerini dışarıya aktaracak birazcık cesaretin yada neye ihtiyacın varsa o olsaydıda sen gibilerden biraz daha faydalanabilseydik.çünkü bu dünyanın sana ve senden öğrenecek çok şeye ihtiyacı var.iyiki varsın iyiki abimsin.iyiki bacınım.

Ahmet Faruk
Ahmet Faruk - 5 yıl Önce

Göremeyenler bil /-e / meye devam edeydi!.Sırrı fâş etmişsin.. Yazık etmişsin

banner8

banner19

banner20