'Safi ilham' denen şiiri de edeb üzereydi

Ebubekir Siraceddin'in (Martin Lings) şiire karşı olan tutkusu da ömrünü vakfettiği tasavvuf yolunun en temel kaidesi olan edeb üzeredir ki Guenon ve Schoun’un manevi mesajlarıyla karşılaşıp tarikat hayatına dahil olunca kendini on beş yıl şiir yazmaya hazır hissetmemişti.. Metin Erol yazdı..

'Safi ilham' denen şiiri de edeb üzereydi

Ortaçağ sonrası dinin tamamen dünya hayatından tasfiye edildiği, tüm soyut değerlerin bu tasfiyeyle birlikte harcandığı, ruhun anlamanı kaybedip yok sayıldığı Batı’da, 1900’lü yılların başında dünyaya gelen Martin Lings; hayat sergüzeştini İslam üzere belleyip, Batı’nın ruha dönüşte imrendiği isimlerden olmuştur.

Dünyanın bir çok farklı ülkesinden kendilerine ait ne yoksa kendilerinin belleyerek oluşturdukları müzelerinin soğuk duvarları arasında çarpan bir sesti İngiltere’de Martin Lings. 1940 yılından 1951 yılına kadar Kahire Üniversitesi’nde İngiliz dili ve edebiyatı üzerine ders verdiği vakit Doğu medeniyeti üzerine derinlikli eğilme fırsatını da bulmuş ve bunu İngiltere’de Brisitsh Museum ve British Library’de Arapça kütüphane sorumlusu olduğu vakitlerde daha da derinleştirmişti.

Ona veli oluşundan dolayı saygı duyuyorum”

Adını sonradan Ebubekir Sîracettin olarak değiştiren Martin Lings, Tradisyonalist ekolünün üç kurucusu olan Guenon, Coomaraswamy ve Schoun’dan müthiş derecede etkilenmiş, ömrünü onların peşisıra giderek tüketmiş bir büyük insandır. İçinde yaşadığı çağa dair mükemmelen yaptığı tespitler, onun entellektüel yanının kuvvetini gösterir. Şiire karşı olan tutkusu da ömrünü vakfettiği tasavvuf yolunun en temel kaidesi olan edeb üzeredir ki, yazar C.S. Lewis’in “safi ilham” dediği şiirini yazmaya Guenon ve Schoun’un manevi mesajlarıyla karşılaşıp tarikat hayatına dahil olunca ara vermiş, kendini on beş yıl şiir yazmaya hazır hissetmemiştir.

İlk şiir kitabının hemen baş kısmına koyduğu “şiire olan arzum sonraları yerini daha yüce bir arzuya, arzu edilmeye layık yegâne şeye bıraktı” değişi ise yalnızca yaşayanların anlayacağı bir halin tesiriyle söylenmiş bir söz olsa gerek. Martin Lings’in duruşundan dolayı, Batı’da nice aydın ona karşı olan saygılarını asla yitirmemişlerdir. Dünyaca ünlü dinler tarihi profesörü olan Huston Smith, “ Martin Lings benim için örnek alınacak biridir. Onu yakından tanıyan herkes gibi ben de ona veli oluşundan dolayı saygı duyuyorum” demiştir.

Kalbinde hikmeti hep aramıştır

Protestan anne ve babadan dünyaya gelen üst-orta sınıf mensubu bir İngiliz entelektüeli, nasıl olur da okuma yazması sınırlı olan, İslami ilimler dışında başka bir konuda eğitim almamış ve Cezayir’in küçük bir şehrinde yaşayan bir şeyh ile ilgilenir? Çocukluk yıllarında dahi dünyaya karşı bazı yanlışların olduğunu keşfetmiş biridir Lings. Modern medeniyetin korkunçluğu içinde ruhu daralır zamanla ve şöyle ulur: “Neden daha önceki bir zamanda doğmamışım.” Bu uluması kader-i ilahiye muhalliftir aynı zamanda ancak bu sözü söylediğinde Müslüman değildir Lings. Bu sözü söylemesi ise kalbinde hikmet arayışı olduğunun göstergesidir aynı zamanda.

Gençliğinde kendisine doğa ve sanat merkezli bir güzellik dini oluşturmuştur Lings ve bu minval üzere dua eder, inanır, yaşar. İbadetin manevi sembollerinden etkilenir, Katolikliğe dahil olur. Hz. Meryem ile bu vasıtayla ruhi yakınlık kurmaya çalışır. Dilinden duası düşmez Lings’in. 1937 yılının hazanında ise hayatının acı gerçeğiyle yüzleşir Lings. Onca duasının nihai olacağını düşündüğü kişiden haber alır, Şeyh Ahmed el – Alavî'den. Ancak kıl payı kaçırmıştır büyük mürşidi. Cezayirli büyük şeyh vefat etmiştir.

Yediden yetmişe herkesin okuması gereken bir siyer

Hinduizme uzanır Lings, Taoizm’e meyyal bulur kendini; Sanskritçe öğrenmek için çabalar, sırf dahil olmak istediği mecrayı daha iyi anlasın diye. Bir entelektüel titizliğidir bu. Ancak Guenon’un kitapları yolunu tasavvufa çıkartır Lings’in. Ren nehri kıyında yaşar büyük değişimini. Nehir akar gider, Lings’in tüm arayışı gibi... Sanskritçe yerini Arapça’ya bırakır. O enstantane arayışı ise yerini hayrete...

Müslümanlığı dünya hayatında yürüyeceği yol olarak seçtikten sonra İslam Peygamberi’nin hayatını anlatan o muhteşem eseri üç yılda tamamlar Lings. Yediden yetmişe herkesin okuyacağı, anlayabileceği bir üslupta yazar bu eserini. Bir çok insana rehber olur bu eseri. Hele ki Türkiye’de... Bir diğer eseri ise Yirminci Yüzyılda Bir Veli’dir Lings’in. Şeyh Ahmed El- Alavi’yi anlatır bu eserinde. Derdi hakikatin peşinde koşmak olan Lings 2005’in Mayıs ayında göçer. Ardında bir çok eser ve günümüzde en okunan bir siyer bıkarak nesilden nesile duaların edildiği bir yaşanmışlık bırakmıştır Lings.

Bizler de dua ile onu hatırlayalım dedik.

 

Metin Erol yazdı

Yayın Tarihi: 14 Mayıs 2014 Çarşamba 15:24 Güncelleme Tarihi: 17 Mayıs 2014, 11:45
banner25
YORUM EKLE

banner26