Saf şiir mücevherinin peşinde bir şairdi

Şiirine, mesafe tanımadan dünyanın bütün coğrafyalarını sığdıran Asaf Halet Çelebi aramızdan ayrılalı yarım asırdan fazla oldu. Onun şiiri zamana meydan okurcasına hâlâ dipdiri duruyor.

Saf şiir mücevherinin peşinde bir şairdi

 

Şiirin evrensel bir dili olduğuna ve şiir dilinin dünyayı kuşatan bir genişliğe sahip olduğuna tüm edebiyatçılar inanır. Onları yazmaya sevk eden de bu geniş coğrafyaya seslenebilme ihtimalidir. Söylediği sözün mesafesi ne kadar uzun olursa kişi o denli sesini yükseltmek ister. Ulaşılacak kişi sayısının çokluğu, kabul görülecek farklı düşüncelerin fazlalığı kişi için ulaşılmak istenen hedeflerin başında gelir.

Asaf Halet’in dünyası sınır tanımaz

Düşünce dünyamıza şekil verirken yakın coğrafyalardan etkilenmemiz ve onlardan yansımaların bizde yer bulması en doğal sonuçlardan sayılabilir. Komşuluk sadece sınırlarla değil, gönüllerle de olur. Asaf Halet Çelebi’nin şiirine baktığımızda sınırsız bir coğrafya kuşatır bizi. Anadolu’dan başlayan, İran’a, oradan Hindistan’a uzanan çok geniş bir çizginin şiirini kendi dünyasında yoğurarak şiirinde buluşturmuştur şair.

Asaf Halet’in düşünce evreni de çok geniştir. Kendisini hiçbir sınıra hapsetmeden yaşayan ve yazan bir şairdir. Divan edebiyatı araştırmaları, Mevlana üzerine çalışmaları, tasavvufla ilgili düşünceleri onun ne kadar geniş bir düşünce yapısına sahip olduğunun kanıtıdır. Asaf Halet, yaşadıklarından kendine paylar çıkarmış bir şairdir. Onun yazdıklarında yaşadıklarının izini bulmak mümkündür. Şiirlerini okurken okuyucu kendisini sınır tanımaz bir dünyanın içinde bulur. Dünyanın bir ucundan “Çin kadar uzaklardan” seslenirken bir anda Osmanlı’nın ihtişamıyla “Muradım, Yıldırımım, Fatihim” diyerek haykıran bir ruh haletinin içinde bulabilir okuyucu kendini. Asr-ı Saadet’in huzur veren ikliminden “İbrahim / İçimdeki putları devir” diyerek medet bekleyen bir kul hassasiyetine de geçebilir okuyucu.  Asaf Halet’in şiirinde her an her şeyle karşılaşmaya hazırlıklı olmak gerekir.

O da değeri bilinmeyenlerdendir

Hayatta insanların yaşayabilecekleri en acı tecrübelerden biridir vefasızlık. Ne yazık ki bizde en sık rastladığımız olaylardan biridir bu. Bazen yaşarken bazen de öldükten sonra insanlar vefasızlıkla karşı karşıya kalır. Unutulmak denen kahredici yalnızlık insan için tarifsiz bir sondur. Asaf Halet Çelebi, yaşadığı dönemde de çok fazla adı duyulan bir şair olamamıştır. Bunda yazdıkları değil yaşadığı dönemin şartları etkiliydi. En verimli olduğu dönem, Garip Akımı’nın aktif zamanına rastlar. Şiirdeki bütün kuralların alt üst edildiği, kuralsızlığın kural olarak görüldüğü bir zamanda bilgi birikimiyle, şiir dilindeki usta işi söyleyişleriyle Çelebi, geniş kitlelere seslenme şansını bulamamış isimler arasındadır.

Modern ile geleneği onun kadar ustalıkla sentez yapan şair çok azdır. Onun şiirinde Batıyla Doğu, eski ile yeni iç içedir ve bu birliktelik o kadar yerli yerinde kullanılmıştır ki, bütün kavramlar ustalıkla yoğrularak şiirdeki yerini almıştır. Necip Fazıl’ın dergisini Asaf Halet’e sonuna kadar açması da bir tesadüf değildir. Onun günümüzde çok fazla tanınıyor olmaması da derin düşünülünce normal bir sonuç olarak algılanabilir. Çünkü şiiriyle ve şiir görüşüyle tam bir modern şair karşımızda durmaktadır. Onu anlayabilmek için sıkı bir donanım gerekmektedir. Şiirlerinin içeriğine geçmeden sadece isimlerine bakmak bile karşımızda rastgele bir şairin olmadığı gösterir. “He”, “Lamelif”, “Om Mani Padme Hum” şiir kitaplarının adıdır. Söyleyeceklerini sözü uzatmadan ifade eden şair, sözcüklere ve kavramlara sıra dışı anlam yüklemekte oldukça mahirdir.

Günümüzde modern şiir olarak adlandırılan şiirlerin temeline inebilmek için Asaf Halet Çelebi’nin şiirini çok dikkatli okumak gerekir. Sözcük yapısından tutun da soyut kavramları şiirde kullanış şekliyle o tam bir modern şairdir. Divan edebiyatının mazmunları kadar sağlam imgeler, Batı şiirindekilerden daha etkili sözcük örgüsü onun şiirinde karşımıza çıkar. Seksen civarında şiiri bulunan şair, şiir üzerine yazdığı poetik yazılarıyla da dikkat çekmiş, çok şiir yazmak yerine bir şiir görüşü inşa etmeyi hedeflemiştir. Onun şiir görüşü açık ve nettir: “Şairlerin dillerini anahtar gibi kullandıkları bu hazineler, saf şiir mücevherini saklayan Arş’ın altındaki hazinelerdi. Peygamber, şiirin, bilhassa saf şiirin ilahi bir menşei olduğunu da bize öğretiyordu.”

Asaf Halet Çelebi (d.27 Aralık 1907 – v.15 Ekim 1958), şiirinin rehberi olarak Peygamber Efendimizi gören, en iyi öğreticinin ışığıyla şiirler devşirmiş bir şair olarak az ama yetkin bir topluğa seslenmeye devam ediyor. Sesinin mesafesi anlaşılacak yerlere ulaşana dek yükselecektir. “vurma kazmayı ferhaaad / he’nin iki gözü iki çeşme / aaahhh”

 

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Kasım 2013, 13:21
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13