Şadırvan: Biz orada düşünmeyi öğrendik!

Mustafa Ökkeş Evren, özellikle çocuklara yoğunlaşan kelimeleriyle ve dostluğuyla sevgi soframızdadır.

Şadırvan: Biz orada düşünmeyi öğrendik!

Kendisine biçilen ilahi rolü oynayan kişiye “mütevazı insan” deriz. Çünkü tevazu; vazedilmişlik ile de ilintili bir durumdur. Mütevazılık kendini ahlaklı, ilkeli ve adil olmak, estetik bir ilişkiyi diri tutmak ile özdeşleştirir. Vakar ise bu mütevazılıği bir duruşla somutlamak, onu doğru ve adil bir şekilde taşıyabilmekle gerçekleşir. Dünyanın geçici tabiatına yönelik istiğnayı bir tutum olarak belirleyebilmektir. Yani tevazu ve vakar, insanın yüklendiği sorumluluğu taşırken kendisine bildirilen inanç ve eylemleri gerçekleştirme çabasıdır…

Modern dünyada bugün en çok muhtaç olduğumuz şey mütevazılık ve vakardır. Çünkü modern dünya kibirlidir. Aynı zamanda da vakarı tekebbürden neşet eden tutumla özdeşleştirmekten kaçınmamaktadır. Yanlış konum ve yanlış yorum at başı sürmektedir modern algı için… Pek çok insan, aslında tevazu adı altında tekebbür etmektedir. İşte tam bu noktada bize hayat yolculuğunda mütevazılıği ve vakarı bir örneklik olarak ortaya koyacak şahsiyetlere olan ihtiyaç açığa çıkar.

Tevazunun yaşayan örneği

Mustafa Ökkeş Evrenle, Adana’da Yeni Şafak Gazetesi temsilciliği yaptığım dönemde, gönül dostu bir arkadaşın tavsiyesi ile ziyaretime geldiğinde tanışmıştık, yıl 1996-97... İlk intibam çok olumlu olmuştu: “Bu ne güzel bir insan!” demiştim. Muhabbet de çok güzeldi; tabi ki Müslümanların sorunları üzerine fikir teatisinde bulunmuştuk... O gün bugündür görüşmeye devam ederiz. Ve o, o gün bugündür, güzelliğini artırarak yaşamımda var olmuştur…

Mustafa Ökkeş Evren, 15 Ekim 1966 İskenderun, İslâhiye doğumlu. Sadık Altıncan İlkokulu (1976), İskenderun İmam Hatip Lisesi (1984), Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi (1990) mezunu.

Adana’da var bir Şadırvan

Arkadaşlarına karşı sorumluluğunu asla ihmal etmez. Onlara kendi ailesinden biriymiş gibi davranır ve bir sıkıntısı, sorunu olduğunda onunla özel olarak alaka kurar. Birlikte yemek yemeyi, onlara hediyeler almayı, ziyaret etmeyi çok sever. Adana’da Şadırvan’da şair ve edebiyatsever dostları ile cumartesi öğlen sonrasını geçirmekten hoşlanır. Bu arada Şadırvan deyip geçmemek gerek… Benim de içinde bulunduğum onlarca insanın yetişmesine katkıda bulunan ender mekânlardan biridir. Yüzlerce insan orada düşünmeyi öğrenmiştir. Dâru’l-Müctehidîn olarak ün yapan bu yer, dışarıdan gelen entelektüel ve yazarların da uğrak yeri olmuştur ve olmaya da devam ediyor. Yolu Adana’ya uğrayan olursa muhakkak Şadırvan’ın çayını içsin ve çaycısı ile biraz muhabbet etsin, zaten muhakkak orada birileri muhabbet ediyor olacaktır…

Tüm bunlar onun ne kadar dost canlısı biri olduğunu gösterir. Ama öyle her önüne geleni de dost edinmez. Prensiplerini hesaba katar. Bu prensipler aslında İslam ve Müslüman olmanın vazgeçilmez ilkeleridir. Sözünde durmak, ilkeli olmak, harama bulaşmamak, yalan söylememek gibi ahlaki umdeleri dikkate alır.

Dostunu iyi seçmek

Yeniden Milli Mücadele saflarında yetişmiş ama taşıdığı ‘saflığı’ yüzünden; taktiklere pirim vermemiş, her güzel eylemi ve düşünceyi kabul etmekten sakınmadığı içinde orada kalmamış ve her Müslüman’ın olması gereken yeri imleyerek doğru yerde durmaya devam etmiş, bütün Müslüman gruplarla hayr üzere birliktelikten kaçınmayan ender şahsiyetlerden biridir Mustafa Ökkeş Evren…

Mustafa Ökkeş’in yakın çevresine baktığınız zaman düşünmeyi ve edebiyatı ciddiye alanlardan oluştuğunu görürsünüz. Arkadaşları iki gruptur: Şairler ve düşünce insanları. Kendisi bu iki gruba da girer diyebiliriz, ama en çok bir şairdir. Çok şeker iki çocuğunu da hesaba katarak dini çocuk edebiyatı alanına ağırlık verdi. Bir Oruç Masalı, Kırk Yağmur Damlası, Naribik ile Dört Kanatlı Kelebek gibi kitapları çocuk edebiyatının önemli metinleri olarak yayınlandılar…

Bahattin Karakoç, Ömer Lekesiz, Hasan Ali Kasır gibi şair ve yazarlarla dostluğu vardı. Bahattin Karakoç özellikle kış mevsiminde kızının yanına Adana’ya geldiği zaman Mustafa Ökkeş Evren ile buluşurlardı, bazen benim de katıldığım muhabbetlere doyum olmazdı. Adana’daki sohbetlerimizde hem evini açan hem de düzenli olarak katılımda bulunan güzel bir arkadaştı. Halen bir grup arkadaşla o güzel sohbetleri sürdürüyor. Çocuklarla ilişkisi çok iyidir, kendi çocukları ile ise bir başka güzeldir. Oğlu Şamil ile diyaloglarını anlatmak yerine bizzat gözlemlemek şart...

Sevdiğimiz dergilerde yazılar...

Mustafa Ökkeş Evren, velut bir yazardır. İslami camianın gazete ve dergilerinin çoğunluğunda yazıları ve denemeleri, gazetelerin çocuk eklerinde de şiirleri ve çocuk eğitimi üzerine yazıları yayınlandı.. Edebi dergilerde boy göstermiş, Özgün İrade, Nida gibi düşünce dergilerinde yazıları çıkmıştır. Şiirleri de Güneysu, Kırağı, Palandöken, Harman, Çınar, Edebiyat Yaprağı, Diyanet Çocuk ve Yuvamız dergilerinde yayımlandılar…

İki şiiri Erdoğan Akın tarafından bestelenen Mustafa Ökkeş Evren’in, aynı zamanda Adana’da edebiyat dergiciliğine yaptığı katkıyı da unutmamak lazım. Ahmet Sait Akçay ve birkaç arkadaşı ile Edebiyat Yaprağı dergisini çıkarmıştı. Halen Emperyalizme / Kapitalizme / Modernizme Edebi Müdahale’yi Ömer Faruk Dönmez, Güven Adıgüzel gibi arkadaşlarla Adana’dan çıkarıp ses vermektedirler…

Yazıda müsrif değil

Mustafa Ökkeş Evren’in yazı dili çok sade ve rahat anlaşılırdır. Ama bu sadelik aldatıcı olmasın, onun yazı karakteri sadeliğin derinliğini taşımaktadır. Aynı zamanda yazıda müsrif değildir. Atılabilecek ne kadar kelime varsa atar ve arta kalanla yazıyı oluşturur. O yüzden o sadeliğin derinliğini yakalarken sadece gerekli kelimelerle iş görmeyi de itiyat haline getirmiştir.

Evli ve iki çocuk babası Mustafa Ökkeş Evren, Adana’da kendi bürosunda edebi sohbetlere ve birinci sorumluluk alanı olarak seçtiği “insan ile uğraşmaya” devam ediyor. Edebiyat ile iştigal eden insanlarla müzakere etmekten yorulmaz. Böylece kendi gelişimini sağlarken başka kalemlerin yetişmesini de tetiklemiş oluyor.

Aslında uzun söze ne hacet, bir telefon konuşmamızda söylediği şu söz Mustafa Ökkeş Evren’i iyi anlatır: “Aldığımız her nefesin hakkını vermek için o nefesi geri veriyoruz”...

Kendisiyle dost olmayı ve “dostum” demeyi yürekten sevdiğim biricik güzel dostum Mustafa Ökkeş Evren’i anlatmak her zaman eksik kalacaktır.

Abdulaziz Tantik bir güzel insanı yazdı

Yayın Tarihi: 15 Ocak 2012 Pazar 18:43 Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2012, 10:16
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
LEVENT GÖKOĞLAN
LEVENT GÖKOĞLAN - 10 yıl Önce

TIPTA PSKOTERAPİ,KEMOTERAPİ,RADYOTERAPİ VAR ,ADANANIN!DA DOSTTERAPİ!Sİ VAR ,SIKINTILI ANINIZDA SIĞINACAK SİZİ RAHATLATACAK BİR LİMAN ARARSANIZ BUNUN ADI MUSTAFA ÖKKEŞ EVREN ABİMİZDİR ,RABBİM KENDİSİNE HİÇ BİR ZAMAN SIKINTI VERMESİN,BAŞIMIZDAN EKSİK ETMESİN İNŞALLAH.

Ebuzer  Ağuş
Ebuzer Ağuş - 10 yıl Önce

Abi çok güzel bir yazı olmuş ancak üstad bu kadar ince anlatılabilir.Abi kalemine yüregine ve diline saglık.Yalnız abi yazıda iki çocugunun oldugundan bahsetmişsin,ama Muhammed Serhadımızda var üçüncü evlatı yani bilgin olsun...Ayrıca "Aslında uzun söze ne hacet, bir telefon konuşmamızda söylediği şu söz Mustafa Ökkeş Evren’i iyi anlatır: “Aldığımız her nefesin hakkını vermek için o nefesi geri veriyoruz”...Aynen dediğin gibi üstadı iyi tarif eder.Saygılarımla abi...

Ebuzer Ağuş
Ebuzer Ağuş - 10 yıl Önce

Aziz abi çok güzel bir yazı olmuş ustadı ancak bu kadar tarif edilebilir.kalemine ve diline saglık.Abi yalnız ustadın 2 çocuğu var demişsin ama ustadın Muhammed Serhadı da var tabi sen istanbula yerleşince onu gözden kacırdın bilgin olsun...

çağatay hakan gürkan
çağatay hakan gürkan - 10 yıl Önce

Bir güzel adam diğer bir güzel adamı anlatmış, diline sağlık.. Şadırvan Adana’da nasıl bir teneffüs noktası ise Müslümanlar için, Mustafa Ağabey de bir pınarbaşıdır. Ömer Faruk Dönmez’in yerinede tespiti ile Adana’nın Fethi Gemuhluoğlusudur. Misal, Edebi Müdahale ekibi onun bürosunda birbirini bulmuş, oradan doğmuştur. Kaptanımızdır, abimizdir. Hakkaten güzel adamdır. Duygularımıza tecüman olduğu için Abdülaziz Ağabey’e teşekkür ediyorum.

banner26