Rasim Baba'yla Akşam Yemeği

29 Kasım Cumartesi akşamı heyecanlı bir ruh hali taşıyordum. Bunun sebebi de Rasim Baba'yla görüşecek olmamdı..

Rasim Baba'yla Akşam Yemeği

 

 Rasim Baba'yla Bir Akşam Yemeği

 

 

 

29 Kasım Cumartesi akşamı heyecanlı bir ruh hali taşıyordum. Bunun sebebi de Rasim Baba'yla görüşecek olmamdı. Burç Fm'e gidecektik önce. Çok uzun sayılmayacak bir yolculuktan sonra vardık oraya ve aradık Rasim Baba'yı. Fakat o da nesi! Atı alan Üsküdar'ı geçmiş, Rasim Baba ve maiyeti çoktaaan Fethipaşa Korusundaki Dilruba Restaurant'ta yerini almıştı. Bir yolunu bulup Burç FM'den Fethipaşa'ya gitmeliydik!

 

Uzun bir yolculuktan sonra vardık Fethipaşa'ya. Hedefe ulaşmanın mutmainliği içinde gülüyordu yüzlerimiz. Ve oturduk sofraya. Rasim Özdenören de gülümseyerek bize bakıyordu. Yüzünde sanki kendi gençliğini muhatabında seyreden olgun bir adam gülümseyişi vardı. Doğrusu sofradakileri çok fazla tanımıyordum ben. Bir tek Rahmi Göktaş Bey'i tanıyordum. Diğerleriyle de olayların akışıyla birlikte tanıştık.

 

 

Derin konular konuşuluyordu sofrada. Rasim Baba yine ontoloji, epistemoloji gibi konulara temas ediyordu. Konu döndü dolaştı Descartes'a geldi.

 

"Düşünüyorum öyleyse varım" sözünde bir mugalata olduğunu vurguluyordu Rasim Baba. "Burada ontolojik olan bir olgu, epistemolojik olan bir başka olguyla ispatlanmaya çalışılıyor. Bu bir mantık hatasıdır." diyordu. Sofrada buraya yazılsa paragraflarsayfalar tutacak daha pek çok şey konuşuldu.

 

Gecenin ilerleyen saatlerine doğru 2 kişinin sofradan kalkmasıyla birlikte oluşan tenhalık çok işime yaramıştı doğrusu. İçimden "Rasim Baba'yı bize bırakmıyorlar" deyu feryad ederken bu ani kalkışlar yüreğimi ferahlatmadı değil. Sonunda aradığımız sohbet ortamını bulabilmiştik. Önce Hoca'ya İstanbul Teknik Üniversite'li bir takım öğrencilerin çıkardığı Kalem dergisini verdik. Dergiye şöyle bir baktı ve bir yazı gözüne çarptı. Yazının manşeti şuydu: "İnanıyorum, öyleyse varım". Yazıda Descartes'ın düştüğü hatanın aynısının yapıldığından bahsetti Rasim Baba. Eleştirirken de hiç ölçüyü kaçırmaması dikkatimi çeken şeylerden biriydi doğrusu. Eleştiriyordu ama aşırı gidip yazı yazmaya yeni başlamakta olan gençlerin şevkini de kırmak istemiyordu. 

 

Rasim Baba'nın yapıcı eleştirilerinden sonra bir on dakika daha oturduk orada. Ayrılık vakti de geliyordu yavaş yavaş. Saat epey ilerlemişti. Rasim Özdenören'in "hadi kalkalım yavaş yavaş" sözü üzerine ayaklandık hepimiz. Veda anında sarıldık birbirimize Rasim Baba'yla. Düşündüm ki Rahman'ın yarattığı sevgi tam da buydu işte. Ayrıldıktan sonra huzurlu olarak evimin yolunu tuttum. "Babacan tavırlı o genç adam"ın sohbetinde bulunmaktı sanırım huzurlu oluşumun sebebi.

 

 

 

Melih Koşucu, hâtırda kalanları yazdı.

     

Güncelleme Tarihi: 30 Eylül 2010, 10:21
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Sözer
Ali Sözer - 12 yıl Önce

Dunyabizim.com sitesi yeni kuruldu. Fakat güzel işlere imza atılıyor. Daha güzel olacak inşaallah. Elimizden geldiğince biz de destek olmak isteriz. Bizim kültür dünyamızdan haberler, yazılar, söyleşiler hep devam etsin.. Bekliyoruz.

Rasim Özdenören'le beraber olmak güzeldir. Urfa'da birkaç kez sohbetine katılmak nasip oldu. Hoş vakitlerdi.

mehmet özen
mehmet özen - 12 yıl Önce

Ankara'da bir cumartesi akşamı Rasim Bey'i Birleşik'te, Kurtuba'da görüverirsiniz. Ve gün, ne olursa olsun birden güzelleşiverir.

banner19

banner13

banner26