banner17

Paulo Coelho'dan ilhamla Savaş ve Ahlak'ı yazdı

Şamil Basayev, 'Savaş ve Ahlak'ın önsözünde yalnızca Rabbinin rahmetini umduğunu ve mücahidlerin, bu kitaptan kendilerine ve cihada fayda sağlamalarını beklediğini ifade etmiş. Fatih Pala yazdı.

Paulo Coelho'dan ilhamla Savaş ve Ahlak'ı yazdı

Çeçen cihadının unutulmaz isimlerinden birisi de kuşkusuz şehid Şamil Basayev’dir; tıpkı İmam Şeyh Şamil’in unutulmazlığı gibi, Cevher Dudayev’in, Aslan Mashadov’un, Emir Hattab’ın, Zelimhan Yandarbiyev’in, Abdulhalim Sadullayev’in, Dokku Umarov’un unutulmazlığı gibi…

Çeçenya’da, Kafkasya’da Rus mezalimine karşı amansız mücadele veren, cihad eden efsane bir komutan, eşsiz bir mücahiddi Şamil Basayev; asıl künyesiyle Abdullah Şamil Ebu İdris. O, bundan tam dokuz yıl evvel bindiği bir aracın infilak etmesi sonucu şehidce sürdürdüğü hayatını aynı şekilde şehid olarak bitirmişti. Esasen bu, bir bitiriş değildi; en güzel hayata en mükemmel bir başlangıcın adıydı. Ömrü boyunca bir an bile Rabbinin davasından, dininden geri durmayan, durmadığı gibi de gittikçe çoğalan, büyüyen bir sevdanın sahibiydi Şamil Basayev. Bugün, onu rahmet ve minnetle anarak Rabbimizden, ondaki imandan ve mücadele azminden bize de vermesini ümit ediyoruz.

Şehid komutan Şamil Basayev’i, şehadet günü dolayısıyla ardında bıraktığı tek eseri olan, mirası da diyebiliriz, Savaş ve Ahlak kitabı çerçevesince gündem edinmeye çalışacağız. Basayev’in bu biricik eserini İlker Bakıroğlu Türkçeye çevirmiş ve Beka Yayınları’nın kuruluşu olan Misyon Yayınları da okurlara ulaştırmış. Allah Teâlâ, sadaka-i cariye olarak kabul görsün bu değerli eseri bize kazandıranlardan.

Mücahidlerin el kitabı adeta

Şamil Basayev, şehadetinden üç yıl kadar önce iki hafta gibi bir uygun zaman bulmuş, eline de bir bilgisayar ile ünlü Simyacı romanının yazarı Paulo Coelho’nun bir diğer eseri olan Işığın Savaşçısının El Kitabı çalışması geçmiş. Bu kitaptan büyük oranda faydalanmış ve Paulo Coelho’nun yazdıklarını Müslümanca bir vaziyete büründürmüş. Daha sonra da ayet, hadis ve sahabe hayatlarından kesitlerle güçlendirmiş. Ve kitabının önsözünde de yalnızca Rabbinin rahmetini umduğunu ve mücahidlerin, bu kitaptan kendilerine ve cihada fayda sağlamalarını beklediğini ifade etmiş.

Sakalları bir karış, meskenleri sıra sıra dağlar olsa da mücahidlerin, dünyadan ve içindekilerden habersiz yaşamadıklarını gösteriyor Basayev’in batılı bir yazarın kitabını okuması ve ondan faydalanması; öyle sanıldığı gibi gerici olmadıklarını da gösteriyor ayrıca tabi. Düşünsenize bir, günlerinin her anı sıcak savaş/cihad haliyle geçecek ve fırsatını bulduğunda birkaç haftalık zaman dilimini, hemen ilmî yönde değerlendirmeye koyulacak! Bu adamlar, Allah Teâlâ’nın ümmete büyük bir lütfu gerçekten. Dünyaya, adanmışlığı, adam olmayı belleten ustalardır bunlar. Ama kör, sağır dünya halkları bilmez onları, duymaz ve görmez… Görenlere, bilenlere, duyanlara selam olsun.

Evet, şehidimiz Basayev, zikrettiğimiz kitaptan yola çıkarak müthiş bir mücahid el kitabı oluşturmuş. Ne ilmî ağırlık vermiş ne de sayfaları uzun tutmuş. Böyle yapmamış; zira bunu okuyacak olan kişinin, anında kitapta sunulanları hayatında tatbik etmesi gerekmektedir. Yani ayakları topraklara, çamurlara ve dağlara doymuşlar muhatap alınıyor bu çalışmayla. Yani düzlüklerde, ovalarda, şehir ve metropollerde yaşayanların anlayabilecekleri, kaldırabilecekleri türden şeyler değildir bunlar. Onun için pratik yazılmalı, pratik okunmalı, pratik anlaşılmalı ve el-an yaşanmalı kitapta söz konusu edilen hakikatler…

Şehid yazarımız Basayev, kitabına cihadın ve mücahidin tanımını yaparak başlamış ve toplamda altmış dokuz başlıkla meramını iletmeye çalışmış. Sayfalarına taşımadığı konu neredeyse bırakmamış. Gerekli olan bütün hususlara değinmeye azami gayret sarf etmiş. İyilik etmekten, iyi olmaktan tutun da eğitim konusuna, tecrübeli olup savaşın hilesi konusunda bilgi sahibi olmaktan kusurları en asgari düzeye indirip büyük stratejiler belirlemeye, dertlerin, zorlukların bitmemesi gerçeğinden sebatkâr davranmaya, Allah Teâlâ’nın bahşettiği akıl nimetini en güzel şekilde kullanarak riski azaltmaktan mücahidlerin birbirlerine karşı cömertliklerini ve dostluklarını artırmalarına, namaz gibi diri ve dinç tutan ibadetlere sarılıp zaferi beklemeyi hak etmekten sevgi, adalet ve sabır ehli olmaya, kendine ve etrafındakilere güvenmekten cihada hazırlanmaya, sonrasında güzel sonuçlar elde etmenin yollarına kadar her biri bir diğerinden değerli ve önemli olan cihad edenlere merhem niteliğindeki meselelerin kapısını çalmış. O, bu meselelerin kapısını çalmış, ancak asıl gayesi bu kapıların kardeşlerine açılması yönündedir.

Tepeden tırnağa bir mücahid portresi çizmiş

Mücahid kardeşlerine, hazırlıksız olarak ve diğer mücahidlerle istişaresiz hareket etmemelerini öğüt veriyor bir yerde. Hani, yukarıda ayet, hadis ve sahabe hayatlarıyla konuları güçlendirdiğini söylemiştik ya, işte burada, istişare mevzusunda Basayev, Ali İmran ve Enfal Surelerindeki istişare ayetlerini sunmuş ve sonra da Rasulullah Efendimizin haklı bile olsa münakaşayı kesen kimseye cennetin kenarında bir köşkü, şaka bile olsa yalanı terk edenin cennetin ortasında bir köşkü ve ahlakı güzel olanın da cennetin en üstünde bir köşkü olacağını garanti ederek müjdelediği hadisini aktarıyor yerli yerince.

Yine oruçlu olmalarını, zühdü, hayâyı ve ihlâsı kuşanmalarını tavsiye ettiği kardeşlerini, korkaklıktan, münafıklıktan, zandan, fesattan, ihanetten, öfkeden ve disiplinsizlikten uzak durmaya davet ediyor. Dua sancağını daima göndere çekmelerini isteyip aynı zamanda hata ve günahlarından dolayı da tevbe kapılarında an be an duraklamaları gerektiğini hatırlatıyor. Zafer ya da şehadet dışındaki düşünceleri, zihinlerinden ve yüreklerinden silip atmaya çağırıyor kardeşlerini. İsteyecek ve bekleyeceklerse, yaptıklarının ancak bunlar için olacağının, olması gerektiğinin üzerinde ciddiyetle duruyor.

Mücahidlerin, başlarındaki onca sıkıntıya rağmen Basayev’in temizlik konusuna da parmak basması, gerçekten düşündürüp ibret verici bir durum. Efendimizin “Temizlik imanın yarısıdır.” hadisini zikrederek mücahidlerin hem temiz olmalarına hem de temizliği sevmeleri gerektiğine dikkat çekiyor.

Tepeden tırnağa bir mücahid portresi çizmiş, diyebiliriz Basayev için bu eseri aracılığıyla. Bu kıymetli eserini okuyunca, savaşın bile ahlakının olduğunu fark ediyoruz en geniş haliyle. Cihadın çapulculuk ve gözü kara kan emicilik olmadığını öğretiyor öğrenmek isteyenlere, öğrenme derdi olan kişilere. Yalancı ve küstah dünya süper güçlerinin (!) ve onların borazancısı olan yalaka medya organlarının, mücahidleri karalama ve itici gösterme politikalarına devasa bir cevaptır esasen şehid Basayev’in bu miras mesabesindeki kitabı.

Mevzuyla ilgili sözlerimizin sonunu, kitapta, şehid Şamil Basayev’in mücahid kardeşlerinden her dem yapmalarını istediği güzel duasıyla getirmiş olalım: “Ey Allahım! Sana sığındım. Sen ne emredersen razı oldum. Kalbimdeki en büyük korku, Senin korkun. Kalbimdeki en büyük sevgi, Senin sevgin. Bana sabır ver ve cesaretimi artır benim. Beni sebatla mükâfatlandır ve sırat-ı müstakimine yönelt. Bana nefsimi yenmem için fırsat ver. Kâfirlere karşı bana zafer nasip et. Bana asla unutamayacağım irfan gönder. Bana şehid olma fırsatı ver. Beni bağışla ve bana merhamet et.” Âmin.

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 09 Kasım 2016, 11:28
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20