Paşa Demirbağ da Harput Türkülerini Öksüz Bıraktı

Paşa Demirbağ, Harput musikisinin son dönemlerdeki en büyük temsilcilerindendi. Klasik Harput musikisinin… Terbiyenin, talimin, edebin… Muaz Ergü yazdı.

Paşa Demirbağ da Harput Türkülerini Öksüz Bıraktı

Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir?” diye bir mısraı var koca Akif’in. Paşa Demirbağ’ın ölümü nedense bana bu mısraı hatırlattı. Bu memleketin gerçek değerleri sessiz yaşıyor, sessizce göçüp gidiyor dünyadan. Demirbağ, sözlü kültür kalemizin burçlarında dalgalanan bir sancaktı. Mürekkebi hüzünden, sermayesi sonsuzluğa özlemden, serveti derin bir ah çekişten… Bu dünyaya vedasıyla bir sancak daha düştü toprağa. Sessiz, nümayişsiz… Popüler kültürün gürültü patırtısında yitirdiğimiz Türkü diyarımız şimdi daha ıssız.

Evet, Paşa Demirbağ, Harput musikisinin son dönemlerdeki en büyük temsilcilerindendi. Kardeşi Enver Demirbağ öldükten sonra tek temsilcisiydi de diyebiliriz. Klasik Harput musikisinin… Terbiyenin, talimin, edebin… Eskiden bu topraklarda musiki para kazanmak için, şöhret edinmek için icra edilmezdi. Halkının içinde, mütevazı yaşayan, mutlaka bir iş güç sahibi olan fedakâr insanlar, sözlü kültürü yaşatmak için musiki icra ederlerdi. Gökkubbenin altında bizi biz eden sevdalara ses verirlerdi. Hepimizi söylerlerdi, hep bizi söyleşirlerdi…

Harput’ta kürşübaşı geleneği

Urfa’da sıra gecesi, Çankırı’da yaren meclisi, Balıkesir’de barana geceleri, Van’da oturmah, Konya’da sıra yarenleri, Diyarbakır’da velime geceleri, Harput’ta kürsübaşı… Şairleri, ozanları, âşıkları, gazelhanları yetiştiren bereketli ocaklar. Paşa Demirbağ da Harput’ta kürşübaşında ustalarının dizinin dibinde talim etmişti musikiyi, o muazzam birikimi… Türkiye Kültür Portalı adlı internet sitesinde kürşübaşı şöyle anlatılıyor: “Kürsübaşlarında efsaneler, masallar, bilmeceler söylenir; latifeler, şakalar yapılır, yüzük oyunları oynanırdı. Oyun sonunda kaybedenlere cezalar verilir, ağır şakalar yapılırdı. Kürsübaşı geleneklerinden başka Harput’ta bütün mahallelerde ‘oda işletme âdeti’ vardı. Zengin konaklarında selamlık daireleri, orta hallilerin evlerinde ise selamlık odaları bulunurdu. Akşamla yatsı arasında buralarda toplanılırdı. Bu odaların müdavimleri hep aynı kişilerdi. Bir odanın müdaviminin diğer odaya gitmesi hoş karşılanmazdı. Selamlık odalarında sesleri güzel kimseler tarafından Ahmediye, Muhammediye, Kısas-ı Enbiya kitapları, Emrah, Nevres külliyatından parçalar okunurdu. Hikâyeler, masallar, savaş anıları anlatılırdı. İlim adamlarının selamlık odaları kalabalık olurdu. Müdavimlerin de çoğu hocalar, müderrisler veya mektep medrese görmüş kimselerdi. Bu odalar adeta bir ilim yuvasıydı. Fuzuli, Baki, Nef’i, Nabi, Nedim, Sadi gibi şair ve ediplerin eserleri okunur, incelenir, yorumlar yapılırdı. Hatta bu toplantıda ezbere beyitler okunmakla kalınmaz, ‘Fuzuli’den bir beyit okuyacaksın ki son harfi ‘b’ olsun’ şeklinde sorulan sorulara cevaplar alınırdı. İşte böylesine ortamlarda adeta kürsübaşlarında ve odalarda bir ‘yaygın eğitim’ yapılır, insanlar bilgi sahibi olurlardı. Harput insanının kadirşinaslığını, bilge kişiliğini ve musikisindeki şahsına münhasırlığını buralarda aramak gerekir.”

Paşa Demirbağ işte böylesine mümbit bir ortamda soluk alıp veriyor. 1932 Elazığ/Palu doğumlu. Çocukluk yıllarında evlerindeki gramofondan Hafız Burhan, Münir Nurettin Selçuk, Hamiyet Yüceses, Safiye Ayla, Celal Güzelses, Müzeyyen Senar dinliyor. Ortaokul yıllarında babasının ölümü nedeniyle Palu’nun ileri gelenlerinden dayısı Sekratlı Ali Bey’in konağına taşınıyorlar. Ali Bey de musikiye meraklı biri. Paşa Demirbağ ve kardeşi Enver Demirbağ’ın musiki alanında yetişmeleri için çabalıyor. İki kardeş Harput musikisi ve kültürünün dev isimlerinden Kövenkli Hafız (Mehmet Süer), Hafız Osman Öge ve Koruklu Şevki’den ders alıyorlar.

Harput ve yöresinden yüzlerce türküyü kayda geçirdi

Hem çocukluğundan beri Türk musikisinin büyük isimlerini dinleyen hem de Harput’un üstatlarından ders alan Paşa Demirbağ, Harput musikisine hâkim olduğu kadar Türk müziğini de bilmektedir. Çocukken plaklarını dinlediği Safiye Ayla gibi sanatçıları dayısı Sekratlı Ali’nin konağında canlı canlı dinler ve musiki meclislerine devam eder.

Demirbağ, kaybolan bir kültürün musikisini günümüze aktaran önemli şahsiyetlerden. TRT ve Kültür Bakanlığı repertuarına Harput ve yöresinden yüzlerce türkü kazandırdı. Çağrıldığı her organizasyona katılma gayretindeydi. Türkü, uzun hava okudukları kayıtlar, kasetler kendinden habersiz çoğaltılıp satışa sunulmuş, nice paralar kazanılmış ama kendisi herhangi bir ücret gözetmeden Harput musikisi ile ilgili dersler vermiş, gençleri yetiştirmiş.

Evet, Harput müziğinin kaynağı olmasına rağmen çok da tanınmadı, ortalıkta gözükmedi Paşa Demirbağ. Halk müziği repertuarına kazandırdığı türküler çoğu ses sanatçısı tarafından okundu. Belki bu türkülerle birçoğu meşhur da oldu, para da kazandı. Paşa Demirbağ ise son nefesine kadar herhangi bir maddiyat gözetmeden çabaladı. Herhangi bir ödül, mükâfat beklentisi olmadan… Emekli olabilmek için bile büyük uğraşlar verdi. Bizim gerçek değerlerimize verdiğimiz önem ve onlara gösterdiğimiz hassasiyet Demirbağ’ın durumunda bir kez daha kendini gösterdi maalesef. İlgisizlik, görmeme, duymama… Belediyelerimiz yerel kutlama günlerinde bile büyük gürültü patırtılarla şarkıcıları getirip, gürültü patırtıya kucak dolusu paralar harcarlar ama mahalli değerleri görmezler.

Oy akşamlar akşamlar/ Yine geldi akşamlar” diye başlayan türkü de, “Bir tel vurdum Yemen’de gardaşıma /Tez yetişsin cenazemin başına/ Suçum varsa yazsın mezar taşıma” yüreğimizi dağlayan uzun hava da, “Yüksek kayadır gönül/ Derttir beladır gönül” diye başlayan ölüm hoyratı da, “Tıfl-ı nazeninim unutmam seni/ Telhkam eyledi firakın” tecnis hoyratı da, “Meşelidir aman bizim dağlar da meşelidir/ Kaç gün oldu aman yar sevdaya da düşeli” türküsü de, “Gar mı yağmış şu Harput’un başına/ Gurban olam toprağına taşına” da, “Bu su böyle akmasın kenarını yıkmasın/ nazlı yârim geliyor kimseler bakmasın” da, “Esmerim kıyma bana/ Kurban olurum sana” türküsü de Paşa Demirbağ’la bizlere ulaştı, onun sesiyle daha da ölümsüzleşti.

Geçirdiği kalp krizi dolayısıyla 3 Aralık’ta vefat eden Demirbağ’a rahmet olsun!..

 

Muaz Ergü   

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2017, 13:56
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13