banner17

Paris'ten gelmişti, sakindi!

İsmail Kara, Dergah'ın son sayısında, 70'li yıllarda öğrencisi olduğu ve uzun yıllar sonra da aynı fakültede meslektaşı olduğu Mustafa Tahralı'yı anlatıyor.

Paris'ten gelmişti, sakindi!

Yıl 1973. İsmail Kara, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde onsekiz yaşında bir öğrenci. İslami Türk Edebiyatı derslerine Mustafa Tahralı Hoca girmeye başlıyor. Paris’ten yeni dönmüş Hoca. Ahmed er-Rifai hazretleri ve menakıbı üzerine tasavvuf tarihi doktorası almış. Kendi alanı dışında bir derse giriyor olmanın sıkıntısı var üzerinde. Temkinli ve heyecansız, biraz yorgun, ders takriri itibariyle iddiasız, konuşması bazen mütereddit gibi ama hassas, titiz, ciddi ve ısrarlı görünüyor İsmail Kara’ya.Mustafa Tahralı

Hem iddia sahibi hem mütevazı bir hoca

Bu titizliği ve gayretinin sonucunda aruzla şiir yazacak kadar edebiyatta derinleşen Tahralı Hoca’nın güfteleri Cinuçen Tanrıkorur, Alaeddin Yavaşça, Ahmet Hatipoğlu gibi bestekârlar tarafından bestelenmiş.

Fikir ve düşüncelerini savunma konusunda ısrarlı. Ama karşısında konuşan kişiyi büyük bir dikkatle dinliyor. Ders verirken açık ve rahat. Kendini akademik bir kürsünün yüksekliğine yerleştirip öğrencilerinden eksikliklerini gizlemeye çalışmayan bir tevazuya sahip. Tarikat neşvesi, yetiştiği çevrenin etkisi, mizac ve meşrebi onu hem ilim sahasında iddia sahibi hem de aynı zamanda mütevazı bir şahsiyet kılıyordu.

19797Kubbealtı Vakfı'nda bir sufi ve bir hikâyeci

Enstitüden sonra Dergâh Yayınları’nda çalışmaya başlayan İsmail Kara’nın Mustafa Tahralı Hoca ile münasebetleri artarak devam ediyor. Kubbealtı Vakfı’nda, o dönem Türkiyesinin kültürel şartları ve Müslüman çevrelerin yeni arayışları hakkında yapılan konuşmalar ve sohbetlere Mustafa Kutlu da katılıyor. Kutlu, o sırada yazdığı hikâyelerle bağlantılı olarak tasavvufla yakından ilgilenmektedir.

Tahralı Hocanın, tasavvuf klasiklerini Türkçe’ye kazandırmaya başlayan Süleyman Uludağ Hocaya desteğine değinen yazar, ‘60 İhtilali sonrası ivme kazanan İhvan-i Müslimin ve Cemaat-i İslami merkezli tercüme hareketlerinin yanında, bu faaliyetin farklı, önemli ve yeni bir gelişme olduğunu belirtir.

Gelenekçi ekolü Türkçeleştiren iki öncü: İsmet Özel, Mustafa Tahralı

Gelenekçi (tradisyonel) ekolün Türkçe’ye aktarılmasına İsmet Özel ve Mustafa Tahralı’nın öncülük ettiğini söyleyen Kara, hissiyat olarak etkileyici, fikriyat olarak sarsıcı Abdulkadir es-Sufi’nin (İan Dallas) kitaplarını İsmet Özel’in tercüme ettiğini yeniden hatırlatır. Guenon tercümelerinin de ilk kez Yeryüzü Yayınları arasında çıkmasında İsmet Özel’in katkısı yadsınamaz. Bu arada Tahralı Hoca da Guenon’u, beyitlerle, dipnotlarla zenginleştirdiği tercümelerle adeta yerlileştirmektedir.

İsmail Kara şu ilginç tespitleri de düşünce tarihine not düşmek için kaydeder: Hem İsmet Özel’in hem Mustafa Tahralı’nın Guenon’u gelenekçi ekol içinde birinci sırada kabul ettiklerini belirtir. İkinci sırada Schuon olmalı. Fakat nedense Türkiye’de Seyyid Hüseyin Nasr ön plana çıkarılmış ve yaygınlık kazanmıştır. Tahralı Hocanın gelenekçi ekole ilgisi tasavvuf merkezli iken, Özel’inki ise modern dönemde İslam ve dünya sistemini anlama merkezlidir. Bu yüzden Özel, kısa bir sürede gelenekçi ekolü kuşatmış ve aşmıştır.

19798
(+)

Umman'ın incisi: Füsus Tercümesi ve Şerhi

Mustafa Tahralı Hocanın merhum Selçuk Eraydın Hocayla birlikte ilim-irfan ehli için gün yüzüne çıkardıkları çok önemli bir eser var. Ahmet Avni Konuk’un telif ettiği Fususü’l-Hikem Tercüme ve Şerhi’nin ilk cildi Dergâh Yayınları’ndan çıkmış. Daha sonraki üç cilt ise İlahiyat Vakfı Yayınları’nca basılıyor. Kara, Mustafa Bey’in eserin başındaki “vahdet-i vücut” hakkındaki mukaddimesinin önemine de değinir. Ayrıca hocanın, İbn Arabî’nin Tedbirat-ı İlahiyye Tercüme ve Şerhi’ni ve yine Avni Konuk’un Mesnevi Şerhi’ni de neşrettiğini burada bir kez daha hatırlatalım.

 

Mustafa Nezihi Pesen hatırlattı

Güncelleme Tarihi: 24 Eylül 2010, 16:29
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20