banner17

Pakdil, şiir adımlı bir adamdır

Her eylemi bir rivayet gibi anlatılan Nuri Pakdil, hakiki bir münzevidir.

Pakdil, şiir adımlı bir adamdır

Her eylemi bir rivayet gibi anlatılan Nuri Pakdil'in hangi şehirde,  hangi otelde, hangi mekânda yaşadığı pek bilinmez. Hakiki bir münzevidir. Herkesin on beş dakikalığına şöhret olduğu şu tuhaf dünyada, yetmişini aştığı halde bugüne kadar ne bir gazeteye, dergiye röportaj verir, ne de herhangi bir televizyon programına çıkar.

Bazen  Ankara'da  Kuğulu Park'ta kuşlara yem atarken görüldüğü, paradan tiksindiği için para taşımadığı, taşımak zorunda kaldığında da paraya dokunmadığı, Felluce bombalanırken de sessizce ağladığı rivayet edilir. Kitaplardan öğreneceği bir şey kalmadığına inandığı gün, bütün kitaplarını yok eder.

Tavır ve eylem adamı

Hüseyin Su anlatıyor: 31 Ocak 1984. Kar, yeni bir yıla Pakdil öfkesiyle yağmaktadır. Akay yokuşunda trafik tıkanmıştır. Ankara'daki öğrenci yurtlarına haber  verilmiş ve Edebiyat'ın bürosundan başlayan kuyruk Demirler Pasajı’ndan Akay yokuşuna taşmıştır. İnsanlar, kucaklarında kitaplar ve dergilerle yokuştan aşağı inmektedirler. Nuri Pakdil, takım takım kitapları ve dergileri öğrencilere dağıtmaktadır.

Arif Ay'a göre: Düşünce kozasını örüp, onun içinde kaybolup giden aydınlardan değildir. O, düşünce ve sanat kozasını, sabırla, dirençle örerken, tüm yeryüzünü büyük bir titizlikle gözetleyen, gözlemleyen, algılayan, sürekli kendini yenileyen; yerli ve yabancı zorbalara, siyasal cambazlara, emek sömürücülerine, insanı kendi karanlıklarında boğmaya çalışan zalimlere karşı, tek başına yiğitçe direnen, insanın önüne aydınlık ufuklar açan, çözümler üreten bir eylem ve tavır adamıdır.

Nuri PakdilBağdat Caddesi’ndeki bitler

Yer: Bağdat Caddesi.

Bağdat Caddesi’nden Bostancı'ya doğru yürüyoruz. Karşı yönden gelen bitleri yani otomobilleri sayıyor Nuri Pakdil.

“Bakınız Sayın Ay, bir dakikada şu kadar bit saydım.”

Evet, rakam korkunçtu. Türkiye'de güya fert başına düşen  ‘iki milli gelir’in milyar katı bir rakam çıkıyor karşımıza. Bir avuç sömürücünün, alın teri ve emek gaspını, bu tablo ortaya koymaya yetiyor. “Sayın Ay, uygun adımlarla yürüyeceğiz, bir iki üç.”  

Rap rap rap rap rap rap

Kudüs nasıl bugün?

Pakdil, Ortadoğu ile bütünleşmiş gibidir. Eline bir gazete alacak olsa, gazetede didik “Ortadoğu”, “Kudüs” kelimelerini arar, yolda bir arkadaşını görse  “Nasılsın?” der gibi “Kudüs nasıl bugün?” der.

Atasoy Müftüoğlu'na göre, kimsenin “adamı” olmayan, hiçbir şekilde çıkar peşinde koşmayan, yalnızlığı bir hayat biçimine dönüştüren, aykırı bir kişiliktir. Zor beğeniler ve zor seçimlerin adamı olan, ama kalabalıkların adamı olmayan Nuri Pakdil, yol arkadaşlarıyla yollarını ayırarak, kendi başına var olmayı tercih eder.

Bir dönem  gençlerle aynı evde yaşar ve her sabah gençlerin ayakkabılarının içine bir miktar para ve küçük bir pusula koyar. Pusulada gençlerin, o gün kitap, dergi, sinema vs. için harcayacakları parayı tek tek belirtir. Çok sınırlı olan gelirini, bilincin eyleme dönüşmesi için harcar.

25583Santimi on iki katrilyona ilan

Rasim Özdenören  anlatıyor: Edebiyat dergiciliğinde ve kitap yayıncılığında biçimsel bir devrim gerçekleştirir. Köylülükten nefret eden Nuri Pakdil, çıkarttığı dergide olsun, yönettiği yayınevinde olsun estetiğe son derece dikkat eder. Harf karakterinin seçimi, sayfa düzeni, içerik kadar, hatta yerine göre içerikten daha çok önem taşır. İlan için koyduğu ilkeler vardır. “Reklam için ayırdığımız yer, her biri için, bir kibrit kutusu büyüklüğünü geçmemeli” der. Edebiyat, sanki dünyanın her yerine dağıtılıyormuş gibi, jenerikte şöyle bir duyuru yer alır. “Orta Doğu, Asya, Avrupa, Afrika ülkeleri için yıllığı 100 lira, Amerika için 150 lira.” Gene aynı jenerikte şu duyuruya yer verir: “İlkelerimize uygun ilanların tek sütun santimi 100 liradır. Klişe konmaz. Banka ve içki ilanları alınmaz.” Daha sonraki yıllarda, tek sütun santimi 100 lira olan bedeli 12.000.000.000.000 (oniki katrilyon lira olarak belirlenir.) Kimsenin reklam vermeye yanaşmadığı bir dergiye, kimsenin reklam vermeye gücünün yetmeyeceğini anlatmak ister.

İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!

Bir Yazarın Notları adlı kitabında: “İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!” der. Bu cümlesi okuru Pakdil'in düşün coğrafyasına götürecek temel izlektir.

Soyadına uygun pürüzsüz dili ve incelmiş şiirsel üslubuyla Pakdil, yakın dönem Türk edebiyatının en özgün ve aykırı yazarlarındandır.

Şiir adımlı bir adamdır. Yağmuru; “hava kadın gözü”, güneşi; “devrimci soluğundan daha sıcak değil”, biçiminde aktarır.

Nuri Pakdil: “Şimdi, iltica edilmiş bir uzaklık!'

 

 

Ali Yaşkın Nuri Pakdil sevgisiyle yazdı

16 Nisan Cumartesi günü Ankara’da Nuri Pakdil sempozyumu var, http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=6028 haberimize göz atmakta fayda var.

Güncelleme Tarihi: 16 Nisan 2011, 23:35
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Engin Dinçer
Engin Dinçer - 8 yıl Önce

Ben vefat ettiğini sanıyordum Pakdil'in, meğer yaşıyormuş,
Yaşarken öldüğü sanılan bir yazar olmak kötü bişey olsa gerektir...
Şimdi ki gençlerle bir diyaloğu var mı Pakdil'in?
Ya da şöyle soralım, Üstat yazarlar ve şairlerle diyaloğu var mı?
neden yok?
cidden samimi olarak soruyorum, neden yok?
"edebiyat insanı insandan ayırmamalı" diye düşünüyorum... samimi olarak düşünüyor ve sorguluyorum bu durumu kardeşler...

banner8

banner19

banner20