Özgürlüğün ve özgünlüğün peşinde bir hoca

Hasan Boynukara’nın en büyük meziyetlerinden biri sanırım bu kadar ilmi ve bürokratik müktesebata rağmen herhangi kişisel bir yarışa girmemesi. Muaz Ergü yazdı.

Özgürlüğün ve özgünlüğün peşinde bir hoca

Geçenlerde Ara Güler, bir dergiye verdiği mülakatta “Bir kaç değerli profesör dışında üniversite dediğin aptallar yığınıdır.” demişti. Biz de bu yazımızda o birkaç değerli profesörden birini, Hasan Boynukara’yı anlatmaya çalışacağız.

Güler yüzlü, mütevazı, İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında Türkiye’mizin en iyi hocalarından… Sohbeti, karakteri ve kasmayan yapısıyla hemen fark edilir. Onun yanında sıkılmazsınız, sizi sıkmaz. Akademik titrine baktığımızda fakülte sekreterliği, genel sekreter vekilliği, bölüm başkanlığı, rektör danışmanlığı, yabancı diller okulu müdürlüğü, sosyal bilimler enstitüsü müdürlüğü, dekan yardımcılığı ve dekanlık gibi görevler göze çarpar. Bunların yanında TÜBİTAK-ULAKBİM’de editörlük yaptı. İstanbul Aydın Üniversitesi ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde lisansüstü danışmanlık yapıyor. İlaveten yerel ve ulusal gazetelerde köşe yazarlığı, televizyon programcılığı ve internet haber sitelerinde yazarlık…

Hocanın beş tane kitabı, iki çeviri kitabı ve birçok makalesi mevcut. Yurtiçi ve dışında yirmi derginin hakemliğini yürütüyor. Hoca bir koltukta iki karpuz değil, birçok karpuzu birden taşıyor ve bunlar koltuğundan düşmüyor. İngilizce, akademik olarak çalıştığı, eğitimini aldığı alan. Çalışmalarını sadece bu alanda yürütmüyor. Modern eleştiri, edebiyat ve eleştiri akımları, roman, medya ve politika, popüler kültür, Yahudi/Amerikan kimliği, dil, öykünün temel öğeleri ve işlevleri ilgilendiği, kafa yorduğu ve hakkında yazı yazdığı konulardan bazıları.

Referans yarıştırma, malumat tokuşturma, koltuğa yapışma peşinde değil

Hasan Boynukara’nın en büyük meziyetlerinden biri sanırım bu kadar ilmi ve bürokratik müktesebata rağmen herhangi kişisel bir yarışa girmemesi. Kendini ispat etme derdinde olmaması. O, referans yarıştırma, malumat tokuşturma, koltuğa yapışma peşinde değil. Yaşadığımız gerçeklerin, sorunların doğru tespit edilmesi ve bu aksaklıkların çözümüne katkı sağlama uğraşında. “Mitik söylencelerle uğraşmaktan, zihnimizi mitlerle meşgul etmekten gerçekleri göremedik, hayatla yüzleşemedik” diyor. “Bir sistem kurmak yerine, şahısların inisiyatifine bırakılmış mekanizmalara mahkûm olduk ve her önümüze çıkanı Hızır belleyerek ona methiyeler dizdik, omuzlarımızda taşıdık” diyor.

Keşke bununla da kalsak… “Her türlü dünyevi unvan ve makamı kutsayıp, bunların gölgesine sığındık, mevziyi, koltuğu kaybetmemeyi kutsal dava belledik” diyerek kahir ekseriyetimizin röntgenini çekiyor. “Yıllarca her türlü kötülükten koruduğumuz yollara şimdilerde haramiler dolmuş” derken de acı gerçeği yüzümüze çarpıyor.

Hayret etmek için niye bu kadar bekledik ki”

Modern çağda, vicdanını stratejik planlara, programlara teslim etmiş bir dünyada sızlayan bir vicdan sahibi Hasan Hoca. Vicdanlarımıza sesleniyor. Her yerde ölürken çocuklar… Ölümleri bile popülerleştiren, ölümlerden ölüm beğendiren ahlak yoksunu yaklaşımlara da isyan ediyor. Yalnızca televizyonlarda ön plana çıkarılan ve diğer çocukların ölümlerini karartan mantığa da isyan…

Geçtiğimiz günlerde çok acı, çok trajik bir şekilde cesedi kıyıya vuran bir çocuğun görüntüleri yayınlandığında, şöyle feryat ediyordu: “Çocuklar yıllardır ölüyorlar; dünyanın her yerinde ölüyorlar. Afrika’da, Asya'da, Ortadoğu'da. Açlık, savaş, istismar... Kıyıya vurmuş bir çocuk cesedi, kurşunlarla delik deşik olmuş bir çocuk cesedinden ne daha çok trajiktir, ne de daha az. İnsanlığımız bu çocukla ölmedi. Ölmüş insanlığımızın geldiği noktayı işaret ettiği için önce trajik, sonra acıklı ve nihayet popüler oldu. Balley, bonzai koklayarak ölen çocuklarımızın hali kıyıya vuran çocuk cesetleri kadar ciddi ve vahimdir... Kaldı ki yıllardır kitlesel ölümlere tanık olmaktayız. Kısaca neye hayret ediyoruz? Hayret etmek için niye bu kadar bekledik ki...”

Özgürlüğün, özgünlüğün ve orijinalitenin peşinde olan Hasan Boynukara, “Farenin fareliği, aslanın aslanlığı özgür olmalarına bağlıdır. Esir olduktan sonra ikisi arasında hiçbir fark kalmaz.” diyerek özgürlüğün altını kalın çizgilerle bir kez daha çiziyor. Kendisi de siyasi, bürokratik ağ ve bağlantıların esaretinde değil. Bağlantıları çıkarlar için kullanma eğiliminin karşısında. Bu yönüyle de sağlam bir duruşun sahibi.

Hoca, sosyal medyayla da çok ilgili. Velhasıl her platformda vicdanın sesi olmaya ve bizi derinden yakalamaya devam ediyor.

 

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Aralık 2015, 10:47
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Everdi
Mustafa Everdi - 4 yıl Önce

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde herkesin fişlendiği, öteki kıldığı dönemde medeni cesareti ile öne çıkıp bu zulümlere hayır dediği en mümeyyiz vasfıdır. Dar günde konuşur, iktidar izzet ikbal günlerinde kendini muhafaza edebilmenin derdindedir. Güzel insan olunca her dönemde duruşu bozulmayan insanlardan.

Bayram Ali Aktepe
Bayram Ali Aktepe - 3 yıl Önce

Güzel olan hiç bir şey hülasa olunamaz demiş Paul Valery. Hasan hoca güzel insan vesselam...

banner19

banner13