banner17

Orucunu gözyaşlarıyla açanlara

Oruç, Allah'ın orucu, kullarına armağanı. Her nerede iftar edilirse makbuldür elbet. Ya gariplerin olduğu yerde iftar edilirse oruç?

Orucunu gözyaşlarıyla açanlara

Oruç, ağlatır insanıFilistin'de sahur

Orucunuzu açtıktan sonra bir ağlama hissine kapıldığınız olur mu? Özellikle de akşam namazını kılarken… Hani, dünyanın tüm mustazafları için, tüm fakirler için, dövülen tüm gariban çocuklar için, tecavüze uğrayan tüm kadınlar için, ilaç bulamadığı, doktora gidemediğinden ölenler için, hayatında süt içmemiş, muz yememiş çocuklar için, günlük kazancı 3 lirayı geçemeyenler için değil; insan olduğunuz için, oruç tuttuğunuz için! Yukarıda saydıklarım ölümcül derecede önemlidir. Ağlamak ve tüm hepsi için gözyaşı dökmek bir çeşit erdemdir elbette. Ancak, oruç tutan insanlarda meydana gelen melankolik bir hal vardır hani; durduk yere ağlamak istersiniz ya; sanırım bu ağlama hissi bedenin -bir çeşit- arınmasına gözlerin de iştirak etmesi olsa gerek.

Dünyanın bittiği yerde oruç açmak

Dünyanın en garip yerlerinde oruç açmak isterdim. Mesela, hiç uğrayanı olmayan bir köyde, hiç misafiri ya da evladı gelmeyen yaşlı bir insanın evinde, fakirlikten pideyi çocuklarına gıdım gıdım veren insanların fakirhanelerinde, kömür ocaklarında yerin binlerce metre altında iftar eden terli ve yürekli insanların yanında, Grönland’da bir avuç müslümanın yanında, Mekke’nin arka sokaklarında yardımlarla yaşayan insanların mahallelerinde, tüm akrabaları ve komşuları nasrani olan bir Fransız delikanlının Seine nehrine bakıp ağladığı bir uzak iftar güzelliğnde, bir yurt odasında hiçbir iftara davet edilmeyen yalnız bir fakülteli çocukla, Ramallah’ta, bir cadde levhasının altında… Mesela o levhanın üzerinde Rachel Corrie Street yazılı olabilir. O levhanın yalnızlığına yoldaş olmak isterdim, sofralarımızda bol asitli içecekler, bol susamlı, yumurtalı pideler ve Osmanlı mutfağının binbir çeşit iftariyelikleri dururken; sade bir pide, bir bardak su ve anamın her iftarda sofraya koyduğu bir tas tarhana çorbasıyla…

Rachel Corrie

Rachel CorrieOruç tutma biçimleri

Rachel belki hiç oruç tutmadı. Ama biliyorum ki modern dünyanın sunduklarına karşı delice bir oruç tuttu tanıyanlarına göre. Elinin tersiyle ittiği dünya ona yeterince zevk verebilirdi. Hazzın doruklarında Amerikalı bir kız, başarı ve kariyer piramidini hızla çıkan bir modern olmaktansa oruç tutmayı tercih etti. Orucunun karşılığı ise canını bırakmak, dünyadan vazgeçip bir caddenin adı olarak yaşamakla sınırlandırılamaz. Gıpta edilecek bir oruç; midesinden çok haz alacak yerlerini koparmakla mümkündür sanırım. Haz alacak yerlerini kopartıp atan nice Nasrani, musevi, müslüman, budist çocuktan sadece biriydi Rachel.

Sadece, bir buldozer önüne dikilip, insanların yaşam hakkını savunmakla resmedilemez onun eylemi kanaatindeyim. Bu çocuklar, mesela Tom Hendall, orucun farklı resimlerini bıraktılar dünyaya. Bu yüzden olsa gerek, masumların öldükleri yerler de bir nevi o insanların masumiyetlerinden izler taşır. O yerleri kutsamak, ilahîleştirmek değil maksadım; sadece şunu demek istiyorum; Rachel’in adının yazılı olduğu levhanın altında oruç açmak onların cesaretine bir bardak gül şerbeti vermek kadar ferah bir eylem olsa gerek.Filistin'de iftar hazılrığı

“Dünyadan üç şeyi sevdim: Bir, yaz orucu; iki…” der Hz Ali

Ağustos orucu sardı dünyanın dört bir yanını. Sıcak, iş, koşuşturma, hayatın hengamesi derken; çadırlar, fakir evleri, plazalar, bol yıldızlı otellerin restorantlarının iftar menüleri… Dört bir yanda iftar telaşı var. Kimi, iftarda bir nebze olsun peygamber nefesine dokunmak telaşında; kimi ise iftar tacirliği peşinde. Kim ne yaparsa yapsın, bu halleri, “açlıkla iftar olmaz; mühim olan dünyaya uzanan tamahkâr kolları kırmaktır oruç!” düsturuyla eleştirmek değildir gayem. Zira midesini de, kalbini de, zihnini de, zevklerini de aç bırakan bir şekilde Rabb’in rızası için yapmaktadır bu eylemi. Ki, bu eylem elbette bir cem olmanın, toplu fotoğraf çektirmenin başka bir çehresidir.

“Oruç yemenin” alıp başını yürüdüğü zamanlarda, insanların birbirlerini bir şekilde yedikleri vakitlerde Ağustos orucuna yürekleriyle, elleriyle, gözleriyle, mideleriyle bağlanıp medet uman insanlar ne kadar güzeldirler; hele ki önlerinden hiç düşünmeden o sıcaklarda “Suuu! Serin suuuu!”; canları çok çektiği bir vakit otobüs garlarında “Çay! Sımsıcak çay!” diye bağıran birileri olduğunda. Oysa “kardeşlerimiz”in bu ayartmaları bir yana, ne çok duymuştuk, iftar vakitlerinde Rum, Ermeni, ecnebi komşularımız şerbetler, tatlılar getirirlermiş müslüman komşularına…

FilistinBir Nasrani ile oruç açmanın modern zamanlardaki anlamı

Yıllar önce o müslüman komşularına ikramda bulunan, inançlarına hürmeten iftarlarını paylaşan, hatta bazen oruç dahi tutan Nasrani ve musevi insanların bedelini ödemek için Rachel’in adının yazılı olduğu tabelanın tam altında iftar açmak isterdim. Kendi “inanç” kardeşlerim müslüman mahallesinde salyangoz satarcasına oruç saatlerinde “çay, simit, su!” diye bangır bangır bağırırlarken. Sanki müslümanın yeterince şeytanı yokmuş gibi, bir de çıkıp, “Ne o, nefsine hakim olmak değil midir oruç?! Bak, orucun daha bir sahih olsun diye bağıran insanlarla ne alıp veremediğin var?!” kepazeliğinden uzakta, Ramallah’ta, Seine kıyısında, Grönland’da üşüye üşüye, Nijerya’da kuyusuz bir köyde, ya da dünyanın herhangi bir yerinde sırf oruç tutabildiğim için, kimsesizlerin sığındığı bir mahalde hıçkıra hıçkıra ağlayarak, gözyaşlarıyla orucumu açmak isterdim dünyanın tüm seslerinden, yorumlarından, kafa karışıklıklarından, eleştirilerinden, Allahsızlıklarından, küfründen, ifratından ve tefritinden uzakta.

Ramallah’ta, bir cadde levhasının altında belki o kimsesizlerin kimseye muhtaçlık duymadan, kanaatkârca oruç açtıkları yeri bulabilirim.

 

Zeki Bulduk, oruç açarken ağlayan insanların olduğu bir dünyayı sevdi Ağustos iftarında

Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2010, 19:11
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
kurtuba
kurtuba - 8 yıl Önce

bu içli,kaliteli,erdemli yazınız için Allah razı olsun.Rabbim saymış olduğunuz bütün yerlerde orucunuzu açmış gibi sizleri mükafatlandırsın.içinizdeki "eşref-ü mahlukat"tarafınızı arttırsın...

Mehmet Emir
Mehmet Emir - 8 yıl Önce

:(

Serdar Kesici
Serdar Kesici - 8 yıl Önce

Oruç tutmayan bir insanın, okuduğunda ''Ben neler kaçıyorum'' dediği bir yazı.Oruçu bu kadar heyacanlı anlatmanız, bu kadar zenginliği yazınızda toplamanız ne güzel, Allah razı olsun.

hatice batkitar
hatice batkitar - 8 yıl Önce

boğazım düğüm düğüm...

cahit zarifoğlu geliverdi aklıma bütün zarifliği ile "ne çok acı var"...

tanrım çocuklar! tanrım kadınlar! tanrım yaşlılar! tanrım babalar!
tanrım ne gam, savaşlar bitmiyor!

banner8

banner19

banner20