Orda Bir Site Vardı!

Herkes gidenleri kaybolanları, kaybettiklerini, sahip olamadıklarını anlatıyor, acılarımız..

Orda Bir Site Vardı!

Orda Bir Site Vardı!

www.kalanlar.cjb.net'i Mustafa Eryılmaz ile konuştuk!

 

 

Abi neden kalanlar?

 

Herkes gidenleri, kaybolanları, kaybettiklerini, sahip olamadıklarını anlatıyor; acılarımız, sevinçlerimiz, dertlerimiz hep bunlarla ilgili. Oysa insan hayatı boyunca az ya da çok bir şeylere sahip olur ve sahip olduklarının kimi zaman farkına ancak kaybettikten sonra varır; hülasa birşey kalır insana, kâr ya da zarar... Buruk ya da coşkulu, hâl ya da kâl ama kalır... O yüzden şu yaşadığımız zamandaki bizim adımız kalanlar.

 

Kalanlar'ın “iyi adamlar iyi atlara binip gittiler” diye bir sloganı vardı. İyi atlara binip gidenler kimler?

 

Bunlar o sloganı o anda okuyanların abileri. Her ne kadar biz ismine kalanlar desek de, bizim kervanımız göçmedi ve biz dağlar başında kalanlar değiliz... Bizce ciddi bir ayrım bu. Evet iyi adamlar iyi atlara binip gittiler. Cahit abi gitti, Muhammed İkbal, Münir Nureddin, Sebilci, Necip Fazıl, Mehmet Akif… gitti... Ama biz onların yokluğunda dağlar başında kalan yetimler değiliz. Onları da unutmadan, hala izlerini öpe koklaya, ayakta kalanlarız.

 

Başlangıçların önemini biliyoruz, hepimizi heyecanlandırır başlangıçlar... "Kalanlar" da İbrahim Paşalı'nın bir fikriydi yanlış hatırlamıyorsam. Nasıl başladınız desem?

 

Paşalı yenmiş bir elma aldı eline, “hadi, dedi, başlayalım”. Gece saat 03:00 idi. Marmara FM'de soğuk bir odadaydık ama odanın soğuk olması tamamen gereklilik idi. Yani şairane bir başlangıç olacağından zorluklarla başladık tribinden değil, ben deli gibi kısa Camel dumanı basıyordum odaya, Paşam da zehirlenmemek için camı kapatmıyordu; mevsim kıştı, artık kim nerede kiminle napıyor belli değildi, yıl 2001'di.

 

28 şubat depremleri hala artçılarıyla sürüyordu. Ekonomik kriz vardı, ezgiler susmuş Candan Erçetin radyolardan duyulmuş, Ahmet Kaya sevgisi itiraf edilmiş, kaset satılmamaya CD çalarlar elden ele gezmeye başlamış, Mp3 denen müzik formatı ortalığı kasıp kavurmaya başlamış, internet milenyum icadı diye pazarlanmaya başlamış iken Kalanlar çıktı ortaya... Başörtüsü yasağını savunmak ya da karşısında durmak hala samimi duygularla anlatılabiliyordu. Büyük medya güçleri yoktu bizim mahallenin, evimizde kedilerimiz vardı yemek bekleyen sadece. Herkes fotoğraf çekmek istiyor, en çok da siyah beyaz olanları artistlik görünüyordu gözlerimize, bıyıkları yeni terlemişti şimdiki sesi çok çıkan zevatın.

 

Şiir okumayı bırakmış nazım ile nesir arasında tercih yapmak yerine Mızraklı İlmihal'den halimizi nasıl anlarız telaşına düşmüştük… Hay'dan gelenin Hu'ya gittiğini keşfetmek için “hu” diyen dudaklar gözler olmuştuk. Aklımızda yine aynı cümleler vardı:

“Leblerinle emrine amadedir canım benim/

Al da bir buseyle öldür haydi cananım benim/

Lal olur birden dilim bilmem neden görsem seni/

Görmesem kalmaz kararım, dinmez efganım benim.”

Ama bu cümleleri cesaretsizlikten, aslı söylenememiş bir aşk mısralarından çok, aslî sevgiliye nasıl söyleriz telaşıydı bizimkisi… Yoksa çok da sevgililerimize “keşke yalnız bunun için sevseydim seni” mısralarını okumuştuk, ki zaten şiirinde daha yararlı olduğu başka ne kalmıştı!

 

Evet, hatırlıyorum dün gibiydi, üstünden bu kadar yıl geçmiş olsa da. Paşalı vardı, eşim vardı. Gece çok geç saatlerdi, üç elma yedik onların çöpünü fırlatıp atmak yerine Kalanlar'a logo yaptık ve siteyi açtık.

 

Eyvallah abi. Yanlış hatırlamıyorsam 2004'ün sonlarına kadar aşkla, heyecanla, isyanla devam ettiniz. Sonra site kapandı. 2005 yılının sonbaharında E. Fatih Bilge ile yeniden Kalanlar dediniz. Ama bu aşk altı ay kadar sonra bitti. Abi neden yürümedi, Kalanları'n ruhu mu yoktu yani neydi sorun?

 

Kalanlar'da biz hiç isyan etmedik, temelsiz herşey yaşama teslim olur ve varolduğu zamanın şartları onu yer bildiğimiz gibi; ama Kalanlar için geçerli olmasa gerek. Kalanlar yayında kaldığı süre boyunca hep aynı şeyi söyledi. "Biz çıkıp sokakta yürümenizi, arkadaşlarınızla sabaha kadar memleket meseleleri tartışmanızı, manavdan nar alıp tanelerini dökmeden bir bankta oturup yemenizi tercih ederiz. Ama yok illa buradaysanız Kalanlar olarak sizin gibileri bulacağınız bir yerdesiniz" demiştik.

 

Şaka gibidir kimse üstüne alınmasın, ama şu anda sıkı tv programcıları, radyocular, internet sitesi sahipleri, yorumcuları bir çoğu ilk soğuk terlerini Kalanlar'da attı. Kalanlar ne için yola çıkmışsa yayında olduğu zaman dilimlerinde bunu yerine getirdi. İkinci açılış biraz el mahkum açılış oldu, o kadar çok mail geldi ki açalım diye... Ama zaman değişmişti; eskisi gibi 300-500 kişi değil 1000'ler giriyordu siteye. Bizim mahallenin sınırları çok genişlemiş,  karşı mahalle dedikleri yer de bu mahalleye çok uğrar olmuştu. Orda elimizdekini sunarken yine sorun yaşamadık hem teknik hem de sunum şekli olarak. Kalanlar bir çok oluşuma temel attı ikinci açılışında da.

 

Ama komünite denilen yeni internet kavramına daha çok dayanamadı ve havlu attı. Hem teknik gerekçelerle, hem de insani gerekçelerle.

 

Kalanlar'dan kimler geldi kimler geçti demek istemiyorum, zira hep Kalanlarız... Kimlere ev sahipliği yaptı kalanlar? Aklına ilk gelen isimleri sayabilir misin?

 

Tarık Tufan vardı, İbrahim Paşalı, Vedide Yalınayak vardı. E. Fatih Bilge vardı, Yusuf Özkan Özburun vardı, Fatih Uylaş vardı. Bunlar varolduklarını bile isteye söyleyenler, bunun dışında isim isim saysam kim yoktu olacak. Hiç unutmam Elazığ'dan üniversiteli bir grup vardı, sanırım 40-50 kişi, site kapanındığında üstüste mektup attılar. Elektronik falan değil bildiğin PTT'den zarfla protesto mektupları.

 

Hala dururlar, arada mailleşiriz. Amerika'dan bir okuyucu varmış bilmediğimiz, site kapanınca sunucu vereyim size, dedi. Sonra konuşunca öğrendik ki, Amerika'daki en büyük sunucu şirketlerden birinin sahibi, bir Türk kökenli imiş, hiç Türkiye'ye gelmemiş. Türkçesi de bozuk ama o bile Kalanlar'daymış. Almanya'dan, Hollanda'dan, İngiltere'den hatta Lübnan ve İran'dan vardı okuyucular, katılımcılar. Kapanınca anladık kimlerin nasıl sevdiğini.

 

“Kapanınca anladık kimlerin nasıl sevdiğini” dedin de abi, bir vefasızlık mı oldu Kalanlar'da?

 

İnsan hüsranda azizim. Bu asırda da durum değişmedi, irfanla söylenmiş sözler sahibini nerede olursa olsun bulurlar, bizler de doğru niyetlerle kurduğumuz hiç bir köprünün yıkıldığını görmedik. Bak yıllardır kapalı site ama hala kalanlar var.

 

Duyduk ki yeniden masum ve asi kalanlar diyecekmişsiniz? Abi mesele nedir?

 

Yeniden kalanlar... Bilmiyorum güç yetirebilir miyiz bu "internet canavarına" ama istiyoruz yeniden yayına başlamayı... Biliyorum ki bir yerinden başlarsan aynısı olmasa da yine toparlanırız. Ama bu toparlanma bizi bir yere götürür mü yoksa yine bir ara mı veririz; şimdilik muamma. Herhalde bu işlerle uğraşmak için insanın içinde enerjiden fazlası olması gerekiyor... Kalanlar'dan sonra bir çok sitede -ki içlerinde kişisel blogumda var -yazmaya çalıştım. Ama Kalanlar gibi olmadı.

 

 Öyle bir uhdesi var işte.

 Şimdilik bir niyet var.

 Eyleme dönüşür mü, ya nasip...

 

Mustafa Eryılmaz şimdilerde ne işle meşgul?

 

Director of Corporate Strategic Planning (DCSP) veya Türkçe anlamıyla Kurumsal Strateji Planlama Yöneticisi. Kendini memleket meselelerine adamış, nerde yeni bir teknoloji ya da ürün var memlekete getirme çabasında. Şu anda nano teknoloji ile uğraşıyor, bu arada reklam mecralarına danışmanlık yapıyor, uluslararası iş satın alma programları düzenliyor. Son bir kaç yılını Hong-Kong, Taiwan ve Çin'e ayırmış durumda. Ayrıca, İstanbul açık hava reklam alanlarıyla ilgili çalışıyor.

 

Sağolasın, teşekkürler abi. Var mı eklemek istediğin başka bir şey?

 

Hatırladığınız için ben teşekkür ederim. Dünya Bizim'e de yayın hayatında başarılar dilerim.

 

 

 

İskender Gümüş, biz de Kalanlar'danız, dedi.

 

Güncelleme Tarihi: 28 Eylül 2010, 23:43
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdurrahman Cem
Abdurrahman Cem - 12 yıl Önce

Kalanlar efsane bir siteydi. Yeniden burda adını okumak çok iyi oldu.

Elif Nida
Elif Nida - 12 yıl Önce

Kalanları yeniden online görmek heyecan verici olacak... Gerek Spesifik Gerekse Kalanlar bazılarımızın (mesela benim) yaşamında apayrı bir yere karşılık geliyor zira...

sezin önbilir
sezin önbilir - 11 yıl Önce

herşey bir fikirle başlar ve bi "ah" ile biter...

banner19

banner26