Onda farklı bir üslup var!

Yazarımız Zeki Bulduk Yazar Halime Toros'u yazdı.

Onda farklı bir üslup var!

Halime Toros

Kitap isimleri bile insanda durup dinleme hissi doğuruyor.

Hele ki son kitabı Asya'nın Kandilleri; okuma da o kandilleri seyret hissine sevk ediyor insanı.

Bir kız vardı… Fakülteliydi. Belki de ODTÜ'dendi. Sırtında eski kitaplar taşır, Sıhhiye Köprüsüne ve Zafer Çarşısı'na yakın bir yerlerde, mahcup, yüzü yerlerde ya da yüzü okuduğu kitaba geçmiş, öylece oturur dururdu hiç satılmasınlar istediği kitaplarının başında. Neden kitaplarını satardı? Neden hiç satılmasınlar isterdi? Okumayı mı seviyordu, yaşamaktan yana mıydı? Yaşamak neydi?

 Halime Toros kitaplarına sinmiş bir Pavese, kenarından bakan bir Tezer Özlü, ağır ağır gelip kitapların başköşesini tutan bir Kafka vardır. Bu yüzden Halime Toros kitaplarına Kafkavâri diyenler de olmuştur. Varlık ve hayat sorgusu imanla birlikte bitmez O'nun satırlarında. Sürekli bir cebelleşme, bitimsiz bir samimiyetle insanın kemiklerine kadar inen bir sorgu vardır. Basite alınamayan bir hayatla yüzleşmiştir çünkü Toros. Bu yüzden meydana pek inmez. Eseri vardır onun. Sesi de sözü de, vasıfları da kitaplarındadır. Söylediklerindir önemli olan, sen bir adem kızı hut adem oğlusun işte! Edebiyat görünmelidir, edebiyatı ortaya koyan değil!

90'lı yıllarda "mahallemizde" hikâye anlatan ablalarımızın sayısı bir elin parmaklarından daha az idi. Varsa yoksa toplumsal edebiyattan alıntılar, parasız yatılı günleri, erkek egemen bir toplumda  Alev Alatlı, Tomris Uyar, Füruzan, Pınar Kür okunur, iman edilir, geride kalan kadınlar da nasıl olsa birileri yazıyor diye yazılanlara biat ettikten sonra kısır tartışmalara devam edilirdi: Kadınlardan peygamber gelmiş mi? Erkekler kadınları kaç bin yıldır sömürüyor? He kızım Şehrâzat anlat bakalım hikayeni! diyen pek yoktu vasat altı gündem ve "bencil" edebi sayfaların dışında.

Halime Toros vasattan çıkılıp "yeni kelimelerle ve sahici dertleri olan" insanların hikayelerini yazıyordu. İster felsefi, ister psikolojik, ister dini, ister ladini cepheden bakılsın; isterse sadece hikaye etme olarak görülsün, Halime Toros sessiz sakin bir dip not düşmüştür Türk edebiyatına. Her ne kadar Kafkavari, Pavese tınısı var, desem de; yazdıklarında Kafka ve Pavese neredeyse kopya halinde olan bir Tezer Özlü daha fazla "revaç" bulmuştur bu topraklarda. Zira, bu toraklarda yaşayanların mürekkep yalamış, harf yutmuşları ithal dertleri sevdiğinden olsa gerek, ithal hastalıklarla buhrana girenlerin hikayelerini daha bir merak ediyorlar. Onlar için anma törenleri, onlar için şölenler, onlar için festivaller ve onlar için imza günleri. Halime Toros, bu topraklardan husule gelen sancılı kimliklere dokunduğu için mi yaygın bir alanda okunmadı? - Bu topraklar hastalık saçmaz, demeyin! Sütten çıkmış ak kaşık yok bu mutfakta! Lakin bu topraklara esen başka rüzgârlar elbet yağmurlar bıraktılar ruhumuza. - Hoş, yaygın alanda okunmak demek o eser yahut yazarın "iyi-kaliteli" olduğunun belgesi değildir ya!

Şair Kemal Sayar (zira pskiyatr demiyorum, şair yanı söylediğinden olsa gerek) Mona Roza'dan mülhem yazdığı eserde "Senin akçen bu pazarda geçmez idi!" der. Halime Toros'un akçesi kıymetlidir. Bu Pazar ise, hır gürün olduğu, kimin elinin kimin kitap rafında olduğu bilinmeyen bir bezirgânlar pazarıdır. Bu sebepten akçesi iyi ki pazara düşmedi. İyi ki on binlere ulaşmadı eserleri.  Zira, onun satırlarına gözleri değenlerin gözleri diğer metinlerdeki üslubun saman alevi gibi yanıp kaybolduğunu da gördüler.

Halime Toros  "görünmekten çok müşahede etmek-ettirmek" isteyen bir hamaratlıkta. Zira Asya'nın Kandilleri buna iyi bir işarettir. Aslında "Halime Ablamız nerelerde?" tarzı bir yazı düşünüyordum. Zira, Sahurla Gelen Erkeklerin safiyane dilini özlemiş ve umarım bir öykü kitabıyla daha yüzleşir; gözümüz, dimağımız bayram eder diye düşünüyordum ki gezi ve bilim tarihine yolculuk eseri olan Kandilinin ışığıyla mest oldum.

Hatta şunu da söylemeliyim: İnzivaya yahut dünyanın kenarına çekilmediği için sevindim.

 Zeki Bulduk yazdı 

 

Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 11:18
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Cesur Küçük
Cesur Küçük - 11 yıl Önce

Halkaların Ezgisi çok önemli bir eserdir fakat oluşturması gereken etkiyi bir türlü oluşturamamıştır.
Bunun sebebini bazıları 28 şubat döneminde yazılmış olmasına bağlar.
Halime Toros çok önemlidir. Okuduğunuz , okuyacağınız bir çok yazardan daha mükemmel kitaplara imza atmıştır.

A.Birokur
A.Birokur - 11 yıl Önce

Halime Toros'un "SAHURLA GELEN ERKEKLER" isimli öykü kitabını severek okumuştum. Kıymetli bir eserdi. Yeniden öyküye dönmesi sevindirici elbet. Kitabına da isim olan öykü, hayatın, toplumun içindeki duyarlı bir tavrı gösteririr. Ötekini gören; acılara, yalnızlıklara tanık oluşun bir ifadesidir "SAHURLA GELEN ERKEKLER" kitabı. "Ben" merkezli değil, "biz" merkezli bir bakış hakim. Ve sahih bir dil...

selçuk küpçük
selçuk küpçük - 11 yıl Önce

evvela zeki bulduk'a bu yazı için -ki bence bir vefa yazısıdır- teşekkür etmek gerekli. "sahurla gelen erkekler" unutamadığım kitapların başında gelir. bazı arkadaşlar ile 90'lı yılların edebiyatı üzerine konuşurken mutlak bir cümle de halime toros için kurarız.
"halime ablamız nerelerde" sorusu önemlidir.
halime ablamız burada olmalıdır. edebiyat dünyası ile , dergiler ile daha fazla iletişim kurmalıdır. yeri doldurulamayacak önemde bir yazardır.
selçuk küpçük

Asım Öz
Asım Öz - 11 yıl Önce

Halkaların Ezgisi'nin oluşturması gereken etkiyi oluşturamadığına dönük eleştiri oldukça eksik bu eser hem Müslümanların çözülme sürecinde hem de bu çözülme süreci üzerinden Müslümanlara kimlik biçmenin nesnesi olarak okunmuş bir romandır.Esee daha yakından bakmak için Y.Ramazanoğlu'nun Virgüldeki yazısına,Ardından Ali Değirmencinin Yozlaşma ve Baskı Ortamında Sanat adlı eserine son olarak da kimlik biçme olarak okunması bakımından Kenan Çayır'ı doktora tezinin kitaplaşmış haline bakılabilir.

asım öz
asım öz - 11 yıl Önce

İlk olarak Sahurla Gelen Erkekleri ardından romanını,sonra belgesel kitabını en son da Tanımsız'ını okuma olanağı bulduğum yazarın bu günlerde yeni öykü kitabıyla edebiyat dünyasına dönecek olduğunu biliyorum.Bu dönüşünün romandan sonra olması da beni ayrıca heyacanlandırıyor.Eleştirilerin yol azığımıza katkı olarak anlaşılacağını ümit ediyorum..

Cesur KÜÇÜK
Cesur KÜÇÜK - 11 yıl Önce

Benim demek istediğim şuydu;bu eserin üzerine daha fazla konuşulması gerekirdi. Kenan Çayır'ın bu romanı bulup çıkarması önemliydi fakat bizim camianın dergilerinde, televizyonlarında hakettiği yeri bulamadı.

Asım ÖZ
Asım ÖZ - 11 yıl Önce

Etki ile ilgili olarak yapılan yorumdan sonra şunu söylemek isterim:Roman,şiir,öykü,deneme vb..Hangi alanda olursan bizim camia oldukça çorak.Örneğin sol kültürel çevrenin eleştirmenlerinin kitapları üzerinden dönemsel bir soyağacı çıkarılabilirken,bizim camia için böyle bir şey yok.Düşüncenin ve edebiyatın farklı farklı ileremesi de etkili bunda tabii.Doksanların sonunda yayımlanan romana ya da anlatıya diyelim eleştirel ses veren yazılar olmadı değil oldu.

banner19

banner13

banner26