Onda değişik bir rikkat ve zarafet vardır

Kâmil Şahin, hocadır. Geçmişe dair araştırma yapanların dostudur. Ankara’da, maziye işi düşen birçok araştırmacının yolu, bir şekilde onunla kesişmiştir. O; hem bir emekli imam, hem bir mektep adam, hem bir araştırmacı yazardır. Mesut Özünlü yazdı.

Onda değişik bir rikkat ve zarafet vardır

 

 

Kâmil Şahin, hocadır. Geçmişe dair araştırma yapanların dostudur. Ankara’da, maziye işi düşen birçok araştırmacının yolu, bir şekilde onunla kesişmiştir. O; hem bir emekli imam, hem bir mektep adam, hem bir araştırmacı yazardır… Kâmil Hoca ise kendisini, “Selçuklu Türk-İslam tıp tarihçisi” olarak tanıtmaktadır. 1939 Çorum doğumludur. Her ne kadar hayatının çoğunu Ankara’da geçirmiş, oradaki çeşitli camilerde uzun yıllar görev yapmış; ülkemizin değişik illerinde düzenlenen panel, sempozyum, seminer gibi bilimsel etkinlik ve şölenlere oradan katılmış olsa da, onun söz ve davranışlarında birazcık İstanbul beyefendiliğini çağrıştıran değişik bir rikkat, tını ve zarafet hissedersiniz sanki…

Bir gönül adamı

Bunun da sebebini, çok geçmeden kendini anlatmaya başlamasından çabucak fark edersiniz… Dahası İstanbul’a ilk 1955 yılında gittiğini söylemesinden, önce Anadoluhisarı Kur’an Kursu’nda sonra Fatih’teki Üçbaş Medresesi’nde ders görmüş olmasından, devrin önde gelen kurra hafızlarından Seyfettin Ersin ve Ayakları Kesik İsmail Efendi’den Kur’an ezberinin yanında kıraat, talim ve tecvit okumasından; ayrıca Bestekâr Tahir Karagöz, Fatih Camii Müezzini Nizamettin Gürses ve Hafız Cevdet Soydanses gibi ünlü ses ve makam ustalarından da nikriz, saba ve uşşak gibi makamlarda dinî musiki dersleri almasından anlarsınız…

Bir ilim ve araştırma tutkunudur Kâmil Hoca… Onun hayatını inceleyince, en son imam-hatiplik görevini ifa ederken emekli olduğu Ankara’daki Hallaç Mahmut Camii’ni hatırlamadan geçemiyor insan… Çünkü o Kâmil Şahin Hoca ki; ilim, bilgi, okuma ve öğrenme uğruna yetmiş beş yıllık ömrünü Çorum’dan İstanbul’a, Fatih’ten Kadıköy’e, oradan da Ankara’nın çeşitli semtlerine hallaç pamuğu gibi atmış savurmuş, en nihayet Ulus’taki Hallaç Mahmut Camii’nde karar kılmış, sonunda sükûta erip bir iç huzurun dinginliğe ulaşmış gibidir âdeta…

Kaybettiklerimizin çoğu mazide saklı

Selçuklu tıp tarihi üzerinde özgün bir birikime sahiptir Kâmil Ağabeyimiz. Bilimin ve bilginin önemini anlatırken, mazi ile şimdiyi birbiriyle kaynaştırmış gibidir o. Bundan böyle Osmanlıcayı okuyup öğrenmek, kûfiden siyakat yazısına kadar bu ecdat diyarının kalem dilini çözmek, kısacası bin yıllık koca Osmanlı ve Selçuklu devirlerinin tarihî hazinesine girebilmek çok önemlidir Kâmil Şahin için… Çünkü her şeyden önce o, kaybettiklerimizin çoğunun mazide saklı olduğuna inanmış; başka bir deyişle, bugün ve yarının, dünün devamı olduğu düşüncesinde sabitkadem olmuş bir araştırmacı yazardır.

Kendine özgü, bilgili ve görgülü, saf ve sevecendir Kâmil Hoca… Biraz klasik ve gelenekçi yönü ağır bassa da, bir o kadar da ileriye odaklı bir bakış açısına sahiptir o. İkide bir, “Bizim yaş epey ilerledi…” deyip durmasından mıdır bilinmez, sanki yaptıklarını ve yapacaklarını fazlasıyla dillendirmek, âdeta ömründen ve içinden geçen güzellikleri dostlarıyla şahitlendirmek ister gibi bir çırpınış sezinlersiniz onun konuşmalarında… Hele 1993 yılında Moldova’nın Konrat Üniversitesi’nde yapılan uluslararası sempozyum… Ve burada sunduğu bir tebliğ… Sonra Gagavuz Türklerinin bu sempozyuma olan ilgi ve teveccühleri… Ardından bu sempozyumun sonunda kendisiyle sohbet eden birkaç kişinin Müslüman olmak istediğini söylemesi…

Katıldığı bilimsel toplantılar, yaşının toplamından daha çoktur Kamil Şahin Hoca’nın… O, yurt içinde ve yurt dışında 80’den fazla milletlerarası sempozyum ve kongreye katılmış; bunlardan ikisinin genel sekreterlik görevini üstlenmiştir. Ayrıca Genelkurmay Başkanlığı 7’inci ve 9’uncu Tarih Seminerleri, Antalya 1996 Yılı 3. Çevre Şurası Toplantısı,Türk tıp tarihi ve Türk Tarih Kurumu kongreleriile Vakıflar Genel Müdürlüğü sempozyumlarına katılmış; sunmuş olduğu tebliğlerin tamamına yakını da yayınlanmıştır. Bütün bu faaliyetlerinin yanında Diyanet Gazetesi, Vakıflar Dergisi, Diyanet İlmî Dergisi, Kültür Bakanlığı’na ait Millî Kültür dergilerinde de yazıları yayınlanmıştır.        

Niksar Belediyesi Yayınları arasında yer alan, Gazi Osman Paşa Matbaası tarafından 1999 yılında yayınlanan “Danişmentliler Döneminde Niksar” isimli yapıt, Kâmil Şahin tarafından kaleme alınmış en kapsamlı araştırma eserlerinden biridir. Yazarın ayrıca, “Osmanlı Devleti’nin Manevi Kurucusu Şeyh Edebali’nin Hayatı” adlı eseri ise, Bilecik Belediyesi tarafından 2008 yılında basılmıştır. Ayrıca “Emeviler’den Osmanlı Sultanı I. Murat Dönemine Kadar Bilecik Tarihi” adlı eseri yayınlanmak üzeredir. Bir de “İstanbul’da Emeviler Döneminde İnşa Olunan İlk Mabet: Arap Camii ve Galata Kulesi” adlı çalışması da yayın kurulunun tetkikine sunulması için, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na teslim edilmiştir.

Bir çok değerli çalışmaya imza attı

Kâmil Şahin Hocamız, aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nin madde yazarlarından biridir. Önümüzdeki günlerde tamamlanma galası düşünülen tarihî ansiklopediye “Halvânî”,“Şeyh Edebâlî”,“Habib-i Karamânî”,“Bünyâmîn Ayâşî”,“Esad Muhlis Paşa”,“Şemseddin Günaltay”,“Deniz Hamamı”,“Ahmed Fevzi”,“Ahmed Hamdi Serbestzâde”,“Muhyiddin Muhammed Şeyh Yavsî”,“Abdurrahman Kâmil Yetkin”gibi yirmi civarında ilmî, siyasi ve tarihî şahsiyetin biyografilerini yazmıştır. Ayrıca aynı ansiklopedinin ek ciltlerinde “Mustafa Vâzıh”,“Şeyh Hüseyin Gazi”,“Abdalata Mahmud Burhan Zaviyesi” gibi şahsiyet ve yapıları içine alan bir dizi madde de yazım aşamasındadır.

Kâmil Hocamız; ilmî araştırmaların yanında şiir ve sanat alanında da yoğun çaba harcamış, sayfalar dolusu şiirlerini bir divanda toplamış, basıma hazır hâle getirmiştir. Kısacası o; sesi soluğu, nikriz ve uşşak makamında okuduğu ezan ve kasideleri, ilim irfan uğruna koşuşturmaları, araştırma yazıları ve hoş sohbetleri ile saygı ve sevgi gören bir büyüğümüzdür. Kendisinden daha çok ilmî ve fennî eserler bekler, hayırlı uzun ömürler dileriz.

 

 

Mesut Özünlü yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2014, 12:06
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
fuat yöndemli
fuat yöndemli - 5 yıl Önce

Sevgili Kâmil Şahin hocamız, üstâdımız için bu güzel yazıyı kaleme alan Mesut Özünlü beyefendiye teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Hakikaten bir âbide şahsiyeti anlatmışsınız.Şahsen ben de o şerefe nail olanlardan, Kâmil Şahin üstâdımızla tanışmak şerefine erişenlerdenim. Onu çok güzel anlatmışsınız. Bu durum karşısında ben ancak şunu ekleyebilirim: "Gülü tarife ne hacet, o ne rânâ çiçektir, biliriz"...

Mehmet Mustafa Erkal
Mehmet Mustafa Erkal - 5 yıl Önce

Yaşam geriye bakarak anlaşılır, ileriye bakarak yaşanır düsturu ile ömrüne devam eden Sayın Kâmil Şahin i anlatmakta kifayetsiz kalacak her sözün bilinci ile kaleme alınmış bu yazıyı yazan Sn.Özünlü yü tebrik ediyor, geçmişe sahip çıkmak isteyen tüm insanların Kâmil Hoca ile tanınmasını tavsiye ediyorum.

banner19

banner13